İlişkilerde kaybetme korkusu

5 Mayıs 2021

Kaybetme korkusu da diğer bütün duygularımız gibi hissedilmesi normal bir duygudur. Kontrolü sağlanan kaybetme korkusu ilişkiler için sağlıklı olabilirken, kontrolsüz hissedilen bu duygu ilişkilerin bitişi için zemin de hazırlayabilir. Eğer ilişkinizde kaybetme korkusunu çok sık yaşıyorsanız dikkat etmeniz gereken bazı hususlar olabilir. Aksi takdir de ilişkiniz tehlikeye girebilir.

“Neden sık sık kaybetme korkusu yaşıyorum” ilk olarak kendinize sormanız gereken sorulardan biridir. Bunun pek çok sebebi olabilir. Bazen ortada hiçbir sebep yokken kişiler böyle hissedebilir bazen de geçmişte yaşadığınız olumsuz olaylar buna tesir edebilir. Geçmiş olumsuz ilişki deneyimleri şimdiki mevcut ilişkiye bakış açısını etkileyebilir. Özellikle daha önceki ilişkileriniz yolunda giderken birden bozulduysa yine yolunda giden bir ilişki içerisinde de bozulabileceği ile ilgili endişe yaşamaya başlarsınız “ya geçmişteki gibi olursa, ya yine bozulursa” diye sorgularsınız ya da “ben biliyorum zaten bu ilişkimde de aynı olumsuzlukları yaşayacağım” diye peşin hükümlü davranırsınız.

Bazen de ortada herhangi bir tehlike sinyali yokken ilişkinizde bu korkuyu yaşayabilirsiniz. Aslında bu sizin kontrolcü yapınızla da ilgili olabilmektedir. Böyle bir durumunuz varsa partnerinizi hep yakın bir mesafede tutmaya çalışırsınız. Onun davranışlarını, hareketlerini hatta özgürlük alanını kısıtlamaya çalışabilirsiniz. Bu da onun ilişki içerisinde bir zaman sonra bunalmasına neden olur. Karşınızdaki kişinin bütün davranışları kaybetmeye dair birer tehlike sinyaline dönüşebilir. Örneğin sevgiliniz spora gideceğini söyler, arkadaşları ile buluşacağını söyler, işte terfi alacağını söyler, akşam eve geç geleceğini söyler ve siz olaylardan ziyade onunla olan ilişkinizi koruyup koruyamayacağınızı düşünürsünüz. Olayların altındaki tehlikeleri görmeye çalışırsınız. Aslında olan sadece geç geleceğini söylemesidir, siz kafanızda bu durumdan değişik anlamlar çıkarabilirsiniz. Bu sadece ufak bir örnektir, bunun gibi ilişki içerisinde sürekli her olayda tetikte ve gergin hissedersiniz. Rahat ve güvende hissetmezsiniz. Her değişik ortam, rutin dışında gelişen olaylar sizin için korkulacak sebeptir.

Kaybetme korkusunu fazla yaşadığınızda karşı tarafı kısıtlamaya, hareketlerine karışmaya başlarsınız. Bir zaman sonra karşınızdaki bunalarak kendine ait alan ister. Bu alan isteği ile kendini geri çeker. Siz de bundan da endişeye kapılırsınız. Endişeye kapıldıkça ona yakın olma isteğiniz artar. Bu davranışlarla daha çok arar sorar ilgilenirsiniz. Kendisine karışılan partner ise zaten ilginizden sıkılmıştır. Uzakta kalmak istedikçe siz tehlike algılayıp yakınlığı arttırırsınız ve karşınızdaki kişiyi iyice bunaltırsınız. Sanki hiç alanı yokmuş gibi hisseden sevgili bir zaman sonra bu duruma dayanamamaya başlar ve ayrılmak ister. Ayrılık yaşadığınızda da “aslında düşündüğüm şeyi doğruladı, bak boşuna tehlike hissetmemişim demek ki gidecekmiş” diyerek korkunuzu haklı çıkarmaya çalışırsınız. Aslında göremediğiniz ve gözden kaçırdığınız nokta şudur ki akışına bıraktığınızda düzgünce ilerleyecekken, akışa korkuyla bu kadar müdahale ettiğiniz için ilişki bitmiştir.

Karşınızdaki kişinin sizden uzaklaştığını hissettiğinizde daha çok uzaklaştıracak davranışlardan biri aslında yapışma eğilimi göstermektir. İlişkinin kendi ritmi vardır. Her zaman ilk günler kadar yakın, her zaman da monoton olamaz. Bazen inişler çıkışlar olabilir. Karşınızdaki insan da her zaman olaylara benzer duygu durumlar ile karşılık vermeyebilir. Bu gibi faktörleri anlamalı hemen bütün ihtimalleri kaybetmeye yormamalısınız.

Fazlaca kaybetme korkusu yaşayan insanların özelliklerinden biri de garanticiliktir. Karşılarındaki kişiden ilişkide daha fazla garanti isterler. Ayrılmayacaklarına, aldatılmayacaklarına güvence ararlar. Karşıdaki kişinin ona sözel olarak bunları söylemesini isterler. Aslında ilişkiyi bir türlü garantide görmediklerinde huzursuz hissederler. Garantide gördüklerinde de kaybetmemek için çabalarlar. Akışa müdahale ederler. Aslında burada sorulması gereken bir diğer soru da “neyi tam olarak kazandım ki kaybedeceğim” sorusudur.

