Bodrumlu olmanın altın kuralları

25 Temmuz 2021

Kararınızı verdiniz, büyük şehirden Bodrum’a taşındınız. Ancak o kadar kolay değil buradaki hayata uyum sağlamak! Detaylar aşağıda...

Tüm İstanbul tek yürek olup Bodrum’a taşındığına göre, bayramda bomboş şehirde gönül rahatlığıyla gezeriz.” Bu cümleyi çok arkadaşımdan duydum yakın zamanda. Bu arkadaşlarımdan Bodrum’da yıllık ev tutan ve hatta İstanbul defterini kapatıp evini barkını Bodrum’a taşıyan çok kişi var. Bodrumlu olmak, yaz ya da bayram tatillerinde, “Ne güzel biz bizeydik; doluşacak herkes yine Bodrum’a” demekle başladığından, bu demektir ki onlar da kendini Bodrumlu sayıyor artık. Biz de Bodrum’da yıllık ev tutan furyadanız ve hayatımda ilk defa kış mevsimini yazlık bir yerde geçirdim. Anladınız siz. Bu haftaki niyetim “new comers”, yani “yeni Bodrumlular” meselesini kendi tecrübelerim üzerinden incelemek.

Bahçeli ev

Yıllardır içimde ukdeydi bahçeli bir evde yaşamak. E bir de iki buçuk yaşında minik bir bebemiz vardı, bahçe şarttı. Sonunda istediğim olunca, istediğimin asla bu olmadığını anladım, zira bir çim kolay yeşermiyormuş. Eğer eski Türk filmlerindeki gibi tonton bir bahçıvan amca size yardım etmiyorsa işiniz zormuş. Karıncalar, örümcekler ve hayatımda daha önce görmediğim böceklerin kurduğu cumhuriyetlerden söz etmek bile istemiyorum. Bir de minnoş çocuklarımızdan daha hevesliymişiz biz bahçeye. Hangi çocuklu arkadaşımla konuşsam, “Biz de çocukları zor çıkarıyoruz bahçeye. Evde oynamayı tercih ediyorlar” diyor.

Makyajsız fönsüz

Daha önceki köşe yazımdan hatırlarsınız, Bodrum’un kuzeyini İstanbul’un Etiler-Ulus hattına; güneyini ise Beşiktaş-Kadıköy hattına benzetip içine bir parça da Cihangir katmıştım. Bodrum’da uzun süreli yaşamak eşittir topuklu ayakkabıya, föne, makyaja veda etmek demek. Ben zaten genelde böyle takıldığım için yabancılık çekmedim. Ancak kızlardan çok duydum, “Bildiğin iyi kalıcı oje yapan bir yer var mı?”, “Bir düzgün fön çektiremedim”, “Aynı eşofman üzerimde paralandı” gibisinden cümleler. İsteseniz de istemeseniz de, kuzeyde de yaşasanız, güneyde de yaşasanız doğalcılık kazanacak. Uzun süreli bir ilişki düşünüyorsanız buralar böyle, benden söylemesi.

İşler güçler

Bodrum’da uzun süreli yaşamayı planlayanlar gerçekten bağ bahçeye takık değilse mutlaka bir iş, bir uğraş bulmalı. Evet, yaz uzun sürüyor lakin bir noktada bitiyor; saçı başı uçuran, migrene sebebiyet veren bir rüzgâr ve soğuk başlıyor. İşte o noktada ne yapacaksınız, bunu planlamanız şart! Bir tüyo size, büyük şehirden Bodrum’a taşınan on kişiden sekizi emlakçılık yapıyor. Dağ taş inşaat olduğundan, ev fiyatları da uçtuğundan hiç de mantıksız değil.

Yazının devamı...

