Yatırımcılar ve “EXIT” Konusu

28 Şubat 2020

Geçtiğimiz hafta Amazon’un Datarow girişimini satın aldığını duymuşsunuzdur. Bu satın almanın girişim ekosistemimiz için neden önemli olduğunu Datarow’un hikayesini uzun zamandır uzaktan takip eden biri olarak anlatmaya çalışacağım. Önce Datarow’un hikayesini anlatayım.




Datarow (eski adıyla TeamSQL) Eren Baydemir ve Can Abacıgil tarafından 2016 yılı sonlarında kuruldu. Ömer Erkmen de kurucu, mentör ve yatırımcı olarak ekipte yer aldı. Eren Baydemir daha önce Zomato’ya satılan Mekanist’in kurucuları arasındaydı. Can Abacıgil de ClickTale tarafından satın alınan FlightRecorder’ın kurucusuydu. Yani iki girişimci de hem seri girişimci hem de EXIT tecrübesi olan girişimciler dememizde sakınca yok.

Girişim, TeamSQL adıyla başladığında bulut tabanlı bir veritabanı platformuydu. Geniş bir özellik seti ile tüm ana veritabanı araçlarına ve işletim sistemlerini destekleyen bir işbirliği platformu olarak uzun bir süre hizmet verdi. Bildiğim kadarıyla da bireysel kullanıcı kitlesi de gayet iyiydi. Sosyal medyadan takip ettiğim kadarıyla birçok ülkeden veri analistleri ve mühendisler TeamSQL’i yaygın şekilde kullanıyordu.

Girişimciler gelir modelini beğenmemiş olacaklar ki 2019 yılında hem gelir modelinde hem üründe pivot etme kararı almışlardı. İsimlerini Datarow olarak değiştiren girişim, ürünü Amazon’un Redshift isimli veri ambarı (data warehouse) için bulut tabanlı bir SQL istemcisi (client) çözümüne dönüştürdüler. Amazon Redshift, Amazon Web Services (AWS) ürünleri içinde büyük ölçekli verilerin sorguları ve analizi için sunduğu ana ürün olarak konumlanıyor. Büyük veri için sorgu ve analitik yüklerini kaldırabilen bir altyapı. Lyft, Yelp, Pfizer, Delivery Hero, Fox, Mc Donalds gibi şirketlerin her gün milyonlarca verisi bu altyapıda işleniyor. Datarow Redshift’ten elde edilen sorgu verilerinin hızlıca tablo ve görsellere dönüştürebilen, kullanıcıların kolayca paylaşım yapabileceği takım çalışması imkanı sağlayan, bulut tabanlı ve kurulum gerektirmeyen bir veri analitiği çözümü olarak önemli bir boşluğu dolduruyor. R ve Python geliştirici kullanıcılar Datarow çalışma ortamında kolayca analizler yapabiliyorlar.

Yazının devamı...

Ocak’ta 4 girişime 6.6 Milyon Dolar!

21 Şubat 2020

2019 yılı son çeyrekteki atak ile süper geçti demiştim, 2020 yılı da güzel başladı. Ocak ayında Türkiye merkezli dört girişim 6.6 milyon yatırım alırken, Londra merkezli Türk girişimcilerin kurduğu 1 girişimimiz de 4 milyon dolar yatırım aldı.

Önce yurt dışındaki Türk girişiminden bahsedeyim. Coda girişimi “Mobile Game Publishing” girişimi olarak kendini tanıtıyor. Yani oyun geliştiricilerin oyuna odaklanmasını sağlayan, pazarlamayı ve büyümeyi yöneten girişimlerden. Girişimin kurucuları arasında Mobilike adlı girişimden tanıdığımız Şekip Can Gökalp var. Mobilike’ı hatırlayanlar vardır. 2015 yılında AdColony (Opera Mediaworks) tarafından satın alınmıştı. Girişime yatırımı yapan ise Selçuk Atlı’nın kurduğu girişim olan Bunch’a da yatırım yapan Londra merkezli girişim sermayesi fonu olan LVP.

