Neleri unuttuk?

Bir düşünün bakalım son iki yıl içinde unuttuğunuz, rafa kaldırdığınız alışkanlıklarınızı. Ben, benimkileri listeledim

Yılların rutini, kolay mı bir kalemde silip atmak? Her sabah içmeden sabah olmuş saymadığım kahvem, makarna-köfte saplantım, banyoda uyguladığım yüz peelingim falan hep cepte, bunlar değişmedi. Fakat değişen birçok alışkanlığım oldu. Sanki pandemi 2 değil de 22 yıldır var, o kadar unuttum daha önceleri hayatımın bir parçası olan şeyleri. Listemi merak edenler için şuracığa bırakıyorum, isteyen okusun.

UZUN SOHBETLER

Geçen yıl pek seviyorduk Facetime, WhatsApp görüntülü aramalarını. Sabahleyin rutinimiz vardı mesela arkadaşlarımla. Ekrandan yüz yüze bakıp hal hatır sormadan güne başlamıyorduk. Fakat son dönemde azaldı görüntülü konuşma eğilimim zira konuşamıyorum. Evet, bildiğiniz uzun sohbet etme yetimi kaybettim. Kısa sohbeti şahane ediyorum ama laf azıcık uzayınca ben de uzuyorum oradan. Birisini aradığımda mesela “Nasılsın, iyi misin, çocuklar nasıl?” faslına girmeden arama amacımı söylüyorum. Evet, biraz küttedek oluyor ama uzun sohbetlerde kaybolmak istemiyorum ne yapayım? Hem anlatacak, üzerine saatlerce konuşacak yeni bir şeyler de yok; haksız mıyım?

TOPUKLU AYAKKABI

Topuklu ney? Ha ayakkabı...

Ya ben kaldırdım onları bir yere de nereye acaba? Zaten yaz dolayısıyla şıpıdıklara geçtim hiç uğraşamam topuklu ayakkabıyla. Sanırım ceketlerimi, pantolonlarımı ve abiye kıyafetlerimi de topuklu ayakkabılarımla aynı yere sakladım. Bulsam nerede giyeceğim ki! Kayboldu hepsi. Hükümsüzdür.

ROMANTİK AKŞAM YEMEĞİ

Bir kişi daha bana “Akşama ne     yemek pişirdin?” diye sorarsa atıcam kendimi aşağı. Ne güzel giyinip      süslenip romantik akşam yemeklerine çıkıyorduk sevdiceğimle, artık   nerdeee... Mekân belli, mutfak; outfit belli, eşofman-tişört; yemek de  üç aşağı beş yukarı belli; çünkü Michelin yıldızlı şef değilim. Bitti romantik akşam yemekleri, arkasından bye bye!

YURT DIŞI TATİLİ

Hadi açıldı her yer diyelim, yurt

dışına tatile gitmek için ya bankadaki altınları bozdurmam ya da kredi çekmem lazım, çünkü her şey              

ateş pahası. Elime biletimi verip havaalanının önüne getirseler,

içeri nasıl gireceğimi, uçağı nasıl bulacağımı, free shoptan nasıl alışveriş edeceğimi unuttum.

İngilizce, Fransızca, İspanyolca konuşuyordum, onları da unuttum. Zaten bütün gün bebekle vakit geçiyorum, yakında Türkçeyi de unutursam hiç şaşırmam.

TOKALAŞMAK

Bakın öpüşmek, sarılmak demiyorum. Basit bir tokalaşmadan söz ediyorum. Yumruklarımızı tokuşturuyoruz artık. Bir daha kimseleri öpüp sarılabilir miyim bilemiyorum. “Don’t touch me” olayı bir tek bebeklere yaradı. En azından yolda tanımadığım teyzeler şapır şupur öpmüyor artık çocukları.