Bilinmesi gereken en iyi şey, bütün olaylarda belirli bir noktaya kadar kontrol sahibi olmanızdır. İlişkide olduğunuz kişiyle ilişkinizin sürmesi ya da bitmesi bazı zamanlar kontrolünüz dışındadır. O yüzden ilişki içerisinde maksimum huzuru sağlayarak, güzelliklere odaklanmalı, gidecek bitecek gibi endişelerle güzel giden ilişkileri de yıpratmamalısınız. Tüm farkındalıklarınıza rağmen hala bu korkuyu taşıyorsanız, bir türlü bu korkudan uzaklaşamıyor ve partnerinizi fazlaca kısıtlıyorsanız bir uzman desteği almanız sorununuz için çözüm odaklı olacaktır.

Yazının devamı...

İlişkilerde dinleme sanatı

23 Nisan 2021

Son zamanlarda insanların en çok yakındığı şeylerden bir tanesi konuşurken kimsenin kimseyi dinlememesi ve nitelikli diyaloglar kuramamalarıdır. Özellikle söz konusu yakın ilişkiler olduğunda anlaşılmak her şeyden önce gelir. Kişi anlaşıldığını hissettikçe ilişki içerisinde kalır ve ilişkideki problemleri çözer. Çözüm getirilmeyen problemler birikir birikir içinden çıkılmaz boyutlara ulaşabilir. Bu sebepler sorunları en baştan çözmek gerekir.

Sorun çözebilmenin en önemli basamağı iyi bir iletişimdir. İyi bir iletişim için de dinleme sanatıdır. Bu sebeple gelin iyi bir dinleyici olabilmenin, karşınızdaki kişinin anlaşıldığını hissedebilmesinin anahtarlarına birlikte bakalım:

Son zamanlarda teknolojinin gelişmesiyle herkesin elinde telefon varken artık kimse kimseyle diyalog kurarken göz teması kurmamaya başladı. Çok görmüşsünüzdür siz konuşurken karşınızdaki kişinin sosyal medyasına göz gezdirdiğini, maillerini okuduğunu, telefonla uğraştığını. Belki sizi dinliyordur ancak siz bir türlü dinleyip anladığını düşünmezsiniz. Özellikle evliler bile bu durumdan şikayetçi. Akşam eve geldiklerinde, yemeklerde her anda telefon sanki bir üçüncü kişi gibi. Bu sebeple gerçekten diyalog kurmak istiyorsanız karşınızdaki kişiye saygıdan ötürü telefonlarınızı bir süreliğine kenara bırakın. Onunla göz teması kurun.

Göz teması kurarak karşınızdakinin davranışlarına sözel ve sözel olmayan yanlarına dikkat edin. Mimiklerine, beden diline bakın. Size bir şey anlatırken beden dili ile aslında ne demek istediğine bakın. Beden dili gerçekten çok şey anlatır. Hatta dikkatli bir gözlemci olursanız, çoğu zaman karşınızdaki kişinin yalan söyleyip söylemediğini bile anlayabilirsiniz.

Söylediklerini anlamaya çalışın. Ne mesaj vermek istediğine, gerçekten ne istediğine odaklanın. Söylediklerinin dışında söyleyemediği alt mesajları yakalayın. Söylemek istediklerinizi karşınızdakinin sözünü kesmeden, konuşmasını bitirdikten sonra söyleyin. Karşınızdaki kişi sözünüzü kesmeye başlarsa ondan anlatmak istediklerinizle ilgili müsaade isteyin. Konuşmak için sıra beklemek ve sabırsızlanmak yerine gerçekten anlatılana odaklanın. Sabırlı olun. Hoşunuza gitmeyen konulara karşı bile sakinliğinizi koruyun.

Dikkatinizi ayarlamaya çalışın. Farkındalığınızı bu konuda kazanın. Dikkat sürenizin ortalama ne kadar olduğunu fark edip her geçen gün bunu arttırmak üzerine odaklanmaya çalışın. Aklınıza gelen başka düşünceleri zihninizden uzaklaştırın. İnsanlar biriyle diyalog halindeyken sık sık zihinlerinden başka şeyler geçirebilmeye eğilimli olurlar. Dikkatli dinleyici olun. Kaçırdığınız yerlerde teyit alın. “Yani yanlış anlamadıysam böyle demek istiyorsun değil mi?” şeklinde bir soru ile karşınızdakine anladığınızı gösterebilirsiniz.

Böylelikle iyi bir dinleyici olduğunuzu karşınızdakine gösterebilirsiniz ve onun sizi anladığını gösterebilirsiniz. Anlaşıldığını hissetmesinin bir diğer yolu da dinlerken ona doğru eğilmek, başınızı sallamak, gibi beden dili ile onu dinlediğinizi ilgilendiğinizi gösteren hareketlerdir.

Bazen sohbetin kısa kesildiğinden şikayet eden insanlar olabilir. Hatta ne diyeceğimi bilemiyorum diyenler. Bu tarz durumlar için açık uçlu sorular sorun. Detay sormaktan kaçınmayın. Karşınızdaki gerçekten önemli bir şey anlatıyorsa gözünüzden kaçırmamak için not alma imkanınız varsa not alın.

Yazının devamı...