Türkiye oyun konusunda hem başarılı hem de son yıllarda önemli yatırımlar, satın almalar ile adından söz ettiriyor. Bu konuda LVP gibi oyuna özel girişim sermayesi fonu kurmak şart. Bu konuyla ilgili da ayrıca bir yazı yazacağım.

Gelelim Türkiye’deki girişimlere. Ocak ayında en büyük yatırım alan girişimlerden biri Thundra.

OpsGenie aslı girişimi hatırlıyorsunuzdur. Berkay Mollamustafaoğlu’nun kurduğu girişim Atlassian tarafından satın alınmıştı. OpsGenie ekibinden Serkan Özal’ın kurduğu girişim York IE, Growth Circuit Ventures, Battery Ventures, ScaleX Ventures ve Berkay Mollamustafaoglu’dan 4 milyon dolar yatırım almış. Girişim Boston merkezli gözüküyor ama ekibin neredeyse tamamı Ankara’da gözüktüğü için Ankara merkezli dememizde sakınca yok sanırım. İleride Amerika pazarında büyüyünce orada daha aktif olacaklardır ve belki OpsGenie gibi büyük bir miktara satın alınacaktır die tahmin ediyorum.

App Samurai Ocak ayında yatırım aldığı açıklanan (henüz yazılı olarak yatırımcıları açıklamadılar fakat sözlü olarak yatırımı açıkladılar) bir diğer girişimimiz. App Samurai aynı zamanda 212 ve Collective Spark’ın ikinci fonlarının yatırım yaptığı bir girişim. Yatırım yapanlar arasında Değerhan Usluel de var. App Samurai nedir derseniz kendi tabirleriyle “Yapay zeka destekli mobil büyüme platformu”.

PCI Checklist Ocak ayında yatırım alan bir başka girişim. Kıvanç Harputlu, M. Emre Aydın, Cem Karaca ve Tunç Yıldırım’ın kurucu ortağı olduğu girişim İş Bankasının kurumsal girişim sermayesi fonu olan Maxis’den yatırım aldı. Girişim siber güvenlik alanında hizmet veriyor.

Cameralyze girişimi de Ocak ayında yatırım alan girişimlerden bir başkası. Ufuk Dağ tarafından kurulan girişim, özellikle perakende sektöründe gerçek zamanlı fiziksel konum, ürün ve ziyaretçi analizleri yapıyor. Webrazzi’nin haberine göre girişime yatırım yapan ise Aksel Kastoryano adlı melek yatırımcı.

Yazının devamı...

Teknoloji Trendleri ve Türk Girişimleri

14 Şubat 2020

Geçtiğimiz aylarda dikkatimi çeken fakat incelemeye fırsat bulamadığım bir konu vardı. Teknoloji Trendleri ve bizim bu trendleri ne kadar yakalayabildiğimiz. Bu konuda Daniel Eckler adlı bir girişimcinin “Teknoloji Trendleri” sayfasına denk gelmiştim. “Tech Trends from 2020 by Daniel Eckler” diye aratarak ilgili sayfayı bulabilirsiniz.

Hangi trendler var derseniz, gözüme çarpanlar şu şekilde : 3 boyutlu insan, uzay turizmi, drone ile işgücü, drone ile ulaşım, yapay zeka doktorlar, aşçı robotlar, kod yazmadan uygulama geliştirme, interaktif aynalar, ruh sağlığı/teknoloji ile meditasyon, güneş enerjili tasarım, bio maddeler, atık gıdayı azaltma, laboratuvar çıkışlı gıdalar, böcek besinler, bina içi mikro tarlalar, Uber benzeri ulaşım, araç arayüzleri, eve teslimat teknolojileri, otonom araçlar, robotik süreç otomasyonu, biyometrik kimlik, yapay zeka destekli sanat ve süper insan.

Bunlardan hangileri konusunda Türkiye’de girişimler var derseniz, aklıma gelenleri yazayım.

Atık Gıdayı Azaltma

Bu konuda en bilinen örnek FazlaGıda girişimi. 500 Istanbul, Galata Business Angels ve Egiad Melekleri gibi yatırımcılardan yatırım alan girişim tam da atık gıda konusunda faaliyet gösteriyor.

