Irkçı patlamaya karşı CIA, FBI neden uyanmadı?

ABD, bugüne dek dünyanın birçok ülkesini demokrasi götürüyorum diye kan ve gözyaşına boğdu, hâlâ da aynı kafada... Bu müdahalelerde de Amerikan gizli servisi CIA’nın rolü ve askeri darbeler, siyasi suikastlar, şantaj-propaganda gibi yöntemlerle ülkelerin dinamiklerini nasıl kışkırtıp, tetiklediği bilinen gerçek. O nedenle de koronavirüs kâbusunun ardından ABD’yi ateşe veren protestoları her ne kadar beyaz bir polisin siyahi bir Amerikalıyı gözaltı sırasında boğarak öldürmesi tetiklese de aslında yönetimin ırkçı tavrına karşı gelişen toplumdaki bu kaynamayı kestirmek hiç zor değil. Yani bu patlamanın zaten süregelen rahatsızlığın bir sonucu olduğu açık. Dolayısıyla da kafa karıştıran soru şu:

Dünyanın her köşesini manipüle eden, bu yolda eli kanlı terör örgütleriyle dahi iş birliğinden çekinmeyen, onları kullanan CIA ve FBI, kendi ülkesindeki ırkçı kaynamaya, patlamaya karşı neden uyanmadı ya da uyanamadı? Dahası, bu olayda başka kirli hesaplar da olabilir mi? Soruya MİT eski Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş yanıt veriyor:

“Temel konu ABD’de bitirilemeyen ırkçılık meselesi. Bu tarihsel bir kalıtım olarak devam edegeliyor. Bu ırkçılığa ilaveten son yıllarda artan göçmen meselesi de var. Tüm bunlar Trump yönetimiyle birlikte, Trump’ın meseleye bakışı sebebiyle bir birikimi patlatmış oldu. Tabii koronavirüsle birlikte ABD’de ölen 100 bin kişi ve ölenlerin büyük çoğunluğu da dar gelirli, renkli kesimden, siyahlardan ve göçmenlerden. Yani koronavirüs olayı, ölümler sınıfsal eşitsizliği de gün yüzüne çıkardı. Bir toplumsal birikimin ortaya çıkardığı patlama diyebiliriz.”
CIA, FBI toplumun dinamiklerindeki bu kaynamayı öngörüp, Trump’ı uyarmaz mı?

“Bunlar çok basit görülebilecek şeyler. Yani ABD’deki ırkçılık meselesi, sınıfsal eşitsizlik meselesi, göçmen sorunları meselesi esasında değerlendirilen şeylerdir. Ancak bu kapitalist sistemin çok özel temsilcisi konumundaki Trump’ın yönetim tarzı da, otoriter yapısı da ve ayrıca enteresan kişiliği de maalesef bu sorunları aşan değil, bu sorunları derinleştiren bir durum ortaya çıkardı. Trump, gerçekten ABD gibi bir devi yönetebilecek kapasiteye sahip bir kişi değil. Bu meselenin ortaya çıkışı Trump’ın bizzat yetersizliği çünkü kitlelere karşı ulusal orduyu da kullanmak istedi. Hatta Pentagon’un da Trump’ın bu yaklaşımını benimse-mediğini görüyoruz.”

Rusya, Çin, İran da bu konuyu tetiklemiş olabilirler mi?

“Hayır, hayır ama böyle bir olay çıktıktan sonra Çin, Rusya ya da ABD ile sorunu olan ülkeler tarafından psikolojik bir savaş unsuru olarak yararlanmak istenebilir ya da hareketlerin daha da derinleşmesi için manipüle edilebilir. Özellikle ABD’deki bu yönetim tarzını ve bu olayların haklı sebeplere dayandığı konusunu gizli servisler kullanmak isteyebilirler. Ama tüm bunlar meselenin temelinde Amerika’daki sorunlar olduğu gerçeğini değiştirmez.”

Böylesine olayların yeni değil, ABD’de onlarca örneği olan bir ırkçılık meselesi olduğunu belirten Öneş, devam ediyor:

“Tabii her şey dikkate alınabilir. Ama temel sorunu kaçırmamak lazım. Hatta vandallar içinde bir FBI mensubu da yakalandı, provokatör olarak. Terörist süsü vererek bu olaylardan siyasi çıkar sağlamak isteyen Trump yönetiminin bakış meselesini, o bağı gösteriyor. Provokasyonu yapan yönetimin kendisi belki... Yani o da olabilir, olay ortaya çıktıktan sonra kitlesel boyutlu olaylar içinde yer alabilirler. Onların hepsi sonuç olarak değerlendirilir.”

Olayı tırmandırmaya yönelik ‘derin’ manipülasyon da var yani?

“Onu yapmaya çalışıyorlar, yani Trump da haklı; bir toplumsal olayı, bu toplumsal olayın ortaya çıkışında bu yağma boyutunu ön plana çıkararak kendi seçmenini konsolide etmek ve bundan siyasi seçimlerde yarar sağlamak istiyor ama benim gözlemlediğim kadarıyla mesele Trump’ın kontrol edebileceği bir mesele değil, boyutları genişledi ve tüm Amerika’ya yayıldı, hatta benzer olaylar İrlanda’da, Fransa’da, Almanya’da, Avustralya’da da kitlesel tepkiler şeklinde ortaya çıktı. Bir küresel dayanışma da meydana geldi. Ayrıca Trump’ın dili, meseleye, toplumsal olayları bakışı ve istismar etme meselesi kendi ülkesinde de tepkilere neden oldu. Tüm bunların gelişimi ve sonuçlarının Trump’ı seçimlerde zaafa uğratacağını sanıyorum.”

Kendi sonunu getiriyor anlamında mı?

“Kendi sonunu kendisi getiriyor gibi geliyor bana. Toplumsal olayları yönetme zaafı, yetersizliği var. Benim gözlemim, Trump’ın yükü ağırlaşmıştır. Şansı giderek azalmakta...”