Eker: Kavgaların temeli sosyolojik

Terör nedeniyle akan kanın durduğu son aylarda Güneydoğu’da aile kavgaları patlak verdi. Bölgenin kanaat önderleri ‘arazi toplulaştırmanın’ husumet yarattığını iddia ediyorlar Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eker ise iddiaları reddediyor. Çıkan kavgaların ‘arazi toplulaştırma’ ile ilgili olmadığını savunan Bakan Eker, olayın tamamen tarihi ve sosyolojik olduğunu söyledi

Çözüm süreciyle birlikte, aylardır terörsüz ortamın hüküm sürdüğü bölgede, son dönemde art arda patlak veren aile kavgalarının nedenleri araştırılıyor.
Son 1 ayda 30’u aşkın vatandaş bu nedenle yaşamını yitirdi.
Bölgenin kanaat önderleri, terör travmasının birikimi ve yılların dayattığı sosyokültürel gerçeklere dikkati çekerken, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca yürütülen “arazi toplulaştırma” çalışmalarının husumet yarattığını, sorunun temel nedeninin bu olduğunu iddia ediyorlar.
Üretimde tarımın payının hâlâ yüksek olduğu bölgede, parçalanmış küçük arazilerin toplulaştırılmasının, silahla yatıp kalkmaya alışmış ailelerin birbirine düşmesine yol açtığı, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü’nün, taşeron şirketler aracılığıyla yürüttüğü ihale işlemlerinin sübjektif kriterlerin kullanılmasına neden olduğu öne sürülüyor.Eker: Kavgaların temeli sosyolojik
Milliyet de geçen günlerde konuyu gündeme taşıdı ve Silvan, Hazro, Lice, Batman, Ergani ve Muş’taki olaylara dikkati çekti.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, dünkü sohbetimizde bu iddiaların gerçekle ilgisi olmadığını söyledi ve bölgedeki durumu anlattı. Eker’in değerlendirmeleri şöyle:

* KAVGANIN TOPLULAŞTIRMA İLE İLGİSİ YOK: Silvan, Hazro, Lice, Ergani, Batman ve Muş’ta tarım arazileri toplulaştırma kapsamı dışında. Bu kavgaların olduğu yerlerden sadece Bismil’in Karapınar Köyü’nün bulunduğu bölgede toplulaştırma projesi var. Oradaki kavganın da toplulaştırma ile bir ilişkisi yok. Ben taziyelerine gittim. Olan biteni biliyorum. O köyümüzde ortaya çıkan olay iki aile arasındaki arazi anlaşmazlığı ile ilgilidir. Arazi toplulaştırma çalışmaları ile ilgisi yok. Anlaşmazlık yaşayan iki ailenin arazileri için yer değişikliği yapılmadı ve bu ailelerin arazileri yerinde bırakıldı. O tamamen tarihi, sosyolojik bir şey.

* 2 MİLYON HEKTARI TOPLULAŞTIRDIK: Bugüne kadar biz GAP bölgesinde yani Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin ve Şanlıurfa’da 2009’dan bu yana yaklaşık 2,5 milyon hektar arazide toplulaştırma çalışması yapıyoruz. Bunun, şu ana kadar yüzde 86’sını tamamladık. 2 milyon 146 bin hektarı tamamladık ve şu ana kadar da arazi toplulaştırması yaptığımız hiçbir bölgede hiçbir şekilde ne bir tartışma, ne anlaşmazlık olmadı.

* EN YOĞUN TALEP BÖLGEDEN: Arazi toplulaştırma faaliyetleri çiftçiler tarafından benimsendi. Yoğun talepler oluyor. Bu taleplerin başında da GAP sahasında bulunan illerimiz yer alıyor. Arazi toplulaştırması ekonomik üretime imkân vermeyecek şekilde parçalanmış tarım arazilerinin birleştirilerek, ulaşım, toprak işleme ve sulama kaynaklarının verimli bir şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla yapılıyor.

