Postnick çok güzel gelsene!

15 Nisan 2021

Kullanıcı adınızı belirleyip posta adresinizi ekliyorsunuz. Sonra istediğiniz kişiye ya da kuruma sadece bu kullanıcı adınızı veriyorsunuz. Adresine istediğiniz her neyse hemen geliyor. Gerçek dışı mı geldi? Yok hayır, hiç gerçek dışı değil. Artık "Postnick" var! İlk duyduğum anda ben de "yok artık" demiştim ama var artık :) Postnick'in yaratıcıları Buğra Kocatürk ve Yiğit Çallı'dan girişim hikayelerini Clubhouse'da bir sohbet odasında dinledikten sonra mutlaka iletişime geçmeli ve birebir dinlemeliyim dedim. Bu süreçte hikayelerinin hızına biraz geç kalmış olsam da asla geç olmaz diyerek hikayelerini aktarmak istedim.

Çevrim içi gerçekleştirdiğimiz söyleşilere bir yenisini eklerken yüz yüze görüşeceğimiz günlerin hayaliyle hayata tutunuyoruz. Heyecan verici projeleri dinlemek ve paylaşmak bana ilham oluyor.

İkinizde kurumsal hayatı geride bırakıp eylül ayından bu yana Postnick'e yoğunlaştığınızı, ocak ayında Postnick'i hayata geçirdiğinizi söylediniz. Postnick nedir ve nasıl ortaya çıktı?

Buğra: Postnick'in ilk versiyonu, 2020 yılının Eylül aynda hayata geçirdik ve o günden bu yana sürekli geliştirmelere devam ediyoruz. Belirttiğiniz gibi Ocak ayında da şu andaki sürümünü yayına aldık. Postnick'i tüm dünyada adresleri kolaylaştırmayı hedefleyen bir çözüm olarak tanımlayabiliriz. İl, ilçe, mahalle, apartman numarası, posta kodu ve daha birçok farklı bilgiyi barındıran adreslerin, dünya üzerinde kabul görmüş bir standart bulunmuyor. Teknolojinin hayatımızda bu kadar büyük bir öneme sahip olduğu bir dönemde, milyarlarca kişi hala bu uzun adres detaylarıyla zaman kaybediyor. İnternet üzerinden alışveriş yaparken, kargo şubesinde bir paket gönderirken ya da acil durumlarda ambulans gibi hizmetleri almak istediğimizde hep uzun, detaylı adresimizi paylaşmak durumunda kalıyoruz. Ve bunu tekrar tekrar yapıyoruz. Postnick olarak amacımız, herkesin adresini kendi tercih ettiği bir takma isim ile adlandırmasına ve tüm adreslerini tek bir merkezi uygulamadan yönetebilmesine imkan sağlamak.

Tüm adreslerinizi Postnick hesabınıza kaydedip, onlara >>can, >>eda.ofis ya da >>005 gibi istediğiniz takma ismi ücretsiz olarak verebiliyorsunuz ve adresinizi, gerekli her durumda bu isimler aracılığıyla bir saniyede paylaşabiliyorsunuz. Bu takma isimleri, ömür boyu sahip olacağınız adres bilginiz olarak düşünebilirsiniz. Taşındığınızda ya da iş değiştirdiğinizde dahi, adres isminiz aynı kalıyor. Tek yapmanız gereken, Postnick hesabınıza girip, adres isminize tanımlı adres detaylarını güncellemek oluyor. Bütün bunları düşündüğümüzde; bu takma isimler, yani >>postnick'ler ile birlikte tüm dünyanın kabul ettiği global adres standartını oluşturmayı hedefliyoruz.

