Her derde deva olan mucize ilaç

Genetik, birçok özelliğimizi belirlese bile her şey anlamına gelmiyor. Kalp damar hastalığı, kanser, diyabet gibi kronik hastalıklara genetik olarak eğilimli olsak da hastalıkların oluşumunda yaşam tarzımızın da önemli bir yeri var.

Kronik hastalıkların oluşumunda ve yaşam süremizde genetiğin ve yaşam tarzımızın etkili olduğunu biliyoruz. Lakin, ne ölçüde etkili olduklarını tam olarak bilmiyoruz.
Bu bilgi eksikliğinin bir nedeni, beslenme ve egzersiz gibi alanlarda uzun vadeli araştırma yapmanın zor olması.
Diyelim ki düzenli egzersiz yapmanın sağlığa etkilerini karşılaştırmalı bir araştırma yaparak saptamak istiyorsunuz. Geniş bir gönüllü insan topluluğunu rastgele 2 gruba ayırıp inceleyeceksiniz. Bir gruba düzenli egzersiz yaptırırken diğerine günlük yaşamlarına devam etmelerini söylediniz.
Araştırma haftalar veya birkaç ay sürecekse başarılı olabilirsiniz. Ama, bu kadar kısa sürede egzersizin yararları hakkında çok az bilgi edinebiliriz, yıllar süren bir çalışma yapmamız gerekir derseniz işiniz çetrefillleşir. Çünkü, bu araştırma yeni bir ilacın boş ilaça karşılaştırıldığı çalışmalara benzemez. Birinci gruptan bazılarının egzersizi bırakması, kontrol grubundakilerden bazılarının egzersize başlaması hesapları alt üst edebilir.
Hele “genetiğin rolü ne, yaşam tarzının rolü ne?” sorularına cevap arıyorsanız işiniz daha zordur. Bunun için büyük ve ayrıntılı araştırma gerekir. Geçen hafta bu sorunların bir kısmının üstesinden gelen küçük ama çok ilginç bir araştırma yayınlandı.

Her derde deva olan mucize ilaç

1-Finlandiyalı ikizler

Finlandiya Tıp Fakültesi’nden bilim insanları, tek yumurta ikizlerini denek olarak kullandıkları bir bilimsel çalışma planladı. Bir yumurtadan kaynaklanan iki insanın genetik yapısı aynı olduğu için ileri yaşlarda oluşacak farklılıkları yaşam tarzına bağlayabileceklerini düşündüler.
Bu nedenle çocukluk ve ilk gençliklerini aynı ortamda beraberce yaşamış yetişkin hayatlarında ayrılmış ikizleri buldular. İkizler arasında da bir eleme yaptılar. Çocukluk ve gençliklerinde beraberce spor yapan, yolları ayrıldıktan sonra birinin spor yapmaya devam ettiği diğerinin nisbeten haraketsiz bir hayat yaşadığı ikizleri seçtiler.
Bu tanıma uyan 20’li yaşlarda olan 10 ikiz çalışmaya alındı. Vücut yapıları, yağ kas oranları, fizik kondisyonları, insulin duyarlılıkları ve daha bir dizi başka metabolik özellikleri dikkatle incelendi. Beslenmelerinin ayrıntıları kaydedildi. İkizlerin egzersiz alışkanlıkları farklılaşmış olsa da beslenme tarzları birbirine çok benziyordu.
Yapılan incelemeler düzenli egzersiz yapmamanın vücutta önemli değişikliklere yol açtığını gösterdi. Haraketsiz bir yaşam süren ikizlerin vücudunda daha fazla yağ bulundu, fizik kondüsyonları daha düşüktü, insulin direnci oluşmaya başlamıştı.
Genetik yapımızın kader olmadığını gösteren bu araştırmanın bir diğer sonucu da egzersize yatkınlığın doğuştan gelen bir özellik olmadığıydı. Böyle olsa bile ikizlerden biri bunun üstesinden gelebilmişti.

Her derde deva olan mucize ilaç

2- İç organ yağlanması

Vücudumuzda depolanan fazla yağın miktarı kadar nerede biriktiği de önemli. İç organların çevresinde biriken yağın damar sertliği ve diyabet gibi hastalıkların oluşumunda önemli rol oynadığını biliyoruz. Göbek çevresindeki yağın iç organlardaki yağla el ele gittiğini bildiğimiz için “Aman göbeklenmeyin” diyoruz.
Şimdiye kadar yapılan bilimsel çalışmalar vücutta yağın en çok nerede biriktiğinin daha çok genlerimiz tarafından belirlendiğini düşündürüyor. Hayat tarzının, özellikle düzenli egzersizin yağlanmada rolü olduğu bilinse de bu etkinin boyutu tam olarak bilinmiyor. Finlandiyalı bilim insanları bir başka ikiz çalışmasıyla bu konuyu aydınlatmaya çalıştılar. Düzenli egzersizin iç organ çevresinde biriken yağları azaltıp azaltmadığını araştırdılar.
16 ikizin iç organları MR ile görüntülendi. MR resimlerine bakarak yağ miktarı saptandı. Haraketsiz bir hayat süren ikizlerde düzenli egzersiz yapan kardeşlerine göre çok daha fazla iç organ yağlanması olduğu görüldü. Karaciğerdeki yağ miktarında neredeyse 2 kat fark vardı. Haraketsizliğin kas içinde yüzde 50 daha fazla yağ birikmesine yol açtığı gözlendi. Genetiğin kader olmadığı, düzenli egzersizle olumsuz gibi görünen koşulların düzeltilebileceği bir kere daha anlaşıldı.

