Hande Yener'den 20. yıla özel görsel albüm

8 Ekim 2020

Hande Yener, uzun bir süredir üzerinde çalıştığı ve aylardır verdiği minik sinyallerle merak seviyesini uzaya çıkardığı albümü Carpe Diem'i nihayet sevenleriyle buluşturdu.

Müzik kariyerinde 20. yılını kutlayan popun kraliçesi 10 şarkılık dolu dolu bir albümle geri döndü. Yıllar içinde birçok farklı tarz deneyen ve risk almaktan korkmayan Yener, Carpe Diem ile dinleyenlerini çok özlenen Apayrı ve Nasıl Delirdim zamanlarına geri götürüyor. Fakat bunu yaparken kendini tekrarlamıyor, o dönemdeki benzer cesaret ve özgünlük ile yepyeni bir tat yaratıyor.

Albümün söz ve altyapıları kadar görsel dünyası için de büyük emek harcanmış. Hem albüm fotoğrafları hem de klipler şarkıların yansıttığı ruhla muhteşem bir bütünlük sağlıyor. Carpe Diem'in albümdeki tüm şarkıların video teaser'ları ile duyurulması ise nereden baksan 10/10'luk hareket. Müzik dünyasında Beyonce ve Fergie'den hatırladığımız görsel albüm işini Türkiye'ye Hande Yener vizyonunun taşıması tabii ki şaşırtmıyor.

Albümdeki 8 şarkı Berksan ve Misha imzası taşıyor. İki müzisyen güzel bir sinerji yaratarak albümün lokomotifleri olan Bulut, Aşk Sandım, Melekler ve Şeytanlar, Başka Dudaklar gibi uzun yıllar dinlenecek parçaları ortaya çıkarmış. Son zamanların başarılı ismi Fikri Karayel Aşk Elinde ile Devrim Karaoğlu ve Mete Özgencil ise Boşuna şarkısıyla albümü renklendirmiş.

Hande Yener bu albümle dinledikçe daha çok sevdiren, Türk Pop Müziği'nin ihtiyaç duyduğu kalite ve tarzda bir çalışma sunuyor. Nasıl Apayrı her dinleyişte yoğun duygular yaratan, yıllar geçtikçe daha da değerlenen şarap gibi bir albüm olduysa Carpe Diem'in de uzun soluklu ve Yener diskografisinde öne çıkan bir çalışma olarak parlayacağını düşünüyorum.

Yazının devamı...

Adriyatik sahillerinde masalsı bir destinasyon

18 Eylül 2020

Geçtiğimiz hafta çok keyifli geçen "Iconic Montenegro" projesiyle şahane bir destinasyonu keşfetme fırsatım oldu. Karadağ eşsiz doğal güzellikleriyle neresine giderseniz gidin huzur dolu hissettiren bir ülke. Yemyeşil dağlarla çevrili doğasından, turkuazın elli tonunu barındıran berrak denizinden ve bu güzelliklerin içinde orijinalliğini koruyan Orta Çağ’dan kalma yapılardan gözünüzü alamıyorsunuz.

Joinus Pr organizasyonuyla gerçekleşen seyahatte şahane bir ekiple birlikte Budva’daki Avala Resort'de konakladık. Avala Resort konum olarak tüm bu saydığım güzelliklerin tam ortasında yer aldığı için oldukça ideal bir seçimdi. Hemen otelin kumsalında Adriyatik Denizi’nin keyfini çıkarmak da birkaç adımda Old Town’a ayak basıp tarihi yapıları, restoran, kafe ve barları keşfetmek de mümkün. Ayrıca görkemli Stari Grad Kalesi de hemen otelin dibinde. Citadel (Hisar) olarak da geçen bu yer şehrin tepe noktasında yer aldığı için buradan Budva’nın büyüleyici manzarasını izlemek şahane bir his, mutlaka yapılacaklar listenizin başına ekleyin. Bunun yanı sıra Karadağ’ın Havaii’si olarak bilinen ve Budva sahil şeridine çok yakın olan Sveti Nikola Adası da turistlerin uğrak noktası haline gelmiş durumda. Çok sevimli bir sahil kenti olan Budva, Adriyatik Denizi boyunca uzanan birbirinden güzel plajlara ve çok şık marinalara sahip. Bu nedenle yaz aylarında ziyaret ederseniz Akdeniz ikliminin tadını doya doya çıkarabilirsiniz.

Budva’da görülecek yer çok olsa da UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan eski kent Kotor için de hatrı sayılır bir vakit ayırmayı ihmal etmeyin. Barındırdığı tarih, zamanda yolculuk yapmış etkisi yaratan Orta Çağ’dan kalma yapılar, (ki bu yapılarda Venedik Mimarisi'nin etkilerini yoğun bir şekilde görebiliyorsunuz) ve daracık taş sokaklarıyla mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir şehir. Gerçekten Montenegro’yla ilgili anlatacak tonla şey var. Fiziken dönmüş olsam da aklım hala orada. Bu masalsı ülkeyi ziyaret etmenin en güzel yanı yakın olması ve bizden vize istememesi. Avrupa Birliğine girmesi muhtemel, bu yüzden henüz vize gerekmiyorken ziyaret edin derim.

Tabii pandemi döneminde böyle bir projeyi gerçekleştirmek çok da kolay değil. Dikkat etmemiz ve önlem almamız gereken çok şey oldu. Öncelikle seyahate çıkmadan hemen önce covid-19 testi yaptırmanız ve negatif olduğunuzu belgelemeniz gerekiyor. Bunun dışında seyahat boyunca Joinus Pr ekibi her şeyi düşünmüştü ve çok temkinliydi. Karadağ’da dünya geneline oranla vaka sayısı çok düşük ama biz yine de tedbirli davranmayı ihmal etmedik. Ayrıca seyahat dönüşü evde 15 günlük karantina sürecini tamamlamak da çok önemli.

