Kabine sürecinde es geçilemeyecekler

Ankara yeni hükümetini bekliyor.

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun hükümetin kurulması, hükümet programının ilanı ve güvenoyu prosedürünün tamamlanması konusunda zaman kaybetmek istemediği biliniyordu.

Bunu iyi hissettirmiş olacak ki geçtiğimiz salı günü Meclis’teki yemin töreninin ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la yaptığı görüşmenin üzerinden en fazla 48 saat geçtikten sonra kabinenin ilanına Ankara hazırdı.

Ancak böyle olmadı.

Bu noktada, önümüzdeki dönemin siyasetini Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında yaşanabilecek krizlere göre tahayyül edenler açısından kritik bir argüman da doğmuş oldu.

Bu argüman özetle şöyle:

Kabine listesi konusunda ciddi anlaşmazlık var. Gecikmenin nedeni bu.

Başa dönelim.

Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın salı günü, yemin töreninden sonra yaptıkları görüşmede kabine listesi üzerinde nihai kararı oluşturacak bir istişare yapılmadığı doğru. Cumhurbaşkanı’nın İstanbul dönüşünün beklenmesi konusundaki inisiyatifinin etkili olduğu da.

Salıdan bu yana geçen zamanın, sürecin kırmadan dökmeden tamamlanması konusunda bir imkân verdiği de kesin.

Bu manzarayı dün temas ettiğim kimi isimlerle sohbetimizden aldığım bilgilerle yoğurduğumda, aktarabileceğim birkaç hususu paylaşmak istiyorum.

Dört parametre

Her şeyden önce altını çizeceğim, kabine oluşumu konusunda Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında doğal karşılanması gereken istişareyi son AK Parti kongresi öncesinde MKYK listesi konusunda yaşanan gerilim üzerinden okumanın çok hatalı olacağıdır.

Merkezinde Cumhurbaşkanı’nın başdanışmanı Binali Yıldırım’ın yer aldığı ve önemli bir kırılma noktası sayılabilecek o süreçteki tansiyonun bugünlerde kabine oluşumuna aynen yansıdığını söylemek çok yanlış olur.

Yeni hükümet listesinin oluşum sürecine bakarken şu dört parametre asla es geçilemez:

1- Davutoğlu’nun Başbakanlık koltuğuna oturduğu günden bu güne kadar Cumhurbaşkanı ile ilişkilerinde izlenen genel seyir. İki taraf açısından da yaşanmışlıklardan alınan dersler.

2- Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Davutoğlu’nun birlikte yönetmesi gereken bir süreçten geçildiği ve her ikisinin de her meseleyi açık konuşabiliyor olmaları.

3- Önce 7 Haziran seçim süreci, ardından 1 Kasım’a giden yolda, genelde Ankara siyaseti özelde ise AK Parti açısından var olan siyasi belirsizliğin bugün için büyük ölçüde berraklaşmış olması. Cumhurbaşkanı’nın Türkiye okuması, Başbakan’ın performansıyla yakalanan yüzde 49.5 gibi net bir galibiyetin yanlış inisiyatif kullanımına açık gri alanı daraltması.

4- AK Parti’nin önünde yapılacak çok iş olması ve 4 yıl boyunca bu hareketi yeni bir dalgalanma yaşanmadan diri tutma zorunluluğu.

Yaşananlara bu parametreler üzerinden bakıldığında AK Parti siyaseti açısından aynı kavşakta buluşmak bir lüks değil zorunluluk.

Babacan için verilen yanıt

Bu genel değerlendirmeden sonra kabinenin oluşumuna gelince...

Tabii kabineye girecek ve hükümet dışı kalacak bakanlar merak ediliyor.

“Bakan toto” oynamak böyle dönemlerde Ankara kulisleri için kaçınılmaz oluyor.

“Yeni hükümette kimler olacak?” sorusuna yanıt verirken söylenecek ilk şey; geçici bakanlar kurulundan önceki kabine üyeleri, parti yönetiminden öne çıkan bazı isimler ile bölgesel dağılımın başını çeken özgül ağırlığı olan milletvekilleri havuzuna bakmak gerektiği.

Dikkat edilirse bakan toto da yaklaşık 50 kişilik bu havuzdaki isimlerden yapılıyor.

En çok merak edilen konu eski Başbakan Yardımcısı, ekonominin eski patronu Ali Babacan’ın durumu.

Dün itibarıyla buna verilen yanıt şöyle:

“Kabinede yer alması büyük olasılık. Yüzde 50 Dışişleri Bakanlığı, yüzde 50 ekonomiyle ilişkili bir bakanlık.”

Başbakan Yardımcılığı sayısının 5’e çıkacağı kesin.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı, İstanbul Milletvekili Berat Albayrak’a da ekonomiyle ilişkili bir bakanlığın emanet edileceği belirtiliyor.

Bu noktada önemli olan Hazine’nin hangi isme bağlı olacağı ve Maliye Bakanlığı’nı kimin üstleneceği.

Efkan Ala, Numan Kurtulmuş, Nabi Avcı, Faruk Çelik, Recep Akdağ isimlerinin kabinede yer alacağı kaydediliyor. İki kadın bakandan birinin başörtülü olmasına da kesin gözüyle bakılıyor.

“Önce hükümet, sonra Meclis Grup yönetimi ve parti yönetimi oluşumu” diyen Davutoğlu hükümeti en kısa sürede ilan etmek istiyor. Pazartesi bekleniyor.

Hükümet programı da küçük rötuşlara kalmış vaziyette.

DİĞER YENİ YAZILAR