Madende binbir türlü tehlike var

Soma’da yaşanan büyük facia dikkatleri kömür madenlerindeki ölümcül kazalara çekti...

Madenlerde çalışan işçiler ölüme meydan okuyarak, elverişsiz ve fevkalade zor koşullarda çalışıyor. Ölümle sonlanan patlamalar, yangınlar ve çökmelerin yanı sıra her gün sağlıklarını tehdit eden, ömürlerini kısaltan ve birçok kronik hastalığa yol açan bir ortamda çalışmak zorunda kalıyorlar...

Madende binbir  türlü tehlike var

Solunan temiz havadaki oksijen hava keseciklerinin etrafındaki kılcal damarlara geçer. Kandaki fazla karbondioksit de keseciklerdeki havaya karışır.

Kömür tozu, hava keseciklerinin duvarını yıpratır, küçük hava yollarında iltihap yapar. Oksijen ve karbondioksit alışverişi bozulur.

1- Kömür akciğerlerin düşmanı

Kömür madeninde çalışanlarda, sürekli kömür tozu soludukları için, kronik akciğer hastalıklarına sık rastlanır. Akciğerlerin havayla alınan tozları bir ölçüye kadar temizleyebilir. Ama kömür tozu kolay kolay temizlenemez, aksine hava keseciklerine ve küçük hava yollarının duvarlarına yapışıp birikir. Keseciklerin ve oraya hava getiren incecik boruların yapısını bozar, işlevlerini yapamaz hale getirir. Kronik bronşit denilen, öksürük nöbetleri ve nefes darlığı ile sık sık tekrarlayan bir hastalık madencilerin baş belasıdır. Genel nüfusta daha çok sigara içenlerde ya da yoğun hava kirliliğine maruz kalanlarda görülen, kısaca KOAH olarak bilinen hastalık grubundadır. Bu hastalık havanın akciğerlerden kana geçtiği kesecikleri tahrip ettiği için yıllar geçtikçe solunum güçleşir, zamanında önlem alınmazsa tedavisi çok güçtür.

2- Kara akciğer Madende binbir  türlü tehlike var

Madencilere özgü bir dert vardır ki uzun süre kömür tozuna maruz kalan bazı işçilerde görülür. Akciğerdeki hücreler kömür tozunu görünce korunmak için savunma yapmaya çalışırlar. Ama bu çabaları tozun zararını arttırır, kaş yapayım derken göz çıkarır. Hava keseciklerinin duvarları kalınlaşır esnekliği bozulur, hava alışverişi güçleşir. Tıbbi adı ‘pnömokonyoz’ olan bu hastalıkda akciğerlerde siyah lekeler oluşur. Yıllar geçtikçe tüm akciğer siyaha döner. Halk arasında “kara akciğer” denilen pnömokonyozun ülkemizde ne sıklıkla görüldüğünü söylemek güç. Lakin, istatistikler, özellikle uzun yıllar yeraltında çalışmış işçilere bakıldığında bu hastalığın hiç de ender olmadığını, her 10 işçiden birinin akciğerini tuttuğunu gösteriyor.
Sigara zararı katlıyor: Sigara içenler kömür tozundan daha çok etkilenir. Maden işçilerinde sigara içiciliğinin özellikle yüksek olması kara akciğere eğilimi artırır.
2004 yılında Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi’nde yaklaşık 500 maden işçisi üstünde yapılan bir araştırma, her 10 madenciden sadece ikisinin hiç sigara içmediğininsaptanması durumun ciddiyetini gösteriyor. Kömür tozunun oluşturduğu akciğer hastalığının kesin bir tedavisi yoktur. Bu nedenle hastalığın önlenmesi ve ilerlemenin durdurulması tek çaredir. Madende işçilerin toza en az maruz kalacakları bir ortamın yaratılması gerekir. Gelişmiş ülkelerin madenlerinde, cevherin çıkartılmasında, taşınmasında toz çıkmasını ve yerdeki tozların havaya karışmasını önleyen etkin tedbirlerle bu tehlike oldukça azaltılmıştır.
Maden işçilerinin gerek işe alınırken gerekse belli aralıklarla muayene edilip akciğerlerinde toza bağlı değişiklikler var mı diye bakılmalıdır. Varsa daha fazla kömür tozuna maruz kalmaları önlenmelidir. Sigara alışkanlığıyla mücadele etmek kömür havzalarında özel bir öneme sahiptir. Madenciler sigara içiyorlarsa bırakabilmeleri için yardım edecek programlar akciğer sağlığına önemli ölçüde katkıda bulunur.

Madende binbir  türlü tehlike var

3- Gürültü sağır ediyor

Kömür madeni, küçüklü büyüklü bir çok makinanın çalıştığı, seslerin tünel duvarlarına çarparak yankılandığı gürültü bir ortamdır. Kömürün çıkarılması ve kırılmasında kullanılan aletler, taşınmasını sağlayan vagonlar, havalandırma sistemleri, ulaşım araçları ses kirliliğine yol açar. Uzun süre yüksek sese maruz kalan maden işçilerinde işitme sorunları daha az gürültülü ortamlarda çalışan işçilere göre çok daha fazladır.
Kulakları korumak için madendeki gürültüyü azaltan birçok önlem vardır. Bunların yanı sıra, kulaklık gibi kişisel korunma araçlarının da kullanılması büyük yarar sağlar.

Madende binbir  türlü tehlike var

4- Karbonmonoksit

Soma’daki felakette işçilerin karbonmonoksit zehirlenmesinden hayatlarını kaybettikleri söyleniyor. Madenlerdeki patlamalardan veya yangınlardan sonra açığa çıkan gazlar arasında en tehlikelisi karbonmonoksittir. Çok zehirlidir. Ne rengi vardır, ne kokusu, ne de tadı. Havaya karışmış olduğunu hissetmek mümkün değildir. Bu zehirli gazı tehlikeli yapan da bu tanınmazlığıdır. Çağdaş maden ocaklarında havadaki korbon monoksit düzeyini hassasiyetle ölçen aletler vardır. Bu teknoloji gelişmeden önce zehirli gazın havaya karışmaya başladığını iş işten geçmeden anlamak için madenciler kanaryaları kullanırlarmış ya da madendeki farelerin davranışlarını gözlemlermiş. Kafesin içindeki kuşun sesi kesilince, çırpınmaya başlayınca ya da fareler garipleşip ortadan kaybolunca tehlikeyi sezip bir an önce temiz havaya çıkmak gerektiğini anlarlarmış. Temiz havada karbonmonoksit ,oksijenin yüzbinde birinden az miktarda bulunur. Solunan havada bu zehirli gazın miktarı arttığı zaman akciğerlerden kana oksijen geçmesi mümkün olmaz, hücreler oksijensiz kalıp ölürler.

Madende binbir  türlü tehlike var

5- Zehirli gazın azı da zararlı

Karbonmonoksit öldürücü düzeyde olmadığı zaman da sağlık için tehlikelidir. Doğrudan etkilerinin yanı sıra bilinci bulandırarak kazalara ve yaralanmalara yol açabilir. Kömür madenlerinde bolca bulunan bir gaz da metan gazıdır. Oksijenle metanın karışımından oluşan, patlamaya hazır gaza, dilimize Fransızca’dan girmiş bir kelimeyle grizu adı verilir. Grizu bir sürtünme sonucu çıkan küçük bir kıvılcımla bile patlayabilir. Ülkemizde 1983 ile 2010 yıları arasında 18 kömür ocağında grizu patlaması sonucu 617 maden işçimiz hayatını kaybetti, binlercesi de malül kaldı. Gelişmiş ülkelerde karbon monoksit zehirlenmesi nasıl azsa, grizu patlaması de ender bir hadisedir. Grizu patlaması olduktan sonra, sağ kalanlara yanık tedavisi yapmanın dışında verilebilecek bir sağlık hizmeti yoktur. Esas yapılması gereken, gaz düzeyini hassasiyetle izleyen aletlerle, oluşmakta olan tehlikeden haberdar olup gereken önlemleri almaktır. Modern madenlerde patlamaya yol açabilecek metan gazının ortamdan uzaklaştıracak özel drenaj sistemleri vardır.

6- Kas ve eklem problemleri olabilir

Kömür madeninde çalışan işçilerin sık rastlanan sağlık sorunlarından biri de kas ve eklem problemleridir. Düzensiz zeminde çalışmak zorunda olan işçilerin ayak bileği ve diz eklemlerinde sakatlanmalar sıktır. Yeraltındaki tünelin üst kısımlarındaki kömürle çalışma durumunda kalınca madencinin omuz eklemine çok yük biner ve ağrılı uzun süren eklem sorununlarına yol açar. Aynı haraketin sık sık tekrar edilmesine bağlı olan eklem hasarları vardır. Örneğin kürekle kömürü yerden alıp vagona yüklemek ve bu hareketin aylar ve yıllar içinde binlerce kere tekrar edilmesi el bileği, dirsek, omuz ve omurga eklemleri üzerine çok yıpratıcı etki yapar. Bir diğer eklem düşmanı da sık sık tüm vücudun şiddetle sarsıldığı ortamlardır. Örneğin, cevheri çıkarmak için kullanılan titreşimi yüksek büyük matkaplar ve benzer aletler özellikle omurgalar arasındaki eklemlere travma etkisi yapar, bel sırt ve boyun ağrılarına yol açar.
Dikkatsizliğe dikkat: Madenlerde düşme, çarpma, düşen taşlarla ya da kullanılan aletlerle yaralanmalar sıktır. Kazalardan korunmak için işçinin dikkatle olması kadar güvenlik önlemlerinin de en üst düzeyde olması gerekir. İş yeri kazalarına katkıda bulunan bir sorun da uykusuzluk ve yorgunluğun yol açtığı dikkat azlığıdır. Verimliliği artırmak için vardiya usulüyle çalışılan madenlerde, fazla mesai yapmanın, hafta sonu tatili bile yapmadan çalışmanın özendirildiği ocaklarda, iş kazalarının çok sık olmasının önemli bir nedenidir dikkatsizlik. Kömür madeninde en küçük bir hatanın dahi yalnız hatayı yapanı değil, ondan 1 kilometre uzakta çalışan işçinin bile hayatını tehdit edebildiği akıldan çıkarılmamalıdır. Bir yandan madencilerin işlerine dinlenmiş olarak gelecekleri koşullar yaratılmalı, diğer yandan kişisel hataların etkisinin en aza indirileceği bir ortam oluşturulmalıdır.

7- Sağlıklı bir işyeri için mücadele

Değil 301, 1 işçinin bile iş yerinde hayatını kaybetmesi kabul edilmemesi gereken bir faciadır. İşçinin ömrünü kısaltan ve yaşam kalitesini bozan kronik hastalıkların da birçok genç kişinin hayatını karartması kabul edilemez.
Gelişmiş ülkeler de geçen yüzyılda bizim başımıza gelen felaketleri yaşadılar. Bugünkü durumlarına gelebilmeleri için büyük kayıplar verildi, zorlu mücadeleler yapıldı. İşçilerin kazandıkları hakların hiç birini iş verenler gönüllü olarak vermediler. Ondokuzuncu yüzyılda ve 20. Yüzyılın büyük bölümünde, dünyanın her yanındaki kömür madenlerinde içler acısı, sağlıksız bir ortam vardı. 1950’lere kadar geçen 80 yılda Britanya’da 85 bin madenci kazalarda hayatını kaybetti. Bu rakam ABD’de 20. Yüzyılda 100 bindi. Kaza nedeniyle malül kalanlar, hasta olanlar, erken yaştan hayatını kaybedenler ise milyonları buluyordu.
Batı ülkelerindeki işçi haraketleri tarihinin en önemli olaylarından bazıları daha sağlıklı bir ortamda çalışmak ve insanca geçinebilecek bir ücret almak için kömür madeni işçilerinin yaptıkları mücadelelerdir. Amerika Birleşik Devletleri’nin tarihinde, Güney ile Kuzey arasındaki iç savaştan sonraki en büyük kalkışma, kömür madeni işçileriyle, maden sahiplerinin özel ordusu arasındaki 1921 Blair Dağı muharebesidir. 21. yüzylda bizim tekerleği yeniden icat etmemize, aynı acıları tekrar takrar yaşamamıza gerek yok.
Tutulması gereken yol belli:
Gelişmiş ülkelerde kömür madenlerinde ölümcül kazaların ve madencilerdeki kronik sağlık sorunlarının bizim ülkemizle karşılaştırılamayacak kadar düşük olmasının nedenlerinin başında sağlık sorunlarına yaklaşmalarındaki ciddiyet geliyor. Her bir ölümün ve artan kronik hastalık sıklığının nedeninin bağımsız uzmanlarca, en ince ayrıtısına kadar incelenip sonuçlarının tam bir şeffaflıkla kamuoyuyla paylaşılması, daha sağlıklı bir iş ortamı yaratmak için atılacak ilk adımdır. Bir daha benzer acıların yaşanmaması için gereken önlemlerin alınmasını sağlayacak ve sonuçlarını izleyecek bir yasal sistemin oluşması başarı için olmazsa olmazdır. Ancak bu yolla, kaza denilen acı ve utanç verici faciaları en aza indirip, gelişmiş ülkelerin ulaştığı düzeyle aramızdaki farkı kapatabiliriz.

Son söz:
Kaza dediğimiz olaylara ancak acımasız bir dürüstlükle bakabildiğimiz ve hatalarımızla yüzleşebildiğimiz zaman, gereken önlemleri alarak Soma’da yaşanan trajedinin tekrar
başımıza gelmesinden kurtulabiliriz.