Decacorn, Unicorn ve Türkiye Girişim Ekosistemi

Bu hafta Trendyol aldığı 1.5 milyar dolarlık yatırım ile şirket değerini 16.5 milyar dolara ulaştırdı ve “Decacorn” yani 10 milyar dolar üstü şirkete değerlemesine sahip şirketler kategorisine girdi. Öncelikle şunu söyleyim, şirketin çoğunluğunun Alibaba’ya ait olmasının bir önemi yok. Aynı şey Seri D turuna gelmiş ve kurucularda %15-20 pay kalmış bir girişim için de geçerli olabilirdi. Yani Seri D turu yatırım alıp kurucularda %20 hisse kalması ile %80’nini satmış bir girişim arasında fark olmayabilir. Ortaklar sözleşmesinde ne yazdığını, kontrol, oy hakları vs. bilmediğimiz için Trendyol’un decacorn olmasına hep beraber sevinmeliyiz ve “as bayrakları” demeliyiz.

Bu yazıyı hazırlarken Financial Times’da “Türkiye nasıl Avrupa’nın teknoloji yıldızı oldu?” başlıklı bir yazı yayınlandı. Yazıda en dikkatimi çeken konulardan biri zamanında Türkiye’ye giren ve çok hızlı hareket ederek ekosisteme dinamizm katan Rocket Internet’in ekosisteme yetenek anlamında çok şey kattığından bahsediliyordu. Benim de Rocket Internet’in Türkiye operasyonlarında çalışan tanıdıklarımdan gördüğüm kadarıyla çalışanların kafa yapısı olumlu anlamda oldukça etkilenmişti. Tam startup kültürüne uygun şekilde “çok hızlı dene, ölç, olmuyorsa hemen değiştir” kültürü orada çalışan herkesin mantalitesi olmuştu. Bu nedenle bu tip şirketler olması çok önemli.

Bundan 3 yıl önce “Hiç unicorn bir şirkette çalıştın mı?”, “Hiç decacorn nasıl olunur, nasıl bir yetenek ve organizasyonel değişim gerektirir biliyor musun?”, “Hiç 21 ayda 200 milyon doların üzerinde bir değerlemeye ulaşıp satılan bir şirkette çalıştın mı?” gibi soruları Türkiye’de herhangi birine sorsanız herhalde kimse bulamazdınız. Şu anda bu sorulara evet diyebilecek bir sürü kişi oldu. “Unicorn bir şirketin decacorn olması sırasında büyümeden sorumluydum” gibi cümleler kuran kişiler göreceğiz artık. Bu ekosistemimiz için süper bir gelişme. Hatta “Nasdaq’da halka arz ve sonrası altyapıdan sorumluydum” diyen mühendisler göreceğiz.

Bir sonraki adım ne derseniz buralarda çalışan kişiler tıpkı Rocket Internet’in Türkiye operasyonu sonrasındaki gibi kendi girişimlerini kuracaklar ve bir unicorn nasıl olur, bir decacorn nasıl olur bilerek girişimlerini büyütmeye çalışacaklar. O yüzden milyar dolar değerlemeyi geçmiş her girişimimiz için bayram yapalım, sevinelim, her yerde anlatalım. Tabi artık yabancı yatırımcıların da FOMO (bir şeyleri kaçırma korkusu) etkisini yaşayacağını söylemek gerekiyor. Yabancı yatırımcılar da artık “ya bir sonraki Trendyol bu girişimse, ya bir sonraki Trendyol’a yatırım yapacak VC’ye LP olmazsam” gibi cümleleri şimdiden kuranlar var. Hatta son 1 ayda Türkiye ile hiç alakası olmayan 2 yabancı fondan “Türkiye ekosistemini bize anlatır mısınız, neler oluyor?”  şeklinde eposta aldım.

Son olarak “Ne kadar pozitifsiniz, her şey süper mi gidiyor?” diyenlere birkaç şey söyleyim. Tabiki her şey süper gitmiyor, ekosistemin şu anda en büyük ihtiyacı donanımlı girişimci sayısının azlığı. Yani bize 10 tane Demet, 10 tane Hande, 10 tane Nazım, 10 tane Sina, 10 tane Sidar… daha lazım. Bunu da başarırsak bir sonraki Financial Times yazısının başlığı “Türkiye nasıl dünyanın teknoloji yıldızlarından biri haline geldi?” olacaktır.