İstanbul’un En Fotojenik 10 Durağı

9 Eylül 2021

Benim için İstanbul; doğduğum, büyüdüğüm fakat üniversiteden sonra mecburen ayrıldığım şehir. Hal böyle olunca İstanbul’la her kavuşmamızda farklı yerlerini ziyaret eder oldum. Ama bazı yerler var ki bana göre İstanbul’un en fotojenik yerleri ve ben bu yerlere defalarca gitsem de her seferinde aynı heyecanı hissediyorum. Bu listeyi İstanbul’a ilk defa gelenler için öncelikli olarak görülecek yerler olarak da düşünebilirsiniz.

 Rumeli Hisarı

 Sarıyer’de bulunan Rumeli Hisarı, Fatih Sultan Mehmet tarafından, İstanbul'un fethinden önce boğazın kuzeyinden gelebilecek saldırıları engellemek için yaptırılmış. Üç büyük kulesi ile birlikte İstanbul’un en güzel manzaralarından birine sahip... Bu güzel manzarayı değerlendirmek isteyen herkesin uğrak noktası Rumeli Hisarı, İstanbul’da gezmekten ve fotoğraflamaktan hiç sıkılmadığım yerlerin başında geliyor. 2021 yılı için giriş ücreti 30 TL olan Rumeli Hisarı’na müze kartınızla ücretsiz girebilirsiniz. Restorasyon sebebi ile burçlara çıkış şimdilik yasaklanmış ve bu yasak bir süre daha devam edecek ama Rumeli Hisarı hala gidip görülmeye değer.

Sultanahmet Meydanı

 İstanbul’da gezmekten ve fotoğraflamaktan en çok zevk aldığım yerler listesinde, Sultanahmet ve çevresi üst sıralarda yer alıyor. Sultanahmet Meydanı, büyük bir alana yayılmış birçok tarihi yapıya da ev sahipliği yapıyor. Sultanahmet Camii, Ayasofya Camii, Topkapı Sarayı ve Yerebatan Sarnıcı bu çevrede görülebilecek güzelliklerden sadece birkaçı. Zaten İstanbul’da turistik merkez denildiğinde ilk akla gelen yerlerden biri Sultanahmet. Bu nedenle, günün her saati Sultanahmet meydanını kalabalık görebilirsiniz.

Yazının devamı...

Adım Adım Artvin

29 Temmuz 2021

Artvin aslında küçük bir şehir, ilçeleri birbirine biraz uzak ve coğrafyası sebebiyle bol virajlı yollara sahip. Fakat öyle bir yeşili var ki gittiğinizde gözleriniz bayram ediyor. İlçelerin birbirine olan uzaklığı ve gezilecek yerlere ulaşım düşünüldüğünde Artvin’i gezmenin en güzel yolunun özel araç kullanmak olduğunu düşünüyorum. Artvin’de gezilecek yerleri ilçe ilçe sıralamak, gezmek açısından da kolaylık sağlayacaktır. Artvin merkezi oldukça küçük, gezilecek çok fazla yeri yok aslında. Fakat yakınlık göz önünde bulundurulursa Hatila Vadisi Milli Parkı ve Cam Teras’ı ile Kafkasör Boğa Güreşleri Alanı’nı Artvin merkezinin gezilecek yerleri olarak söyleyebiliriz.  

Arhavi

Arhavi’nin yapısı Artvin’in geneli gibi engebeli ve dağlıktır. Çiftekemer Köprüsü, Arhavi’de görülecek yerlerin başında gelir. 18. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen köprünün, merkezkaç kuvveti ile hesap edilerek hassas dengeler üzerine kurulduğu düşünülmektedir. Çiftekemer köprüsünden devam edilerek ulaşılan Mençuna Şelalesi ise Arhavi’de görülmesi gereken bir diğer noktadır. Üç basamaktan oluşan Mençuna Şelalesi’nin yüksekliği 70 metreyi bulmaktadır.