Kod Yazmadan Uygulama Geliştirme

Turkcell’in eski CEO’su Süreyya Ciliv’in de kurucuları arasında olduğu girişim Lowcode diye adlandıran alanda faaliyet gösteriyor.

Ruh Sağlığı/Teknoloji ile Meditasyon

Yazının devamı...

 Girişim Ekosistemi 2019’da Gaza Bastı!

7 Şubat 2020

Startups.watch tarafından her yıl düzenlenen Türkiye Girişim Ekosistemi etkinliği 5 Şubat Çarşamba günü Zorlu PSM ev sahipliğinde gerçekleşti. Tüm etkinlik boyunca benim de paylaştığım istatistikler de dahil olmak üzere tüm notlarım şu şekilde;

Yatırımlar %66 Arttı

Türkiye’de 2018 yılında 109 girişim melek ve girişim sermayelerinden 62 milyon dolar yatırım almıştı. 2019 ilk üç çeyreğinde bu tutarın çok altında bir yatırım gerçekleşmiş ve 2019’un 2018’den daha kötü bir tutarla kapanacağına dair beklentiler yükselmişti. Yatırım ekosistemi 2019 son çeyreğinde gaza bastı ve ardı ardına güzel yatırım haberleri geldi. Türkiye Girişim Ekosistemi 2019’u 94 girişimin 102 milyon dolar yatırım almasıyla kapattı. Bunda Getir’in aldığı 38 milyon dolarlık Seri A yatırımın da etkisi büyük oldu. Getir aldığı yatırım ile tüm yatırımların %37’sini oluşturdu.

Yatırımların %72si 10 Girişime Yapıldı

Getir, Dream Games, Volt Lines, Picus Security, oBilet, Birleşik Ödeme, Mutlubiev, Armut, Martı ve Dekopasaj 102 milyon dolarlık toplam yatırım pastasının %72’sini aldı. Kalan 84 girişim ise toplam yatırımın %28’ini alabildi.

Adet Olarak En Çok Yatırım Fintech’e Yapıldı

Tutar olarak en çok yatırımı Getir’in aldığı büyük yatırımdan dolayı dijital marketler ve market dağıtımı sektörü alırken, adet olarak en çok yatırım fintech dikeyinde yapılmış oldu. 2019 yılında Türkiye’de 17 fintech girişimi yaklaşık 8.4 milyon dolar yatırım aldı. Yatırım alan fintech girişimleri ise şu şekilde : Akaunting, Bankalarım, BiLira, Birleşik Ödeme, ComPay, Endeksa, Figopara, idverif, kassa, Kobaküs, manibux, manim, Metamorfoz, Moneymo, öde.al, Payfull ve Paym.es oldu.

Yazının devamı...

Global Yatırımlar 294 Milyar Doları Geçti

31 Ocak 2020

Geçtiğimiz sene Crunchbase ve NVCA’dan aldığım bilgilere göre tüm dünyada melek ve girişim sermayeleri (özel sermaye yatırımları hariç) 294 milyar dolar yatırım yapmış. 2018’deki 322 milyar dolarlık yatırıma göre biraz düşüş var fakat yine de son 10 yılın en büyük ikinci tutarı gerçekleşmiş. 294 milyar dolar 32800 girişimi büyütmek için kullanılmış. 2010’daki tutar ise 47.6 milyar dolar civarında. Yani 2010 yılına göre yatırımlar 6 katına çıkmış.

Peki 294 milyar nasıl dağılmış derseniz pastanın %60’ını Amerika ve Çin alıyor. Yani iki ülkedeki girişimlere yapılan yatırım toplamı 176 milyar dolar seviyesinde. Yani kalan %40’ı başka bir deyişle 118 milyar doları dünyada Amerika ve Çin dışındaki diğer ülkeler alıyor. Bu ikiliye Hindistan ve İngiltere’yi de dahil edersek aldıkları pasta %69 ediyor.

Kıta olarak bakarsak tüm Avrupa kıtasında 2019 yılında yapılan yatırım 27.7 milyar dolar. Yani tüm yatırımların %9.4’ü. Sadece Çin’deki yatırım miktarı 53 milyar dolar. Yani tüm Avrupa Çin’in yarısı kadar. Tüm Avrupa Amerika’nın da dörtte biri kadar.

Türkiye ne durumda derseniz Türkiye’deki yatırımlar son 10 yılda 5’e katladı fakat toplam yatırım 50 milyon dolar ile 120 milyon dolar arasında dolaşıyor. Olmamız gereken yer ise her sene 1 milyar dolar yatırım yapılması. Yani potansiyelimizin yaklaşık onda birindeyiz.

Peki ne yaparsak yatırımlarımızı ona katlarız ? Bunun tek bir cevabı yok, köklü bir çok değişiklik yapmak gerekiyor fakat matematiksel olarak en olması gerekeni söyleyim. Aklınıza gelen başarılı girişimleri düşünün. Foriba, Getir, Gittigidiyor, Iyzico, Insider, Markafoni, Peak Games, Sahibinden, Trendyol, Yemeksepeti… bu girişimlerden 10’ar tane daha olması lazım. Peki bu nasıl başarılır derseniz bu girişimlerdeki kurucuların başka kuruculara örnek olması, yol göstermesiyle olur. Aslında ara ara bunun örneklerini görüyoruz. X girişiminden ayrılan 2 girişimci kendi girişimini kurdu, Y milyon dolar yatırım aldı gibi haberler önünüze çıkıyordur. İşte o tip durumların çoğalması lazım. Çünkü o kişiler nasıl büyük düşünüleceğini, nasıl global olunacağını yerinde görüp öğreniyorlar.

Bunun yanı sıra Türk diasporası dediğimiz Türkiye dışındaki ülkelerde girişimci olan, büyük girişimlerde çalışan girişimcilerin, çalışanların da bir şekilde ülkemize kazandırılması gerekiyor. Sadece 3 diaspora girişimimiz BioNTech, Samumed ve Udemy Türkiye merkezli olsaydı, Türkiye’de yapılan yatırım 1.5 milyar dolar artacaktı. Tabi burada o girişimler burada olsaydı o yatırımları alamazdı diyorsunuzdur. O yatırımları da alacak ortamı sağladığımızı varsayıyorum. Bunun için de bu girişimcilere ve onlara inanan yatırımcılara başka hiçbir ülkede bulamayacakları ortamı sağlamak gerekiyor.

Özetlersem, yatırım pastasından çok çok az pay alıyoruz, 294 milyar doların yaklaşık 100 milyon doları Türkiye’de yapılıyor. Bu da üreten değil tüketen toplum olmamıza neden oluyor. Bunu değiştirmek için köklü reformlar, kafa yapısı değişiklikleri şart. Yoksa pastanın kenarından bir ısırık almayı bırakın, sadece pastanın kokusunu alıp kenarda duracağız.

Yazının devamı...

Kurumsal Girişim Sermayesi Kurmalı mı Kurmamalı mı?

10 Ocak 2020

Girişim Sermayesi Yatırım Fonu formatıyla beraber bankalar son yıllarda ardı ardına kurumsal girişim sermayesi yatırım fonları kurdular. Farklı sektörlerden de TT Ventures, Vestel Ventures, Demirören Ventures, Logo Ventures, Sankonline gibi örneklerimiz mevcut. Fakat geçtiğimiz sene yeni kurulan kurumsal fon sayısı azaldı. İlgi mi azaldı bilmiyorum ama bir yandan daha çok kurumsal girişim sermayesi fonumuz (Corporate Venture Capital, CVC) olmalı diyorum ama bir yandan da doğru amaçla ve doğru bileşenlerle kurulmalı yoksa bu işi yüzümüze gözümüze bulaştırırız diye düşünüyorum. Peki kurumlar neden CVC kuruyor biraz açıklamaya çalışayım.

Finansal Beklenti Nedeniyle CVC Kurmak

Sebeplerden biri firmaların CVC kurmayı finansal fırsat olarak görmesi olabilir. Yani kurumlar da girişim sermayeleri gibi 1 koyup 6-7 yıl içinde 5 almak istiyor olabilir.

