Fener'den yüksek uçuş

9 Ekim 2020

Yenilenmiş kadrosuyla sezona giren Fenerbahçe Beko, Vesely’nin müthiş mücadelesiyle lacivert-beyazlı rakibi karşısında inanılmaz bir ribaunt üstünlüğü kurdu, Kokoskov’un öğrencileri hücumda da De Colo-Brown ikilisiyle coşunca derbinin galibi sarı-lacivertli ekip oldu

THY Euroleague’in 2. haftasında Fenerbahçe Beko, Anadolu Efes’i 80-71 yenmeyi başardı, yoluna kayıpsız devam ederken, rakibine de 2. yenilgisini tattırdı.
Fenerbahçe Beko’nun yeni kadrosuna rağmen, yeterince hazırlanamadığı sezona beklenenden çok daha iyi girdiğini görmüştük, Efes karşısında bu düşünce daha da güçlendi. Kokoskov’un maça çıktığı 5, rakibe fizik olarak yenilmemeye öncelik verdiğini göstermişti, zaten takımı boyalı alanın tek hakimiydi. Larkin’in yokluğunda Micic de çok kötü bir gün geçirince, Anadolu Efes’in önde olduğu dakikalar, sadece Simon’un oyuna tek başına ağırlığını koyduğu dakikalarla sınırlandı. Micic dışında Beaubois da Simon’a yardım edemeyince, takım halinde oynayan Fenerbahçe kontrolü ele geçirmekte zorlanmadı. Kokoskov’un ilk yarıdaki rotasyonu ile 2. yarıda takımının yüksek enerjiyle sahada kalmasını planlaması da lig maçından sonra verdiği bir mesajdı, en formda beşini maç sonuna sapasağlam sakladı. De Colo’nun liderliği, Vesely’nin boyalı alandaki müthiş savaşı, takım halinde her ribauntun kovalanması ve rakipten iki kat daha fazla ribaunt alınması, maçın hikayesini yazdı. Alınan 24 fazla ribaunt, normalde çok can yakacak top kayıplarını bile tölere etti. Yeni kurulan bir takımın bu kadar kısa sürede, bu denli birliktelik sağlaması, savaşması ve sahada doğru yaptıkları üzerine yoğunlaşması, sahadakiler kadar, kenarın da başarısı...
Art arda 2. yenilgisini alan Efes’te ise Larkin özlemi giderek artıyor. Hastalıklar, sakatlıklar derken kısa rotasyonda Simon dışında formda bir ismin olmaması, geçen yılın fırtınalar estiren takımını çok zorluyor. Larkin’in olmaması hücumu etkiler elbette ama Efes’in, Barthel’den de yoksun olan rakibinden bu kadar az ribaunt alma nedenini de uzun uzun düşünmesi gerekiyor.

Yazının devamı...

Abiler kazandı, gençlere alkış!

5 Ekim 2020

İlk yarıda üstün oynayan ve 54 sayı üretip devreye 18 farkla üstün giren Fenerbahçe Beko 2. yarıda Beşiktaş’ın direnişiyle karşılaştı, Alperen-Şehmus ikilisinin mücadelesine takımın tecrübeli ismi Mehmet Yağmur da katıldı, sarı-lacivertli ekip zor da olsa kazandı

ING Basketbol Süper Ligi’nde 2. haftanın derbi mücadelesinde Fenerbahçe Beko, Beşiktaş’ı deplasmanda 83-74 yenmeyi başardı, 2’de 2 yaptı.
Mücadeleye Ahmet ve Vesely ikilisinin boyalı alan sayılarıyla başlayan, Biberovic ve Pierre ile dışarıdan da skor bulan Fenerbahçe farkı hemen çift hanelere yükseltti, ilk çeyreği 27-14 üstün bitirdi. Eddie-Melih ikilisinin arka arkaya bulduğu üç sayı isabetleriyle arayı daha da açan sarı-lacivertli ekip, devre sonunda 54-36’lık skora ulaşmayı bildi.
İlk yarıdaki farkın da etkisiyle 2. yarıya daha rahat çıkan Fenerbahçe Beko, başta Alperen ve Şehmus olmak üzere Beşiktaş’ın gençlerinin müthiş mücadelesiyle karşılaştı. Geçtiğimiz hafta takıma katılan Mehmet Yağmur dışındaki en tecrübeli ismi 23 yaşında olan Beşiktaş, enerjisini sahaya yansıtınca Fenerbahçe uzun süre skor bulmakta zorlandı, 3. çeyrekte sadece 11 sayı üretirken fark da kapanmaya başladı.
Alperen’in boyalı alandaki müthiş performansı son çeyrekte de devam etti. Fenerbahçe’nin tecrübeli uzunları karşısında 9’da 9 saha içi isabete ulaşan genç oyuncu takımını oyunda tutarken, Mehmet Yağmur da hem savunması hem de hücumdaki kritik sayılarıyla takımını ateşlemeyi başardı. Eray’dan gelen üçlükle Beşiktaş farkı tek hanelere çekse de tecrübe farkını maç sonunda daha fazla hisseden Fenerbahçe, son bölümünde zorlandığı mücadeleden galibiyet çıkarmayı başardı.

