Salgın etkisi

Sanat bu dönemde daha görünür hale gelse de finansal açıdan büyük bir çıkmaza doğru sürükleniyor.

2019’un son günlerinde ortaya çıkan ve 2020’yle birlikte bütün dünyayı etkisine alan yeni tip koronavirüs, bütün dünyayı sarsmaya devam ediyor. Bir kısım uzman, salgının haziran ayına kadar devam edebileceğini söylerken, bazıları bu konuda herhangi bir öngörüde bulunmanın imkânsız olduğunu dile getiriyor.

Ben bu satırları kaleme alırken dünyada 428 bin vaka tespit edilmiş, 19 binden fazla kişi hayatını kaybetmişti. Cumartesi günü siz bunu okurken vaka sayısının milyona ulaşma ihtimali var.

Bu salgının etkisi, hiç şüphesiz bittikten sonra da kendisini gösterecek. Bugünlerde edindiğimiz tecrübe, hayatımızın bir parçası olmaya devam edecek.

İnsanlık tarihi boyunca bu hep böyle olmuştur. Kriz anlarındaki birçok değişim kalıcı hale gelmiştir. Birinci Dünya Savaşı öncesinde Avrupa’da kadınların her mesleği yapmasına izin verilmiyordu. Savaş çıkıp erkekler cepheye gidince kadınlar bu işlere başladılar ve savaş bitip erkekler cepheden dönünce işlerine devam ettiler.

Salgın etkisi

İmkânsızlar artık mümkün

Bugünlerde yaşadıklarımızın da çeşitli neticeleri olacak. Örneğin dijitalleşmenin hızlanacağı inkâr edilemez bir gerçek haline geldi. Bundan üç ay önce mümkün olduğunca kişi evinden çalışsın denilse kimse bunu ciddiye almazdı; sadece ciddiye almamakla kalmaz bunun birçok sektör için imkânsız olduğunu söylerdi. Ama görüyoruz ki gereklilik halinde imkânsız görünenler mümkün hale gelebiliyor.

Karar alıcıların dikkat etmesi gereken bir başka husus da bugünlerde alınacak kararların önümüzdeki 10-15 yıla olacak etkileridir. Bu etkileri bugünden tam olarak bilebilme imkânımız yok ama birtakım tahminlerde bulunmak mümkün.

Bu yıl İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasıyla birlikte yaralanan Avrupa Birliği, koronavirüs salgınıyla birlikte uzun zamandır kullanılmayan birlik içindeki kara sınırlarını yeniden aktif hale getirdi. Bu da idealize edilen tek Avrupa düşüncesinin aslında henüz tam olarak olgunlaşmadığını bizlere gösteriyor.

Gerçek ve sanal sınırlar

Sanat dünyası ise geçmiş sergilerin online olarak erişime açılması, şarkıcıların evlerinde verdikleri konserler, tanınmış simaların canlı yayında takipçilerine kitap okuması gibi etkinliklerle hayatın evde de devam edebileceğini gösteriyor. Böylelikle gerçek dünyada sınırlar hiç olmadığı kadar belirginleşirken, sanal dünyada bunun tam tersi gerçekleşiyor. Dünyanın en önemli çağdaş sanat fuarı Art Basel’in Hong Kong’da iptal edilen fuarı online olarak açılınca, galeriler ve sanatçılar şimdiye kadarki en yoğun ve ilgi çeken dönemini yaşadı; lakin bunların aynı şekilde satışa yansıdığını söylemek mümkün değil.

Sanat bu dönemde daha görünür hale gelse de finansal açıdan büyük bir çıkmaza doğru hızla sürükleniyor. Evet, bütün dünya ekonomisi daralmaya giderken sanat dünyasının da etkilenmemesi düşünülemez ama kâr amacı gütmeyen, çeşitli desteklerle var olan kurumlar destekçilerini kaybederlerse çok daha büyük sıkıntı çekecekleri de aşikâr. İngiltere, British Council vasıtasıyla sadece sanat kurumlarına değil, sanatçılara da bir fon aktaracağını duyurdu umarım bizde de Kültür ve Turizm Bakanlığı benzer bir adımı atar.