Influencer çöpçatanları

O çöp ille de ilişki yaşamasını istediğimiz iki insan için çatılmaz! Bazen bir insanla bir markanın bir araya gelmesi için de çöpü çatabilirsiniz

Influencerlık, yani kanaat önderliği, günümüzün yükselen iş kollarından biri. Birçok büyük şirket, televizyona harcayacağı reklam parasını, “influencer bütçesi” olarak giriyor mali tablosuna. Hatırı sayılır bir mühendisin, bir doktorun, bir iç mimarın kazandığı kadar para kazanılabiliyor sosyal medyadaki marka iş birliklerinden. Hal böyleyken influencerlar arasında kıran kırana bir marka arayışı boy gösteriyor ki bu çok da ulaşılması kolay bir hedef değil. Herkesin harcı değil dev bir markayla çalışıp like’a boğulmak, çatır çatır da para kazanmak. Evet, herkesin harcı değil; demem o ki bu işleri bağlamak için profesyonellere ihtiyaç doğmaya başladı. Ünlü menajerlerin, sosyal medya yıldızlarını yavaştan portföylerine eklediği bugünlerde konuyu bir adım ileriye taşıyan influencer şirketleri kurulmaya başlandı. “Fohr” da bunlardan biri.

Influencer çöpçatanları


Wın wın

Anlatmaya marka açısından başlayayım. Sözünü ettiğim şirket, doğru influencer arayışına çıkmış bir markaya yüz binin üzerinde influencer datasını analitik araştırmalarıyla birlikte sunabiliyor. Kimin takipçisi sahte, kiminki gerçek söylüyor, demografik tablolar çıkarıyor. İş birliğine girilmek istenen influencerların e-posta adreslerini, telefon numaralarını, adreslerini markayla paylaşıyor (izinle elbette). Ve hatta marka, o kişiyle çalışırsa ne kadar medya coverage’ı elde edileceğini bile hesaplıyor. Diğer taraftan bu şirkete başvuran ve sisteme kabul edilen influencerların kendilerine özel bir profili oluyor ve belki de hayatta ulaşamam dedikleri o markayla kendilerini iş yaparken buluyorlar. Özetle tam bir “win win” durumu ortaya çıkıyor.

Altın madalyayı çalmak


Şirketin sahipleri James Nord ve Rich Tong, influencer konusuna transparanlık getirmek için bu işe girmiş. Şimdiye dek sahte takipçiler fark edilmeden ya da “dost işi” şeklinde ilerleyen marka iş birliklerine son vermeyi kendilerine hedef edinmişler. İnceledikleri 20 milyon Instagram hesabının yaklaşık yüzde 7.8’inin bot hesap olduğunu söylüyorlar. Hesapları üçe ayırmışlar: aktifler, pasifler ve sahte hesaplar. “Spor müsabakasına katılmadan önce doping almak gibi bir şey sahte takipçi satın almak. Sana sponsor olan reklamverenlerden çalmakla ve onları kandırmakla kalmayıp altın madalyayı hak eden birinin elinden alıyorsun” diyor James Nord, The Influencer Podcast’e verdiği röportajda.

Oyunun kuralları

On kişiden dokuzunun influencer olmak istediği dünyamızda bu oyunu da kuralına göre oynamamız gerektiğinin altını çizen bir meslek influencer çöpçatanlığı. Yok öyle, “Şu kadar takipçim var, herkes kapımda kuyruk olacak!” çıkışları. Gerçek bir çıkış için hazır olan, eminim ki altın madalyayı boynuna takacak.