Üniversite ve kadrolaşma

Rektörlük, yaptığı açıklamada "Yok böyle bir şey, biz bu kadar doktoralı akademisyenin işine son vermeyeceğiz" demiyor, diyemiyor!Rektörlüğün dediği şu:"Doktora eğitimini tamamlayan herkesin o üniversitede öğretim üyesi olması zorunluluğu yoktur... YÖK yasasının 33-a maddesine göre, üç yıllık atama süreleri dolduğunda üniversite ile ilişkileri kendiliğinden sona erer..."Ancak rektörlük açıklamasında değinilmeyen iki gerçek daha var: 33-a maddesinin devamında bu kişilerin tekrar 'aynı usule göre' atanabileceği belirtiliyor.Danıştay da tekrar atama yapmamak ve 'ilişiğini kesmek' için geçerli sebeplerin ortaya konulmasını istiyor. * * *DANIŞTAY kararlarına göre: Evet, yüksek lisans eğitimi, bu arada doktora yapan herkesin akademisyen olması gerekmez. Sırf unvan almak için de doktora yapılabilir çünkü...Ama doktora yapan kimse üniversitenin "araştırma görevlisi" (eski deyimle asistan) kadrosunda ise durum farklıdır, görevin devam etmesi esastır! Bu konuda benim elimde Danıştay 8. Dairesi'nin dokuz tane kararı var. Özetle:"Doktorasını tamamlayan araştırma görevlilerinin üniversite ile ilişkisi kendiliğinden sona ermez. Ancak 'kamu yararı' ve 'akademik hizmetin gerekleri' gibi haklı ve objektif sebepler varsa işine son verilebilir. Doktora yapamamış bir kimse belli ki başarısızdır, ama doktorasını yaparak akademik başarısını kanıtlamış araştırma görevlileri peşinen başarısız sayılarak işine son verilemez!" (Mesela, bkz. 8. Daire, 2004/3865 sayılı karar.)Hukuk böyle diyor.Ama OMÜ'de mesela Fizik Bölümü'nde, pek çok bilimsel yayını bulunan, 'Akademik Yükseltme Kriterleri'ne göre 430 puan kazanmış doktoralı bir araştırma görevlisinin işine son verilmiştir! Üstelik, ana bilim dalı ve bölüm başkanlığı resmi yazı ile bu kişinin görevine devam etmesini istediği halde!.. Böyle örnekler çoktur!* * *SAYIN Rektör Prof. Ferit Bernay, Samsun'da çıkan Yeni Ekip gazetesine yaptığı 4 Mart 2005 günlü açıklamada "Araştırma görevlisi ve öğretim üyesi sıkıntısı çekiyoruz" diyor, ama öbür taraftan, hem de doktorasını yapmış 75 akademisyeni tasfiyeye kalkıyor!'Diken'leri temizleyip 'gül'leri kadrolara doldurarak 'dikensiz gül bahçesi'ne dönüştürülmüş 'yandaş' bir üniversite yaratmak için mi?OMÜ bünyesindeki fakülte ve yüksek-okullara 71 'akraba ve yakın'ın akademik ve idari kadrolara atanmış olması tesadüf mü? (Meral Tamer de yazmıştı bunu, başka bazı üniversitelerimizde de böyle 'akraba evlilikleri' sorunu var!)OMÜ'de öğretim elemanları hakkında 300 kadar disiplin soruşturması açılmış olması normal mi? 'Kişiyi tarif eden' kadro ilanları da mı normal?OMÜ Öğretim Üyeleri Derneği bir hukuk bürosu vasıtasıyla YÖK'e şikâyette bulundu, o kalın dosyada bunlar var. Başka iddialar da var. Ben bugünkü yazımda sadece 'kadrolaşma' sorununa temas ettim.Bakalım YÖK ne karar verecek?Asıl sorun, rektörlere 'milli şef' yetkiler veren YÖK sistemidir tabii! t.akyol@milliyet.com.tr SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörlüğü, doktora yapmış 75 akademisyenin işine son vererek, yerlerine 'yandaş' isimleri mi kadroya almak istiyor? Bu konuda ciddi kaygı sebepleri var.