İyi bir uyku için öneriler

6 Nisan 2021

Uyku ile psikoloji arasında önemli bir ilişki vardır. Özellikle kendinizi mutsuz, stresli, endişeli, kaygılı ve depresif hissettiğiniz zamanlarda uyku düzeninizde değişimler olabilir. En belirgin rastlanan şekli uykuya dalamama, uyku öncesi sürekli düşünme, delikli uyuma, çok uyuma ve yorgun kalkmadır. Bu yazımda iyi bir uyku için öneriler verdim, günlük yaşamda kullanım içindir, tedavi edici değildir. Öncelikle kaliteli bir uyku için;

1. Düşüncelerinizden arının. İnsanlar uyumadan önce hayatlarında yolunda gitmeyen şeyleri düşünmeye eğilimli olurlar. O problemlere dair çözümler üretmeye çalışırlar. Uyku öncesinde günü gözden geçirmekten kaçının.

2. Stres yönetimini öğrenin. Bu akşamları kafada kurmayı önleyecek en önemli unsurdur.

3. En sık görülen uyku kaçıran şey, hayatınızdaki insanlara söyleyemediklerinizi, neyi nasıl söyleyebileceğinizi, onlarla yaşadığınız problemlere dair neler diyebileceğinizi düşündüğünüz, hatta baş edemediğinizi düşündüğünüz anlardır. Yani keşke şöyle yapsaydım/ yapmasaydım dediğiniz anlardır. Bu sebeple iyi bir iletişim yöntemi öğrenmek keşkeleri ve zihinsel gece kurmalarını önleyecektir.

4. Neden uykunuzun kaçtığını anlamaya çalışın ve ana sebebe odaklanın.

5. Birçok zaman uyku duygu durumundan etkilenir. Duygusal kontrolü öğrenin.

6. Anda kalın ve nefeslerinize odaklanın. Gerekirse rahatlatıcı nefes egzersizleri öğrenin ve uygulayın.

7. Yatmadan önce hareketli aktivitelerden, bilgisayardan ve telefondan kaçının.

Yazının devamı...

Seyahat etmek psikolojimizi nasıl etkiler?

17 Mart 2021

Bir psikolog olarak yolculuklarda insanların birçok farklı duyguyu bir arada yaşadığını gözlemledim. Bu yazımda gözlemlerimi aktarmak istedim. O zaman gelin seyahat etmenin psikolojimizi nasıl etkilediğine birlikte bakalım.

Öncelikle seyahat etmenin insanlar üzerinde faydalarının olduğunu düşünüyorum. Hayata dair şeyleri televizyondan, internetten bakıp görmek ile yaşamanın arasında çok fark olduğu aşikar. Bu sebeple gezen, deneyimleyen insanların olaylara karşı bakış açılarının genişlediğini gördüm. Ufkunuz açıldığında problem çözme becerileriniz de bu şekilde gelişir. Bir yolculuk anında plan dışı sorunlar çıkması çok muhtemeldir ve siz hiç bilmediğiniz bambaşka bir yerde iken karşınıza çıkan bir problemi çözmek durumunda kalırsınız. Daha önceden yapamayacağınıza inandığınız şeyleri bile o anda yapabilir cesaret edebilirsiniz. Bu da korkularınızı yenmenize yardımcı olur.

Varoluşsal, yaşamsal korkular uzak yerlere gittikçe azalır. Dünya’nın aslında ne kadar büyük olduğunu fark edip, kapladığınız alanın ne kadar küçük olduğunu görürsünüz. Değişik birçok ülkede benzer problemlerin yaşandığını görürsünüz. Problemler için çok vakit harcamanın anlamsız olduğunu keşfedersiniz. Duyguların evrensel olduğunu her yerde aynı şekliyle hissedildiğini fark edersiniz. Bu da sizi daha güçlü hissettirir. Yalnız olmadığınızı anlarsınız.

Özgür hissettirir. Yaşamın getirdiği düzen takıntısından ve kontrolcülük gibi yaşamı kısıtlayan düşüncelerden arınırsınız. Kaygıları azaltır. Uzun süre bu alışılmış düzenin dışına çıkmayınca kişi artık seyahat etmeyi, bir yerden bir yere gidebilmeyi tehlike olarak algılayabilir. Güvenli alanın, düzenin dışına çıkmak gibi yorumlayacağı içine dış dünyayı tehlikeli algılayabilir. Bu yüzden zaman zaman yapılan yolculuklar insanın bu düzende takıntılarda sıkışıp kalmasına engel olur.

Bazı insanlar için basit bir seyahat, mutlu anıların biriktirileceği bir tatil bile kaygıları arttırabilir. Kendine yarattığı güvenli alanın içerisinde her şeyi kontrol edebileceğini düşünür insan. Seyahat ederken birçok kontrol edemeyeceği şey olduğunu anlar. Aslında bu çok iyi farkındalıktır. O zamana kadar her şeyin kontrolü altında olduğunu düşünen insan, yaşamda kontrol edemeyeceği şeyler olduğunu da görür. Nesnecilikten, garanticilikten uzaklaşır.

Yolculuklar diğer insanlarla iletişim kurabilmeniz için neden yaratır. İster istemez sosyalleştirir ve sosyal fobinin getirdiği iletişim kurma korkularına karşı yüzleştirme sağlar.