Ardanuç

Ardanuç, Artvin şehir merkezinden yaklaşık 60 km uzaklıktadır. Ardanuç ilçe sınırları içinde pek çok kilise ve kale bulunmaktadır. Bunların bazısı sağlam ya da yıkıntı halinde günümüze ulaşmış, bazısı ise tamamen ortadan kalkmıştır. Ardanuç’ta görülecek yerlerden bir diğeri ise Cehennem Deresi Kanyonu’dur. Cehennem Deresi tipik bir kanyon vadidir. 500 metre uzunluğunda, 70 metre genişliğinde ve 6 metre derinliğinde olup dağların arasında oluşmuş bir coğrafi yapıdır. Kanyona gitmek için taşlı ve dik patikaları takip etmeniz, tek kişinin bile zor sığacağı yollardan geçmeniz gerekiyor.

Yazının devamı...

Balkanlarda Bir İtalyan Esintisi: Karadağ

29 Temmuz 2021

Karadağ eski Yugoslavya’yı oluşturan altı cumhuriyetten biriymiş. Yugoslavya’nın dağılmasının ardından Sırpların baskısı ile bir süre Sırbistan-Karadağ olarak devam ettikten sonra 2006 yılında referandumda çıkan oylama sonucunda Karadağ, Sırbistan’dan ayrılıp bağımsız bir devlet haline gelmiş. 2008 yılında AB üyeliğine başvuran Karadağ, 2012’de katılım müzakerelerine başlamış. Türkiye vatandaşlarından henüz vize istemeyen Karadağ’ın para birimi ise Euro.

Ulaşım için farklı alternatifler mevcut. Eğer karayolu ile ulaşmak isterseniz Yunanistan ya da Bulgaristan üzerinden gideceğiniz için Schengen vizesine ihtiyacınız olacak. Vizesiz gitmek isterseniz, THY’nin Karadağ’ın başkenti Podgorica’ya direkt uçuşu bulunuyor ya da daha ucuz bir alternatif olarak çevre ülkelerden karayolu ile de geçiş yapabilirsiniz.

Biz Karadağ’a hem uçak hem de karayolu ile gittiğimiz için ikisinden de bahsedeceğim. Karadağ’a ilk gidişimiz Ekim ayının son haftasında direkt uçuş ile Podgorica’ya olmuştu. Havalimanından otobüs terminaline giderek çok uygun bir fiyata Kotor’a otobüsle ulaştık. Kotor’un otobüs istasyonu surlarla çevrili Old Town’a çok yakın. Yürüyerek Old Town’da ki konaklayacağımız yere ulaştık. Çok küçük bir odası olan bir ev ayarlamıştık. Eşyalarımızı bırakır bırakmaz kendimizi Old Town’a attık. Kotor Old Town, tam olarak bir Orta Çağ kenti. Taş sokaklarda kaybolmak çok keyifli. Kaybolmak dediysem yanlış anlamayın yarım günde tüm ara sokakları ezber edersiniz. Kotor’a varışımız akşamüzeri saatleriydi dolayısıyla Old Town’da biraz dolanıp bir şeyler yiyerek evimize döndük.

Ertesi gün sabah kahvaltımızın ardından Old Town’ın dışından geçen minibüslerle 20 dk mesafedeki Perast’a gittik. Perast, Kotor körfezinde yer alan, çok küçük ve inanılmaz şirin bir sahil kasabası. Bir ucundan diğer ucuna yürümek toplasanız 15 dakika. Bu şirin kasabayı özel kılan şeylerden biriyse kıyıya çok yakın St.George ve Lady of the Rocks adaları. Bu adalardan St. George doğal bir adacık fakat turistlere kapalı. Lady of the Rocks ise üzerinde bir kilise yapılmış yapay bir ada, gezilebiliyor ve tekneye 5 dk uzaklıkta. Tekne biletlerini gidiş-dönüş olarak alabiliyorsunuz ve adada istediğiniz kadar vakit geçirdikten sonra adaya sürekli gidip gelen teknelerle geri dönebiliyorsunuz.

Yazının devamı...

Niğde’de Saklı Hazine: Gümüşler Manastırı

29 Eylül 2020

Bazı şehirler vardır, seyahat edilecek yerler listesinde ilk akla gelenlerden değildir. Hatta gideceğinizi söylediğiniz zaman şaşırır insanlar. Ama o şehirlerde öyle güzellikler vardır ki niye daha önce gitmedim diye düşünürsünüz.

Niğde o şehirlerden biri. Aslında Niğde eskiden oldukça büyük bir şehirmiş fakat önce Nevşehir sonra Aksaray, Niğde’den ayrılınca günümüzdeki halini almış. Tüm Anadolu şehirleri gibi Niğde’nin de tarihi çok eski zamanlara dayanıyor ve birçok güzelliği içinde barındırıyor. Bunlardan en çok dikkat çekenlerinden biri de Gümüşler Manastırı.

Niğde’ye 8 km uzaklıktaki Gümüşler Beldesinde bulunan manastırın, kesin olarak bilinmemekle beraber, 8-12. yüzyıllar arasında yapıldığı tahmin edilmektedir. 1973 yılında arkeolojik sit alanı kabul edilen ve büyük bir kaya kütlesinin içine oyulan manastır Kapadokya Bölgesi sınırlarında bulunmaktadır. Ayrıca günümüze oldukça iyi korunarak gelmiş ve bölgenin en büyük manastırlarından birisidir. Manastırın oyulduğu kaya kütlesinin güney ve doğu cephesi 1.5 km kadar devam etmektedir.

Manastıra, 14 metre yüksekliğinde bulunan bir avludan geçilerek ulaşılmaktadır. Avlu, dört yönde kaya oyma yapılara açılmakta ve tüm yapıların gizli geçitlerle bağlantıları bulunmaktadır. Orta avluda ise mezarlar ve erzak depoları yer almaktadır. Yapılan kazı çalışmaları ile ortaya çıkarılan mezar sayısı 30’a ulaşmıştır. Girişte avlunun sol tarafında iki katlı bir yeraltı şehri bulunmakta olup yeraltı şehrinden toprak yüzeyine ulaşan havalandırma ve megafon şeklinde bir haberleşme sistemi olduğu düşünülmektedir. Manastırda yer alan diğer mekanların pek çoğunun işlevi halen bilinmemektedir.

Yazının devamı...

Terk Edilmiş Bir Kentin İzleri: Kayaköy

24 Eylül 2020

Deniz turizminin yanı sıra görülecek birçok yeri, yapılacak birçok aktivitesi ile Fethiye, tatil severler için çok yönlü bir seçenek. Fethiye’de görülmesi gereken yerlerin başında ise Kayaköy geliyor.

İlk olarak 1996 yılında henüz çocukken gittiğim Kayaköy, tekrar gitmeyi hep istediğim yerlerden biriydi. O zamanlar ile ilgili hatırladığım tek şey ise bize rehberlik yapan kişinin, Kayaköy’deki manyetik etki yüzünden kimse burada fotoğraf çekemiyor demesiydi. Elimizde analog fotoğraf makinelerinin olduğu dönemde, Kayaköy’de çektiğimiz tüm fotoğraflar da yanınca gerçek diye düşünmüştük. Yıllar sonra tekrar görme şansı bulduğum Kayaköy’de bu defa gönlümce çektim fotoğrafları. Dar sokakları, harap olmuş taş binaları ve yerleşim düzeniyle çok etkileyici bir atmosferi olan Kayaköy, hatırladığımdan çok daha büyük bir alanmış.

Fethiye’nin 8 Km. güneyinde bulunan ve Antik Dönemde Karmylassos olarak bilinen Kayaköy’ün geçmişi, filolojik verilere göre M.Ö.3000 yıllarına kadar gitmesine karşın mevcut kalıntılarda M.Ö.4.yy.dan daha eskiye ait bir yapı henüz tespit edilmemiştir.

Kentte yamaca dayalı olarak görülen yapı gruplarının tamamı Osmanlı İmparatorluğu’nun geç dönemlerinde, azınlıklara tanınan haklar sonucu iskan edilen Rumlarca yapılmıştır. Adının Kayaköy olduğuna aldanmayın. Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde 3000 nufüsa ulaşmış bir yerleşim yeri burası.

Yazının devamı...

5 Adımda Giresun

1 Eylül 2020

Karadeniz turları son zamanlarda çok popüler hale geldi. Karadeniz turu denince akla ilk önce Trabzon, Rize, Artvin gelse de Karadeniz Bölgesinde bulunan birçok ilde gezilecek, görülecek şahane yerler var. Bu illerden biri de Giresun.

 Giresun, Doğu Karadeniz bölümünde, denize doğru uzanan yarımadanın üzerinde yer alıyor. Sahilde Ordu ve Trabzon, iç kesimde ise Gümüşhane, Erzincan ve Sivas’a komşu olan Giresun’a kendi aracınızla ya da otobüsle ulaşabileceğiniz gibi Ordu-Giresun Havalimanı üzerinden uçakla da kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

Şimdi de gelelim Giresun'da görülecek yerlere...

 Giresun Kalesi ve Çevresi

Giresun Kalesi kenti ikiye bölen yarımadanın ucundaki tepe üzerinde bulunmaktadır. Harika bir Giresun manzarasına sahip kalenin Pontus Kralı I. Pharnakes tarafından yaptırıldığı kabul edilmektedir. Kalede, Milli Mücadele Kahramanı Yarbay Topal Osman Ağa’nın mezarı bulunmaktadır. Kaleye çıktığınızda taşlarla örülmüş surların arasında gezebilir, piknik yapabilir ya da sadece Giresun’u izleyebilirsiniz.

Ayrıca kaleden sonra Zeytinlik semtindeki tarihi Giresun evlerini görebilir ya da şu anda müze olarak kullanılan Gogora Kilisesine gidebilirsiniz. Şehrin merkezinde yer alan ve eskiden Gogora Mahallesi olarak bilinen semtte, o dönem orada yaşayan Rum ahalinin yaptığı ve kendine özgü mimari özellikleri ile öne çıkan 80 adet tescilli ev bulunuyor.

Yazının devamı...

Petrolle yükselen bir şehir: Dubai

20 Şubat 2020

Arap Yarımadasında, Birleşik Arap Emirliklerini oluşturan yedi emirlikten biri olan Dubai tatil severlere sınırsız imkanlar sunuyor. Tam olarak mekanik bir cennet Dubai. Şehrin her yerinde yükselen gökdelenleri, lüks otelleri ihtişamın ve zenginliğin göstergesi sanki.

Hiç aklımızda yokken, ucuz bilet kampanyalarından birinde yurtiçi uçuş fiyatına biletleri görünce dayanamayıp atladık hemen. Biz gezimizi 4 günlük olarak planlamıştık ama o kadar acele hesaplamışız ki bir iki gün daha kalsak olurmuş. Çünkü Dubai’de gezilecek o kadar çok yer, yapılacak o kadar aktivite var ki. Hele bir de buraya kadar gelmişken şöyle bir Abu Dhabi’yi de görelim derseniz bu süre daha da uzayabilir. Ama tabiki tüm bu bahsettiklerim biraz da ayırdığınız bütçeye göre değişir çünkü yapılacak aktiviteler pek de ucuz sayılmaz.

 

 

Öncelikle genel bilgilerle başlayacak olursak; 1900'lü yıllarda küçük bir balıkçı ve liman kasabası olan Dubai, petrolün bulunmasının ardından geliri devamlı ve hızla yükselen bir ticaret, alışveriş ve turizm kenti haline gelmiş. Dubai, yedi emirlik içinde en popüler olanı ve emirlik gelirinin büyük bir kısmı turizm gelirlerinden oluşuyor. Para birimi dirhem (AED), ABD dolarına endeksli sabit kura sahip bir para birimi. 1 Amerikan doları, 3.67 dirheme sabitlenmiş durumda dolayısıyla Türk parasına göre kuru, dolar kuruna göre değişiklik göstermektedir. 2020 yılı Şubat ayı itibariyle 1 AED, yaklaşık 1.63 Türk lirasına denk gelmekte.

 

Sıcak çöl iklimine sahip Dubai’yi ziyaret etmek için en uygun zamanlar Ekim-Nisan arası. Bizim gittiğimiz Mart ayında hava ve su sıcaklığı denize girmeye bile müsaitti. Ancak özellikle Mayıs ayından sonra aşırı yükselen sıcaklıklar sebebiyle rahatça gezmek mümkün olmayabilir.

Yazının devamı...