Ayasofya camiyken

Ayasofya tekrar camiye dönüşürse belirli dönemlerde ikonaların gösterilebileceği bir düzenek kurulmalı, asla kalıcı olarak üzeri örtülmemelidir.

31 Mart 2018’de başlayan Yeditepe Bienali, birçok açıdan ilkleri barındırıyordu. Geleneksel sanatlara çağdaş yorumların mümkün olduğunu göstermesi bakımından önemliydi. Bu bienalin açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Ayasofya’da yapılmış, orada okunan Kur’an-ı Kerim büyük yankı uyandırmıştı.

Muhafazakâr kesimin yıllardır içinde ukde olarak kalan Ayasofya meselesi, o tarihlerde bugünkü kadar yoğun bir şekilde olmasa da gündeme gelmişti. Ayasofya, bu yıl İstanbul’un fethinin yıldönümünde okunan Fetih Suresi ve şu an müze olarak hizmet veren yapının tekrar camiye dönüşeceğine dair yapılan yorumlarla gündemde.

Bence de Ayasofya asli fonksiyonu olan ibadethaneye dönüşmelidir. Ama bu dönüşüm esnasında Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethettikten sonra burayı kiliseden camiye dönüştürürken gösterdiği hassasiyeti göz ardı etmemek gerekir.

Ayasofya camiyken

Barış sembolü olsun

Ayasofya’daki ikonaların dünyada eşi benzeri yok! Fatih bu ikonaları tahrip etmemiş, sadece üzerini kapatmış. Bence bugün yapılması gereken de Ayasofya tekrar camiye dönüşürse belirli dönemlerde bu ikonaların gösterilebileceği bir düzenek kurulmalı, asla kalıcı olarak üzeri örtülmemelidir. Hatta Türkiye Ermenilerinin 85. Patriği Sahak Maşalyan’ın “Meraklı turistlerin fotoğraf çekmek için oraya buraya koşuşturması yerine diz çökmüş imanlıların saygı ve huşuyla secde kılmasının, mabedin fıtratına daha uygun olduğunu düşünüyorum. Ayasofya ibadete açılsın. Mabet yeterince büyük. Hristiyanlara da bir alan tahsis edilsin. Dünya dinsel barışımızı, olgunluğumuzu alkışlasın. Ayasofya çağın ve insanlığın barış sembolüne dönüşsün” sözlerine, ben de sonuna kadar katılıyorum.

Ayasofya inancın merkezidir. Bizans’ın gövde gösterisidir; dünyanın en önemli yapılarından biridir. Ama aynı zamanda ve esas olarak bir mabettir. Bin yıl Hristiyanlara 500 yıla yakın bir zaman da Müslümanlara mabet olarak hizmet vermiştir. Bugün müze olması şahsi gözlemlerime göre toplumun büyük kısmı tarafından kabul görmemektedir.

Müzeden camiye dönüştürülürken Hristiyanlara da bir yer ayrılması önerisi bazı siyasiler tarafından şiddetle eleştirildi. İstanbul’da her inançtan insan rahatlıkla ibadetini yapabiliyor. Bugün dünyanın hiçbir yerinde kilise, havra ve camiyi yan yana görme ihtimalimiz yokken, Türkiye’de bu mümkün. İnanca saygı bizim genlerimize işlenmiş durumda. Bunu tekrar gösterme imkânımız var.

Hem bunu yaptığımızda, Kurtuba Camii’nin katedrale dönüştürülmesine rağmen, cuma ve/veya bayram namazlarında Müslümanların ibadetine açılabilmesini gündeme getirme hakkımız doğar.