Sürekli aynı düzen ve tempo içerisinde olmak uzun vade de monotonluk getirir. Yoğun tempodan biraz uzaklaşmak dikkati farklı bir alana yoğunlaştıracağı için insan psikolojisine iyi gelir. Biraz nefes alıp, kendini ödüllendirip tekrar iş yaşamına dönmek daha çok motivasyonunuzu arttırır. Motivasyonunuzu arttıracağı için mevcut düzeninize döndüğünüzde daha mutlu, daha hevesli çalışırsınız. Biriktirdiğiniz anılar, yenilerini biriktirebilmek için size dayanak olur. Umutlu hissettirir. Bu şekilde dağılan dikkatinizi daha rahat toplayabilirsiniz.

Değişik yerler, kültürler görüp değişik insanlarla tanışırsınız. Farklı yemekler deneyebilme, farklı aktiviteler yapabilme şansınız olur. Değişik şeyler deneyimlemek her zaman insanda heyecan, merak uyandırır. Merak eden insan daha çabuk öğrenir. Herkesin seyahat anlayışı farklıdır. Kimisi yakına, kimisi uzağa, kimisi lükse, kimisi doğaya gitmeyi ister, kimisi tek başına, kimisi grupla gezmeyi sever. Siz hangi tarz yolculuklardan, tatillerden hoşlanırsınız? Hayalinizdeki yolculuklara çıkmanız dileklerimle…

Yazının devamı...

Her yaşta seksi ve yeterli hissetmek

8 Mart 2021

Seksi hissetmek zihinseldir. Her yaşta, her fizikte insan kendini seksi hissedebilir. Seksi hissetmek kendilik algısının olumlu olmasıyla ilgilidir. Kendi bedeninden, yaşından, tarzından memnuniyetle kişi yeterli hisseder. Seksi hissetmenin zihinsel bir kavram olduğu bilinirse kadınlar kendilerini daha yeterli görürler. İnsanın yaşı kaç olursa olsun, fiziği, boyu, kilosu ne olursa olsun kendini güzel görebilir ve değerinin farkında olabilir. 

Yaş ilerledikçe insanlar duyguların bittiğini zannederler oysa duygular yaşam boyudur. İlerleyen yıllarda da insanlar için aşk, seksilik, arzu, tutku, heyecan, merak gibi duygular aynı kalır. İnsan yaş aldıkça bu duygular azalmaz ama yaş ilerledikçe yetersiz hissetme başlayabilir. Peki ama kadınlar ilerleyen yaşlarda kendini neden yetersiz hisseder ve çekici görmezler? 

Dikkatinizi çekmiştir, çok güzel kadınlar bile yaşamlarının bir döneminde kendilerini güzel bulmazlar, yeterli görmezler, mutsuzlaşırlar içlerine kapanırlar. Aslında hiçbir şey sebepsiz değildir. Bir kadının kendini seksi algılamamasının, cinsellikten uzaklaşmasının, yetersiz görmesinin, güzellik algısının değişmesinin arkasında birçok sebep vardır. Bu sebeplerle yüzleşmek gerekir. Eğer bu sebeplerle yüzleşilirse yaşam boyu kendini kendine yeten bir birey olarak görecektir ve tamamlanmış hissedecektir. Farkındalık kazanmak yenmenin önemli bir parçasıdır. Sebeplerin neler olduğunu fark etmeli ve içinizdeki potansiyeli çıkarmalısınız. İşte bunun için yetersiz hissettiren sebeplerden terapilerde en sık karşılaştıklarımı maddeledim.

Sosyal medya; Son dönemde kadınları fiziksel ve ruhsal olarak en yetersiz hissettiren ortam. Kadınlar, mükemmel fizikli, estetikli hem cinslerini ve üzerine oynanmış profesyonel fotoğrafları görünce ister istemez kendilerinin de öyle olması gerektiği hissine kapılmaya başladılar. Güzellik kuralları, sık maruz kalma ile katılaşmaya başladı. Hatta buna engel olmak için son dönemde insanlar daha doğal sosyal medya hesaplarını takip etmeye yöneldiler, daha doğal içerikler paylaşma akımı yaratmaya çalıştılar. Sosyal medyanın sahte mükemmellik algısına kapılmamalı, öz güveni bu sebeple düşürmemeli. 

Tatmin edici ilişkiler kuramamak; Üst üste yaşanan olumsuz ilişki deneyimleri kadınların kendilerini suçlamalarına neden oluyor, kendilerinde bir problem olduğunu düşünmeye itiyor. Bir süre yolunda gitmeyen ilişkiler kadınların özgüvenini düşüyor. Başlangıçta kendini çok seksi ve yeterli algılasalar bile ilişki bitiminde değersizlik duyguları ile baş etmek zorunda kaldıkları olabiliyor. Oysa kendilik değerinin ilişkiler üzerinden algılanması doğru değildir. Bir kadın ne olursa olsun, ilişkisi yolunda gitsin gitmesin değerini ilişkiler üzerinden belirlememelidir. Kişinin kendi değeri başkalarına göre belirlenmez.

Çevre ve eleştiriler; Gerek iş hayatı olsun, gerek arkadaş sohbetleri olsun etrafta sürekli acımasız eleştiriler yapan insanlar yetersiz hissettirebilir. Mutlulukla giydiğiniz bir kıyafet, severek yaptığınız makyaj, aldığınız iki üç kilo ile eleştirildiğinizde gün sonunda kendinizi sorgularken buluyorsanız yeterliliğinizin bu eleştirilere bağlı olmadığını fark edin. Motivasyon düşüren bu eleştirilere karşı uyanık olun. Benimsemeyin.

Yargılayıcı iç ses; Bazen çevre bir yana en acımasız ses kendi sesiniz olabilir. Size sürekli yaptığınız hataları hatırlatabilir, yapmanız gereken zorundalıklarınızı tekrarlayabilir. Siz bu acımasız sesi dinleyerek sürekli yapmanız ve başarmanız gereken yeni şeyler olduğuna inanırsınız. Hatta çoğu zaman boş zamanlarınızın bile keyfini çıkaramaz hale gelirsiniz. İç sesiniz yaptığınız başardığınız şeylerin keyfini çıkarmaya bile vakit bırakmadan yeterince iyi olmadığınınız ile ilgili konuşmaya devam eder ve yeni hedefler belirler. Eğer kendinizi suçlamaya neden olan böyle bir iç sese sahipseniz yetersiz hissetmeniz kaçınılmazdır. 

Mükemmellik beklentisi;

Yazının devamı...

Sevgililer Günü'nde yalnızsan...

10 Şubat 2021

Yine geldi çattı bir sevgililer günü daha, etrafta kırmızı balonlar, mumlar, kalpler, aşk teması ile dekore edilmiş yerler, her zaman çok mutlu gibi görünen çiftler derken sen yalnız hissediyorsun ve etrafında olup biten tüm duygusallıkla baş etmen gerekiyor. Eğer böyle hissediyorsan, sana güzel bir haberim var, bu sevgililer gününde müthiş bir farkındalık kazanacaksın ve belki de bugün neden yalnız olduğunu daha iyi anlayacaksın. İşte sana baş etmeni sağlayacak ipuçları:

Sevgiyi verebilmenin bir seçim olduğunu bil. Sen sevgiyi birine verebilmeyi yada ondan geri alabilmeyi bilmelisin. Sevgi senin duygun istediğin zaman bunu kontrol edebileceğini unutma. Seni üzen birine sevgini vermeyi kesebilirsin. Seni daha çok mutlu edebilecek şeylere sevgini verebilirsin. Unutma bütün bunlar senin elinde. Etraftaki romantiklikle baş etmek kendini sorgulaman için fırsat. Yalnız olmak, sevgilinin olmaması eksiklik olarak algılanmamalıdır. Aksine o anda hayatına özel ilişki anlamında birini dahil etmek istemediğin anlamına gelir. Seni duygusal olarak tatmin ettiğine inandığın ilişkiler kurarsan, yalnız olmanın bundan çok daha iyi olabileceğini bil. Bir çok insan tatmin edici ilişkiyi beklediği için ve hayatta gerçekçi davrandığı için yalnızdır. Yalnız olmamayı seçmek isteseydin yani amacın sadece yalnız olmamak olsaydı zaten sevgililer gününe de yalnız girmezdin.

Daha sonra kendine neden yalnız olduğunu sorarak başla. Seçimin olan bir yalnızlık içerisinde misin yoksa hayatına giren yanlış insanlardan mı şikayetçisin? Eğer seçimin olarak yalnızsan zaten kendini kötü hissetmeyeceksin. Çünkü sevgiyi verebilmeyi kontrol edebildiğini bilirsin. Eğer hayatına giren yanlış insanlardan şikayetçiysen işte sorgulama zamanı şimdi başlamalı. Hani derler ya neden hep aynı kişiler beni buluyor diye. Burada şikayet ettiğin davranış kalıbına bak. Bu davranış kalıbını geçmişinde küçükken birileri tarafından öğrendin. Birileri sana bu şekilde hissettirdi ve sen bu hisleri karşındakinde gördüğünde güvende hissediyorsun. Yani küçükken eksik hissettirildiysen sana eksik hissettiren insanları hayatına çekersin, küçükken sevilmediğini yeterince sevgi alamadığını düşünüyorsan sana hep soğuk gelen sevgiyi vermek konusunda cömert olmayan kişileri hayatına çekersin işin en kötü yanı ise bu kişileri güvenli bulursun. Bu tarz kişiler sana tanıdık, bilindik gelir. Bu sebeple hayatına geçmişte giren insanları sorgula ve ortak özelliklerinin neler olabileceğine bir bak. Bundan sonra tanıyacağın kişinin bu tarz bir özelliğinin olup olmadığı konusunda uyanık ol. Yani sana cazip gelen kişiler, çekici gelenler aslında senin küçükken öğrendiğin şemalarınla ilgili, bunu anlamalı ve fark etmelisin. Bu döngüyü kırmazsan hayatına bu şekilde seni mutlu etmeyen ve bugün yalnız olmana neden olan insanları çekersin. Özellikle hayatında tekrarlayan döngüler varsa bunlara ekstra dikkat etmelisin.

Diğer bir önerim, ilişkilerdeki hatalarını gözden geçir. İlişkilerin bitmesine neden olan ne gibi yanlışların oluyor. Hatalarından dersler çıkart. Tamamen karşındaki kişiyi suçlama. Her ilişkinin bir dinamiği vardır ancak ne olursa olsun bir ilişkinin bitmesinde iki kişinin rolü vardır. Bu sebeple kendi üstüne düşen sorumlulukları bil. Bir sonraki ilişkinde u hataları yapmamaya özen göster. İlişkilerin yapıcı taraflarını da deneyimle. Sen ilişki içerisinde elinden geleni yap. Yine olmuyorsa o zaman bitirebilirsin ama elinden geleni yapmadan bitirme, değer ver ve değer gör.

