İnce: Siyasette 24 saat çok uzun zaman

Siyasette erken seçim tartışması gündemden düşmüyor. Muhalefet partileri ısrarla var iddiasında, AKP ve MHP ise seçimler zamanında diyor. Hem de sertleşen bir üslupla. Dolayısıyla, bu konu artık tartışmadan öte, tam anlamıyla siyasi atışmaya dönüşmüş durumda. Bu arada da, muhalefet cenahındaki olası adaylara dönük kamuoyu araştırmaları ve özellikle çatı adaylığında öne çıkan isimler bağlamında hangisi daha avantajlı gibisinden ekran polemikleri yaşanıyor. Hatta bazı isimler üzerine sanki adaymış gibi yapılan kamuoyu yoklamaları dahi söz konusu. Yani değişmezse, seçimlere daha iki yıl var ama muhalefet cenahında adaylık kavgası pik yapmış durumda. En ilginci de son seçimde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı yarışan Muharrem İnce’nin adının ne kamuoyu araştırmaları sıralamasında ne de ekran tartışmalarında pek zikredilmemesi. Evet, İnce şu sıralar başlattığı Memleket Hareketi’nin partileşme çalışmalarına odaklanmış durumda ama hâlâ 50 artı bir iddiasında olduğu da malum. O nedenle de İnce’yi aradım ve hem özellikle Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş isimlerine odaklanan çatı adaylığı tartışmalarını hem de bu ay içinde başvurusunu yapıp tabelasını asacağı partisiyle ilgili çalışmaları sordum. Söze “Demirel siyasette 24 saat çok uzun zaman derdi” diye başlayan İnce’nin adaylık tartışmaları bağlamında söyledikleri şunlardı: 

“Daha köprülerin altından çok sular akar. Ben böyle bir tartışmanın içine girmek istemem açıkçası. Ama şöyle söyleyeyim: 2018, 24 Haziran’da seçim oldu değil mi? Peki, ondan altı ay öncesinde adaylar belli miydi? Pek çok insanın ismi geçiyordu hiçbirisi tutmadı, öyle değil mi? Yani 24 Haziran’dan altı ay önce Muharrem İnce’nin adı var mıydı? Yoktu. Onun için seçime daha çok var, adayların tartışılmasında hiçbir sakınca yoktur. Ancak bugünden aday belirleme, belirlenen kişiyi de yıpratır zaten. Ben aslında muhalefetin erken seçim ısrarını da anlayabilmiş değilim. Yani sanki Erdoğan’ın yeniden aday olmasını istiyor gibiler. Bakın, Meclis Türkiye’yi seçime götürmezse, seçim zamanında yapılırsa, Erdoğan aday olamaz. Ancak TBMM erkene alırsa aday olabilir. Yani 18 sene sabrettik, iki sene daha sabredin, zamanında olsun da aday olamasın o zaman. Bu açıdan da bakmak lazım.”

Farkında mı değiller?

“Farkındalar ama anlayabilmiş değilim. Ben kasımda falan seçim öngörmüyorum. Onun için şimdiden aday tartışmalarını da doğru bulmuyorum ama herkesin aday olma hakkı vardır. Bunlar gayet normaldir. Kim istemez Cumhurbaşkanlığını?”

Şimdilerde adaylar arasında adınızın zikredilmemesi pek önemli değil yani?

“Adımın fazla konuşulmaması normaldir. Şu anda bir aktif görevim yok, medyadan biraz uzak duruyorum. Meydanlardan uzak duruyorum çünkü parti çalışmalarıyla meşgulüm. Adımın az anılması gayet normaldir. Bu beni kızdırmaz açıkçası, gücendirmez de ama partiyi kurduktan sonra meydana çıktığımızda şöyle hatırlatayım size: 4 Mayıs 2018’de Cumhurbaşkanı adayı oldum ben. O tarihteki rüzgârla 23 Haziran 2018’deki rüzgâr aynı mıydı? Değildi, 50 günde bambaşka bir yere geldik. Ben diyorum sonbaharda görürüz, sonbaharda. Bu sonbaharı bekleyelim.”

Yine farklı rüzgârlar esecek anlamında mı?

“Hele bir kongrelerimizi yapalım, meydanlara çıkalım, yani görünür olalım. Şu anda mutfak çalışması yapıyoruz, meydanlara çıkalım, görünür olalım, o zaman bir daha konuşuruz. Bugün için adımızdan az söz edilmesi gayet normaldir yani. Adayların olması da iyidir, bunlar gayet normaldir. Ama siyasette 24 saat çok uzun bir zamandır. Sonbaharı bekleyin.”

Yani adı şimdilerde pek konuşulmasa da İnce’nin “50 artı bir iddiası” hâlâ geçerli. İnce, devam ediyor:

“Ben şöyle düşünüyorum: Bir siyasi partinin amacı iktidar olmaktır. O iddiayla yola çıkmalıdır. Ben ittifakları elimin tersiyle itmiyorum. Ama bir siyasi parti tek başına iktidar olacakmış gibi hazırlanmalıdır. Seçim sathı mailine girilince şapkasını önüne koyup düşünmelidir. Eğer böyle bir şans görülmüyorsa ittifak yapılabilir. Ama başlarken, daha ortada seçim yokken, ittifakla yola çıkmak bir siyasi partinin gücünü düşürecektir diye düşünüyorum.”

Muharrem İnce bugün itibarıyla iddiası için ne diyor?

“Türkiye kötü yönetiliyor. Türkiye’nin ekonomisi berbat durumda, geleceğimizden kaygılıyız. Yargı iktidarın sopası durumunda. Ben diyorum ki bu iktidardan da bu muhalefetten de kurtulmamız lazım. Bu muhalefet yapısı bu iktidarı besliyor. Biz farklı bir muhalefet yapacağız. Yani salıdan salıya kavga etmeyeceğiz. Biz çözüm önereceğiz. Memleketin ekonomisinin kötü olduğunu biliyorum. Ama insanımızın girişimciliğine, genç nüfusumuza, kaynaklarımıza ve adil bir yargı düzeniyle, liyakati esas alan şeffaf bir kamu yönetimiyle kısa sürede toparlanabileceğimize inanıyorum. Büyük avantajımız, genç nüfusumuz ve girişimci ruha sahip milletimiz. Dolayısıyla, biz sürekli çözüm önerileriyle gündeme geleceğiz bu ay içerisinde partimizin adını açıklayacağız.”

Gün örneğin 23 Nisan olabilir mi?

“Tabii, tabii, büyük ihtimalle ama önümüzü göremiyoruz. İşte cumartesi, pazar sokağa çıkma yasağı geldi. Yarın nereden bilelim 15 gün sokağa çıkma yasağı gelmeyeceğini, değil mi? Onun için, günü şimdi söylemeyeyim. Nisan ayı içinde tabelamızı asacağız. İsmi de orada açıklayacağım, gazı kaçar yoksa. Hedefimiz de 81 ilde örgütlenmek.”

Sloganlar konusunda ne diyebilirsiniz?

“İlk sloganımız MAVİ dedik. Önce memleketin M’si, sonra bu memlekette tarafsız bir yargı, adalet. MAVİ’nin A’sı adalet. Bir konunun yasalara, Anayasa’ya uygun olması yetmez, vicdana da uygun olması lazım. MAVİ’nin V’si vicdan. Sonra da işsize iş, yani MAVİ’nin İ’si, hedefimiz bunlar. Yani biz memleketi yönetirken önce memleket diyeceğiz, sonra adalet diyeceğiz, sonra yaptığımız iş vicdana uygun olacak ve işsize iş hedefimiz bunlar. Dolayısıyla, ilk slogan MAVİ.”

Seçim erkene alınırsa sizin açınızdan risk yaratmayacak mı?

“Tahmin etmiyorum ama siyasette her şey olabilir tabii. Şu anda ona takılmıyorum. O zaman bakarız. Biz illa Muharrem İnce aday olacak diye bir çalışma yapmıyoruz ki yani Muharrem İnce’yi Cumhurbaşkanı adayı yapalım diye parti kurmuyoruz. Biz memleketi yönetmek üzerine bir parti kuruyoruz. Biz şu anda seçimler zamanında yapılacak ya da üç beş ay önce yapılacak diye bu süreçte partiyi kurup, hiçbir partide olmayan kadar demokratik bir tüzükle memleketi yönetmek iddiasıyla yola çıkacağız. Seçimlere hazırlanacağız. Ha baskın bir seçim olur, onu o zaman değerlendiririz. Siyasette seçenek tükenmez.”