Bodrum’da sakin bir bayram

18 Temmuz 2021

Uzun bir bayram tatili bizi bekler. Kalabalıklara karışmak isteyenlerin rotasını yönelttiği Bodrum’da, kalabalıklardan kaçmak isteyenler için alternatifleri sıralıyoruz bu hafta

Yalıkavak’a giriş yine kilit...”, “Gündoğan’dan Bitez’e bir buçuk saatte geldim...”, “Bodrum merkezde arabayı park edecek yer yok”, “Bodrum trafiğini ilk defa bu kadar kalabalık görüyorum...” Bu yaz Bodrum’da hangi taksiye binsem bu ve benzeri durumlara, konuşmalara şahit oluyorum. Trafik kaput. Ben Yahşi’de ikamet ediyorum. Bir arkadaşım beni Göltürkbükü’ne ya da Yalıkavak’a davet etse oturup uzun uzun düşünüyorum “Arkadaşımı on üzerinden kaç seviyorum? O kız için o trafiği çekmeme değer mi?” diye... “OK, seviyorum, gidiyorum” desem, derin derin nefes alıp veriyorum yola çıkmadan önce, zira geçenlerde sağlam çarpıldığım için, arabada klima kullanmaya veda ettim. Özetle yavaş akan bir trafikte, açık camlardan yüzüme yüzüme vuran alev topları eşliğinde yol alıyoruz. Bodrum’un mevcut kalabalığı bir yana, şimdi bir de bayram geliyor. Özetle hepten kopacak film!

“Bayramdan sonra görüşürüz”

Bodrum’da bu yıl kışı yaza bağlayan bir sürü İstanbullu arkadaşım, uzun zaman sonra İstanbul’a dönmeye karar verdi. Çünkü bayramda Bodrum’da olmak istemiyorlar. “Herkes Bodrum’a gideceğinden İstanbul boş olur, atlarız arabaya istediğimiz yere gideriz, kafa dinleriz” diyorlar. Bodrum’da kalanlardan ise “Tatil süresince evden çıkmayacağız...”, “Bayramdan sonra görüşürüz tatlım...” sesleri yükseliyor. Hal böyle olunca, bana da bayramda Bodrum civarında kalabalıklardan uzak takılmak isteyenlere yönelik mini bir liste hazırlamak düştü. Buyurun, ilerleyelim beraberce…

Bodrum’da kalabalıktan kaçma listesi:

Mazı: Bodrum merkeze bir saat uzaklıkta bir yer Mazı köyü. Gökova sahilinde yer alıyor; denizi cam gibi, lüks tesis yok. Alıyorsunuz portatif sandalyenizi, şemsiyenizi, istediğiniz noktada kendinizi serin sulara bırakıyorsunuz. Gece orada konaklamak isterseniz tatlı, sempatik pansiyonlar var. Kalabalıklardan kaçma listemin bir numarası olan Mazı’yı mutlaka değerlendirin derim.

Kıyıkışlacık: Milas ilçesinde, Güllük Körfezi sahil şeridinde yer alıyor bu adres. Koy sakin, deniz nefis, köyün de sempatik bir pazarı var. Bodrum merkeze bir saat uzaklıktaki bu tatlış yerde konuklama seçenekleri de sunuyor. Hele ki sezonda yazlık ev kiralamak isteyenler Kıyıkışlacık’ı mercek altına alsın derim, fiyatlar Bodrum’a göre cidden hesaplı.

Bargilya:

Yazının devamı...

Bodrum’da güneşi batırırken...

11 Temmuz 2021

Kıpkızıl güneşin batışına nerede denk gelirsem geleyim mutlaka işi gücü bırakır, arabayı durdurup izlerim. Bugün, o güneşin batışını Bodrum’dan izliyoruz sizlerle beraber

Umut vadeden bir günbatımını beklemenin kolay yolu bulutlara bakmaktır. Her bir bulut birazcık ışıkla renk tutacağı ve görsel açıdan hoş bir sahne yaratacağı için aralarında bolca boşluk bulunan yüksek, gözenekli bulutlar idealdir. Günbatımı çekiminde hızlı hareket etmeniz gerekir, maksimum yirmi dakikanız vardır...” Bir fotoğraf sitesinde okumuştum bunları. Nasıl okumayayım, günbatımı öylesine muazzam bir olay ki, en şahane kareyi yakalamak için üzerine çalışmayı sonuna kadar hak ediyor. Kült filmlerdeki günbatımı sahnelerini düşünün: “Lawrence of Arabia” (1962), “Star Wars: The Force Awakens” (2015), “King Kong” (2005), “Indiana Jones and the Last Crusade” (1989), “Titanic” (1997), “Apocalypse Now” (1979), “Lord of the Rings: The Return of the King” (2003)... O efsane günbatımları olmasa bu efsane filmlerin bir parçası eksik kalmaz mıydı? Şimdi gelin, bir de Bodrum’daki efsane günbatımlarını izleyelim.