Yalnız kaldığın dönemlerin bir sonraki ilişkinde sağlıklı düşünerek başlamana neden olacağı için kıymetli zamanlar olduğunu bil. Yalnız kalma kapasitesi olan insanlar iyi ilişki yaşarlar. Umutsuzluğa kapılmak zihnindeki olumsuz düşüncelerden arın.

İnsanlar çoğu zaman zihinlerinde kurdukları kadar yalnız değillerdir. Etraflarında onu seven birçok kişi vardır ama kalıpları, kuralları ve tutumları onları yalnız hissettirir. Seçici olduğun, anlaşılmadığını düşündüğün için birisinin olmamasını tercih edersin. Bu tercih sana aittir. Böyle günlerde öyle bir algı oluşur ki, kişi kendisini, herkesin çok fazla mutlu olduğuna, herkesin bir çift olarak tamamlandığına inandırır. Oysa bazen sevgililer gününü kutlayan çiftler de sanıldığı kadar mutlu ve tamamlanmış hissetmeyebilirler. Ancak böyle günlerde insanlar kendilerini bir tek kendileri mutsuzmuş gibi zannederler ve etraflarındaki herkesi aşırı mutlu algılarlar. Bu düşünceler yanılsamalara girer. Anlaşılmadıklarını düşünebilirler. Bu yanılsamaların mantık hatası olduğunu fark etmek gerekir.

Sevgiliyle yapılabilecek birçok aktivitenin kendi başına da yapılabileceğini unutma. Gezmek, yemeğe gitmek, alışveriş yapmak, film izlemek, yemek pişirmek, müzik dinlemek gibi birçok şeyi kendi başına keyifle yapabilirsin. Bugün için hayatında birisi olsa ne yapardın diye düşünüp hayal kur ve sonra kendi başına buna benzer bir aktivite planla. Kendini ödüllendir, güçlen. Eğer bu dönemde yalnız olmakla baş edemiyorsan çok sevdiğin bir arkadaşın, ailen yada bir yakının ile geçirebilirsin. Kendini ödüllendirebilir ve kendine şefkatle yaklaşabilirsin. Bütün bunları kendi başına yapabilir yada satın alabilir, kendini ödüllendirebilirsin. Unutma, sen çok değerlisin, sen varsan sevginin ve sevdiğinin kıymetini bilebilirsin.

Yazının devamı...

Narsist sevgiliyle tartışma...

4 Şubat 2021

Son zamanlarda ne kadar çok kendine güveniyor gibi görünen ama aslında göründüğü kadar da güvenmeyen, büyüklenmeci insanlara rastlar olduk. Yaygın kişisel gelişim söylemleri kendini sev, değer ver derken değişen hayat tarzları ile sosyal medyanın da etkisini göz önünde bulundurarak etrafta birçok narsist insanla karşılaşabileceğini çok geçmeden anlamışsındır, eminim. Her insanın hayatında bir yada daha fazla kez ortamlarda rastlayacağı bu kişilerle ilgili baş etme yöntemlerinden bahsettim.

Kendini beğenmiş, büyüklenmeci, kendine fazlaca! değer veren ve seven, çok özgüvenli görünüp aslında özgüveni olmayan kısacası narsist bir sevgilin varsa tartışma anında nelerle karşılaşabileceğin bir bakalım. Buna benzer tartışmalar birçok ilişki içerisinde olsa da sıklıkla şiddetli tartışmalar yaşıyorsan, tartışmalarda empati yoksa ve çözümsüz kalıyorsa sebeplerini ararken bu durumun da olabileceğini göz önünde bulundurmakta fayda var.

Mesela eğer bir narsist ile karşı karşıya isen ve tartışıyorsan, her tartışmada yaptığı belli davranış tipleri konusunda uyanık olmalısın. Eğer farkında olmazsan narsist seni kontrol altına alır, kendini haklı çıkarır, sana suçlu hissettirir, seni manipüle eder, hatalarını sana yükler ve seni kendi çıkarları doğrultusunda kullanır ve her tartışma sonunda üzülen sen olursun. En sık karşılaşacağın şeyler;

Tartışmalarda sürekli geçmiş konuları açar. Geçmiş konular çözüme ulaşmadığında açılır. Ancak narsistler de suçlamaktan konuları çözüme ulaştıramazlar. Bu kısırdöngü içinde sanki problemler hiç çözülmez. Yeni bir konu tartışırken haksız olabileceğini düşünüp geçmişten kendine argüman toplar ve bunları sana koz olarak kullanır. Hele geçmişte yaptığın bir hata varsa hepsini senin önüne bir bir koyarak ana konudan uzaklaştırır ve tartışmayı çıkmaza sürükleyerek dağıtır. Çözüm ne diye sorduğunda da çözümü senin bulmanı ister. Senin kendisine uymanı ister. Çünkü o çok önemli ve değerlidir. Aslında senin o anda ne istediğin ve düşündüğünün önemi olmaz. Sadece o önemlidir ve olmasını istediği şeyi sana dikte eder. Ona uymadığını gösterdiğinde ise senin değerini aşağıya çekecek her şeyi yapar. Sana eksik, suçlu, pişman hissettirebilir. Bakarsın ki haklılığından emin olduğun konularda bile sen alttan alıyorsun ve özür diliyorsun. Yada ilk adımı atıp sen tatlıya bağlamaya çalışıyorsun. Kendi değerinin sarsılabileceğini düşündüğü için ilk adımı atmak, ortamı yumuşatmak, konuyu dağıtmak kapatmak ve tatlıya bağlamak gibi adımları atmaz. Sen bir tartışmada da onun senin için bir şey yapmasını beklersin ama yapmaz.

