Yıldızları barışmıyor

Yıldızları barışmıyor


Tunca BENGİN

Temenni ve beklenti 57. Cumhuriyet Hükümeti'nin adı gibi uzlaşıcı ve atılımcı olması. Çünkü, vatandaş artık laf değil bekliyor...
Ancak, astrologlar bu duygulara katılmıyor. Onlara göre; DSP, MHP, ANAP ya da astroloji diliyle İkizler (Bülent Ecevit), Oğlak (Devlet Bahçeli) ve Akrep (Mesut Yılmaz) arasındaki birliktelik pek içaçıcı değil. Astrolog Ata Nirun nedenlerini şöyle anlatıyor:
"İkizlerle oğlak önce sevişir, koklaşırlar. Ancak sonra kin ve nefrete dönüşecektir. İkizlerle akrebin bağdaşması da çok zor, sonu pişmanlık. Akrep - oğlak ilişkisine gelince; eninde sonunda oğlak akrebi yok eder. Bir başka olumsuzluk bu yılın ikinci, 2000 yılının ilk yarısı akrep ve oğlak için yıkıcı ve negatif görünüyor. Bizim 90 derece ya da sert açı dediğimiz etkileri alacaklar. En tehlikeli döneme giriyorlar."
Burçların belirgin özellikleri ise şunlar:
"İkizler insanı için değişiklik hayatın tuzu biberi. Bir kişiye ya da bir yere bağlı olmak onlar için önem taşımıyor. Oğlak insanı en tepeye oynamak istemesiyle tanınıyor. İş ve çalışma hayatlarındaki düzenle ön plana çıkarken, yakaladıklarında fırsatları kaçırmadıkları biliniyor. Akrep insanı için ise en uygun söz "ben istiyorum." İhtiras, hırs ve sır ustası olarak yorumlanıyorlar.
Ve Nirun son noktayı koyuyor:
"Kasım ayında büyük bir çatışma olabilir. Mesut Beyin dört - beş yıllık hükümet düşünceleri eşyanın tabiatına aykırı."

Emekli Seyfetin efendi

Hava çok güzeldi... Devlete 32 yıl hizmet etmiş ve 1970'li yıllarda kendi isteğiyle emekliye ayrılmıştı. Cebinde belediyenin verdiği ücretsiz taşıma belgesi olduğu halde, Beyoğlu'na doğru uzanmak istedi. Senelerdir göremediği Taksim'i merak ediyordu.
Hükümet kurulucak mıydı? Emeklinin durumu ne olacaktı? Ecevit'le Bahçeli'nin arası iyi miydi? Merve türbanını atacak mıydı?...
Seyfettin Efendi, bu düşüncelerle Beyoğlu'na geldi. Karnı acıkmıştı. İnsanın iştahını kabartan lokantanın vitrinine baka kaldı. Canı dolma çekmişti. Gençliğindeki Beyoğlu'nu düşündü. Müzeyyen Senar'ı Hamiyet Yüceses'i dinlerdi. O zaman memur denilince kıymeti vardı. Bir bira, meze ve ses sanatçısına ücret olarak 125 kuruş öderdi. Yıllar ne çabuk geçmişti. Şimdi 75 yaşında yine Beyoğlu'ndaydı...
Lokantaya daldı, kasadaki adama dolmanın fiyatını sordu. Ses sanatçısından da vaz geçmişti ama; oturamadı. Bir çift dolma, ekmek ve su hariç 750 bin liraydı. Hesap yaptı, bir de tatlı yese iki milyonu bulacaktı. Yutkunarak, gerisin geriye döndü.
İşte emekli Seyfettin Efendi bu durumdaydı. Daha hükümet kurulacak, bakanlar koltuklara oturacak, meclise bütçe gelecek, emeklinin durumu konuşulacaktı. Vs. Vs...
İmza : Nejat Taşkın




Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr