Bazı vedalar güzeldir...

Öyle bir atmosfer düşünün ki, kendinizden, kendi işinizden, kendi sektörünüzden öte tüm iş dünyası hatta dünyanın iyiliği için herkesi  ve her konuyu  içine dahil eden, kapsayıcı  ve hem olan bitenle, sonuçları ile ilgilenen hem de gözü hep ileride olacak olanda, olması gerekende olan bir konum. Bayrak koşusu  gibi adlandırılsa da, kuralları ona benzese de dinamikleri çeşitlilik gösteren ve pek çok değeri korumak zorunda olduğunuz bir emanet. Sevgili eşim Fadıl Sivri’nin 4 yılın sonunda Ege Sanayici İş İnsanları Derneği (ESİAD) Başkanlığı görevine vedası üzerine yazıyorum bugünkü köşe yazımı. Kendisinin haberi yok, olsa yazdırmazdı çünkü. Ama benim içim, bu (3 + 1) 4 yıl süren bayrak koşusunu bir veda yazısı dahi yazmadan geçmeye elvermedi.

Bayrak koşusu için bile ne derler efendim;  hiç şüphesiz, atletizmin seyir zevki en yüksek ve en heyecanlı dallarından biri olduğu söylenir. Amaç, her bir koşucunun kendi mesafesini tamamladıktan sonra, elindeki bayrak çubuğu (stafet), sıradaki takım arkadaşına devretmesidir. Atletler, koşunun başından sonuna kadar kendi kulvarlarında kalmalıdır. Ayrıca hiçbir atlet, yarışmada bir bölümden fazla koşamaz. 4×100 metre bayrak koşusu yarışlarında bayrak çubuğu değiştirmeye ‘kör aktarım’ da denilmektedir. Bunun nedeni, alıcının sopayı getiren arkadaşıyla görsel temas kurmamasıdır.  Koşucular, arkasını dönüp gelen takım arkadaşından bayrağı alabilmektedir.  

Lakin bayrak yarışının püf noktası, sopaların değiştirildiği an, kör aktarım olsa da gerçek hayatta tam böyle değildir. Kör aktarım yarışlarda işe yarasa da hayattaki ‘kör aktarım’lar sorunludur. Bazen sonucu sadece yıkım ve gözyaşı olabilir. Bizim göz göze gelmeye, bağ kurmaya, kurumsal hafızayı ve değerleri aktarıp yaşatmaya ve mentorluğa ihtiyacımız vardır. ESİAD  gibi köklü, ilklere imza atmış, 29 yıllık bir dernek de başkanlık modelini bayrak yarışı gibi kurgulasa da Yüksek İstişare Kurulu  mekanizması ile ‘kör aktarım’ noktasına güçlü bir çözüm getirmiştir. Bayrağı devreden ve devralan başkanlar kadar Yüksek İstişare Kurulu Başkanları ve üyeleri de bu anlamda çok önemlidir.

ESİAD’ın bayrağı devreden başkanı Fadıl Sivri’ye gelecek olursam...

Değer yaratmak amacıyla üstlendiği görevi, hedefinin ve kendisinden beklenenin ötesinde pek çok alanda değer yaratarak bitirdiğine hem bir köşe yazarı, hem iş insanı, hem bir liderlik koçu, hem de tüm süreci yakından yaşayan bir eş olarak şahit oldum. Geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen ESİAD 22. Genel Kurulu’nda da tablo bu yöndeydi zaten. ESİAD’a hizmet etmekten onur duyan ve başkanlık koltuğu için değil de, değer yaratmak için başkanlık eden bir eşim olması nedeniyle ben de kendisiyle onur duyuyorum. İş dünyasındaki başarılarının ve deneyiminin yanı sıra, multidisipliner hatta interdisipliner olmasıyla yaptığı başarılı dönem, bizlere bir kez daha yeni liderlik anlayışının nasıl olması gerektiğini; bizleri olumlu bir geleceğe taşıyacak, toplum ve insan odaklı, vizyoner ve değişime hızlı ayak uydurabilen liderlere olan ihtiyacımızı bir kez daha gösterdiği kanısındayım.

Fadıl Sivri’nin bu 4 yıl içinde neler yaptığına gelecek olursam; ekonomiden uluslararası gelişmelere, dijital dönüşüme, doğal afetlerden pandemiye geniş yelpazede, yoğun bir gündem söz konusuydu. Bu süreçte arkasında büyük mutfak çalışmalarının olduğu paydaşlarının sayısını ve iş birliklerini artırmaya, gündemle ilgili birçok konuda iş dünyası ve kamu kurumları ile fikir, öneri ve görüşlerini paylaşmaya, ülkemizi ve toplumu ilgilendiren birçok konuda katkı koymaya yönelik 696  faaliyet gerçekleştirdi.

40’ın üzerinde ekonomi etkinliği, Climathon Fikir Yarışması, Sanayide Dijital Dönüşüm Günleri, Avrupa Birliği, Brexit ve Çin gibi uluslararası gündemlere ek olarak kent vizyonuna ve kent kalkınması alanında öneriler üreten “İş Dünyası Gözüyle Gelecek İzmir” dosyasının  yerel yönetimlerle paylaşılması, “Verilerle İzmir” kitapçığı, yerli yabancı yatırımcılar için referans niteliğinde bir kaynak olarak hazırlanmış olması ve “İzmir’de Ticaret Hayati ve Çarşılar” kitabı gibi çalışmalar, benim ilk aklıma gelenler. Bunun dışındaki etkinlikler için ESİAD’in internet sayfasında yer alan faaliyet raporunu inceleyebilirsiniz.

“Analar çeker yükü, kimsenin bilesi yok” diye bir söz vardır. Konu dernek başkanlığı olunca eşler de çekiyor yükü, kimsenin haberi olmuyor. Bizim evde benim yoğun bir çalışma tempom olduğu için, durum bu boyutta olmasa da bir kurumu temsiliyet söz konusu olunca aile bireyleri de gizli kahramanlar oluyor. O nedenle ESİAD’ın yeni Başkanı Mustafa Karabağlı’ya bayrak koşusunda başarılar ve kolaylıklar dilemekle beraber, sevgili eşi Şule’ye de sevgiler ve kolaylıklar diliyorum.

12. Dönem’de Mehmet Ali Kasalı’nın yaptığı gibi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı olarak Sıtkı Şükürer’in de Karabağlı’ya yapacağı mentorlukla çıtayı daha yükseklere taşıyacaklarını ve ESİAD’ı güçlendirerek var etmeye devam edeceklerini biliyor, yeni dönemde hepsine başarılar diliyorum.