Süper kahramanlar babalarımız

Hayat, ileri doğru bakarak yaşanıyor olsa dahi aslında geriye doğru bakarak anlaşılıyor çoğu zaman. Bu söz Soren Kierkegaard’dan. Babalık da böyle, evlat olmak da, baba ile kurulan bağ da! İşte o yüzden Babalar Günü’nü vesile edip bugün beraberce hem ileriye, hem geriye, hem de şimdiye bakalım istiyorum. Biraz babalıktan, biraz hayattaki rollerimizden, biraz da güçlü yanlarımızdan konuşalım. Amacım, sizi içinizdeki süper kahramanla buluşturmak. Bunu dışarıda aramaktan da vazgeçirmek. Bir babaya, bir kocaya, bir eşe, bir evlada ithaf olunacak bir durum olmadığını anlatmak.

Bu satırları yazarken köşe yazımın başlığı ile biraz ters köşeye düştüğümün de farkındayım; çünkü şunu çok iyi biliyorum, her baba bir süper kahraman değil, olmak zorunda da değil. Sadece babamız olmaları, onları onurlandırmamız için yeterli aslında. Her anne-babanın kendi bildiği kadar hayatı yaşadığını ve yine kendi bilgisi, görgüsü, farkındalığı ve hayatı elverdiği kadar evlatları için bir şeyler yaptığını, en önemlisi de seçilmiş olanın, kader planımızdaki kurgunun bizim için en iyisi olduğunu kabule geçmemiz gerekiyor.

Kız çocuklarının kahramanları babalarıdır ya güya... Gerçekte böyle midir, tartışılır. Dönem dönem değişkenlik gösteren, baba-kız ilişkisine göre farklılaşan, en çok da farkındalık arttıkça olgunlaşan bir durum bu. Erkekler ile babaları arasında dinamikte de durum böyle, ama o kısımda biraz daha iktidar kurma, kendini gerçekleştirme/ispatlama, güçlenme, güç dengesi durumları devreye giriyor ve ne yazık ki çoğu zaman duygusallıktan yoksun kuruluyor bağlar. Bazen de gizli, itiraf edilememiş, gösterilememiş bir duygusal bağ oluyor.
Kimimizin babası güçlü, erk sahibi, kimimizinki duygusal, kimimizinki yakışıklı, sempatik, evcil, sosyal, popüler, çalışkan, entelektüel, aile babası... Kimimizinki başarısız, kimimizinki sert, duygusuz, kimimizinki çirkin, içine kapalı, el iyisi, daha az bilgili, kararsız, ailesinden uzak vs. Tüm iyi özelliklerin bir babada toplandığı bir versiyona rastlanmadı henüz. Yani, her bir babanın birkaç güçlü yanı olduğu gibi, birkaç da şahane olmadığı yanı, geride kaldığı alanlar oluyor. Kimse, hiçbir baba mükemmel değil. Önemli olan, onun içindeki güçlü yanı görmek ve o yanı ile bir bağ kurabilmek. Ve her yaş döngüsünün getirdiği ilişki şeklini yakalayabilmiş olabilmek.

Zaten süper kahramanlarda durum ve onlarla bağ kurma şekli de öyle değil midir? En bilinen süper kahramanlara bakın, delicesine zayıflıkları vardır. Süper kahramanlar kurgulanırken onları insancıllaştırmak ve akla yatkın kılmak için bir zayıflığının, beceriksizliğinin olmasına özen gösterilir. Ayrıca kahramanlar mücadele olmadan kazanabilirse bu durum eğlenceli de değildir, bu yüzden rakipleri tarafından onlara karşı kullanılabilecek birkaç alana sahip olmaları gerekir. Ve bazı kahramanlar, Superman’ın büyüye duyarlı olması gibi gerçekten mantıklı güvenlik açıklarına sahiptir. Tüm bu insancıl yanlarla beraber, her süper kahramanın ona gerçekten meydan okutacak doğaüstü gibi bir şeye ihtiyacı vardır.

Oysaki gerçek hayat tam da böyle değildir, yani her baba güçlü yönleri ile bir süper kahramanken, doğaüstü bir şeye sahip olmadığı ve sahip olduklarını yaşatırken başka şeyleri ıskalayabildiği için bir süper kahraman tanımlamasına uymaz. Ama biz onu ararız, babamız süper kahraman olsun isteriz. Hayatımızdaki rollerin (evlat, eş, karı, koca, sevgili, anne, baba) hakkını vermektense idealize ettiğimiz şeyleri bize getirecek bir hayali süper kahraman yaratırız.

Bence gelin, siz kendi içinizdeki en iyiyi çıkararak kendinizin süper kahramanı olun. Hayattaki rollerinizin hakkını verin, bu rollerin içerisinde babalığınızın ya da evlat oluşunuzun yerini, hayatınızı nasıl değiştirdiğini, neden güzel olduğunu düşünün, keyifli yanlarını öne çıkarın. Ve o güzellikleri yaşayın, yaşatın. Hayat, ileri doğru bakarak yaşanıyor olsa dahi aslında geriye doğru bakarak anlaşılıyor çoğu zaman demiştim yazımın başında. Babalar Günü’nde baba ve evlat olma rolünüze bir göz atın ve bu ilişkiye gerekirse yeniden başlamak için bir şans verin.

Osman Nar’ın dediği gibi, “Bazen söylediklerini anlayan birine değil, söyleyemediklerini anlayan birine ihtiyaç duyar insan.” Benim babam da söyleyemediklerini de anlayan babalardandır. Başta canım babam olmak üzere, tüm babaların Babalar Günü’nü kutlarım.