* HER AŞAMA İLAN EDİLİYOR: Uygulamanın her aşaması ilgili köyde ilan ediliyor. Çiftçilerin tercihleri alınıyor ve yapılan işlemler de köy halkına duyuruluyor. O bölgenin kalkınması için bu kadar lüzumlu, tarımı modernize eden, altyapıyı güçlendiren bu kadar iyi bir uygulama için tutup da böyle, “Bak efendim insanlar birbirine düşüyor; düşmanlıklar geliştiriyor” denmesi büyük haksızlık. Tarım Reformu Genel Müdürlüğü ihaleye çıkıyor. Ölçüm biçim vs. teknik işlerini yüklenici firma yapıyor. Buralarda vatandaşı rahatsız eden hiçbir uygulama olmaz. Öyle bir şey olsa zaten itiraz ediyor. Birincisi, tapuda kaydı olan malikler üzerinden yapılıyor ve yeni malik zaten ortada olmuyor. Olay şu: Adamın gayri resmi belki kullandığı birtakım hazine arazisi var. Kaçak, işgal yani kiralık falan değil. Bunların bir kısmı yol geçkileri, kanal geçkileri oluyor, sulama vs. Hazine arazisi ise, Hazine’nin adına kayıtlıysa, Hazine arazisinden biz alıyoruz. Dolayısıyla o bölgeyi toplulaştırma bölgesi ilan etmişsek Hazine arazisinden alıyoruz; yol geçkilerinde falan da onu kullanıyoruz. Vatandaşın bir kaybı zaten söz konusu değil. Gönüllük esasına göre oluyor.

* İNSANLARIN ÖFKE KONTROLÜ YOK: Bu yaşanan olaylar tamamen kültürel ve maalesef silahlanmaya bağlı. İnsanların öfke kontrolü yok. O olaylar Ramazan ayında oldu; sıcakta oldu. İkincisi otomatik silahların bir problemi var. Bu olayların çoğunda otomatik silah var. Tetiğe bir kere basıyorsun; 75 tane kurşun sıkıyor. Ve uzun namlulu silahlar bunlar. Bu maalesef kültürel bir problem. Sivil insanların silahlanmasının veya bu ruhsatsa ruhsatsız, kaçaksa kaçak bilemiyorum. Bölge silahlanmaya müsait bir bölge. Güvenlik nedeniyle vs. Öbürleri işin bahanesi. Sonuçta her ihtilaf haline düştüğünde, bir tartışma konusu olduğunda kalkıp insanı mı öldüreceksin? Var mı böyle bir şey?

Yeni hak sahibi yaratmıyoruz

Asıl önemli olan, iddia edildiği gibi arazi toplulaştırması yeni hak sahipleri ortaya çıkarmıyor. Çünkü bu uygulama, tapu kayıtlarında var olan malikler üzerinden yürütülüyor. Yani tapuda kaydı olmayan bir malikle zaten böyle bir şey söz konusu olmaz. Bu nedenle de toplulaştırmada malik sayısında bir değişiklik zaten olmuyor.
Biz ortaya yeni bir malik çıkarmıyoruz. Bu nedenle bir husumet olamaz zaten, tamamen gönüllülük esasıyla yapılıyor. Malikler belli, bunların parselleri belli. Biz diyoruz ki, “Arkadaş, gelin sizin bu küçücük küçücük parçalı arazilerinizi birleştirelim, gönüllük esasına göre. Senin malik olarak tapuda kaç dönüm arazin var? 200 dönüm veya 150 dönüm. Sen yine 150 dönümünü alıyorsun”.
Ama biz parseli büyütüyoruz, aralarına yollar yapıyoruz. Şöyle olabilir bazen. Senin arazin 3-4 parselden oluşuyor. Biz buraları birleştiriyoruz. Hepsi bir alanda, aynı yerde, yani 1 parselin bulunduğu yerde olmuyor. O taşabiliyor başka bir alana. Karşılığında sana öbür taraftan bir yer veriliyor. Amaç orada parseli büyütmek ve birleştirmek. Ama yine aynı malikler üzerinden ve aynı malikler arasında yapılıyor. Dolayısıyla yeni bir malik yaratılmıyor.