Postnick'in çıkış hikayesi ise tamamen bireysel olarak yaşadığım bir tecrübeye dayanıyor. Kariyerimde yaptığım bir iş değişikliği sonrasında internet üzerinden yemek siparişi vermek istedim ve ilgili web sitesini ziyaret ettim. Fakat sipariş verme adımına geldiğimde, hesabımda yeni iş adresimin kayıtlı olmadığını fark ettim.Hemen eski ofis adresimi sildim, yeni ofis adresimi buldum, hesabıma kaydettim ve siparişi tamamlayabildim. Tam da o esnada şunu farkettim, bu adres güncellemesini sadece o web sitesinde değil, üye olduğum bütün platformlarda, bütün aboneliklerimde ve tüm resmi kurumlarda da gerçekleştirmem gerekiyor. Yaşadığım bu zaman ve efor kaybını nasıl çözebilirim diye düşündüğümde, merkezi bir adres yönetim platformu olan Postnick fikri ortaya çıktı ve üzerinde yoğun bir şekilde çalışmaya başladım. Yaşadığım bu problemleri ve üzerinde çalıştığım çözümü Yiğit'le de paylaştığımda, birçok kez ev ve ofis adresini değiştirmiş biri olarak benimle aynı heyecana sahip olduğunu gördüm. Adres ile ilgili kendi yaşadığımız problemleri, milyarlarca insan adına çözmek amacıyla da Postnick'i hayata geçirdik.

Postnick'in dünyada ve Türkiye'de ilk olduğunuz sizinle yapmış olduğumuz çevrimiçi sohbette öğrendim. Kabul görmenin ötesinden çok benzersiz olduğunu düşünüyorum. İlk olmak nasıl bir duygu?

Yazının devamı...

Çocuklar için kitaplar

9 Nisan 2021

Eylül ayında fantastik edebiyatı çocuklara sevdiren yazar, editör ve Türkçe öğretmeni Ömer Ünal ile yollarımız kitabı aracılığıyla kesişti. Kitabının ismi "Yeşim Taşı Efsanesi" olunca ilgimin boyutunu düşünebilirsiniz.

O günden bu yana Ömer Bey ile iletişimiz hiç kesilmedi. Kah geldi söyleştik, kah geldi canlı yayın yaptık. "Yeşim Mutlu ile evden sohbetler" Instagram canlı yayınıma konuk olduğunda kendisinden çocuklar için kitap önermesini rica ettim. Sağ olsun beni kırmadı. Harika önerileriyle bu yazı ortaya çıktı.

Ömer Bey'e çok teşekkür ediyor. Kitapla buluşmalarımız hep devam etsin diyorum :)

Çocuklar İçin Kitaplar

Düş gücünün sonsuzluğa akan okyanusunda bembeyaz bir yelkenle yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? Üstelik bu mavi yolculuğun misafirleri bu kez sadece çocuklar.

Anne karnında başlayan eğitim yolculuğumuz her dem devam eder. Okul sıralarında, iş hayatında, günlük hayatın karmaşık ancak bir o kadar eğlenceli adımlarında.

Neredeyse tüm hayatımızın en konsantre edilmiş şekli çocukluk anılarımızda ve yaşantılarında saklıdır. Öyle ki bu sonsuz hayat sarmalının içinde var olmanın ve hayal kurmanın anlamını o günlerimize borçluyuz. Nasıl mı? Düşünce dünyamızda çiçekler açtıran ve çiçekleri büyüten belki de en önemli araç sayesinde çocuk kitapları...

Katherine Rundell, "Çocuk kitabı okumak, kaçmak değil bulmaktır. Çocuk kitapları bir saklanma yeri değil, bulma yeridir." derken insanlığın büyük arayışının, özüne ulaşma çabasının aslında çocuk kitaplarında var olduğunu fısıldıyor bizlere.

Yazının devamı...

Altın Melekle ödüllendirildim!

30 Mart 2021

Bu sabah Clubhouse'da Emir Kosif'in "Günaydın" sohbetinde kitap vardı. Siz ne kadar sıklıkla sosyal medyada ya da clubhouse da zaman geçiriyorsunuz bilmiyorum. Clubhouse ile ilgili ilk deneyimim bir makale hazırlamak için olsa da; hayat gibi bazı insanlarda farklı yönleriyle bu sohbetlerde ilgimizi çekebiliyor. Bugün de çok farklı kişilerin düşüncelerini kendi seslerinden dinlemek çok değerliydi. Katkı ve ilham olan herkese teşekkür ederim.