Değerini aşağıya çeker. Senin tartışmalarda eksik hissettirmesine rağmen düşmeyen özgüvenin onun için bir tehlikedir. Hele öfke ile birleştiğinde değerini aşağıya çekebilecek her şeyi söyleyebilir. Bütün bunları aran iyiyken çok değer veriyorum dediği kişiye, sana söylemesine şaşırırsın. Nasıl yani dersin ve kafan karışır. Değer verip vermediği konusunda hangisine inanacağına şaşırır, bocalarsın.

Aslında çok iyi yaptığın, onu mutlu ettiğin, onu düşündüğün bir anda, güzel bir söz beklediğinde bunu sana vermekte güçlük çeker. Övgü vermediği gibi eleştirir. Eleştirileri yapıcı yönde değil yine değerini aşağıya çekecek, moralini düşürecek şekildedir. Yıkıcıdır. Yapıcı olmaktan uzaktır. Sürekli o övgüleri kendisi duymak ister. Pohpohlanmak ister. Bunu yapan insanların yanında kendini daha iyi hisseder. Kendini onlara beğendirmeye çalışır. Onların onayı kendi değerini anlaması için adeta bir ayna olduğundan çok önemlidir. Diğerlerinin ilgisini senin önünde tutabilir. Senin onun iyiliğini düşünerek yaptığın bir eleştiri ise gözüne batar. Üzüldüğün, hastalandığında, yalnız hissettiğinde ilişkide güzel sözler duymak istediğinde bunu ona dediğinde seninle inatlaşarak sana bunları söylemez. Orada vereceği tatlı bir övgü kendisine kendi yaşantısını hatırlatır, hayat ona adil davranmamıştır ve bunun acısını senden çıkartır. Küçükken kendisinin almadığı ilgiyi sana vermekte zorlanır. Çabalamaz da. Bu sebeple istediğin ilgiyi sana veremez. Bir ilgi verecekse bile kendi istediği şekilde ve kendi istediği zamanlar dışında vermesini bekleme. Kendisine dair yaptığın bir eleştiriyi kabul etmezler. Minicik bir eleştiri, rahatsızlık duyduğun bir konu ciddi bir kavgayı tetikleyebilir ve ayrılıklara kadar gidebilir. O her türlü konudan problem çıkartabilir, rahatsız olabilir, kıskanabilir, huzursuzluklarını sana diyebilirken senin bunu yapman ciddi problem olur. Sen yaparsan ilişkiyi bozmak istemenle tartışma çıkarmanla suçlanırsın. O anda senin rahatsızlık duyduğun bir konunun önemi yoktur çünkü o anda sadece kendi düşüncesi önemlidir ve sen o tartışmayı çıkaramazsın. Çıkarırsan kendince cezalandırmaya çalışır. İnatlaşır.

Sıklıklar öfke kontrolünde zorluk çeker. Öfkesi çok yoğun olur. Kontrolsüzlükle sonradan pişman olacağı girişimlerde bulunabilir. Gurur yapar, konuları uzatır, haksız olsa bile inatlaşır. Bunlardan geri adım atması o savaşı kaybetmiş gibi hissettireceği için konuları uzatır. Ancak senin yapıcı olmanla sürer ilişki. Empati yapamazlar. Kendinden çıkıp senin yerine kendini koyamaz dolayısıyla ne düşündüğünü ve ne hissettiğini de bulamaz. Tartışmaları yumuşatacak şefkat gibi olumlu duyguları göstermekte güçlük çeker. Kendi istediği gibi davranır, senin isteklerini anlamaz. Başkalarının övgüsü, beğenisi onun için çok önemlidir bunun kısıtlanabileceğini düşündüğü her an ilişki sorumluluğundan da uzaklaşıp özgürlük alanını dile getirir.

İlişkilerdeki kuralları kendi lehinde kullanır. Kurallar herkes için aynıdır diye düşünmez. Sen aynı davranışı yaptığınızda suçlu olurken o aynısını yaptığında normal bir durummuş gibi davranır. “Sende yapmasaydın, bana ne” şeklinde tepkiler verebilir. En son haklı çıkacağını anladığında aynısını sende yapmıştın diyerek seni suçlar. Yada benzeri başka bir tartışma konusu açarak konuları dağıtmaya çalışır.

Yazının devamı...

Mutsuz bir ilişkiyi neden bitiremeyiz?

