Daima çok iyi

Rahmetli Orhan Şaik Gökyay (1902-1994) ile aramızda kırk üç yaş fark olmasına rağmen, güzel bir dostluk ilişkisi oluşmuştu. O bizim hocamızdı, biz ise onun arkadaşıydık. Onun bize hocalık etmesine çok şey borçlu olduğumu kaybından bu yana geçen yirmi yedi sene boyunca yüzlerce kez hatırlar, hayatımı yönlendirmesinden dolayı kendisini her zaman rahmet ve minnetle anarım.

Yazının başlığını oluşturan “Daima çok iyi” sözcüğü onun hayat felsefesini açıklar. Tanıdığım günden, onu kaybettiğimiz günlere kadar, “nasılsınız?” diye sorulduğunda, küçük büyük herkese “Daima çok iyi” dediğini unutmam mümkün değil. Hiçbir zaman hiçbir konudan şikâyet etmediğini daima iyiyi, güzeli konuştuğunu, hemen her konuyu merak ettiğini ve araştırdığını ve araştırmamızı istediğine şahit olmuşumdur.

Gökyay’ın eğitimi

Orhan Şaik Gökyay, 16 Temmuz 1902 günü, babasının öğretmenlik yaptığı İnebolu’da doğar. Babası ailesi ile birlikte 1876 yılında Filibe’nin Çırpan İlçesi’ne bağlı Uysal Köyü’nden göçen Mehmed Cevdet Efendi, annesi Şefika Hanım’dır. İlkokul tahsiline İnebolu’da başlayan Hüseyin Vehbi (Orhan Şaik) ortaöğrenimini Aydın’da, lise öğrenimini ise Kastamonu’da sürdürür. Ailesinin ekonomik olarak güçlüğe düşmesi üzerine okulu terk ederek kâtip olarak çalışmaya başlar. Bu dönemde hocası İsmail Habip Bey’in teşviki ile yazdığı şiirleri Kastamonu’nun yerel gazetesi Açıksöz’de yayımlanmaya başlar. Daha sonra öğrenimini sürdürmek için Ankara’ya giderek Ankara Dârülmuallimi’nden mezun olur. Bu sırada “Orhan” ismini alır, daha sonra bu isme “Şaik” adını da ekler ve bundan böyle “Orhan Şaik” olarak tanınacaktır.

Daima çok iyi

Öğretmenlik yılları

1922 yılında Giresun’un Piraziz nahiyesinde öğretmenliğe başlar. Bir yıl kadar Samsun’da öğretmenlik yaptıktan sonra Balıkesir’e atanır. Kısa süreli bir askerlik görevinden sonra Kastamonu Lisesi’ndeki öğrenim hayatına devam eder ve 1927 yılında liseden mezun olur. Aynı yıl İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi’ne kaydını yaptırır. Aynı zamanda Yüksek Öğretmen Okulu imtihanını da kazanan Orhan Şaik öğrenimini her iki okulda da başarı ile sürdürerek 1931 yılında her iki okuldan da mezun olur. Bu dönemde özellikle hocası Fuat Köprülü tarafından desteklenen Orhan Şaik, onun teşvikiyle Almanca öğrenmeye başlar. 1928-1929 yıllarında ünlü oryantalistler Theodor Menzel ve Franz Taeschner İstanbul’a geldiklerinde Türkçe öğrenmek için yardım talep ettikleri Fuat Köprülü onlara Orhan Şaik’i tavsiye eder.

Bu sıralarda İstanbul’da ders vermekte olan Paul Wittek ile olan tanışıklığı onun Peçevi Tarihi’ne, dolayısıyla tarih metinlerine ilgi duymasına yol açar. Mezuniyet sonrası, Kastamonu, Malatya, Edirne, Ankara, Eskişehir ve Bursa lisesi edebiyat öğretmenliği, 1939 yılında Ankara Musiki Muallim Mektebi edebiyat öğretmenliği, 1941 yılında yeni kurulan Devlet Konservatuvarı müdür ve edebiyat öğretmenliği yapar ve 1946 yılında Galatasaray Lisesi öğretmenliğine atanır. 1951 yılında Millî Eğitim Bakanlığı müfettişi olarak Londra’da bulunur. 1954 yılında geri dönüşünden sonra Güzel Sanatlar Akademisi ve Yüksek Öğretmen Okulu’nda hocalık yapar. 1959-1962 yılları arasında Londra Üniversitesi School of Oriental and African Studies’te Türk Dili ve Edebiyatı okutmanı olarak çalışır ve nihayetinde 1967 yılında emekli olur. Edirne Lisesi’nden öğrencisi olan dönemin Milli Eğitim Bakanı emekliliğini askıya alır ve üç yıl daha öğretmenliğini sürdürür. Bu sürenin sonunda Göztepe’deki evinde çalışmalarını sürdüren hocaya yeni bir teklif gelir ve Marmara Üniversitesi’nde ders vermesi istenir. 1983 yılında başlayan bu ikinci dönemde 1986 yılına kadar Marmara Üniversitesi, 1992 yılına kadar da Mimar Sinan Üniversitesi’nde ders vermeyi sürdürür. 2 Aralık 1994 günü Göztepe’deki evinde 92 yaşında vefat eder.

Nereden nereye?

Bu uzun bölümü özellikle yazmak istedim. 1922 yılında ilkokul öğretmenliği ile başlayan hayat serüveninde merakı, öğrenme isteği ve çalışma azmi, hemen her yıl bir başka şehirde hayatını sürdürme mecburiyeti doğru bildiği yolundan alıkoymamış ve Londra Üniversitesi’nde ders verme başarısına kavuşturmuştur. Orhan Şaik Hoca günümüzde az sayıda kalan Cumhuriyet’in öncü ve örnek öğretmenlerinden biridir. Yılmayan bir mizaca sahip ve yılgınlığa tahammülü olmayan bir kişi idi. Kendisiyle olan beraberliğimiz geliştikçe biz de neler yapabiliriz diye düşünmeye başladık. Rahmetli Gündağ Kayaoğlu ile birlikte en büyük isteklerinden biri olan Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nin günümüz Türkçesi’yle yayımlanması için bir çalışma başlattık. Çok sayıdaki seyahatname nüshalarını karşılıklı okuyarak bir metin haline getirmek için çalışıyorduk, ancak artık yaşlanmıştı ve ömrü onların basıldığını görmeye yetmedi. 212 makale, 22 kitap ve 6 çeviri, bunca zahmetli yaşama karşın bize bıraktığı eserler.

İnsana verdiği değer

Kendisinin ilme ve mesleğine olan saygısına çok yakından şahidim, bir grup insan için önder ve örnek oldu. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nin yanı sıra en büyük düşü, Dede Korkut Hikâyeleri’nin toplumun her yaş grubu için okunur hâle getirilmesiydi. Bunun için benim çocuklarıma kitabı okur ve ne anladıklarını sorardı. Üstelik bunu bizim evimizde yapardı. Göztepe’deki evinden Nişantaşı’ndaki evimize gelir, çocukların alışkın oldukları ortamda kendisini dinlemelerini isterdi ki rahat olsunlar. Şimdi kitaplığımızda küçük kızım Azra’ya on iki yaşında armağan ettiği Dede Korkut Hikâyeleri var. O sırada kendisi seksen beş yaşındaydı.

“Azracığım daima sevgilerle 15 Şubat 1987” yazmış.

Bu ne büyük bir fazilettir. Acaba hatırlayan kaldı mı?