“Acı şekil değiştirir, ancak asla bitmez”

Keanu Reeves, Matrix serisinin dördüncü filmi “Matrix Resurrections” ile beyazperdede boy göstermek üzere. Kendisini aşırı özlediğimizden, anıları canlandıralım dedim bugün

Her birimizin hayatı bir buzdağı! Sadece dışarıdan görünen kısmına hâkim çevremizdekiler. Kurumsal hayat, gazetecilik, yazarlık sayesinde ünlü-ünsüz çok insan tanıdım, derin sohbetler ettim ve tüm bunların sonucunda bakıp da özendiğimiz kimsenin hayatının dört dörtlük olmadığını gördüm. Kusursuz bir hayat neredeyse imkânsız! Ve bizi yaşadığımız mutlulukların değil de yaşadığımız trajedilerin, güçlüklerin bir noktaya getirdiği gerçeğini anladım. Hiç unutmam, bu gerçekle ilgili ilk aydınlanmamı, Alman-Fransız aktris Romy Schneider’in hikâyesini duyduğumda yaşamıştım. “Sissi” üçlemesini izlediğimde, onun dünyanın en güzel ve en şanslı kadını olduğunu düşünmüştüm. Küçük oğlunu kaybediş hikâyesini duyduğumda ise şok geçirmiş, dışarıdan gördüğümüzün ne kadar gerçek olduğunu uzunca bir süre sorgulamıştım.

Gerçeği reddetmek

“İnsan tepkileri içinde en belirgini, gerçeği reddetmektir.” 1999 yılında hayatımıza bomba gibi giren, dört Oscarlı, distopik “Matrix” filminin kült cümlelerinden biriydi bu. Filmi izledikten sonra, sanki roller coaster’dan inmiş gibi karışmıştı kafamız. “Gerçeklik nedir?” sorusu, resmi olarak ortamlara atılmıştı bu film sayesinde. Hiç şüphesiz, Keanu Reeves’in kariyerindeki dönüm noktasıydı bu başyapıt. O zamana dek “Hız”, “Şeytanın Avukatı” filmleriyle kalbimizde taht kurmuştu ama “Matrix” ile Reeves devleşti gözümüzde. Bizler “Matrix” sonrası hayatımızı sorgularken, ünlü aktörün de ne denli trajik bir hayatı olduğunu öğrendik. Evet, film muhteşemdi. Fakat Reeves’in kendi hayatında yaşanmışlıklarıyla bütünleşince her şey daha da anlam kazanmıştı.

Kanadalı aktör Reeves, kendisine “Matrix Resurrections” için teklif geldiğinde şöyle bir tepki vermiş: “Ne? Kulağa harika geliyor ama ben öldüm!” Başımıza gelen bazı olayların ardından ölüp ölüp dirilmiyor muyuz? Kocaman bir EVET! Beyrut’ta dünyaya gelen aktörün de zor bir hayatı olmuş, defalarca baştan başlamak durumunda kalmış. Reeves henüz üç yaşındayken babası evi terk etmiş. Eğitim hayatı pek parlak gitmezken bir de disleksi çıkmış başına (öğrenme bozukluğu). 1998’de feci bir motosiklet kazası geçirmiş. En yakın arkadaşı River Phoenix’i gencecik yaşta toprağa vermiş. Hamile sevgilisi Jennifer Syme, hamileliğinin 8. ayında bebeklerini ölü doğurmuş. Ardından da korkunç bir trafik kazasıyla gözlerini hayata yummuş Syme. Tüm bunları öğrendikten sonra, Reeves’in 2006’da verdiği röportajda söyledikleri anlamını kazanmıştı: “Acı şekil değiştirir, ancak asla bitmez.”

Matrix filmleri belli aralıklarla hayatımıza girip gerçekliğimizi sorgulatıyor bizlere. Serinin en yenisi, “Matrix Resurrections”ın fragmanını izlediğimde şunu düşündüm: “Friends Reunion”, “And Just Like That” gibi geri dönüş yapıtlarında, tüm oyuncuları bir hayli yaşlanmış, değişmişti (e haliyle!). Fakat 2021 model Matrix’de, Carrie-Anne Moss ve Keanu Reeves, sanki Matrix gibi, paralel bir evrende, aynı kalmıştı. O yüzden çok merak ediyorum yeni filmi.

“Acı şekil değiştirir, ancak asla bitmez”

Kalbimizin prensi

Keanu Reeves ve sevgilisi Alexandra Grant kırmızı halıya ilk arz-ı endam ettiklerinde millet şoka girdi. Hiç yakışmıyorlarmış, kadın annesi yaşında gösteriyormuş ithamlarına karşı kalbimizin prensi Reeves dimdik durup sevgilisinin elini tuttu.