Ne kadar başka?

Berkun Oya’nın toplumun ekranlarda göz ardı edilen sorunlarına, ön yargılarına değinme  çabası dikkate değer ama “Bir Başkadır”da olduğu gibi sunulması yetersiz ve daha sonra bu alanda yapılması muhtemel olanların önünü tıkıyor.

Önemli Not: “Bir Başkadır” ile ilgili spoiler yer alabilir.

Uzun zamandır ilk kez bir dizinin bu kadar konuşulduğuna şahit oluyorum. Hakkında yazılanların çokluğu da bunun bir göstergesi, WhatsApp gruplarında, sosyal medyada en çok konuşulan konulardan biri “Bir Başkadır” isimli dizi. Dizinin bu kadar çok konuşulmasının altında yatan temel neden, toplumun her kesimini içine aldığı ve Türkiye’ye dair bir gözlem, toplumun sıkıntılarını ortaya koyma iddiası. Sesi daha çok çıkanların da tav oldukları nokta burası. Dizinin adı da zaten hepimizin bildiği o meşhur şarkıya gönderme yapıyor ama senarist/yönetmen bunu bizim tamamlamamızı bekliyor. Dizideki birçok sahnede de benzer bir durumla karşılaşıyoruz.

Karakterler

Önce dizide yer alan bazı karakterlere bakalım…

Meryem: Birkaç kez bayıldığı için psikiyatriste sevk edilen, başörtülü, temizlikçi kız.

Peri: Meryem’in psikiyatristi; idealizmin zerre kırıntısını görmememize rağmen, nedense devlet hastanesinde çalışıyor. “Robert…, sonra yurt dışı eğitimi almış; ailesi yalıda oturan, başörtülülerden rahatsız olan beyaz Türk.

Gülbin: Peri’nin süpervizörü; Kürt, kardeşi başörtülü, diğer kardeşi ise engelli.

Yasin: Meryem’in abisi; işleri batınca askerliğini komando olarak yaptığı için şimdilerde gece kulüplerinde korumalık yapıyor.

Ruhiye: Yasin’in eşi; küçük yaşta tecavüze uğradığı için psikolojik problemleri var. Evlendikten sonra İstanbul’a gelmiş.

Ali Sadi Hoca: Mahallenin imamı; emekli ama nereden emekli bilmiyoruz, Almanya’dan kendisi için bir karavan aldığına göre, belki de Almanya’da çalışmış, nedense dizide havada bırakılmış bir nokta. Meryem ile Yasin sıklıkla kendisine danışıyor ama niçin danıştıklarını, ona niçin ulvi bir makam atfettiklerinin bilmiyoruz. Kendisi akşamları televizyon karşısında dizi izlerken uyuyakalan sıradan bir cami imamı.

Hayrünnisa: Ali Sadi Hoca’nın başörtülü kızı. Konya’da okuyor. Eğitimli olduğu için ilk fırsatını bulduğunda ve gerekli cesareti topladığında başını açıyor.

Dikkati hak ediyor lakin…

Sonda söyleyeceğimi şimdiden söyleyeyim: Bu dizi bu kadar abartılmayı hak etmiyor. Evet, bazı açılardan ilkleri barındırdığı için dikkati hak ediyor lakin göklere çıkarılacak kadar değil. Herhalde ilk kez ekranlarda muhafazakâr, başörtülü, bir Kürt karakter görüyoruz. Ama hikâyenin daha merkezinde yer alan Meryem karakterine bakınca klişe bakış açısının ötesine geçilmediğini rahatlıkla söyleyebilirim. Öncelikle başörtülüysen ki dizideki başörtülü karakterlerin kıyafetleri, özellikle her karakterde gördüğümüz beyaz bone yıllar öncesinden kalma, hemen şive sahibi olman gerekir. Üç kuşaktır İstanbul’da olsan da, aynı evde yaşadığın abinin, köyden yeni gelmiş yengenin şivesi olmasa da senin şiven olmalı, çünkü başörtülüsün. Başörtülüysen eğitimsizsindir, eğitimliysen de mahalle ve/veya aile baskısından dolayı başın kapalıdır. İlk fırsatını bulduğunda da başörtüsünden “kurtulursun”.

Dizide toplumun farklı kesimlerinin ön yargılarına değinmeye çalışılmış ama buna değinmeye çalışan senarist/yönetmen, kendi ön yargılarından kurtulamamış. Berkun Oya, daha iyi bildiği çevreden karakterleri yazarken başarılı ama başörtülü, Kürt, engelli, imam gibi karakterler devreye girince kurmaya çalıştığı hikâye dünyasının arızaları ortaya çıkıyor. Muhafazakâr Kürt ailenin engelli çocuğu nedense küpe takıyor mesela.

İmam karakteri ise YouTube’da daha fazla Nureddin Yıldız videosu izlenerek daha derinlikli bir hal alabilirmiş.