İnsan neden yazar? Ben neden yazıyorum? Ya da neden yazmaya devam ediyorum? Neden yazmak için hayaller kuruyorum? Bunun tek cevabı yok, hiçbir zaman da olmadı.Yazmakta hayat gibi sonsuz olasılıklar içinde sonsuz ruh halleri.

Kendimi bildim bileli yazıyorum. İlk okumayı söktüğüm günden bu yana yazdığımı varsayarsak 42 yıldır yazı hayatımın içinde hep var. Kendimi yazı ile ifade etmek, satırlara sığınmak ve yazarak rahatlamakta işin başka yanı. Günümüzde çok sıkıldığım ve içimde patlayacak gibi duran duyguyu Twitter'da paylaşarak gideriyorum. Sanırım yazmadan geçmiyor benim duygularım öpünce geçecek uflar gibi.

Gün yüzüne çıkmayı bekleyen günlükler, yazılmış dosyalar ve kitapların arasından çıkan notlar. Hiç bulamadıysam dergilerin kenarına yazıp sakladığım satırlar. Sizinle de burada yazıyla buluşmadık mı zaten :)

Televizyon, canlı yayın, konuşma ya da farklı platformlarda anlattığım bir hikayem var. Fotoğraf çekmeye başladığım yıllarda yazıdan vazgeçmem ve sadece fotoğrafa odaklanmam istenmişti. Ben de "ikisini de yapacağım" dediğim de pek onaylanmamıştım. Şimdi bakıyorum da geçmişe hem fotoğraf çeken hem yazan15 yıldır durmadan içerik üreten bir kadın var.

Fotoğraf kadar duygusal satırlarda yaşamak yaşatmak benim bakış açımda. Hem şu hayatta kendi hikayesini olmayan kim var ki? Bazılarının hikayeleri oluyor benim de hayallerim o da bir başka yazı konusu :)

"Kusursuzluğu unutun, her şeyde bir çatlak vardır. Işık içeri böyle girer " Leonard Kohen

Yazının devamı...

Güçlü, özgür, bağımsız, moda

25 Mart 2021

Baharın enerjisini hissetmeye başladığımız şu günlerde tüm dünyanın ortak dileği bir an önce pandeminin bitmesi. Bir yıldır hayat hepimizi farklı şekillerle çok zorladı. Özgürce hayatın içinde olacağımız güzel günleri bekliyoruz.

Evde kaldığımız süreçte doğal ve rahat kıyafetler ile günümüzü geçirsekte sonuçta kadınız. Modaya, renklere, tasarımlara ilgi duymayan az kadın vardır diye düşünüyorum. Kişisel olarak modanın bana ilham verdiği kesin. Pandemiyle birlikte tüm renk kalıplarımı yıktım. Eskiden tercih etmediğim renklere sonsuz açığım. Pandemi bana hayatın ne kadar renkli ve yaşanmaya değer olduğunu bir kez daha anımsattı.

İki ya da üç hafta önce -çok emin değilim- arkadaşım Serdar'dan çok şık bir hediye aldım. Günümüz malum Instagram devri, markanın ig sayfasından tasarımlarına hemen göz attım. Açıkçası belirli çizgisi olan farklı tasarımlar her zaman ilgimi çekiyor. Kimdi bu marka? Nasıl ortaya çıkmıştı? Merak ettiğim tüm cevaplar Berrin Eser'deymiş.

Berr-In markasının kurucusu Berrin Hanım'ı ve hikayesini umarım siz de benim kadar seversiniz.

Berrin Eser kimdir? Sizi tanıyabilir miyiz?