14 Ocak 2021

Bu en sık rastladığım ilişkisel problemlerden bir tanesi olabilir. Mutsuz hissettiren, toksik, kronik çıkmaza girmiş ilişkinin bir şekilde bitirilememesi ve sürdürülmeye çalışılması... Bu durumun birçok sebebi var. Sebepleri öğrenmenin, farkındalık kazanmanın ilişkiyi bitirebilme gücü kazanabilmenle doğru orantılı olduğunu bilmelisin. Seni bu kadar huzursuz eden şeyden neden vazgeçemiyorsun sebepleri inceleyelim,

Bir daha böyle sevemem düşüncesi, ilişkilerin bitirilmesini zorlaştıran en sık rastlanılan düşüncelerdendir. İnsanlar bir süre duygusal ilişki yaşadıklarında ve karşılarındaki kişiye alıştıklarında ilişkilerinin sonuna gelirken sıklıkla bir daha böyle sevemeyeceklerini ve kendilerinin de bir daha böyle sevilmeyeceğine inanırlar. Her ne kadar bunun doğru olmayacağını söyleyeceğimi beklesen de aslında bu inanış doğrudur. Çünkü bir daha aynı şekilde sevmeyecek ve sevilmeyeceksin. Herakleitos’un “Aynı nehirde iki kere yıkanamazsın” sözü gibi aynı şekliyle bir aşk yaşaman, aynı o şekilde düşünüp hissetmen imkansız. Hatta aynı kişiyi bile zamanla değişen duygularla seveceksin ama aynı şekliyle sevip sevilmeyeceksin. İyi haber şu ki daha başka şekilde sevip sevileceksin. Her ilişki bambaşka bir başlangıçtır, apayrı bir dinamiktir. Bu arada uzun süre seanslarımda çalıştığım birçok kişide gözlemlediğim şey de, ilişkilerini bitirip bambaşka şekliyle sevip sevilmeye başladıklarıdır. Dolayısıyla bu düşünce hayatının ilerisi konusunda pişmanlık yaşayacağını hissedip harekete geçememe düşüncesidir. Garantici bir yapıdır. Sen mutsuz olduğun ilişkiyi bitirirsin bir daha sevip sevmeyeceğine ondan sonra hayatın sana getirdikleri ile karar verirsin.

Yalnız kalacağım, bir daha istediğim gibi kimseyi bulamam düşüncesi, hayatına ne zaman birisinin gireceğini bilemezsin. Belki uzun bir zaman kimse girmeyecek, belki de çok kısa bir süre içerisinde yeni biri ile karşılaşacaksın. Ancak yalnız kalma korkusu sebebiyle ilişkiyi bitirmemek senin iyi bir ilişki yaşayabilme potansiyelinin zayıf olduğunu gösterir. Çünkü iyi bir ilişki yaşayabilmek için en önemli kriterlerden bir tanesi de yalnızlık ile barışmış olmaktır. Yani yalnız kalma kapasitenin artmış olmasıdır. Yalnız kalmayı bilen birisi ilişkilerinde diğerinin sınırına girmez ve daha rahat huzurlu bir ilişki yaşanır.

Seçeneklerin içerisinde en iyisi bu düşüncesi, gerçekten de en iyisinin o olması, ilişkinin doğru olduğu ve yolunda gittiği anlamına gelmez. Burada kriter diğerlerinden iyi olması değil, senin için en doğru ve iyi kişi olmasıdır. Sen birlikteyken mutsuzsan, diğerlerinden daha iyi olmasının senin için bir anlam teşkil edeceğini düşünemezsin. İlişkinin yolunda gidip gitmediğini kriter olarak almalısın. Şayet yolunda gitseydi zaten diğer adaylardan daha iyi olup olmadığını kıyaslama ihtiyacı hissetmezdin. Kıyas varsa emin değilsindir.

Ayrılmaya çalışırken iyi anıların, alışkanlıkların daha çok hatırlanması, her ayrılık sonrasında insanlar otomatik olarak birliktelik yaşadıkları kişinin olumlu özelliklerini hatırlama eğiliminde olurlar. Bu noktada ilişkinin bitmesine neden olan yada ilişkini sorgulamana neden olan düşünceleri, olayları yazmanı isterim. Yazarsan daha net bir veri olur somut elle tutulur bir dayanağın olur. Ayrılığı ve ilişkindeki mutsuzlukları kararını netleştirmek için yaz.

Hala aldığın ikincil kazançlar, her şeye rağmen mutsuz olduğun bir ilişki içerisindeysen o ilişkiden hala daha aldığın bir şeyler var demektir. O ilişkiden beslendiğin bir şeyler olmasa ilişki içerisinde durmazdın. Dolayısıyla senin ayrılmana neden olan, seni hareketsizleştiren ama bu ilişki içerisinde sağladığın ikincil kazançlarının neler olduğunu bulmalısın. Örneğin hasta olduğu için okula gitmeyen bir çocuğun sevinmesi gibi, aslında hastadır canı yanıyordur ama okula gitmemesini sağladığı için mutludur da… Yani ilişki içinde canın yanıyordur ama sana bir şey sağladığı için sen o ilişki içerisindesindir. İşte bu “şey” ne ise onu sapta.

Yüzleşmenin ağır gelmesi, belki bu mutsuz ilişkiye uzun bir süreni verdin, belki duygusal olarak çok yatırım yaptın ancak ayrılamama sebeplerinden bir tanesi de ayrılıkla yüzleşmenin senin için ağır gelmesi ve ayrılığı başarısızlık olarak algılaman olabilir. Dolayısıyla yüzleşmek için hazırlıklı olmalısın. Evet, belki ilk zamanlar canın çok acıyacak ancak daha sonra iyileşeceksin. Çünkü kronik mutsuz bir ilişkiyi seçersen ömür boyu mutsuz olursun. Bu sebeple bir süre kendine mutsuz olabilmen için zaman tanı sonra iyi hissetme sürecin başlayacak.

Kabullenmemek, hayaller kurmak,

Yazının devamı...