Her derde deva olan mucize ilaç

3-Hareket beyne yarar

Medyada her derde deva bir ‘doğal üründen’ veya kimsenin bilmediği bir mucize ilaçtan söz edildiğini duyduğumda irkilirim. “Şarlatanın biri, kim bilir kaç kişiyi kandıracak” diye düşünürüm.
Bugün ben de her derde deva olan bir yöntemden söz ediyorum. Bu mucize ilaç, haraketli bir yaşam ve düzenli egzersizden ibaret. Kalp hastalığından diyabete, bağışıklık sorunlarından depresyona, cinsel iktidarsızlıktan bunamaya birçok dertten korunmanın yolu haraketli yaşam sürmekten geçiyor. Her gün bu gerçeği doğrulayan yeni güçlü bilimsel kanıtlar ortaya konuyor. İşte son birkaç ayda yayınlanan bir kaç örnek:

Haraket beyne yarar: Genç ve orta yaşta egzersiz yapan, formda olan insanların ileri yaşlarda beyin fonksiyonlarının haraketsiz bir yaşam sürenlere göre daha iyi olduğu gösterildi. Birkaç ay önce yapılan Amerikan Kalp Birliği bilimsel toplantısında bildirilen bir araştırmada bilim insanları 1200’den fazla sağlıklı kişiye ait bilgileri topladılar ve efor testi yaparak ne kadar formda oldukları saptadılar. Aradan 20 yıldan fazla zaman geçtikten sonra aynı insanlarda MR çekip beynin büyüklüğünü ölçtüler.
Egzersiz yapmayan, formu düşük kişilerin beyinlerinin haraketli bir yaşam sürmüş olan yaşıtlarına göre daha küçük olduğu görüldü. Anlama ve kavrama testlerinde de haraketli olanların daha başarılı olduğu saptandı. Anlaşılan o ki, 30’lu 40’lı yaşlarda yapılan yatırımın getirisi 60’lı yaşlarda ve sonrasında büyük ve iyi çalışan bir beyin olarak geri dönüyor. Başka birçok çalışma ileri yaşlarda bile başlansa düzenli egzersizin bozulan beyin fonksiyonlarına iyileştirici etki yaptığını gösteriyor. Yani “Artık çok geç” denilecek bir durum yok.

Kanserden sporla korun: Haraketsiz bir yaşam yerine düzenli egzersizi seçenlerin kanser olma risklerinin düştüğünü gösteren araştırmalar var. Bir ay önce JAMA Oncology adlı dergide yayınlanan bir araştırmada 14 bin orta yaşlı insanın ne kadar formda olduğu saptandı.
Yaklaşık 7 yıllık izleme süresinde kanser olanlar ve bu nedenle hayatını kaybedenler belirlendi. Orta yaştayken formda olan insanlarda akciğer ve kalın bağırsak kanserlerinin yarı yarıya daha az görüldüğü saptandı. Kansere bağlı ölümlerde de önemli azalmalar gözlendi. Bu grupta sadece kanserden değil, kalp damar hastalıklarından ölümler de daha azdı. Kanserden korunmak için, vitaminlere, antioksidan tabletlerine, destekleyici haplara bağlanan ümidin boş olduğunu gösteren birçok bilimsel kanıt var. Buna karşılık yapılan bilimsel araştırmaların hepsi düzenli egzersizin yararlı olduğunu gösteriyor.

Sağlıklı bir cinsel hayat için egzersiz: Haraketli bir yaşam ve düzenli egzersiz hayatımızın her alanını iyileştiriyor. Cinsel hayatta bu olumlu etkiden nasibini alıyor.
Bir ay önce yayımlanan bir araştırmada bilim insanları erkeklerde sertleşme sorunuyla egzersiz ilişkisini incelediler. Ortalama yaşı 62 olan yaklaşık 300 erkek arasında yüksek düzeyde egzersiz yapanlarda sertleşme sorunun haraketsiz yaşam sürenlere göre çok daha az olduğunu saptadılar.
Bu çalışma egzersizle sağlıklı bir cinsel yaşamın ilişkisini gösteren birçok araştırmadan en sonuncusu. Bilimsel çalışmalar sadece ilişkiyi göstermekle kalmadı cinsel iktidarsızlığın tedavisinde egzersizin etkin bir yöntem olarak kullanılabileceğini de kanıtladı.

4-Spor yapmak daha uzun bir hayat veriyor

Düzenli spor yapanların, haraketli bir yaşamı olanların uzun ömürlü olduklarını gösteren araştırmalara bu ay başında bir yenisi eklendi. Toplam 660 bin kişinin ortalama 14 yıl izlendiği 6 büyük araştırmayı topluca değerlendiren bilim insanları, haraketsiz bir hayatı olanlara göre az da olsa egzersiz yapanların daha uzun yaşadıklarını saptadı. Daha önemlisi, günlük egzersiz süresi uzadıkça ömrün de uzadığını gösterildi.

Her derde deva olan mucize ilaç

Bir haftada tempolu yürüme süresi (dakika)

6 çalışmadaki 116 bin kişinin topluca incelendiği araştırma egzersiz süresi uzadıkça ölüm riskinin düştüğünü gösterdi. Bunun yanında, günde 1-1.5 saatlilik tempolu yürüyüşe eşdeğer egzersizden fazlasının ek yarar sağlamadığı ortaya çıktı.