Kitsch’in sanatı

Kitsch bugün hayatımızda suni olan her şeyin bir özeti midir; avangard ile kitsch birbirini besler mi? Bu soruların cevabı, Pera Müzesi’nin başarılı yeni sergisi “Zevk Meselesi”nde.

Pera Müzesi’nde bu hafta açılan “Zevk Meselesi” başlıklı sergi hayli şaşırtıcı. Ulya Soley’in küratörlüğünü yaptığı sergide, 13 sanatçı ve kolektifin eserleri izlenime sunuluyor. ABD, Birleşik Arap Emirlikleri, Brezilya, Çin, Fransa, Rusya ve Türkiye’den sanatçıların eserlerinin yer aldığı serginin merkezinde kitsch kavramı yer alıyor. 19. yüzyılda ortaya çıkan kitsch, zamanla farklı anlamlara bürünüyor. Endüstri Devrimi’nden sonra, Almanya’da ucuz ve popüler resimleri betimlemek için kullanılıyor en başta. Kelimenin kökeni; ilk kimin tarafından kullanıldığı bilinmese de bir görüşe göre, İngilizcedeki sketch (eskiz) kelimesinin Almancada yanlış telaffuz edilmesi neticesinde ortaya çıkıyor. Kitsch neredeyse çoğu zaman olumsuz bir mana taşıyor: Kitsch bayağıdır, alt kültüre aittir, ucuzdur, değersizdir, dekoratiftir, klişelerle doludur, taklide dayalıdır!

Kitsch’in sanatı

Sahte bir duyarlılık

1939 yılına gelindiğinde; sanat eleştirmeni Clement Greenberg, “Avangard ve Kitsch” başlıklı, kısa ama etkili bir yazı kaleme alıyor. Partisan Review isimli dergide yayımlanan bu makalede Greenberg, sanat ile kitsch kavramını iki ayrı olgu olarak şöyle değerlendiriyor: “Kitsch mekaniktir ve formüllerle çalışır. Kitsch dolaylı bir tecrübedir ve sahte bir duyarlılıktır. Kitsch üsluba göre değişiklik gösterse de hep aynı kalır. Kitsch bugün hayatımızda suni olan her şeyin bir özetidir.”

Tarihi süreç içinde kitsch, sanat dışılıktan sanatın bir parçası haline gelir; hatta Umberto Eco ve Matei Calinescu’ya göre, avangard ile kitsch birbirini besler. 1990’lara geldiğimizde ise internetin yaygınlaşmasıyla ortaya başka bir kültür çıkar, lakin kitsch hâlâ diridir ve burada da kendine önemli bir yer edinir.

Her şey sanat

“Zevk Meselesi” başlıklı sergi, işte tüm bu süreçleri ele alıyor. Çok daha kapsamlı olabilecek bir sergi, başarılı bir şekilde; az sayıda sanatçı ve eseri bir araya getirerek amacına hizmet ediyor. Sergide seramik sanatçısı Volkan Aslan’ın, Pera Müzesi’nin çini ve seramik koleksiyonunda yer alan eserlere kendi eserlerini ekleyerek yaptığı çalışma çok dikkat çekiyor. Hangi eserlerin Volkan Aslan tarafından yapıldığı hangilerinin müze koleksiyonundan alındığı belirtilmeyen eser, kitsch anlayışının sanata dâhil edilmesini gözler önüne sermesi bakımından önem taşıyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nden Farah Al Qasimi’nin “Rüya Çorbası” isimli videosu, Gülsün Karamustafa’nın “Kaplaniye”si, Hayırlı Evlat’ın “Bırak Kendisi” isimli video çalışması, Olina Lialina’nın “Define”, FAILE’in “Mabet” ve Slavs and Tatars’ın “Turşu Suyu ve Ceza” başlıklı çalışmaları benim en “beğendiğim” eserler oldu.

Sanatçılar tarafından sunulan her şeyin sanat olarak değerlendirilebileceği günümüz sanat dünyasına bakışınızı değiştirebilecek bu sergiyi tavsiye ederim. Bu ölçekte bir serginin küratörlüğünü üstlenen ve ortaya başarılı bir iş çıkaran genç küratör Ulya Soley’i de tebrik etmem gerekiyor. Sergiyi gezmeden önce Ulya Soley’in sergi kataloğunda yer alan ve yukarıda kitsch tarihçesinin özetini aktarmaya çalıştığım yazısını okumanız, sergiyi daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır.