Salgının bana yaptığı fenalıklar

Sanat dünyası son derece hareketli ama “yeni normal” hayata alışamamış benim gibiler için sıkıntı devam ediyor.

İstanbul’un sanat dünyası, her yıl eylül ayında son derece hareketlenir; her gün her akşam bir açılış, bir gala, bir davet olur da hangisine gideceğime karar veremezdim. Bu yılsa salgın yüzünden bu yoğunluk yok. “Yeni normal” hayata alışamamış benim gibiler için sıkıntı devam ediyor. O yüzden bu açılışlara sergilere, her ne kadar gitmek istesem de gidemediğim için, bir yandan korunan birisinin rahatlığını, diğer yandan hayatı sekteye uğramış bir insansın rahatsızlığını aynı anda hissediyorum.

Kurumların tamamının salgına karşı gerekli önlemleri aldığına, temizliğe, mesafeye azami özeni gösterdiğine şüphem yok. Ama içinde bulunduğum -ya da içine sokulduğumuz mu demeliyim- psikoloji tüm bu gerçekleri gölgeliyor. Mesafe, temizlik ve maskeye riayet ettiğim müddetçe hastalanma ihtimalimin son derece düşük olduğunun da farkındayım.

Gidemediğim ama kendimi toparladığım anda gitmeyi düşündüğüm, bazı sergileri not ettim: Arter’in yeni sergilerini; özellikle Alev Ebuzziya’nın “Tekerrür” ve Melih Fereli’nin küratörlüğünde gerçekleşen “Dinleyen Gözler İçin” başlıklı sergileri. Ahmet Özel küratörlüğünde düzenlenen Tophane-i Amire’de yer alan “Karşılaşmalar” sergisi. Depo’da yer alan “Kum Fırtınası”. SALT Beyoğlu’daki “İmparatorluklar Arasında, Sınırlar Ötesinde”. Odunpazarı Modern Müze’de (OMM) açılan “Günün Sonunda”.

Bir de mecburen yapacaklarım var: Mesela bu yıl 8’inci kez düzenlenen Boğaziçi Film Festivali’nde Kısa Belgesel dalında jüri üyesiyim ve bu tarz bir değerlendirmeyi yapabilmek için filmleri sinema salonunda izlemem gerekiyor. 12 Ekim Pazartesi günü sevgili dostum Tarık Tufan ile yeni kitabı “Kaybolan”ı konuşmak için Zeytinburnu Kültür-Sanat Merkezi’nde bir araya geleceğiz. Ve bu etkinlik, en azından şimdilik, seyircili olacak.

Neler yapabiliriz?

Tüm bunlar şimdilik yapamadıklarım, yapmaya cesaret edemediklerim; peki neler yapabiliriz/yapabilirim, biraz da ona bakmakta fayda var. Böylelikle olumsuzla daha az oyalanabilirim.

İstanbul Caz Festivali’nin konserlerini online izleyebilirim. Yakın zamanda yayımlanan ve masamda okunmayı bekleyen kitaplarım var; onları okuyabilirim. Yapı-Kredi Kültür-Sanat Yayınları’ndan (YKY) çıkan Nina Edwards imzalı “Karanlık- Kültürel Tarih”, Orlando Figes imzalı “Avrupalılar -Üç Hayatın Işığında Kozmopolit Avrupa Kültürü-, Ketebe’den çıkan Peter Sloterdijk imzalı “Dünyaya Gelmek Dile Gelmek”, Saqi Books’tan çıkan Hassan Massoudy’nin “Calligraphies of Desert” adlı kitabı bunların bazıları.

Kayıplar

Gençlik yıllarında Paris’e yerleşen ve Japon köklerini bırakmadan moda tarihine adını altın harflerle yazdıran Kenzo Takada, geçtiğimiz günlerde yeni nesil koronavirüs nedeniyle öldü.

Bob Marley’i sahneye ilk kez çıkaran reggae müzik söz konusu olduğunda ilk akla gelen isimlerden Johnny Nash, 6 Ekim’de son nefesini verdi.

Efsanevi gitarist Eddie van Halen de 6 Ekim tarihinde aramızdan ayrıldı. Michael Jackson’ın “Beat It” şarkısındaki gitar solosuyla geniş kitleler tarafından tanınır. Rolling Stones dergisinin yaptığı “Tüm Zamanların En İyi Gitaristleri” listesinde 8. sıradaydı.

Bakalım 2020, kalan iki buçuk ayda, bize başka nasıl sürprizler hazırlıyor.