Kumbahçe

 

Bodrum’a akşam düşmeden, Zeki Müren’in evinden aşağıya doğru süzülüp sola kıvrıldığımızda romantik bir günbatımı selamlar sizi. Kumbahçe, namıdiğer Giritli Mahallesi, bana göre Bodrum’un en nostaljik köşesidir. Ve elbette burada favori bir günbatımı restoranım vardır, ismi de Ada Kumbahçe’dir. Özel bir kutlamanız varsa, sevdiğinizle romantik bir akşam geçirmek istiyorsanız, tüm kalbimle tavsiye ederim burayı; çünkü bence özel anları hak eden bir mekân. Restoranın sahibi Vedat Semiz, İtalyan ve İspanyol mutfağının adeta kalbini Ada Kumbahçe’ye taşımış. Özellikle kabuklu deniz ürünü sevenler, adresi not etsin derim.

Kadıkalesi, Turgutreis, Gümbet

Gümüşlük ile Turgutreis arasında kalan Kadıkalesi, günbatımını çekeceğiniz Instagram fotoğraflarınızda like rekorunu garanti eder. Belki aşırı popüler bir nokta değildir, ama Turgutreis’deki Günbatımı Plajı’nda güneş batarken bir süre sessizlik olur. Ağzınız kulaklarınızda, nefis bir an yaşarsınız. Ve bir de 18’inci yüzyılda inşa edilmiş Gümbet Değirmenleri’ndeki muhteşem günbatımı vardır. 1970’lerin sonunda kadar aktif kullanılan fakat sonra ihmal edilen bu değirmenlerden sadece biri restore edilmiş. “Günbatımı için doğru zamanda doğru yerdeydim” demek istiyorsanız, değirmenleri mutlaka ziyaret ediniz.

Yazının devamı...

Bodrum minikleri

4 Temmuz 2021

Küçük bir çocuğunuz olduğunda canınızın istediği tarzda tatil yapmak pek mümkün olmuyor, miniklerin ihtiyaçları önce geliyor. Bu yazı Bodrum’da değerlendirecek çocuklu aileler için favori çocuk atölyelerine bakalım

Tatile çıkan çocuklu ailelerin hikayelerini yıllarca dinledim. Nerede çocuk kulübü, su kaydırağı, çocuk parkı varsa, aileler oradaydı. Bekarken paşa gönlümüze göre seçtiğimiz tatil rotaları, çoluk çocuğa karışınca yön değiştiriyormuş, başa gelince anladım. Şimdi, iki buçuk yaşındaki oğlumla adımladığımız Bodrum’da önceliğim hep o; onun gelişimi, onun mutlu vakit geçirmesi. Bildiğiniz üzere eylülde okul zili çalana kadar Bodrum’da kalacağız. Bu yaz mevsimini bizler gibi Bodrum’da geçirecek olan çocuklu ailelere, son derece doğal, organik, sempatik çocuk atölyeleri önerilerim var. Buyurun, detaylara geçelim.

PUPA

Mandalina ağaçları içerisindeki bu tatlış bahçe, Bitez’de konuşlanıyor. Kayıt yaptırarak katılım sağlanan jimnastik, yoga ve mindfullness atölye çalışmaları mevcut. Doğal tahta oyuncaklardan oluşan bir dükkanları var. Ayrıca yetişkinler için yoga ve dolunay çemberi atölyeleri düzenliyorlar. Kafenin hem içecekleri hem de yemekleri denemeye değer. İster atölye, ister serbest zaman, burası çocuklar için ideal. Salı günleri kapalı olan mekan, diğer günler 10.00-21.00 arası açık.

