Zamkumların denize uzandığı bir Ege köyü: Söğüt

Her Söğüt yolculuğumda, Marmaris’ten, mis kokan çam ormanlarının içinden kıvrıla kıvrıla giderken, on dakikada bir arabayı durdurup fotoğraf çekiyorum. Daha yolda anlatmaya başlamak istiyorum Söğüt’ün mucizevi güzelliğini.
Zakkumların denize uzandığı, heybetli ılgın ağaçlarının bizlerden gölgesini esirgemediği, salaş plajların ‘beach club’ olmadığı bir yer burası.

 Zamkumların denize uzandığı bir Ege köyü: Söğüt

SÖĞÜT OTELLERİ:

AŞKIN MOTEL:

Denizin hemen dibinde 30 yıllık köklü bir aile işletmesi. Sessiz sakin bir koyda, bahçe içinde, tertemiz bir motel. Bina eski ama geçen yıl içini komple yenilediler. Banyo ve odalar gıcır. Mobilyalar yenilenmiş. Sade ve güzel. Bahçe bakımlı, yemekler çılgın, mezeler taze, elemanlar güleryüzlü.
Plaj küçük ama otel müşterisine yetiyor.

Deniz gidiyorsunuz, gidiyorsunuz dizinizde. Derinleşmiyor. Çocuğu deniz manyaaaaa olanlar için biçilmiş kaftan. Salın veledinizi denize, bakın keyfinize.

 

BADEMLİ BAHÇE:

Ege’nin Akdeniz’e kavuştuğu yer burası. Zeytin ağacının, bademle kaynaştığı, Ağustos böceklerinin sesinin, balıkçı teknelerinin sesiyle karıştığı yer. Gece odanın balkonundan kafanı kaldırdığında ‘ay’ın içine içine, kalbinin tam ortasına ışıdığı yer. Yıldızların, ağaçların, güneşin ne kadar kıymetli olduğunu hatırladığın yer
.

Bademli Bahçe, iki buçuk dönüm arazi içinde 6 odalı mini bir otel. Alametifarikası: Manzarası ve bahçesi. Ev sahipleri tatlı bir çift. Gülşah ve Richard. Hikayeleri klasik: Mühendisler, yoğun çalışıyorlar ve İstanbul’dan bunalıp, kaçıyorlar. Hikayeleri klasik ama yarattıkları dünya muazzam. Tam 600 çiçek, bitki ekmişler araziye. Varolan tüm ağaçlara zaten gül gibi bakıyorlar. 17 badem ağacı ve birçok yüzlerce yıllık zeytin ağacı var.
Günbatımı manzarası mutluluktan ağlatacak cinsten. Odalar geniş, sade, modern tarzda döşenmiş. Benim odadan manzara ‘alabildiğine Söğüt’.
Not: Çocuk kabul etmiyor. +18 :)

 

Sahilde de birçok minik aile pansiyonu var. İçinize sinen, fiyatı uygun, denizin dibi birçok seçenek bulabilirsiniz.

 

YEME İÇME:

OCTOPUS: Yıllardır giderim, hiç mi değişmez, Hiç mi bozmaz?
Sofraya gelen her şey taze, her şey leziz.
Burası hem Aşkın otel, hem Octopus restoran.
İçtenlikle söylüyorum: Yediğim her şey çok iyiydi. Kabak çiçeği dolmasını çok sevmememe rağmen burada yediğime bayıldım.
Çalışanlar ilgili, mekan denizin dibi.
Tekne ile gelenlerin çok rahat edeceği bir yer. Hemen mekanın önüne bağlayabiliyorsunuz.
Cheesecake çeşitleri en sevilenlerden ama ben sütlaç tercih ettim. Hiç pişman olmadım.

 Zamkumların denize uzandığı bir Ege köyü: Söğüt

MANZARA RESTORAN: 1999 yılından beri hizmet veren restoran: Adını şüphesiz ki ‘fevkalade, muazzam, nefes kesen’ manzarasından alıyor. Özellikle günbatımı saatlerinde öyle çarpıcı bir manzarası var ki, insan bakakalıyor.
Menü yok. Sebze meyveler bahçeden.
Deniz börülcesini sıcak servis ettiler. Önce mırın kırın ettim ama deneyince çok beğendim.
Köz patlıcanı masanızda, terayağı ile hazırlıyorlar. Nefis bir şey.
Kendi hazırladıkları lavantalı, biberiyeli ekmekleri leziz.
Finali acı dondurmalı ev baklavası ile yaptık. Pişman olmadık.
12 yaş üzeri çocuk kabul ediyor. Aklınızda olsun.

 

ESİNTİ: Denizin dibinde, hatta içinde şahane bir aile işletmesi. Özellikle günbatımı saatlerinde gitmeye çalıştığım yerlerden.
Dediğim gibi ben; ahtapotu şöyle, bir balık yidim Allaaah Allah, köftesi muazzam gibi yorumlar yapamıyorum.
Yediğim iki üç meze, belki mantar falan.
Sonra gidip; yok balığı çiftlik, eti şöyle, tavığı yürümeyen tavık falan diye beni gömmeyin. Baştan vejeteryanım, ortama, mezeye, ilgiye, manzaraya, hijyene bakıyorum dedim :):)
Ama burada: Çıtır kabak kızartması, ballı limonlu saganaki ille de deneyin dediklerimden.
Finalde yediğim susamlı tatlıyı da çok sevdim. Kendi özel tarifleriymiş.

 

THYSSANOS: Olay Söğüt’te geçince mekanların çoğu ya denizin dibi, ya tepeden deniz manzaralı. Thyssanos’ta denizin dibinde olanlardan.
Daha adım atar atmaz güleryüzlü ev sahibi Ömür bey karşılıyor. Köyün yerlisi olduğu için eskiden/yeniden birçok şey anlattı. Bilen birinin rehber olması başka bir mutluluk.
Sabah bahçeden topladıkları fasülye, sirken ve gömeç otu akşam masadaydı.
Cevizli kereviz, karışık peynirli kekik biber dolma ve bademli kabak ezme en sevdiklerimden oldu. Finalde keçiboznuzlu sütlaç yemeden dönmeyin.

Yalıbaşı Yasemin, Deniz Kızı ve Deniz Yıldızı sizlerin ısrarla gidin dediğiniz yerlerdendi ama bu sefer vakit olmadı. İsimleri listede olsun istedim çok yorum gelince. İlk fırsatta deneyip, yazacağım.

 

AY SARANDA: Köyün tek barı. Minicik, küçümen ve şahane manzaralı bir teras.
Ev yapımı dondurmaları, tatlıları, kokteylleri, pizzası ve atıştırmalıklarıyla ‘rakı balık’ kafasından sıkılınlara alternatif olabilir.
Günbatımı manzarası ayrıca güzel.