‘Tayyip Erdoğan gidecek, dertler bitecek’

Yunanistan Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi hapsetme fikrinden vazgeçecek, adaları silahsızlandıracak.

ABD Suriye’de YPG’yi desteklemeyi bırakacak, anahtar teslim devlet projesini rafa kaldıracak.

Brüksel, “Hadi artık tam üyesiniz” diyecek, tam üyelik resmen başlayıncaya kadar da vize muafiyeti getirecek.

Kur üzerindeki siyasi baskı bitecek, dolar bulmak kolay, Türk Lirası bulmak zor olacak.

 Rusya, Suriye ve Libya’daki deniz üssü projelerini rafa kaldıracak, sıcak denizleri kontrol etme planını çöpe atacak.

İsrail, Gazze ablukasını sona erdirecek, Kudüs’ü başkent yapma kararından vazgeçecek.

Tüm sorunların sebebini bir kişiye yükleme kolaycılığının giderek arttığı bir dönemden geçiyoruz.

Şu an sorun yaşadığımız ülkelerle sorun yaşamamak gibi bir seçeneğimiz var ama nasıl var?

Doğu Akdeniz’de haklarımızı korumaz, Ege’yi Yunan gölüne çevirecek 12 deniz mili kıta sahanlığına ses çıkarmazsak Atina’yla tek bir sorunumuz bile kalmaz.

Suriye’de kurulmaya çalışılan anahtar teslim devletin, önce Irak, sonra İran ve en nihayetinde Türkiye’den toprak isteyeceğini görmezden gelirsek, Washington ile bahar havası yaşarız yeniden.

Maddeleri çoğaltmak ve sıfır sorun bir Türkiye portresi çizmek ancak böyle mümkün olabilir.

İyi ve etkin bir muhalefet yapmanın yolu, hedefin Cumhurbaşkanı Erdoğan değil, Türkiye olduğunu anlamaktan geçiyor.

Türkiye’nin böyle bir muhalefete her zaman olduğundan daha fazla ihtiyacı var.

‘Tayyip Erdoğan gidecek, dertler bitecek’

Aklıma gelmezdi, başıma geldi

ABD Başkanı Trump için endişeleneceğim hiç aklıma gelmezdi. Trump’a bir şey olursa yerine geçecek Başkan Yardımcısı Mike Pence, Demokrat başkan adayı Biden ve diğer Demokratlar o kadar Türkiye’ye karşıtı ki endişendim.

Sözün her zaman silahtan daha etkin olması gerektiğine inanırım. Önce Ege’de, sonra da Ermenistan saldırısı sonucu Azerbaycan’ın karşılık verdiği süreçte Fransa Cumhurbaşkanı Macron’u izliyorum. “Türkler laftan anlamaz, hareket gerekir” diyen bu arkadaş, namlu ucu gördüğü her yerde, 180 derece dönüveriyor. Dün de Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’e telefonda şirinlikler yapmış. “Fransa Cumhurbaşkanı sözden değil silahtan anlar” demek çok hoşuma gitti.

İnsanları arabalarına göre sınıflandırmayı da, sınıflandırılanları da hiç sevmem. Bu hafta Demirciköy-Kilyos yolunda, arabanın camından dışarıya çöp atan 3 araba da aynı marka değil ama hem iş hem de özel olarak kullanılan tipte arabalardı. Şimdi o tip arabalar geçerken arkalarından dikkat kesildiğimi fark ettim. Hiç mutlu değilim gösterdiğim bu refleksten.

Medyanın büyük kısmı için eğitim haberi yapmak demek okullar açıldığında trafik sıkışıklığı, pandemi döneminde özel okulların aldıkları para üzerine haber yapmaktır, o yüzden eğitimle ilgili her haberi çok ciddiye alırdım. Cuma günü Milli Eğitim Bakanlığı, kurum açma-kapatma, ad verme yönetmeliğinde değişiklik yaptı. Hangi sınıfta kaç kişi olursa okul açılabilecek diyen bir iş. Yaklaşık 20 milyon öğrenci evinde otururken, Milli Eğitim Bakanı’ndan hayat normalmiş gibi gelen bu açıklamaya ister istemez güldüm.

Dünyanın en kıvrak kurumu

Birleşmiş Milletler, 30 Eylül’de, Türkiye ile Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Alanları Anlaşması’nı kayda geçirdi.

Aylardır beklediğimiz haberdi, sevindik.

Fakat, Birleşmiş Milletler söz konusu olduğunda siyaset her zaman adaletin önüne geçiyor.

Kurum, Türkiye-Libya Anlaşması’nı kayda geçirdiğini açıklamadan iki gün öce, Mısır ve Kıbrıs arasında 2013’te imzalanan “Ortak bölgede hidrokarbon kaynaklarının geliştirilmesi ve Aralık 2019’da imzalanan Kıbrıs Rum Kesimi-Mısır deniz altından doğrudan doğal gaz boru hattı inşası anlaşmalarını kayda geçirdiğini duyurdu.

Her iki anlaşma da Türkiye’den sonra Birleşmiş Milletler’e iletilmiş anlaşmalar ama takvim iki gün önceden işledi.

Rum Kesimi’nin ağzına iki parmak bal çalındıktan sonra da sıra Türkiye’nin beklediği habere geldi.

Birleşmiş Milletler mi daha acınacak bir halde yoksa 2013’teki anlaşmayı, Türkiye-Libya Anlaşması’ndan sonra Birleşmiş Milletler’e yollamayı akıl ettiği için Kıbrıs Rum Kesimi mi, lütfen siz karar verin...

Bunu da başardık işte...

Sonunda bunu da başardık işte...

Kahramanmaraş’ta öldürülen bir kadının vücudundaki 13 bıçak darbesinden 12’si yeni eşine, biri de eski eşine ait çıktı.

Otopsi raporuna göre eski eşin tek darbesi de tek başına ölümcül olabilecek bir darbeymiş. Pes bile diyemiyor insan...