Burada karşılaşılabilecek bir problem şu olabilir. CVC’ye ayrılan fon miktarı kurumun cirosuna göre çok çok küçük ise yönetimin her zaman ihmal edeceği, önceliklendirmeyeceği bir konu olabilir. Bu konuda sanırım iki yıl önce dev bir firmanın yöneticisi ile yaptığım sohbeti isim vermeden aktarayım. İlgili yöneticiye “İleride CVC gibi bir yapı düşünüyor msunuz?” diye sormuştum. “Serkan Bey, bizim ciromuz 7 milyar TL civarında. Bir girişime 2 milyon TL yatırım yapıp 5-6 yılda 10 milyon lira olarak geri almak bize çok cazip gelmiyor” demişti. Hak vermiştim, büyük ihtimalle yuvarlayarak söylediği cirodaki küsüratın değişimi çok da etkili bir CVC kurma sebebi değil. Burada belki karşı argüman şu olabilir. Finansal bir beklenti ile CVC kurarken cironuzun 6-7 yıl sonra %10’dan, belki de %20’den fazlasını etkileyecek bir yatırım planı yapılabilir. Yani 2 milyon lira değil de 140 milyon liralık bir yatırım yapıp 6-7 yılda 700 milyon TL olarak geri almak geçerli ve daha etkili bir finansal neden olabilir.

Bir diğer problem de tabiki bir kurum klasik bir VC gibi 6-7 yıl nasıl bekleyecek. Organizasyonlar değişecek, çalışanlar değişecek. Her ne kadar kurumlar orta ve uzun vadeli planlar yapsa da yıl sonunda finansal hesap sorulacak. Eğer CVC portföyündeki şirketlerden ilk yatırımlardan birkaçı kapanırsa moraller bozulacak. “Biz bu işi beceremiyoruz” diyenler çıkacak. O yüzden organizasyonel olarak da bu işi yönetme sürecinde problemler çıkacaktır. Tabi portföydeki girişim sayısının azlığı da bir risk teşkil edebilir. 3 yatırım yapıp 3’ünün de batma olasılığı 10 yatırım yapıp 10’unun da batma olasılığından yüksektir. O nedenle ilk defa CVC kuran kurumların doğru yapıyı kurmaları oldukça önemli. Yoksa finansal olarak 6-7 yıllık plan yapıp ilk 2 yıl tüm yapılan yatırımların boşa çıkması tüm süreci ve inancı yıkacaktır.

Tehditlere Karşı Önlem Olarak CVC Kurmak

Firma örneğin otomotiv sektöründedir. Firmanın yöneticileri elektrikli araçlar, paylaşım ekonomisi, yapay zeka ve otonom araçlarla ilgili gelişmeleri duydukça “acaba 10 yıl sonra biz olmayacak mıyız, şu anki pazar payımızı bile arayacak mıyız ?” gibi sorular karşısında terliyor olabilir. Bu gibi durumlarla karşılaşmamak için en azından bu tip teknolojilere odaklanmış girişimlere yatırım yapmak için CVC kurulabilir. Bu sayede firmalar hem o alanları daha iyi öğrenmiş, hem de portföyünde çok hızlı büyüyen girişimler varsa tehditleri de fırsata dönüştürme şansı yakalayacaktır. Tabi bunun için tehdidin sadece ülke içinden gelmeyeceğini, teknoloji en hızlı nerede yayılıyorsa orada yatırım yapılması şart. Yani lokal pazardaki fırsatları yakalayım, belki onlar ileride bana rakip olur demek yerine dünyanın neresinde olursa olsun tüm girişimleri takip etmek şart, bu da farklı bir disiplin ve iş ağı gerektiriyor. Örneğin Sony diyince benim aklıma önce müzik ve oyun geliyor. Bu hafta CES fuarında Sony elektrikli otonom araç işine girdiğini duyurdu. Yani tehdidin nereden geleceğini kestirmek de zor. Nereden geleceğini kestirdiniz diyelim, buna karşı iyi bir yatırım portföyü ile bu tehditleri fırsata çevirmek de zor.

Dış İnovasyon Kaynağı Olarak CVC Kurmak

Yazının devamı...