HÜSAMETTİN CİNDORUK

Kaan Gaytancıoğlu “Türk Siyasal Yaşamında Hüsamettin Cindoruk” isimli kitabında; 68 yıldır siyasi hayatımızda yer alan, Yassıada avukatı, Zincirbozan tutuklusu, DYP Genel Başkanı, Samsun ve Eskişehir milletvekili, iki kez TBMM Başkanı, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi Başkanı, TBMM TV kurucusu, Demokrat Türkiye Partisi Genel Başkanı, Demokrat Parti Genel Başkanı, DP-ANAP bütünleşmesi koordinatörü, Milli Merkez kurucu Başkanı, Basın Konseyi Yüksek İstişare Kurulu üyesi, duayen politikacı Hüsamettin Cindoruk’un hayatını tarafsız bir gözle anlatıyor.

Siyasetçiden ziyade öncelikle avukat olduğunu, “Sadece avukatlık yaptım. Başka hiçbir işten hiçbir gelirim olmamıştır. Ben önce avukatım, sonra politikacıyım. Bununla da övünüyorum” diyen Cindoruk, “Yassıada Duruşmaları”nda aralarında Hasan Polatkan ve Refik Koraltan’ın da bulunduğu 18 milletvekilinin savunmalarını yaptı.

Yassıada duruşmaları

Korkutulan birçok avukat, Yassıada sanıklarının savunmalarını yapmaya cesaret edememişti. Cindoruk, bu göreve cesaret edebilen nadir avukatlardan birisi idi. Yassıada’ya getirilirken, sağ yanından yürüyen manevra üniformalı bir üsteğmen ikide bir Cindoruk’un böğrüne dirsek atıyor, “Sen, vatan hainisin, vatan hainlerinin avukatı da vatan hainidir” diyordu.

Cindoruk, Polatkan ve Berk’in kelepçeleri çözüldükten sonra konuşamadıklarını görmüştü. Dört ay gazete okumayan ve radyo dinlemeyen Bakanlar “ne ile suçlandıklarını” bilmiyorlardı. Bu “inanılmaz bir durumdu”; çünkü 15 gün sonra duruşmalar başlayacaktı.

Kara Sabih isimli subay, Yassıada’ya gelişleri esnasında odalardan birinden Menderes’in koridora çıktığını ve “Benim avukatım gelmedi mi?” diye sorduğunu ancak bir deniz subayının herkesin önünde “bir şaplak atarak” Menderes’i odasına ittiğini ileri sürmekteydi.

Emine Gürsoy Naskali, bu konuda, “(...) Sözlü müdafaalarının çok cüz’i kısmı Yassıada zabıtlarında yazıya geçirilmiştir. Genellikle, “Yazılı müdafaasını verdi ve münderecatını sözlü olarak tekrar etti, müdafaasını okudu” şeklinde müdafaanın yapıldığı belirtilmiş; müdafaanın içeriği zabıtlarda yer almamıştır. Baş Hâkim savunmaları kısa kesmek istemiş, hatta “Bizim burada boş laf dinlemeye vaktimiz yok” diyerek Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ı susturmuş; buna cevaben Polatkan da

“Muhterem Başkanım idamım istenen bir cezada kendimi müdafaa etmeyeyim mi?” demişti.

Gümrük ve İnhisarlar Bakanı Hadi Hüsman’ın müdafaasını dinlemek istemeyen Baş Hâkim, Hüsman’a “Bunların hepsini okuyacak mısınız?” demiş bunun üzerine Hadi Hüsman “O halde müdafaa yapmıyorum efendim” cevabını vermiş, (Salim) Başol da, “Yapmazsan yapma, gelmiş buraya tomarca müdafaa yapıyor” demişti” bilgisini vermektedir.

DP’nin hatası

Cindoruk’a göre DP en büyük hatayı, Tahkikat Encümeni ile yapmıştı. Bu şekilde, ülkeyi otuz yıllık çalkantıya sürüklemekle kalmamışlar; bu Encümen marifeti ile çoğunluk muhalefeti yargılamaya kalkmış, azınlık haklarını rencide etmişti.

DP iktidarı döneminde, Adana Milletvekili Sedat Barı, gençlerin Menderes ile iletişim kurması noktasında görev almıştı. Barı, Adnan Bey’in kişisel dostu, arkadaşı, hatta, sözcüsü gibiydi. Menderes, Güven Evleri’ndeki konutundan, Başbakanlık Binası’na her sabah erken saatlerde yürür, çoğu zaman da Barı ona eşlik ederdi. Sadece Menderes’in bir koruması onları on beş, yirmi metreden izlerdi.

Yassıada sonrası

Celal Bayar, cezaevinden çıktıktan sonra, siyasal yasakların kaldırılması mücadelesini, kendisine yaşam biçimi olarak seçmiş; bu yolda daha örgütlü hareket edebilmek adına 1967 yılında, “Bizim Ev” adıyla bir teşkilatın kurulmasına, Cindoruk’un tarifiyle “ısrarla” öncülük etmiştir. Bizim Ev’e ismini Celal Bayar verecek, tüzüğünü Cindoruk hazırlayacaktı. İstanbul Valiliği itiraz etmeyecek, kulübü tescil edecekti. Eski Büyükelçi Settar (Ali Abdülsettar) İlksel Bizim Ev Kulübü’nün Genel Başkanı, Cindoruk da Genel Sekreteri olmuştur. Kulübün ilk lokali Mısır Apartmanı’nın birinci katında geniş bir daire olacak; sınırlı mutfağı, iki kişiden ibaret çalışanı bulunacaktı. Her cumartesi akşamı Bayar, Lokal’e gelmekteydi. Anayasa ile konulmuş yasakları kaldırma sürecinde, geçmiş İttihat Terakki Kulüpleri örneği bir kuruluştu.

“Bizim Ev” bir süre sonra, Fenerbahçe Kalamış Caddesi 55 nolu adreste, Suat Tok isimli iş adamının tahsis ettiği iki katlı, bahçeli bir eve taşınacak; hem Bayar’a yakınlaşacak hem de etkisini artıracaktı.

Bizim Ev Kulübü aracılığıyla, Bayar ve ekibi dağılmış olan DP’lileri bir araya toplamaya çalışmış; bunun için eski DP’lileri ve hayatta değil ise eşlerini, çocuklarını davet ederek, gündüzleri konferans, geceleri yemekli toplantılarla birlikteliği yeniden perçinlemek istemiştir. Çalışmalar ilerledikçe, Bizim Ev, Türkiye’nin her yerinden gelen Demokratların hareket merkezi haline geldi.

“Bizim Ev” güçlendikçe, 27 Mayıs 1960 sonrası merkez sağda kurulan partiler arasında bulunan Adalet Partisi, bu sayede seçmen nezdinde; Yeni Türkiye Partisi’ne (YTP) ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’ne (CKMP) nazaran önemli bir karşılık buldu.

Devam edeceğim.