Yazının devamı...

Fener ışık verdi

3 Ekim 2020

F.Bahçe Beko yeni kimliğiyle çıktığı ilk Euroleague maçında geçer not aldı. Temsilcimiz, Sırbistan ekibi Kızılyıldız’ı 63 sayıda tutup kazanmayı başardı. Yeni transferlerden Brown 17 sayıyla en skorer isim olurken, süre bulan 11 isim de skora katkı yaptı

Turkish Airlines Euroleague’deki temsilcilerimizden Fenerbahçe Beko, ilk hafta mücadelesinde Kızılyıldız’ı 77-63 yenmeyi başardı. Kokoskov ile ilk Euroleague maçına çıkan Fenerbahçe’de gözler özellikle işin savunma tarafındaydı. İlk çeyrekte istediğini yapamadı temsilcimiz, rakip Hall ile sürekli De Colo’nun üzerine hücum etti, 5’te 5 iki sayı isabetiyle 20 sayı üretti. Neyse ki bu bölümde Ulanovas-Ali Muhammed ikilisi üçlüklerle devleşti, 6’da 5 ile oynayan Fenerbahçe, ilk periyodu 24-20 önde bitirdi.
2. çeyrekte Hamilton ve Pierre ile boyalı alanı sertleştirdi Fenerbahçe, özellikle Hamilton’ın blokları rakibin potaya yaptığı atakları kesti. Bu bölümde de hücumdaki tempo azaldı ama savunma kaynaklı sayılar aranın açılmasını sağladı, devre 42-30 tamamlandı.
Hücumda coştu
2. yarı tamamen bu takımın kimliği ve oturtmak istediği düzeni gösterdi. De Colo dışında herkesin topa baskı yapma zorunluluğu dikkat çekti, 3. periyotta bu baskı öylesine arttı ki, rakip art arda 3 kez 24 saniyede hücum edemedi. Hücumda da Brown, Ulanovas ve Vesely üretkenliği sürdürünce farkın 18’e çıktığı 3. periyot 57-41 bitti. Kokoskov tüm oyuncularından verim almaya çalıştı ama topa baskıdan hiç ödün vermemeye çalıştı. Herkes işin içinde olunca, rakibin her hamlesine yanıt verebilecek beşler sahada kaldı, temsilcimiz salondan 77-63 galip ayrılırken, umutlu bir başlangıç yaptı.

Yazının devamı...

Neredesin Larkin!

2 Ekim 2020

Lacivert-beyazlı temsilcimiz, boş tribünler önünde oynanan maçta Zenit’e kaybetti, sezona kötü girdi. Larkin’den yoksun oynayan, hastalıktan yeni dönen 3 oyuncusundan istediği katkıyı alamayan Efes, Rus ekibinin yeni transferi Pangos’u durduramadı

THY Euroleague’deki temsilcimiz Anadolu Efes, sezonun ilk maçında Sinan Erdem’de konuk ettiği Zenit’e 73-69 yenildi.
Baştan söyleyelim, Efes yarıda kalmasa şampiyonluğun en güçlü adayı olduğu geçtiğimiz sezona da sahasındaki yenilgiyle girmişti. Tabii ki bu maçtaki hücum performansı düşündürücü olsa da takımın en önemli yıldızı Larkin’in sakatlığı nedeniyle oynamadığını, Beaubois, Moerman ve Buğrahan’ın hastalıktan yeni döndüklerini ve hazır gözükmediklerini de belirtmek lazım.
Özellikle ilk yarıda hücumda hiç devreye giremedi Anadolu Efes. Zenit’in maça sert savunma ile başlaması, topa baskı yapıp, ikili oyunları, iyi savunması düzeni çok etkiledi. Neyse ki aynı şekilde savunma ile rakibine karşı koyabildi temsilcimiz, ilk yarı 26-26 bitti.
2. yarı tam istediğimiz gibi başladı. Micic takımı yönetme görevini mükemmel uygularken, Simon da art arda bulduğu üçlüklerle farkı 9 sayıya kadar yükseltti. İlk yarıda 26 sayı bulan Efes, bu çeyrekte 28 sayı üretip son çeyreğe 5 farklı üstün girdi.
Ancak son periyotta Pangos şov yaptı. Ruslar’ın, Barcelona’dan transfer ettiği yıldız oyuncu hem kendi attı hem de ikili oyunlarla Poythress’i potaya yolladı. Maç başındaki tıkanıklığı son 7 dakikada da yaşayan ve sadece 6 sayı bulan Efes, Pangos savunmasına önlem almakta geç kalınca salondan üzgün ayrıldı.