Tabii ki, Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Sanatları Bölümü'nden 1982 yılında mezun oldum. 1980 yılında henüz öğrenciyken tasarımlarımla sektörde yer almaya başladım. Tekstilde tasarımın, tasarımcının ve sanatın bugünkü kadar öne çıkmadığı bir dönemdi 80'li yıllar. Bu nedenle ilklerden biri olduğum için onur duyuyorum.

Zeki Triko ailesi ile başladığım tasarım yolculuğunda, benim asi ve başarıya doymayan ruhum Vedat Öztarhan ve Vepa ile tanışmama vesile oldu. Vepa o döneme benim koleksiyonumlarımla damgasını vurdu. Her zaman yollarımın kesiştiği tüm firmalarda bir tasarımcı olarak derin izler bıraktım. 1994-1999 yılları arasında öyle iz bıraktım ki Berrin Eser ismi o dönem tekstil ve hazır giyim sektöründe zirveye çıktı. 1999 yılında şu anda hepinizin çok iyi bildiği bir firmanın baş tasarımcılığını üstlendim ve bu firmanın markalaşma sürecinde etkin bir rol oynadım. 2003 yılında Berr-In markasını oluşturdum.

Berrin Hanım, tasarım ile yolunuz nasıl kesişti? Kısaca anlatır mısınız?

Yazının devamı...

Türkiye'de bekar anne olmak!

19 Mart 2021

"Bedenimdeki morluklar tamamen geçeli bir ay oldu... Bu sabah uyandığımda, oğlum yatağında mışıl mışıl uyuyordu... Kavga sesi duymadan uyuduğu 30. gün... Mustafa gidiyorum, kahvaltı hazırlayacağım... Dün geceden kalma bulaşıklar var tezgahta... Gülümsüyorum, bir kez daha kendimde bulduğum cesarete şükrediyorum, dün gece bu kalan bulaşıklar yüzünden dayak yemeden uyudum...".

Bu cümleler Think Aloud Araştırma ve Esra Baykal'ın Türkiye'nin 4 ilinde, 100 bekar anne ile gerçekleştirdikleri araştırmalardan çıkan örneklerden bir tanesi...

Esra Baykal ile instagram canlı yayınım aracılığıyla tanıştık. Kendisiyle yolumuzun bu şekilde kesişmesine yüklediğim anlam kadar Esra Hanım'ın yayın esnasında aktardıklarını daha çok kişiye anlatmak istedim.

Esra Hanım; kendisini anne dönüşüm ve güçlenmesine adamış bir stratejist. Kadının ekonomik, duygusal ve entelektüel olarak güçlenmesinin ülkemize katacaklarına inanan ve bunun için sürekli projeler üreten bir bekar anne. Kendi yaşanmışlıklarından yola çıkarak geçmişten gelen deneyimleriyle sürdürebilir sosyal sorumluluk projeleri üreterek kadınları markalarla buluşturuyor.

Farkındalık ve sürdürebilir bir yaşam adına bekar anneler özelinde yaptığı araştırma üzerine sohbetimizi aktarıyorum.

Esra Hanım, araştırmanızı nasıl kurguladınız?

TUİK verilerine göre Türkiye'deki boşanma sayısı aylara göre incelendiğinde 2020 yılının Nisan ve Mayıs aylarında pandemi dolayısıyla önemli bir azalma görüldü. Diğer taraftan boşanma sayısında 202o yılının temmuz ayında bir önceki yıla göre artış görüldü. Eş zamanlı olarak da pandemi kadına şiddeti de %30 arttırdı.

Böyle baktığınızda Türkiye'de "Bekar anneler" her geçen büyüyen bir segment. Bu anneleri yakından tanımak, onlara destek olmak için kolları sıvadık. Ankara, İzmir, Antalya, Adana ve İstanbul'da 100 bekar anne ile online birebir görüşmeler gerçekleştirdik.

Yazının devamı...

Tarihe geçen başarı hikayesi: Kulaçlarıyla Tarih Yazan Kadın

8 Mart 2021

Yüzücü, beden eğitimi öğretmeni, anne.

Türkiye tarihine adını yazdırmış "Kulaçlarıyla Tarih Yazan Kadın" denilmekte...

Onun adı; Nesrin Olgun Arslan

Sevgili arkadaşım Bengü Arslan'ın hayranlıkla takip ettiğim annesi. Yaşam enerjisi dolu paylaşımları çok kişiye ilham oluyor. Nesrin Hanım'la en son kuaförümüz Sabit Akkaya'da karşılaştık. O gün kendisinden aldığım "söz" okuyacağınız söyleşiye kısmetmiş.

Nesrin Hanım, 1979 yılında Manş Denizi'ni yüzerek geçen ilk Türk kadınısınız. 2015 yılında bu başarınızı tekrarladınız. Ne mutlu ki sizin gibi tarihe geçmiş harika bir kadınla 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde bu söyleşiyi gerçekleştiriyorum.

7 yaşında yüzmeye başladığınızı söylediniz. O yaştan günümüze hayatınıza neler sığdırdınız?

O dönemlerde aileler kızlarını pek havuza göndermezlerdi. Hülya Aslantürk, Yasemin Güç ve Berrin Konuralp ile birlikte yüzen 4 kızdık. Annem Pervin ile babam Nevzat bana çok güvendikleri gibi her yarışımı izlemeye gelirlerdi. Kendime her zaman Erdal Acet'i model aldım.

Adana'da 11 Haziran 1957 yılında doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Adana'da tamamladıktan sonra spor sayesinde Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'nden 1979 yılında mezun oldum. 2 yıl Sağlık Meslek Lisesi'nde beden eğitimi öğretmeni olarak görev yaptım. Sonra Çukurova Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu'nda okutman olarak 3 yıl çalıştım. Daha sonra 5 yıl özel bir cimnastik salonu işleterek özellikle kadınlara spor bilinci aşıladım. 2 bin erkek işçinin çalıştığı bir kurumda, başvuran erkek adayların arasında seçilmiş olmam büyük bir gurur kaynağıydı.

Yazının devamı...

Müzik bende hep vardı!

3 Mart 2021

Pandemi her sektörü derinden etkiledi. Sanat ve sanatçılarda en çok etkilenenler arasında. Müzik sektörü neredeyse durma noktasına geldi. Evden online konserler, festivaller yapılmış olsa da internet sorunları vb açıkçası gerçek müziğin tadını asla vermiyor.

Geçtiğimiz hafta eş zamanlı çıkan Aleyna Tilki ve Kerimcan Durmaz'ın şarkıları sektöre nasıl bir dinamik katar bilmiyorum. Günümüzde sosyal medya fenomenlerinin müzik yapma hali nereye kadar devam edecek o da diğer bir merak konusu.

Sevgili Hakan Kİ'de geçen hafta ilk şarkısı "Gideceğim" ile müzikseverlerle buluştu. Açıkçası ben dahil hepimizi çok şaşırttı. Sessiz sedasız çıkardığı "Gideceğim" in hikayesini benim gibi merak eden herkes adına hemen sordum. İnsanlar popüler kültürün peşinden gide dursun iyi şarkı her zaman yerini buluyor.

Hakancığım, "Gideceğim" single hayırlı olsun. Açıkçası albümünle hepimizi şaşırttın. Seni işinde gücünde biliyorduk (gülüşmeler) nereden çıktı bu şarkı?

Çok teşekkür ediyorum, Yeşim. Gerçekten çevremdeki herkes çok şaşkın. Seninle bile yıllardır dostluğumuz olmasına rağmen bilmiyordun. Müzik bende hep vardı. Sadece doğru zamanı ve doğru kişileri bekliyordum.

Şarkının söz ve müziği de sana ait olduğu için sormak istiyorum; şarkıyı pandemide mi yazdın yoksa önceden var mıydı?

Şarkıyı, 2003 senesinde yazdım. Geçen sene bazı revizeler yaparak, güncel haliyle dinleyicilere sundum. Bu arada, özel birine yazılmış bir şarkı değil. Çok iyi gözlemci ve dinleyiciyim. Anlatılan hikayeler beni çok etkiler.