Biraz da bu organizasyonu A'dan Z'ye planlayan Joinus Pr'dan bahsetmek istiyorum. Kurucuları Serhat Kaynarpınar ve Ali Saçlı'nın yönetiminde ilerleyen Joinus özellikle ülke tanıtım projeleri ve turizm bazlı etkinlik yönetimi yapıyor. Henüz bu yılın başında iletişim dünyasına enerjik bir giriş yapan ekip (pandemiye rağmen) şimdiden birçok başarılı ülke tanıtım ve influencer projesine imza attı. Yakın dönemde de planladıklar yeni projelerle isimlerinden sıkça bahsettirecekler gibi görünüyor.

Montenegro'ya seyahat etmeden önce bilmeniz gereken 5 önemli detay:

Yazının devamı...

Türk modasında yeni trend dijital girişimler - Niyazi Erdoğan röportajı

6 Temmuz 2020

Türk Moda Tasarımcıları Derneği'nin Trendyol ile birlikte gerçekleştirdiği "Türk Modası Benim" projesinde yer aldın. Bu çalışma ile Türk Modası dijital dönüşüme göz kırpıyor diyebilir miyiz?

Aslında çok geç kalınmış bir hareket. Covid-19 pandemisi sürecinde, kapalı olan showroom'larında ve mağazalarında satış yapamayan tasarımcıların ekonomisine katkı sağlamak için geliştirilen bir projeydi. Bu proje ile birlikte birçok başka platformdan da teklifler gelmeye başladı. Türk tasarımcı markaları kesinlikle artık daha çok dijital platformlarda bulunmalı. İlerleyen zamanlarda buna benzer birçok hareket göreceksiniz.

Pandemi iş dünyasını da derinden etkiledi. Moda ve tekstil sektöründe büyük soru işaretlerinin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Bir yandan dünyaca ünlü markalar mağazalarını kapatırken bir yandan da online satışlar hiç olmadığı kadar arttı. Sence modanın "yeni normali" nasıl olacak?

Hepimizin evinde kaldığı süreçte, tüm sistemler ve bizler zorunlu olarak yaptığımız ve bize yük olan şeylerin daha çok farkına vardık. Benim için yeni normal tüm bu yüklerden arındığımız bir düzen olacak. Gereksiz ve çok yüksek kiraların ödendiği mağazalar ya da ardı ardına çıkarılan koleksiyonlar yerine online üzerinden satışa çıkan ve iletişim stratejilerinin daha farklı kurgulandığı markalar göreceğimize inanıyorum. Online'da satış yapıyor olmak koleksiyon yapılarını ve ürünleri de etkileyecek. Mümkün olduğunca denenmeden satın alınabilecek fitler ve formlar artacak.

Bu dönemde sen dijitalleşmek adına kişisel olarak ne gibi adımlar attın?

Benim markamın kendi online satışı olmasına karşın Türk Modası Benim projesi kapsamında ben de ürünlerimi daha çok online'dan satmaya başladım. Bu platform benim kendi kullanıcılarımın dışında yeni tüketicilere de ulaşmama olanak sağladı. Artık toplantılar dijital ortamdan yapılmakta, bu çok büyük kolaylık ve rahatlık getirdi hayatımıza. Yeni normalde zorunlu olmadıkça dışarı çıkmamaya ve evde kalmaya devam ediyorum.

"Kuru kalabalığa ve saçma front row kavgalarına son!"

Yazının devamı...

Sürprizlerle dolu Moda Fuarı

27 Ocak 2020

Bu yıl ikincisi düzenlenen LeShow İstanbul, başarılı modacı Hakan Akkaya’nın sıra dışı defilesiyle açılışını yaptı. Alışılmışın dışında bir podyum düzeni ile izleyicileri karşılayan ve basında büyük ilgi yaratan defilede sürprizler bitmek bilmedi. Çağla Şikel’in başmankenliğini yaptığı defilede Hakan Akkaya imzalı 400 parçadan oluşan “Glamour” koleksiyonu adeta göz kamaştırdı.

Defilenin en çok konuşulan sürprizlerinden biri şüphesiz Tuba Ünsal’dı. Ünsal’ın yeni bir persona yarattığını belirttiği ve sözlerini kendi yazdığı I’m A Super Human şarkısının klibiyle açılan defilede, 40 model podyuma çıktı.

Defilede iki farklı tasarımla yürüyen Çağla Şikel büyük ilgi toplarken, Hakan Akkaya kapanışı büyük beden mankenler Su Alandağlı ve Melek Kaçan ile podyuma çıkarak medyada yaratılan kalıplara karşı eleştirel bir mesaj ile gerçekleştirdi.

İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleşen Leshow İstanbul, Hakan Akkaya ve Türk Kızılay’ı Urla Şubesinin yürüttüğü “Hayata Bağlan Projesi” kapsamında otizmli, zihinsel engelli ve down sendromlu çocuklar, anneleriyle birlikte tamamen geri dönüşüm malzemeleriyle ürettikleri giysileri Gonca Vuslateri, İvana Sert ve Derya Uluğ gibi ünlülerle birlikte sergilediler.

Fuarın ikinci günü gerçekleşen özel defilelerde Niyazi Erdoğan, Nil Uzun, Ensieh Najarian& Rana Ghogha ve Binnur Uyar gibi ünlü tasarımcılar Leshow İstanbul podyumunda 2020 koleksiyonlarını sergiledi.

2019’da 10. yılını “1 Adam 10 Yıl Sergisi” ile kutlayan ünlü tasarımcı Niyazi Erdoğan’ın 10. yıl sergisi LeShow kapsamında da devam etti.

Yazının devamı...