Yazının devamı...

Efes göz açtırmadı!

27 Eylül 2020

Galatasaray’a karşı ilk çeyrekte zorlansa da boyalı alan üstünlüğüyle kontrolü ele geçiren Anadolu Efes, özellikle Sertaç’ın skor katkısıyla arayı açtı, rahat kazandı

ING Basketbol Süper Ligi’nin ilk haftasında oynanan derbi mücadelesinde Anadolu Efes, Galatasaray’ı 80-56 yenmeyi başardı.
Galatasaray cephesinde Barış ve Berke sakatlıkları nedeniyle oynamazken, Hamilton’ın da iki idmanla maça çıkmasının sıkıntısı hücumda hissedildi. Motum’dan gelen sayılar ilk çeyrekte sarı-kırmızılı ekibi oyunda tutsa da, 2. periyotta dış şutlarda düşen yüzde, skor üretimini zorlaştırdı. Boyalı alanı rakibine oranla daha iyi kullanan ve Sertaç’ın performansıyla kontrolü eline alan Efes, farkı 9 sayıya kadar çıkardığı devreyi 35-31 galip tamamladı.
İkinci yarının başında Galatasaray adına art arda gelen bloklar, savunmaya enerji getirse de Micic-Singleton ikilisi, Efes’i rahatlatan hamleyi yaptı, lacivert-beyazlı ekip son çeyreğe de 52-42 önde girdi. Doğuş ve Erten ile ön alandaki agresifliğini sürdüren ve savunma sertliğinden ödün vermeyen Efes, hücum ribauntlarına ve Simon’un sayılarıyla arayı giderek açmaya devam etti, salondan da 80-56 galip ayrılmayı bildi.
Lacivert-beyazlı ekip, Larkin, Beaubois, Buğrahan ve Moerman gibi hücum performansları yüksek isimlerin yokluğunda rakibini 56 sayıda tutarak zafere ulaştı.

Yazının devamı...

Potaya sağduyu gerek

9 Eylül 2020

Korona günlerinde adeta hayat durmuşken, geleceğe dair bilinmezlikler dört bir yanımızı sarmışken, fazla can sıkıntısından olacak ki, basketbol camiası yine kutuplara ayrıldı.

Tabii ki bu ailenin en merkezinden başlamak gerek, yani Türkiye Basketbol Federasyonu ve Başkanı Hidayet Türkoğlu’ndan... Başkan daha önce mesajını yolladığı toplantıyı geçtiğimiz hafta yaptı. Ancak açıkçası ben bu kadarını beklemiyordum; öyle ifadeler kullandı ki, ortalık karıştı. Kurduğu cümleler, oldukça dolu olduğunu gösterdi ama kullandığı uslüp bence de hoş değildi. Zaten daha nabzı düşmeden böyle bir toplantı organize etmek, Tahkim’de bulunan bir konu hakkında peşin hükümler vermek yanlıştı. Peki neden Başkanı kimse uyarmadı! Bu toplantının camianın büyük kısmını rahatsız edeceğini öngörmek, çok zor olmamalı! İletişim konusu benim bu federasyonda en çok eleştirdiğim konudur, bence yine hata yapıldı. Düşünsenize, toplantı bittikten sonra bahsettiği konuların hiçbiri konuşulmadı, herkes uslüp üzerinde durdu. Oysa Başkan, daha ağır bir tavırla tüm eleştirileri yanıtlayabilir ve herkesin bunları konuşmasını sağlayabilirdi.

Hakaret yakışmadı
Başkan Hidayet Türkoğlu’nun toplantıda gururla söylediği bir gerçek var. Eski basketbolcuların tekrar ailenin içine çekildiği, federasyona küskün/kızgın olanların yeniden aktif duruma geçtiği. Evet. Haklıydı. Başta, yaşayan efsane Aydın Örs’ün ‘fahri’ bir şekilde Eğitim Kurulu’nun başına getirilmesi ve Eğitim Kurulu’nun bugüne kadar hiç olmadığı kadar aktif şekilde çalışmalar yapması çok doğru bir hamleydi. Herkesle diyalog kurulduğunu da söyledi. O zaman Başkan’dan isteğimiz, yaşça kendisinden oldukça büyük olan ve hakkındaki suçlamaları, maruz kaldığı hakaretleri ‘kesinlikle’ hak etmediğini düşündüğüm Necip Kapanlı ağabey ve hem oyunculuğu hem idareciliği sırasında birlikte çalıştığı Ergin Ataman ile de bu diyalogun kurulması...

