72 Saatte Selimiye

Gitmeden SELİMİYE’ye gitmiş kadar olmak, güneşlenmeden Eda Taşpınar gibi yanmak, tatil yapmadan yapmış gibi dinlenmek istiyorsanız ‘Selimiye Rehberim’ emrinize amade.

Uyarı: Bu yazı aşırı turkuaz, fazla mavi, çokça begonvil içerir :))

   

SELİMİYE OTEL ÖNERİLERİ:

Selimiye Mavisi:

Köyün azıcık dışında küçük bir burun üzerinde dünya tatlısı bir otel. Bahçesi coşkulu begonvillerle, türlü türlü şahane çiçekle kaplı.

Üst odaların balkonundan öyle çarpıcı bir manzarası var ki insan saatlerce bıkıp usanmadan bakabilir. Ben her seferinde gündoğumu için mutlaka saat kurup kalkıyorum. (Gördüklerim karşısında mutluluktan aklımı yitirecek gibi oluyorum)

Esas olay ise deniz: Köyün en güzel denizi burası. Cam gibi. Karşısı Sığ Liman. Göze batan tek bir beton yok.

 

72 Saatte Selimiye

   

Loca Hotel:

Köyün bir kilometre yukarısında çam ağaçları ile çevrili güzel ve şık bir otel. Manzara fevkaladenin fevkinde. Otel, beş dönüm arazi içinde kurulu. Nereye baksan mis gibi çam ağacı. Bahçe kademe kademe. Bir seyir terası var ki, akıllara ziyan. Üst katı havuz, restoran. Giriş kat lobi. Hele bir bahçe var rüya gibi: Begonviller, sardunyalar, zakkumlar…

Rezervasyon yaptırılması kaydıyla dışarıdan yemeğe misafir kabul ediyorlar.

72 Saatte Selimiye

   

Losta Sahil Evi:

Köyün dokusuna uygun mimarisiyle, Helenistik motiflerle bezenmiş odalarıyla konuklarına her an kendilerini özel hissettiren, butik otel kavramının hakkını veren bir işletme Losta.

Özellikle denizin dibindeki otelden bağımsız odası yok mu? O feci halde kalbimi çaldı.

     

Les Terasses:

Günün her saati kendine hayran bırakan, göz yaşartan bir manzarası var. Bina, çağdaş Türk mimarisinin güzel bir örneği. Villa tipi beyaz bir bina. Odalar aydınlık, ferah ve sade. Havuz binanın hemen önü. Yamaç kenarında olduğu için yukarıda söz ettiğimiz manzaranın tadı en çok havuz kenarında çıkıyor.

   

 Vira Demir:

Vira Demir, köy merkezinden az biraz dışarıda, sessiz sakin bir noktada.

Otel denizin dibinde. Çok güzel bir ahşap iskeleden harika bir denize giriliyor. (Şnorkel yapmayı seviyorsanız mutlaka yanınızda getirin.) Restoran da denizin kenarında.

Odalar biraz geride yer alıyor. Odaların hepsi içinde asma katı olan harika birimler.

Hepsini yazmak maalesef mümkün değil. Vira Demir, Swan Lake, Luna Begonvil Taş Evler, Badem Çiçeği Otel kaldığım ve memnun olduğum diğer oteller.

   

  

YEME İÇME:

Üzüm Selimiye: Hemen denizin üstünde güzeller güzeli bir restoran. Çalışanların hepsi ilgili ve güleryüzlü.

Mezeler lezzetli. Yaprak sarma aşık olunası türden. (Geçen seneye göre daha acılı. Benim acı ile aram olmadığı için acısız halini tercih ederim) Sıcak ot kavurma nefis. Yeşil elmalı cevizli meze ile ciddi düşünüyorum.

Alesta Selimiye: Selimiye Mavisi’nin içinde minicik, altı masalı bir restoran. Çılgın çeşitli bir mönü yok ama olan (masaya konan) her şey lezzetli. Mutfağın başında Kübra şef var. Yemek sırasında her masayı gezip, tek tek yemekleri anlatıyor, misafirlerin yorumunu alıyor. Ben ana yemek yemedim. Mezelerden: Köpoğlu, humus ve favayı sevdim. Özellikle köpoğlu sunumu farklı ve güzeldi.

Beyaz Ev: Rakı balık kafasından, meyhaneden sıkılanlar için güzel bir seçenek. Günlük yapılan zilyon çeşit zeytinyağlı çeşidi var. Şahane çorbaları ve salataları var.

Kabak çiçeği dolması, vişneli yaprak sarması, çağla badem salatası, vişneli bamya ve tahinli patlıcan ezmesi deneyip, sevdiklerim arasında.

Ev yemekleri diye geçiyor, genellikle böyle olduğu zaman fiyatları daha makul olur diye düşünürüz ama çok ucuz değil. Bilginiz olsun.

Karadut No 12: Mekan denizin dibi, asmanın gölgesi. Kahvaltısı, özellikle simitli olan mini kahvaltısı çok güzel. Yaz sıcaklarında koca koca serpme kahvaltılardan bunalanlar için iyi bir seçenek. Akşam yemek yok ama bu sene kokteyl menüsünü iyice geliştirmişler. Favorim ‘pink witch’ oldu.

Hem kokteyl, hem tatlı için aklınızda olsun.

Ceri Selimiye: Selimiye’nin en eski, en güzel kafelerinden. İşin başında çok sevdiğim canım Ahmet var. Her daim güleryüzlü, ilgili.

ahvaltısı var. Atıştırmalıklar var. Ama asıl olay tatlılar. Denediğim tüm tatlıları şahane ama ‘apple crumble’ için tekrar tekrar giderim. Öyle güzel.

Yemekten sonra güzel müzik dinleyeyim isterseniz Piona Jazz Bara gidebilirsiniz. Yaz aylarında çoğu zaman canlı performans da oluyor. Ben Neco’ya denk gelmiş ve çok eğlenmiştim. Fiyatlar ortalama üzeri ama ortam güzel.

   

PLAJLAR:

Selimiye’de birçok yerde alışık olduğumuz gibi plaj olayı yok. Hemen hemen herkes kaldığı otelin plajında denize giriyor. Günübirlik geldiyseniz otellerin plajını kullanma şansınız pek yok.

Halk plajı olarak Sığ Limana gidebilirsiniz.

Ben Sığ Liman’dan çok Selimiye’ye araç ile on dakika mesafedeki Delikyol’da, Mehmet’in Yeri’nde zaman geçirmeyi seviyorum.

Sakin, arkası çam ormanı olan bir koy burası.

Deniz cam. Ortam yeşil. Çalışanlar hızlı ve güleryüzlü. Mekan temiz. Cici bir aile işletmesi.

İki sıkıntısı var:

Bir: Az ilerisinden yol geçiyor. Bir tık araba sesi geliyor.

İki: Epey arı var. (Kocaman kocaman hemi de :)) O nedenle arı fobisi olan, korkan arkadaşlar gitmesin. Ben pek pimpirikli olmadığım için rahatsız olmadım. Kazasız belasız geçirdim günü.