BABUN

Torba’da, minnoş bir çocuk parkının yanında yer alıyor Babun. Dükkandaki çocuk kitaplarına mutlaka göz atmalısınız, şahaneler! Yoga ve kukla atölyeleri ücretli, fakat Cuma günleri ücretsiz kitap okuma saati düzenliyorlar. Yakın zamana marangozluk atölyesi açacaklarmış, o da enteresan bir aktive olabilir. Kafesinde yudumlayabileceğiniz lezzetli kahveleri, tatlıları ve atıştırmalıkları var. Pazartesi günleri kapalı olan mekan, diğer günler 15.00-20.00 saatleri

Yazının devamı...

Kız kıza bir yol hikayesi

27 Haziran 2021

Bir yazar, bir fotoğrafçı ve bir oyuncu, geçen hafta düştük yollara. Söğüt-Selimiye-Akyaka hattında geçirdiğimiz üç gün, iki haftaya bedeldi

Var mı kız kıza seyahat gibisi? Hızla akıp giden hayatınızı birkaç günlüğüne dondurmak, kafa dağıtmak, full deşarj olmaktır kız arkadaşlarla çıkılan seyahat. Ancak tabii ki de yakın kız arkadaşlardan söz ediyorum. Bakın, sayı da önemli. Beş kişi fazladır mesela, her kafadan bir ses çıkabilir! Dört kişi olduğunda kutuplaşma yaşanabilir. En ideal sayı üçtür. Çünkü üç rakamı, çokluğun başladığı ilk rakamdır. “Üç Silahşörler”, “İyi Kötü Çirkin”, “Ye Dua Et Sev”, hep üç rakamının akılda kalıcı varlığından doğmuştur. Biz üç genç kadın da, “Yaşam, özgürlük ve mutluluk” diyerek başladık seyahatimize.

Bonjuk Koyu’nda filtresiz bir gün batımı, filtresiz arkadaşlıklar.

Saz ekibimiz

Gelelim saz ekibimize... Türkiye’nin yıldız oyuncularından Özge Özberk, Bodrum’un bir numaralı düğün ve doğum fotoğrafçısı Aybegüm Kubat ve bendeniz karar verdik bu seyahate. Çocuklarımızı uzun süreli bırakamadığımızdan tatil süremizi üç günle sınırladık. Amacımız, basit ve efektif bir seyahat tecrübesi edinmekti. Rotamızı Aybegüm çizdi, Özge arabayı kullandı, ben de Instagram’ımdan yayınladığım komik hikâyelerle bir road trip fotoromanı yazdım.

İlk durağımız Marmaris hattındaki Söğüt-Selimiye idi. Bodrum çıkışlı olduğumuzdan dört saat içerisinde vardık Söğüt’teki Üzüm Tatil Evi’ne. O sahil kenarı bir kartpostal değilse ben de bir şey bilmiyorum! Çantaları odaya, kendimizi iskeleden denize attık. Fakat vakit gelmişti, şahane öğle yemeğimiz için dakik olmalıydık. Çabucak hazırlanıp gitmek üzere otoparka girdik de pek muhterem bir şahsiyet arabasını otoparkın ortasına lahit gibi park ettiği için oradan çıkamadık. Baktık, iki tatlış çift daha var bizim gibi kapana kısılan. Onlarla aynı yere gideceğiz fakat gidemiyoruz. Öyleydi böyleydi derken sayın beyefendinin anahtarı geldi ve isimsiz araba yolumuzdan çekildi. Biz de Manzara Restoran Söğüt isimli restorana doğru yola koyulduk. Etkileyici mekâna geldiğimizde bizler rezervasyonlu, tatlış çiftler rezervasyonsuz olduğundan buyur ettik masamıza. Beraber güldük, eğlendik, şef Ali Işık’ın yarattığı eşsiz menüyü tattık. Ve ardından çiftlerle yollar ayrıldı, biz de azıcık dolandıktan sonra popüler bir isim olan Sardunya balık restoranında yerimizi aldık.

Yazının devamı...

Bir trolün itirafları

20 Haziran 2021

Ünlü şarkıcı John Legend’in eşi Chrissy Teigen, vakti zamanında siber zorbalık yaptığını itiraf ettiği özür yazısını Instagram’daki 40 milyon takipçisiyle paylaştı. Bambaşka yüzüyle Chrissy Teigen hikayesi...