Başkan çok kızmış onlara belli ama bunlar konuşularak aşılmayacak sorunlar değil ki! Haksız eleştirilmekten şikayetçi Başkan ama bulunduğu konum itibariyle bu durumlara hazır olması gerekmez mi? Kamuoyu karşısında birilerine hakaret etmek, doğru bir yöntem değildi. Belki bu yıl, belki gelecek sene lige gelmesi durumunda, sahip olduğu potansiyel ile Anadolu’dan güçlü bir temsilci olabilecek Denizli Merkezefendi ile yaşanan sıkıntılı süreç kan davasına dönüşmemeli.

İyi niyetli değildi
Peki Başkan’ın haklı olduğu yer yok mu? Dikkat edin, bu federasyonu en ağır şekilde eleştirenlerin ortak yanı, geçmişte federasyonda görev almış, bu kurumdan para kazanmış olmaları. Tabii ki hataları konuşalım ama körü körüne saldırmak, hakaret etmek, onlarca yıl görev yaptıklarında her şey dört dörtlük gitti de şimdi tersine döndü gibi bir hava yaratılmak istenmesi, Gençler Ligi, yerli oyuncu ve antrenör konusundaki cesur adımlar, eğitim konusunda yaşanan çok önemli gelişmeler görmezden gelinmesi... Doğru ya da yanlış, alınan bir kararın siyasi baskı ile alındığı algısını yaratmak, Tahkim’deki diğer iki dosyanın sahibi olan kulüplerin bağlı bulundukları belediyeler dikkate alınmadan çamur atmak, iyi niyetli değildi.

Konuşarak çözülür

Yazının devamı...

Sistem aynı usulü farklı

4 Temmuz 2020

Fenerbahçe Beko'nun Obradovic'ten sonraki coach tercihi merakla bekleniyordu. Jasikevicius rüyasını Barcelona'dan gönderilen Pesic bozarken, çözüm NBA'den üretildi. 20 yıldır NBA bünyesinde bulunan ama bunların sadece 1 yılını Phoneix Suns'ın başında başantrenör olarak geçirebilen Igor Kokoskov ile son yılı opsiyonlu 3 senelik sözleşme üzerinde anlaşıldı.
Kokoskov aslında Slovenya Milli Takımı'nın İstanbul'da kazandığı Avrupa Şampiyonluğu nedeniyle Türk basketbolseverlerin tanıdığı bir isim. Slovenya belki Dragic, Doncic, Randolph gibi isimlerden kurulu kadrosuyla dikkat çekici bir takımdı ama muhtemelen kimse Avrupa Şampiyonluğu'na kadar ulaşacaklarını tahmin etmemişti. Slovenya'ya tarihinin ilk Avrupa Şampiyonluğu'nu yaşatan Kokoskov, daha önce de Gürcistan Milli Takımı'nda görev yapmış ve onları da ilk kez Avrupa Şampiyonaları'na taşımıştı. Yani milli takım karnesi oldukça başarılı, zaten şimdi de ülkesinin, yani Sırbistan Milli Takımı'nın coachluğunu devraldı.

Hayır diyemezdi
Bir dönem Obradovic'in de yardımcılığını yapması, bu ismi kimin önerdiği konusunda da aslında önemli bir ipucu. Gherardini gibi NBA'e çok yakın bir ismin de Genel Menajer olarak göreve devam edişi transferi sonlandırdı. Taii ki son görev yeri olan Sacramento'da Fenerbahçe'de unutulmaz günler yaşayan Nemanja Bjelica ve Bogdan Bogdanovic'in de bulunması, işleri biraz daha kolaylaştırmış olmalı.
Ancak eminim ki, bu faktörler de olmasıydı Kokoskov yine Fenerbahçe'nin teklifine karşı koyamazdı.

Euroleague’e yabancı!
Evet, Milli Takım karnesi çok iyi 49 yaşındaki çalıştırıcının ama hiç Euroleague, hatta üst düzey bir Avrupa kulübü çalıştırmamış olması bir soru işareti yaratıyor. Dolayısıyla bir meydan okumaya, Euroleague piyasasına girmeye Fenerbahçe gibi oturmuş bir düzenden başlamak da antrenör için de işi cazip kılıyor. Elbette burada en büyük görev de Obradovic döneminin de gizli kahramanlarından Erdem Can'a düşüyor. Adı head coachluk için de geçmişti Erdem Can'ın ama olmadı. Belki de Obradovic sonrası 'mayın tarlası' kabul edilen, kredinin en az olacağı dönemde onu büyük bir stresle baş başa bırakmamak daha hayırlıydı... Erdem Can ile Kokoskov, Utah'ta birlikte antrenman yapmıştı. Zaten ikisinin de Obradovic'in yardımcılığını yapmış olması, felsefe olarak da birçok ortak yanı ortaya koyacaktır.

Yeni uzun işaret

Yazının devamı...