Tükür babanın suratına!

“Birini aldatmayı beyninizde düşünmeniz bile aldatmaktır” aforizması geride kalmış, “Öpüşmek aldatmadan sayılmıyor” sesleri yükselmeye başlamış bile.

Tükür babanın suratına

“Birini aldatmayı beyninizde düşünmeniz bile aldatmaktır” aforizması geride kalmış, “Öpüşmek aldatmadan sayılmıyor” sesleri yükselmeye başlamış bile “Tükür babanın suratına!” repliğine hepimiz aşinayız. “Ne Olacak Şimdi?” filminde, kocası rolündeki çapkın Şener Şen’i basmaya çalışan Perran Kutman, oğluna sürekli olarak bu repliği söyletir. Şener Şen de sıkça çapkınlık yaparken yakalandığından suratına tükürüğü bir güzel yer zira Perran Kutman’ın bırakın kocasını yatakta yakalamayı, sevdiği adamın başka bir kadına yan gözle bakmasına bile tahammülü yoktur. Biz de öyle biliyorduk, yani birini beyninde aldatmanın bile aldatma sayıldığını. Gelin görün ki, hayatımızda değişen sürü sepet şeyle birlikte bu da değişmiş, mesela öpüşmek artık aldatmadan sayılmıyormuş. Şimdi öpüşmeyi, önümüzdeki yıl da aynı yatağa girmeyi aldatmaktan saymaz bunlar. Oh ne ala!

Tuhaf sonuçlar

BBC Radio 5 Live tarafından yapılan bir araştırmada, ilişkisi olduğu halde başkalarıyla öpüşen yüzde 73’lük kısım, bunu aldatmadan saymadıklarını söylemiş. Bu aldatmak değil, karşısındakilere saygı duymamak ya da yanlış kişiyle beraber olmak demekmiş onlara göre. Fakat araştırmaya katılanların yüzde 40’ı, mobil online tanışma sitelerinde gezinmeyi aldatmak olarak tanımlamış. Yani öpüşmek YES, Tinder NO. Ne diyeyim, tuhaf.

Tükür babanın suratına

Vicdanım bilir

Sevdiğimizle aynı koltukta yan yana otururken cep telefonumuzdan üçüncü bir şahısla flörtleşebileceğimiz zamanlarda yaşıyoruz. Diyeceğim şu ki aldatmak, parmağımızın ucunda. Eskiden “Millet ne der?” diye dertlenip hal ve hareketlerimize çeki düzen verirdik ama şimdi her şey vicdanımıza kalmış durumda. Tam da böyle olduğu için “Öpüşmek aldatmadan sayılmaz” gibi sonuçlar çıkıyor araştırmalardan. Aslında bunlar hep bizim başımızın altından çıkıyor. Bir halt yiyip vicdanımızı rahatlatmaya, konuyu normalleştirmeye uğraşıyoruz. Halbuki kalp aynı kalp, kırıldı mı kırılıyor. Yanlış mıyım?

Haftanın güzellikleriTükür babanın suratına

GERÇEK: Talimhane ve Zorlu PSM’nin birlikte imza attığı “Gerçek” (La Vérité) isimli tiyatro oyunu, tam da bu haftaki yazımı pekiştirircesine, aldatma konusuna balıklama dalmış. Başrollerde Levent Üzümcü, Özge Özder, Neslihan Yeldan ve Kubilay Tunçer var. Mehmet Ergen’in yönettiği oyuna, özenli dekoruna bayıldım. Çok güldük çok!

ROMANTİZMA: İzlediğim bir diğer tiyatro oyunu da Gergedan Yapım imzalı “Romantizma idi. Janset’i yıllar sonra, hem de bu sefer tiyatro sahnesinde, Gökçe Özyol ile izlemek keyifliydi.

SANAYİ 313: Maslak Sanayi Mahallesi’nin göbeğinde konuşlanan mekanının hem mutfağı hem de içeride satılan özel tasarımlar çok hoşuma gitti. Sanayi 313’ün sahiplerinden tam bir Londoner olan Enis Karavil ile keyifli bir sohbet ettik. Açılalı oldu fakat benim yolum ilk defa düştü. Eh, geç olsun, devamı gelsin diyelim.