Kanuni hiç domates yemedi

Geçen hafta soğanı konuşmuştuk; bu hafta sıra domateste. Antalya halinde bile fiyatı 3 liraya çıkmış. Marketlerde ise 10 liraya kadar gidiyor. Domates bir soğan değil. Soğan binlerce yıldır bu coğrafyada yenilir ama domatesin topu topu 200 yıllık bir geçmişi var ülkemizde. Atalarımız ne domatesi bilirdi ne de salçayı. Mesela cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman domatesin tadını hiç bilemedi. Domatesteki A, B ve C vitaminlerinden, içindeki flavonoidlerden, potasyum ve demir minerallerinden ve en önemlisi birçok hastalığa iyi geldiğine inanılan likopenden faydalanamadı.

Domatesin hikâyesi ilginçtir. Meyve midir sebze mi? Sağlığa yararlı mıdır zararlı mı? Bunlar bile yıllarca tartışıldı. Domates de patates ve patlıcan gibi Amerika kıtasında yetişen, Avrupa’ya ise Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfinden sonra getirilen bitkilerden. Bırakın Kanuni’yi, 1550’lilere kadar Avrupalılar da domatesin tadını bilmediler. Domates 1500’lerde Avrupa’ya geldi ama acı yapraklı bu garip nesneyi bir şeye benzetemediler. Süs bitkisi muamelesi yaptılar.

İtalyanlar başlattı

Domatesi mutfağa ilk sokan İtalyanlar oldu. 1800’lü yıllarda İtalyan mutfağının vazgeçilmezi olmaya başladığında İngilizler domatesi hâlâ süs bitkisi olarak saksıda ya da vazoda tutmaya devam ettiler. Hatta birçok yerde zehirli olduğuna inanılarak uzak bile durmuşlar. Osmanlı domatesi 1800’lerin ilk yarısında tanımış. Sonra da mutfağın tacı yapmış. O tarihe kadar domates ve salça görmeyen ve kayısı, erik ve ayvayla tatlandırılan yemekler salçaya boğulmaya başladı. Türkiye zamanla dünyanın en büyük 5 üreticisinden biri oldu.

Yılda 12-13 milyon ton domates üreten bir ülkenin halkı domatesi neden pahalıya yer? Tek bir neden yok; domateste sorun çok. Ekim alanlarının daralması, domates güvesinin yol açtığı verim kaybı ve kurun da etkisiyle girdi maliyetlerinin artması fiyatları buraya kadar getirdi. Üretimin bir kısmının ihracata gitmesi de iç fiyatları yükseltiyor. Çok büyük bir ihtimalle tarla domatesi pazara çıkmaya başladığında fiyatlar gerilemeye başlayacak ama bu sorun olmadığı anlamına gelmiyor. Türkiye’nin sadece domateste değil genel olarak sebze-meyvede sorunu var. Bir zamanlar yaz gelince sebze-meyve ucuzluğu başlardı. Şimdi aynı ucuzluk yok. Geçen hafta soğan ve patates fiyatlarını konuşmuştuk. Bu hafta domatesi yazdık. Haftaya belki de limon konuşulacak. Patateste olduğu gibi ithalatla geçici bir rahatlama sağlanabilir ama bu orta ve uzun vadede çözüm getirmez. Zaten patates ve soğanda da ithalat kararı alınırken Bakan Nihat Zeybekci bunun genel bir izin olmayacağını, kısıtlı tutulacağını vurguladı. Önemli bir nokta çünkü bugüne kadar ithalatla çözebildiğimiz bir tarımsal sorunu hatırlayamıyorum. İthalat sadece geçici bir rahatlama sağlar, fiyatları bir süre için terbiye etme imkânı verir. Hepsi o kadar. Uzun vadede sorunun çözümüne katkısı yoktur. Aksine, sıklıkla başvurulur ve süre uzun tutulursa, ekim alanlarının daralmasına yol açar.

Biz üçte ikisini sofrada tükettiğimiz domatesin daha fazla kısmını salça ve sos haline getirip, daha yüksek katma değerle ihraç etmenin yollarını arayalım derken marketteki fiyatların yüksekliğini konuşur olduk. Oysa üretimde istikrarı sağlayıp, domatesi endüstriyel bir ürün ve önemli bir ihraç kalemi haline getirmeliyiz.