İNDİR FAİZİ BİNDİR FAİZİ

Güngör Uras fabrika aşığıdır. Bir fabrikaya girdiğinde kendisini kaybeder, makinelerin arasında yok olur. Aslında aşık olduğu fabrika değil, sanayidir, üretimdir. Yazılarında bunu sıklıkla görürsünüz. Üretimin önemini ve nasıl ihmal edildiğini çok eğlenceli bir şekilde aktarır. “Humour türü yazıları seviyorum” diyor Güngör Uras. “Humour” kelimesi yabancı bir kelimedir. Anlamı “olayların gülünç yanlarını görme yeteneği, nüktedanlık, şakacılık”tır. Uras bu tarzı ile en sıkıcı konuları bile okutuyor, dinletiyor ve izletiyor. Son çıkan kitabının başlığı “İndir Faizi, Bindir Faizi”. Kitaba adını veren makale yılların faiz tartışmasını çok iyi karikatürize ediyor. Son cümlesinde diyor ki; “Uzatma... Bir gün indir, bir gün bindir. Bugüne kadar nasıl idare ettiysen öyle idare et gitsin...” Acaba idare mi edeceğiz yoksa yapısal sorunlara yapısal çözümler mi bulacağız.

İNDİR FAİZİ BİNDİR FAİZİ

Türkiye ekonomisi 2001 krizinde duvara çarpınca (biraz da zorunlu olarak) ciddi yapısal adımlar atmıştı; hem de IMF ile beraber. O sancılı adımlar bizi neredeyse 10-15 yıl götürdü. Büyüme hızlandı, enflasyon düştü, refah arttı, ekonomik ve finansal istikrarı sağlandı. Şimdi ise yeni adım vaktidir. Yoksa daha çok faiz indirir, faiz bindiririz....

***

Enflasyonda kritik noktadayız

Merkez Bankası’nın Salı günü açıkladığı son enflasyon raporu enflasyonda geldiğimiz durumu gösteriyor. Durum iyi değil. Dünyada enflasyonun diplere sürüdüğü, birçok ülkenin enflasyon yaratmaya çalıştığı bir dönemde enflasyonla mücadeleyi göz ardı etmişiz; 2000’li yıllardaki kazanımların bir kısmını kaybetmişiz. Şimdi ise kritik bir noktadayız. Tedbir alınmazsa 1974-2001 arasındaki yüksek enflasyon dönemine doğru gidebiliriz. TCMB’nin kendi ifadesiyle “Çekirdek enflasyon göstergelerinde ve enflasyon beklentilerinde belirgin bir bozulma gözlendi. Enflasyon ve enflasyon beklentilerinin ulaşmış olduğu yüksek seviyeler fiyatlama davranışının bozulmasına ve ekonomide talep ve maliyet yönlü baskıların ötesinde bir fiyat artırma eğiliminin güçlenmesine neden oluyor... Ekonomik birimlerin fiyat artırma eğilimi oldukça güçlendi.” Bu tablo bir merkez bankasının başına gelmesinden en fazla koktuğu durumlardan biridir.

İNDİR FAİZİ BİNDİR FAİZİ

Raporun detaylarına bakalım: Enflasyondaki genele yaygın artışı açıklayan bir kaç faktör var. Döviz kurunun ve artan petrol fiyatlarının etkisini aylardır yazıp çiziyoruz. Nitekim 2018 enflasyon tahminindeki 5 puanlık artışın 2.3 puanı buradan geliyor. Fiyat istikrarı için öncelikle TL’de istikrarının sağlanmasının neden önemli olduğunu gösteriyor bu rakam. Referandum ve seçim öncesi atılan kamu destekli adımlarla talebin canlanmasının etkisi de malum. Bu da raporda belirtilmiş. Gıda fiyatlarında arz koşullarının ters gitmesi de çok konuşuldu. Ama enflasyon beklentilerindeki bozulma üzerinde çok fazla durulmadı. TCMB hesabına göre bu beklenti bozulması bu yılki tahminde 1.3 puanlık, gelecek yıl ise 1 puanlık sapmaya yol açacak.