Sosyal medyada bir şekilde mutlaka maruz kaldığımız siber zorbalık konusunun kahramanı bu sefer dünyaca tanınan bir isim, Chrissy Teigen’dı. Fakat bu sefer kendisi siber zorbalığa maruz kalmamış, bizzat siber zorbalık yapmıştı. Ünlü şarkıcı John Legend’in eşi Chrissy Teigen, vakti zamanında siber zorbalık yaptığını itiraf ettiği özür yazısını Instagram’daki 40 milyon takipçisiyle paylaştı. Hemen bir parantez açarak siber zorbalığı kısaca açıklayayım: Çevrimiçi platformlarda taşlama, kışkırtma, dışlama, ifşa etme, taciz, tehdit, trolleme gibi alt kırılımları olan bir davranış bu. Teigen, devamlılık gösteren, fakat belli bir yol izlenmeden anonim kullanıcı hesapları tarafından yapılan, aldatıcı ve yıkıcı bir tarzı olan trollemeyi uzunca bir süre model Courtney Stodden’ın üzerinde sergilemiş. Sebep de, kızın 16 yaşındayken 51 yaşında bir oyuncuyla evlenmesiymiş. Teigen buna kafayı fena taktığından Stodden’e, anonim hesaplardan “Ölmeni istiyorum”lara varan mesajlar göndermiş. Bugüne döndüğümüzde ise geçmişin diyetini ödemek isteyen ve yaptıklarından çok pişman olduğunu anlatan Instagram yazısıyla bambaşka bir Chrissy Teigen çıktı karşımıza.

Ben de mağdurum

Neden bambaşka? Çünkü biz Teigen’ı iki dünya tatlısı çocuğu, efsanevi romantik aşk şarkıları besteleyen kocası, yazdığı yemek kitaplarıyla ve Instagram’daki 40 milyon takipçisiyle tanıyor ve seviyorduk. Marşmelov tipindeki bu kadından böylesine bir çıkış beklemiyordu kimse. Hele ki bu çıkışın üzerine moda tasarımcısı Michael Costello’nun Instagram mesajı da eklenince ziller hepten Teigen için çaldı. Costello’nun yazdığına göre, yedi yıl boyunca modacıya kafayı takıp ona da siber zorbalık etmiş Teigen. Adamın kariyerini bitirmiş ve hatta modacının deyişine göre, az daha “intihar etmeye” sürüklemiş.

Trollers

Trolleri “Kinci, komik, seçkin, kopyacı ve saldırgan” olmak üzere beş kategoride toplayabiliriz. Yani pozitif troller de var. Misal, doğum günlerini Instagram’da kutlarken saçma ve komik fotoğraflarını kullanan sempatik çift Blake Lively&Ryan Reynolds. Ya da Rihanna. Kimseleri sallamayıp etrafla tatlı tatlı dalgasını geçerken bir güzel trollüyor bizleri. Negatif trollerin en güncel örneği de sosyal medya hesaplarına savaş açarak karşısındakini neredeyse ruhsal bunalıma sürükleyen Chrissy Teigen oldu ne yazık ki.

Ateş böcekleri

Yazının devamı...

Bodrum’dan bildiriyorum

13 Haziran 2021

Diyeceksiniz, “Kim bildirmiyor ki?” Zira etrafımdaki herkes soluğu Bodrum’da aldı. Ev sahibi olanlar, kiralamaya çalışanlar, özetle bu yaz Bodrum kopacak

"Yavaş kopsun” gibi bir temennimiz olamaz, çünkü Bodrum emlak piyasası almış başını gidiyor. Yarımadaya ayak bastığımdan beri belki yirmi kişi aradı, “sizin oralarda sezonluk ev var mı” diye. Hayır, girsem emlak işlerine, baya kazançlı çıkmıştım ona yanıyorum. Bir zamanların “İstanbul çok pahalı, şöyle sevimli bir sayfiye yerine yerleşelim” planının bir numaralı ilçesi Bodrum, resmen mini İstanbul oldu çıktı. İstanbul boşaldı, Bodrum doldu. Bir sürü tanıdığım İstanbul’daki evini sattı, Bodrum’a kondu. Etiler’in, Ulus’un, Yeniköy’ün popüler restoranları Bodrum’da yerini aldı. Bakın, birkaç yıl önce Çeşme’ye gerçekleşen akın gibi değil bu. Bu akın, başka akın. Millet, “Allah, Allah” sesleriyle geliyor Bodrum’a!

