CHRISTO’NUN ARDINDAN

New York’ta geçen pazar günü hayatını kaybeden ünlü sanatçı Christo, hayat arkadaşı Jeanne-Claude ile ürettikleri “giydirme sanatı” diye tanımlanan, dünya çapında ses getiren eserleriyle tanınıyordu.

Christo, tam adıyla “Christo Vladimirov Javacheff”, 13 Haziran 1935’de Bulgaristan’da dünyaya gelir. 1950’li yıllarda Sofya’da resim, heykel ve mimari eğitimi görür. 1950’lerin sonunda özgürlükleri kısıtlandığı için komünizmle yönetilen Bulgaristan’dan kaçarak Paris’e gider. Burada, kendisiyle aynı gün ve aynı sene doğan Jeanne-Claude’la tanışır ve onun 2009’da ölümüne kadar hiç ayrılmazlar. Christo, Jeanne-Claude’un vefatından sonra ortaklaşa geliştirdikleri projelerini devam ettirir. Colorado’da 1970’li yılların başlarında gerçekleştirdikleri “Valley Curtain” (Vadi Perdesi), büyük yankı uyandırır. Öyle ki, bu projenin anlatıldığı belgesel, En İyi Kısa Belgesel dalında Oscar’a aday gösterilir. 1980’li yıllarda Miami Biscayne Koyu’ndaki küçük adaları yaklaşık 600 bin metrekare pembe kumaşla çevirdikleri “Surrounded Islands” (Çevrilmiş Adalar); 1990’ların başında Japonya’daki “The Umbrellas” (Şemsiyeler) işleriyle dünya çapında tanınırlar.

Sahiplenmeye karşı duruş

Kamuya mal olmuş bir alanı ve/veya binayı sanat eserine dönüştürerek sahiplenmeye karşı duruşunu ortaya koyar. 1995 yılında Berlin parlamento binası Reichstag’ı gümüşi bir kumaşla kaplaması en bilindik eserlerinin başında gelir. 2016’da “Floating Piers” (Yüzen İskele) isimli eserde İtalya’da bulunan bir gölün üzerinde yürüme imkanı sağlar. Ve zamanla 1 milyon 300 binden fazla kişi gölün üzerinde yürür.

Christo’nun vefatından sonra yapılan açıklamada, normalde 2020 sonbaharında yapılması planlanan, ama Kovid-19 salgını nedeniyle 18 Eylül 2021’e ertelenen Paris’in sembol binalarından biri olan L’Arc de Triomphe (Zafer Takı) giydirme projesinin planlandığı şekilde hayata geçirileceği duyuruldu. Bu arada, Londra’da Hyde Park’ın bulunduğu Serpentine Gölü üzerinde, tam 7 bin 506 petrol varili kullanılarak yapılan ikizkenar yamuk piramit “The London Mastaba” isimli eseri de bir hayli dikkati çeker.

Abu Dhabi’deki proje

Bu eser aslında Christo için bir denemedir. Christo ve Jeanne-Claude’un bu eserle alakalı ilk planları 1970’lere uzanır. Abu Dhabi’de yapılması planlanan esas proje, İran-Irak Savaşı (1980-1988) yüzünden askıya alınır. “The Mastaba” adını taşıyan projede 410 bin petrol varilinin kullanılması düşünülür. Mısır’daki Keops Piramidi’nden, diğer adıyla büyük piramitten de büyük olması planlanan eser, eğer gerçekleşirse dünyanın en büyük heykeli olabilir. Ayrıca bu eser gerçekleştiğinde Christo ve Jeanne-Claude’un tek kalıcı eseri olacaktır. 350 milyon dolara mal olması planlanan eserin Christo’nun vefatından sonra ve düşen petrol fiyatlarından dolayı hayata geçmesiyle alakalı net bir açıklama da henüz yapılmış değil.

Christo, 2017 yılında Colorado’da gerçekleştirmeyi planladığı “Over the River” (Nehrin Üstünde) ismini vereceği eserini hayata geçirmez. Bu kararıyla ilgili açıklamasında, “Burayı ABD hükümetinden kiraladık, bu arazi onun. Buranın sahibinin yararına olacak bir projeyi gerçekleştirmem” diyen sanatçının, Orta Doğu’daki birçok karışıklığın arka planında yer alan Abu Dhabi yönetimine neden mesafeli olmadığını anlayamamıştım. Kalıcı bir eser ortaya koymayan, bunun sanat anlayışlarına karşı olduğunu belirten sanatçı ikilinin Abu Dhabi’de yapmayı planladıkları “The Mastaba” için bu kurallarından vazgeçecek olmalarına da bir anlam verememiştim. Christo’nun vefatından sonra maalesef bu sorularımın cevabını bulma ihtimalim de kalmadı. 2021 Eylül’ünde son büyük işini görmek ve hem Christo’ya hem de Jeanne-Claude’a olan saygımı göstermek için yeni normal standartlarında Paris’e gitmeyi planlıyorum.