Yazının devamı...

Pandemide değişen markalar

24 Şubat 2021

Pandemide bir yılı geride bırakmak üzereyiz. Bir virüse teslim olan dünyada yaşayan bizler; hayatın içinde olmayı o kadar özledik ki... Bir an önce pandemi bitse de normale dönsek diyoruz. Dün bir arkadaşımla sohbet ederken "pandemi bitse bile eskisi gibi olamayacağız, artık eski dünya yok" dedi. Uzun uzun düşündüm bu sözü üzerine. Yaşadıklarımıza ve bir yılda geride bıraktıklarımıza bakarsanız normal olmayan, anormal zamanlarda, normal olmaya çalışıyoruz. COVİD-19 siyasetten ekonomiye, iş hayatından sağlığa, eğitimden tüketime hayatımızda pek çok değişikliğe neden oldu. Neredeyse tüm alışkanlıklarımız değişti. Bana göre bundan sonra hayat pandemiden önce ve pandemiden sonra diye konuşulacak :)

Hayat her ne kadar çevrim içi devam ediyor olsa da kısıtlamalar sebebiyle alışveriş alışkanlıklarımız ve markalara bakışımız çoktan değişti. Mağazaya gitmeyi, etkileşime geçmeyi özlesekte artık markanın kimliğine göre satın alma davranışlarımız söz konusu. Perakendecilere büyük iş düşerken markalar da müşterilerini, iş ortaklarını dinlemek ve en etkin stratejileri benimsemek zorunda.

Pandemide değişen mağazacılık ve tüketici alışkanlıklarıyla ilgili olarak; Batik+ Marka Danışmanı Cengiz Akant ile bir söyleşi gerçekleştirdim. Cengiz Bey'in pandemi sonrasında "Türkiye'de kendimize ait bir mağazamız olmayacak" sözü yakın gelecekte tüm mağazaların geleceği nokta mıdır hep beraber göreceğiz.

Dünyada olduğu gibi ülkemizde zor ve sıkıntılı zamanlarda geçiyor. Tüm dünyaya yayılan koronavirüs sizi nasıl etkiledi?

Batik Markası "X ve Y kuşağı için çok şey ifade eden, dönemin en popüler kadın markalarından biriyken diğer bazı markalar gibi talihsiz bir sürece girmişti. 2020 yılı ekim ayında Rudis AŞ bünyesine katılarak, bilinçli, donanımlı ve tecrübeli kadrolarımız tarafından gerekli revizyonlar uygulandıktan sonra Batik+yeniden " perakende dünyası"na döndü diyebiliriz. Markanın eski gücüyle birlikte pandeminin gereklerini yerine getirerek X ve Y'nin yanı sıra Z kuşağının da ihtiyaçlarını giderimini, sadık Batik müşterisinin ister sınırlı, ister rahat bir bütçeyle, sezon sonu büyük indirimleri beklemeden ihtiyaçlarını giderebilmesini hedefledik. Aynı zamanda koleksiyonlarımıza muhafazakar kesiminde tercih edeceği Modüs ürünleriyle derinlik kattık.

Pandemiyle birlikte e-ticaret çok hızla büyüdü. Bir araştırmaya göre (Gemius Türkiye) 2020 yılının son çeyreğinde her 100 internet kullanıcısından 95'i bir e-ticaret sitesini ziyaret etmiş. Sizin e-ticaret ile ilişkiniz nasıl?

E-ticarete büyük önem veriyoruz. İş ortaklarımızı ve bayilerimizi pandemide kapanan avmler ve kısıtlamalar sebebiyle satışlarının olumsuz yönde etkilenmesini önlemek için e-ticareti bayilerimizle birlikte yapılandırdık. Online satışımızı onların üzerinden gerçekleştiriyoruz, tabii ki istemeleri halinde.

"Satışımızı bayiler üzerinden gerçekleştiriyoruz." derken neyi kastettiniz?

Yazının devamı...