Yayın hayatı

 

1971’de dokuz otel, altı motel ve on iki pansiyonla yayın hayatına başlayan Bodrum’un güncel yatak sayısını Google kardeşe sorduğumuzda, “Devamlı yatırım yapıldığı için net sayı bilinmiyor” gibi muallak bir bilgi çıkıyor karşımıza. Vakti zamanında Zeki Müren, Cevat Şakir, Kartal Tibet, Fikret Hakan, Cem Karaca ve Müzeyyen Senar meşhur etmiş, şimdiyse yarımadada meşhur olmayan kimse yok gibi. Özetle meşhur olan da olmayan da Bodrum’a ayak basmaya niyetli artık.

Emlak piyasası

Emlak piyasasına dönecek olursak geçen yaz sonu satışa çıkan evi, şu anda eğer şanslı gününüzdeyseniz iki katına satın alabilirsiniz. O denli uçtu fiyatlar. Her yerde inşaat olması, “Amaan nasılsa uygun bir yer bulurum” düşüncesi yaratmasın; bütçeye uygun ev pek kalmadı. Ev kiralama trendi de son derece ilginç: Temmuz-ağustos ayları için ödeyeceğiniz kira, yıllık kiraya eşit. Yani ha iki ay kiralamışsın, ha on iki ay; aidat dışında fark etmiyor. Bodrum’da zaten yıllardır yaşayanlar, bu kiraları gördükten sonra evlerini kiraya veriyor ve Datça’ya falan yerleşiyor. Yeni ev alanlar için de durum benzer; yazlık ev alıyorsun, yazın kiraya veriyorsun. O zaman niye hiç oturamadığın bir yazlık ev alıyorsun? I don’t know!

Yazının devamı...

Neleri unuttuk?

6 Haziran 2021

Bir düşünün bakalım son iki yıl içinde unuttuğunuz, rafa kaldırdığınız alışkanlıklarınızı. Ben, benimkileri listeledim

Yılların rutini, kolay mı bir kalemde silip atmak? Her sabah içmeden sabah olmuş saymadığım kahvem, makarna-köfte saplantım, banyoda uyguladığım yüz peelingim falan hep cepte, bunlar değişmedi. Fakat değişen birçok alışkanlığım oldu. Sanki pandemi 2 değil de 22 yıldır var, o kadar unuttum daha önceleri hayatımın bir parçası olan şeyleri. Listemi merak edenler için şuracığa bırakıyorum, isteyen okusun.

UZUN SOHBETLER

Geçen yıl pek seviyorduk Facetime, WhatsApp görüntülü aramalarını. Sabahleyin rutinimiz vardı mesela arkadaşlarımla. Ekrandan yüz yüze bakıp hal hatır sormadan güne başlamıyorduk. Fakat son dönemde azaldı görüntülü konuşma eğilimim zira konuşamıyorum. Evet, bildiğiniz uzun sohbet etme yetimi kaybettim. Kısa sohbeti şahane ediyorum ama laf azıcık uzayınca ben de uzuyorum oradan. Birisini aradığımda mesela “Nasılsın, iyi misin, çocuklar nasıl?” faslına girmeden arama amacımı söylüyorum. Evet, biraz küttedek oluyor ama uzun sohbetlerde kaybolmak istemiyorum ne yapayım? Hem anlatacak, üzerine saatlerce konuşacak yeni bir şeyler de yok; haksız mıyım?

TOPUKLU AYAKKABI

Topuklu ney? Ha ayakkabı...

Ya ben kaldırdım onları bir yere de nereye acaba? Zaten yaz dolayısıyla şıpıdıklara geçtim hiç uğraşamam topuklu ayakkabıyla. Sanırım ceketlerimi, pantolonlarımı ve abiye kıyafetlerimi de topuklu ayakkabılarımla aynı yere sakladım. Bulsam nerede giyeceğim ki! Kayboldu hepsi. Hükümsüzdür.

ROMANTİK AKŞAM YEMEĞİ

Yazının devamı...