Futbolla ilgili tek bildiğim...

24 Temmuz 2011

Bilgi sahibi olmuşmuşum da bilmem ne de, yalana bak. Şu ofsayt geyiği bile dönüp duruyor, onun bile ne olduğunu bilmiyorum. Şike olmuş, maçlar hileliymiş, futbolcular suçsuzmuş, bilmem kaç milyar dolarlar götürülmüş bla bla bla. Konuşulanlar bunlar, benim anladığım ise “Anaa Aziz Yıldırım’ın eşi burnunu yaptırmış, kesin estetik o.” Bütün gün oturup olayları, tartışmaları izliyoruz ama yok yemin ederim yok, aklım basmıyor. Benim saatlerce mağazalarda kalmama, saçlarımı boyatmak için 10 bin kuaför gezip dolanmama, aynı eteğin farklı renklerini almama, dizilerde hüngür hüngür ağlamama aklı basmayan sevgilim gibi.

Beşiktaş metresi, bense fedakâr eşiyim
Kendisi Beşiktaşlı olan, sezon boyunca benimle birlikte vakit geçireceğine maçlara kaçan; maç günüyle buluşmaları aynı güne denk getirmeyen, ola ki çıktık, maçı seyredeceği bir kafe bulmak için çırpınan; hatta maç varsa benimle sevişmeyen, onun yerine kıllı böğürlü, baldırı çıplak 11 adamı izleyen sevgilim yıkılmış durumda. Beşiktaş çok aşık olduğu metresi, ben ise evde bekleyen fedakâr karısıyım. Metresi şimdi başka adam buldu gitti, o da yıkılıyor. Yani bu acı ancak böyle olur, başka türlü anlam yükleyemiyorum.

O Çarşı

Yazının Devamı

YOK BÖYLE BiR AĞRI

17 Temmuz 2011

Hayatımın en acılı bir haftasını yaşıyorum sanırım. 20’lik dişim biraz geç kalmış vaziyette çıkıyor ve çıkarken beni öldürüp öldürüp diriltiyor. Yok böyle bir acı yemin ederim, alıp beni 17’nci kattan aşağıya at sonra gel üstümden tırla geç, bedenimi asfalttan spatulayla çıkar, bir de üzerime tuzruhu dök; yemin ederim şu anki acımın yanından bile geçemez. “Öldür beni” diyorum “Allahım, al şu canımı bitsin bu işkence!”
Beynimin içinde bir sürü kurtçuklar dolaşıyor, sanki alnım bile acıyor, çıkan dişim çıkmıyor; diş etlerimi parçalıyor. İçtiğim ağrı kesicilerin haddi hesabı yok, beni kessen içimden sadece ağrı kesici çıkar o derece. Leblebi gibi ağrı kesici içiyorum ama yine de bana mısın demiyor, sadece ağrıyor.

Ben hayatta en çok dişçiden korkarım
Baktım olmayacak, hayatta en korktuğum şeyle yüzleşmeye, dişçiye gitmeye karar verdim. Yalnız bu kararı biraz geç vermişim sanırım, tam insanların iş çıkışına denk geldiği an metroya bindim. Ayy taksi parasından yırtayım diye şu ağrıyla metroya binen kafama, milyon kez küfür ettim. Metro kapısının oradan ayağımı bile geçiremiyorum tıkış tepiş balık istifi gibiyiz. Hayır, cüssece de iriyim yani, minnacık bişi olsam aradan

Yazının Devamı

Ayrı dünyaların insanları

10 Temmuz 2011

O evde oturmayı seviyor, ben evde oturdukça popoma sanki koltuğun yayları batıyor. O, yalnız kalmayı seviyor; ben tuvaletteyken bile birileriyle konuşuyorum. O, gece hayatını sevmiyor; ben gündüz sadece uyuyorum. O her akşam önünde biri sebze, biri çorba, biri et olmak üzere üç çeşit yemek istiyor; ben sadece telefonla sipariş vermeyi biliyorum. O, hayatını çekip çevirecek birini istiyor, ben hala kendi hayatımın alt üstlüğünden çıkamıyorum bla bla bla ve bir sürü şey... Aslında haksızlık etmeyeyim, birbirimize benzediğimiz konular da var, misal o da ben de dengesiz, dan dun şuursuz konuşan, egoist, uyurken sarılmaktan hoşlanmayan insanlarız tabii bu da bir ilişkiyi kurtarmaya pek yetmiyor.

Hadi çıkalım her gece
Gece hayatı denilen muhabbet için adım attı. “Tamam” dedi, “İstediğin gibi biri olacağım, hadi çıkalım her gece” Çıktık çıkmasına da, abi sevgiliyle gidilecek yer yokmuş meğer. Yahu çift olarak, konsere falan gidiliyor da hadi akşam hophopa gidelim olmuyor. Bir masanın önünde dikilip bekliyoruz, ben önce dans edeyim diye garip garip figürler yapmaya çalışıyorum ıı ıh eğlenemiyorum. Adamın gözlerinde eve gidip ayaklarını koltuğa uzatıp, TV izleme isteği varken ben

Yazının Devamı

Gördüm, seviştim, evlendim...

3 Temmuz 2011

Ya nasıl olabilir bu durum, ben adamı nikâh masasına oturtmak için senelerimi vereyim, kıvranayım atmadığım takla, oynamadığım oyun kalmasın ama herif yemek masasına bile ite kalka otursun. Kıskançlığımdan eteğimi yiyeceğim; bu insanlar nasıl evleniyor da ben evde kalıyorum? 20 gün ne demek yahu, 20 günde insan insanı nasıl tanıyabilir? Kendimden örnek vereyim, ben ilk aylarda, süper bakımlı, anlayışlı, komik, kılsız tüysüz, ne derse “Sen bilirsin bebeğim” diyen, PES oynamayı seven, entelektüel, adamın arkadaşlarına bayılan, kavga etmekten nefret eden, uyumlu, akşam yemeğinde dokuz çeşit yemek yapabilen yani kısa ve öz; yatakta Sasha Grey, mutfakta Emine Beder, sokakta Lady Diana.

Ben de değişiyorum adam da
Ama üçüncü ayın sonunda gel sen beni bir gör, anlayışlı halimden eser kalmaz, arkadaşlarından nefret ederim. Konsol oyununu adama sormadan karnesi iyi gelen bir akrabanın oğluna hediye ederim, benimle ilgilenmediği anlarda kıyameti kopartırım, evde yemek namına tek pişen şey tost olur, huzurdan huzursuzluk çıkarabilirim, kıskanç, illet, lanet bir kadına dönüşürüm. Valla elimde değil, bir bakmışım öyle olmuşum. Sonra tabii adamı ara ki bulasın, evlilik lafı

Yazının Devamı

BURCUNUZUN TATiL AŞKI

26 Haziran 2011

Ay tutulması ya da yaklaşması, mars lokumu derken yıldızlar iyice cıvıtarak hayatımızı çekilmez hale getirdi. Daha doğrusu getirmiş, ben uzmanların yalancısıyım. “Yaz geldi eskileri rafa, yenileri kumsala atma zamanıdır” diyerek, 12 burcun nasıl yaz aşkı bulacaklarına kafa yordum


Bütün hepsini ağırlık merkezinden attığımı belirteyim...

Koç
Sevgili koçlar, sizin için “Yok efendim sadıktır”, “Yok efendim evcimendir” dediklerine bakmayın. Şahsen sizin ciğerinizi biliyorum ben, kışın uzun uzun yaşadığınız o ilişkiden nihayet sıkıldınız. İş ciddiye binince sizi de bir ateş bastı. Sizi bu sene Çeşme’de kop kop bir tatil paklar ancak.

Yazının Devamı

HAZiRAN; SANA LAFLAR HAZIRLADIM!

19 Haziran 2011

Bütün kendimle barışıklığımla ay parçası olan bedenime bir karış bikinelerimi sokuşturdum valize. Ardından uçağa yetişmek için depar üzerine depar attım. Var ya şu filmlerdeki, yok efendim son dakika uçağa yetişen tipler, sevgilisini öpmek için koşturanlar falan külliyen yalan. 50 saat soyun, dökün, takılarını çıkar, laptopları kenara koy. Sonra bir daha giyin, çantaya yerleştir, hop tam yol alırken bir daha soyun falan filan. Sırf o aşama için takı takmıyorum, laptopu valizin en dibine yerleştiriyorum bir gün kırılacak gariban, orada olacak o gün her şey. Neyse zar zor yetiştim uçağa, oturdum iki tane teyzenin ortasına. Bu koltukları da neden üçlü yaparlar hiç anlamıyorum, ortada oturan eziğin suçu ne? Nefes alamıyorsun, darlanıyorsun, zaten ön taraf üzerine üzerine geliyor bir de yanlardan baskı, aaa yazarken bunaldım.
Sağ salim vardım gideceğim yere. Kafamda sadece bir hafta boyunca cıvır delikanlılarla kurlaşmalar, su damlacıklarıyla süslenmiş göğüs kasları, kokteyller, Eda Taşpınar gibi gündüz feneri olup dönmek vardı. İlk gün yağmur yağdı, ikinci gün hava griydi, üçüncü gün gene yağmur ve tatilim böyle devam etti. Havuza ayağımı sokamadım bile, ya hadi denizi

Yazının Devamı

PUCCA iLE ZAYIFLAYAMAMA REHBERi

12 Haziran 2011

Yok ya bence alakası yok, yani umarım, neyse işte hırs yaptım, var olan bütün metotları deneyeceğim. Şu grup satın alma sitelerinin birinden ismini bile söyleyemediğim elektrikli olsun, LPG’li olsun, bilmem kaç seanslık bir şeyler satın aldım. Reklamında bir seansta beş santim incelme garanti falan yazınca ben daha bir gaza geldim tabii.
Sıramı beklemeye başladım
Beklerken dikkat ettim ki, çalışanların neredeyse hepsi bildiğin dolma kalem, hepsi çiko yahu; insan hiç mi demez, “Şu merkezde çalışıyorum, şu bantları popoma takayım da iki kilo da ben vereyim” diye. Zayıflama merkezinden çok mantı kursuna gelmişim adeta. “Terzi kendi söküğünü dikemez, kuaförlerin de saçları genelde iğrenç oluyor ama gel gör ki yaptıkları iş saç baş. Bu da belki öyle bir şeydir” diyerek girdim ilk olaya.

Kömür yorganı
Göbeğime birtakım bantlar takarak yağlarımı hızlandıracaklarmış, taktılar o bantları verdiler elektriği. Bantların yarısı çalışmıyor tabii, 15 dakika bekledim öyle, yapacak bir şey yok verdik para bir kere diye. Sonra “Detoksa giriyoruz haydi” dediler, aldılar götürdüler beni bir odaya. Yorgan gibi bir şey var, içine kömür mü doldurmuşlar ne yapmışlarsa “Çıplak gireceksin”

Yazının Devamı

Norma Jeane

5 Haziran 2011

Sinema tarihinin efsanevi ismi Marilyn Monroe yaşasaydı 85 yaşında olacaktı 1 Haziran’da. Ömrü bu kadar kısa olmasaydı da biraz daha çok yaşasaydın keşke. Sen çok güzelsin, çok özelsin, benim hayatımda yerini bilsen bir...


Seninle tanışmamız dünyanın en kötü kadını sayesinde olmuştu.
Çok küçüktüm, çok mutsuzdum, çok yalnızdım.
Başıma gelen her şeyden saçlarımı suçlayıp onları tek tek kopartıyordum.
Ananemle beraber televizyonda seni izliyorduk...

Yazının Devamı