İngiliz’i İngilizce sınavına sokmak...

Türkiye çok eğlenceli bir ülke aslında.

Mesela Milli Eğitim Bakanlığı, İngiliz ve ABD’li öğretmenlerden İngilizce yeterlilik belgesi istedi.

Aslında öğretmen demek doğru değil, not verme yetkisi olmayan ama çocuklara telaffuz başta olmak üzere katkı sağlayan usta öğreticiler tam adları.

İyi de ana dili İngilizce olan ya da İngilizce eğitim veren bir üniversiteyi bitiren insanlardan İngilizce yeterlilik belgesi istenmez ki.

Asıl istenmesi gereken belge, bu insanların öğretici olmak için gereken yeterliliğe sahip olup olmadıklarını gösteren belge.

Tüm dünyada geçerli olan bu belgeler, TEFL, TESOL, CELTA, DELTA gibi isimlerle anılıyor.

Yani TOFEL değil, bu belgeleri aramamız gerekiyor.

Anlamadığım bir konu daha var: Milli Eğitim Bakanlığı görevlendirme için C notunu yeterli bulmuş.

C, sınıf geçmek için gereken en alt seviyedeki not, neden o not seviyesini kabul ediyor ve çocuklarımızı en iyiye teslim etmiyoruz ki?

Dedim ya, Türkiye çok eğlenceli bir ülke...

Bu ne itici bir mesaj 

İngiliz’i İngilizce sınavına sokmak...



İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, maske takma zorunluluğunu gördüğünüz mesajla duyurdu sosyal medyada.
Bursa Valiliği de aynı zorunluluğu gördüğünüz diğer mesajı paylaşarak anlattı.
Dili 1940’ların tek parti dili gibi olan mesajları bu çağa ait mecralarda kullansanız da fark etmiyor işte.                                    

Karadut ve aşk üzerine...

1946 senesinde Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun resimleri oldukça yüksek fiyata satıldı İstanbul’da.


İngiliz’i İngilizce sınavına sokmak...

Satışlardan elde edilen paranın tamamı tüberküloz tedavisi gören Mari Gerekmezyan’ın tüberküloz ilaçları için harcandı.

Bir resim hocası ile üniversiteye misafir öğrenci gelen bir kadın arasındaki aşkın sondan önceki safhasında yaşandı bu yazdıklarım. Resim aşkını anlatmaya yetmeyince Karadutum, çatalkaram, çingenem mısralarını Mari için yazmıştı Eyüboğlu, öyle bir aşktı yaşadıkları.

Tedavi işe yaramadı, Mari öldü, Bedri Rahmi’nin eşi Eren Hanım, tanık olduğu tüm bu sürece rağmen hep arkasında durdu Bedri Rahmi’nin.

Hikâyenin bu kısmını şiire meraklı olanlar bilir de Karadut efsanesi daha az duyulmuştur.

Efsaneye göre, birbirini çok seven iki âşık, Piremus ve Tispe’nin altında öldükleri ağacın bu aşka adanış halidir Karadut.

Piremus’un kanı meyveyi ve Tispe’nin gözyaşları yaprakları simgeler.

Efsane deyip geçmeyin, bilirsiniz, eldeki karadut lekesi ancak yapraklarıyla silerseniz geçer...

İkinci salgın neden sonbaharda?

Koronavirüste tüm dünya ikinci salgından korkuyor ama tahminler de değişmiyor. Sonbaharda ikinci dalga beklenmesinin sebebi daha çok kapalı mekânlarda toplanacak olmamız değilmiş aslında.

Mevsim geçişlerinde ve özellikle sonbaharda diğer virütik hastalıkların sayısı artacağı için daha çok hapşırmak, öksürmek gibi virüsü daha yaygın hale getirecek durumlarla karşılacak olmamızmış endişenin sebebi.

İyi de 18 Haziran 2020 günü, 150 bin yeni vakayla dünyada koronavirüs tanısının en fazla konduğu gün olarak tarihe geçti.

Mutlu musun?..

Çocuklar kaç yaşına gelirlerse gelsinler, anneler ve babalar çocuklarına bir sürü soru sorarlar:

Öğrencilik yıllarında: Günün ya da sınavın nasıl geçti, paran var mı, kaç netin var, dersler nasıl, hangi üniversiteye karar verdin vs...

Çocuklar büyür, sorular değişir ama devam eder:

Müdürünle aran iyi mi, maaşına zam yapacaklar mı, sana araba verdiler mi, prim alacak mısın, vs...

Bu binlerce soru formuna hiç gerek yok aslında.

“Mutlu musun?” dünyadaki tüm soruların yerine geçebilecek tek sorudur ve nedense hiç sorulmaz bizim memlekette.

Cevap mutluyum olursa sorun yok demektir.

Mutsuzum diyorsa da bizim sormayı akıl edemediğimiz gerçek sebebi öğrenmiş oluruz.

Dünyanın en anlamlı sorusunu daha fazla ıskalamaktan ne zaman vazgeçeriz acaba?

Büyükşehir’in cevabı geldi...

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden “Süt çantaları” yazıma uzun bir açıklama geldi. Çarşamba günü hem açıklamayı hem de detayları paylaşacağım.