Sonuçta TCMB tahminine göre 3 ay önce yüzde 8.4 olarak öngörülen 2018 enflasyonunun yüzde 13.4 olacağı anlaşıldı. Bu tahmin tutar mı? Risk var. Tahminlerin ardında akaryakıtta ÖTV ayarlamasının yıl sonuna kadar süreceği ama akaryakıt dışında enerjide yüksek zamların olacağını, kamunun talebi destekleyici politikalarından vazgeçmesi, kamu ücret ve fiyat artışlarının hız kesmesi, reel kurda ılımlı bir değerlenme yaşanması, dışarıdaki Türkiye risk algısınının düzelmesi ve maliye ile para politikaları arasında eşgüdümün artırılması gibi varsayımlar var. Eğer bu varsayımlar gerçekleşirse enflasyon bu yıl sonunda yüzde 13.4’te frenlenecek, gelecek yıl yüzde 9.3’e ve 2020 sonunda ise yüzde 6.7’ye çekilecek. Bunlar yüksek enflasyon rakamlarıdır. Oysa bizim yüzde 5’lik orta vadeli hedeflere çoktan ulaşmış olmamız gerekirdi. 2015 yılı başındaki ilk çeyrek enflasyon raporundaki tahminleri hatırladım. Enflasyonda vizyonumuzun ne kadar bozulduğunu gösteriyor. Merkez Bankası o zaman enflasyonun yüzde 70 olasılıkla 2015 sonunda yüzde 5.5 ve 2016’da ise yüzde 5’e gerileyeceğini tahmin etmiş. Aslında uzun bir süredir tahminlerin neredeyse hiçbiri tutmamış. Umarız bu defa farklı olur...

***

Gıdada yapısal soruna yapısal tedbir

Merkez Bankası’nın enflasyon raporunda ekonomiye ilgi duyanların okuması gereken “kutu”lar var. Bunlar öğretici yönü de ağır basan değerlendirmeler içerir. Son raporda yer alan kutulardan biri de işlenmemiş gıda enflasyonunda yapısal sorunlar ve çözüm önerilerine aitti. Özellikle işlenmemiş gıdanın etkisi ile gıda sepeti, enflasyon tahminlerinde bir sapma faktörü olmuştur. Genelde bu durum arz koşullarını etkileyen kar ya da kuraklık gibi faktörlerle açıklanıyor ama TCMB değerlendirmesinde vurgulandığı gibi sorun “her ne kadar meteorolojik ve fenolojik faktörlerin doğal bir sonucu olarak görülse de” yapısaldır. Üretim, depolama ve tedarik zincirindeki sorunları aşmadan bir şey değişmeyecek. Peki neler yapılmalı? Kutuda öneriler de var:

-Etkin ve dinamik bir üretim planlaması yapılmalı; tarımsal istatistik, rekolte tahmini ve erken uyarı sistemi altyapısı güçlendirilmeli.
-Depolama faaliyetleri düzenlenmeli; lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsacılığı sistemi etkin çalışmalı. Depoculuk kayıt altına alınmalı.
-Tedarik zincirindeki lojistik süreçler modernleştirilmeli; toptancı halleri düzeltilmeli.
-Aracı sayısı azaltılmalı, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi gıda üretimi, dağıtımı ve pazarlaması büyük ölçüde üretici birlikleri tarafından yapılmalı.
-Özellikle yaş sebze ürünlerinde tarla-sera-tarla geçişleri iyi idare edilmeli. Mevcut seralar rehabilite edilmeli ve yeni modern seraların kurulması teşvik edilmeli.
-2017’de yayımlanan standart uygulamalara ilişkin tebliğ hızla uygulanmalı.