Geri Dön

Teknik ve bilim insanı kapasitemizi artırmalıyız

COVID-19 Virüsü tüm dünyada etkisini sürdürüyor. Hepimizin endişeli olduğu bu dönemi, tamamen atlatabilmemiz için uyarılara kulak vermemiz gerekiyor. Alınan korunma tedbirlerine özenle uyalım. Hürriyet Bursa olarak, ‘Yeni Normal’ süreci hakkında iş ve cemiyet hayatının tanınmış isimleriyle bir yazı dizisi hazırladık. Bu süreçten nasıl çıkacağımız çok önemli. Birlikte başarmak dileğiyle.

Teknik ve bilim insanı kapasitemizi artırmalıyız

 

DR. RAMAZAN HARMANCI: ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI UZMANI

Teknik ve bilim insanı kapasitemizi artırmalıyız

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Merhabalar., 1975 Seydişehir, Konya doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi tamamladıktan sonra Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1998 yılında mezun oldum ve aynı yıl uzmanlık sınavını kazanarak Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda göreve başladım. 2003 yılında da çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı olarak göreve başladım. 1 yıllık vatani hizmet ve yine kısa süreli kamu hizmetinden sonra 2006 yılında Bursa Acıbadem Hastanesi’nde çalışmaya başladım. 2012 yılından beri de Bursa’da kendi özel muayenehanemde hastalarıma hizmet vermekteyim. Evli ve 3 çocuk babasıyım. Hobilerim arasında kitap okumak, yürüyüş yapmak ve kısa süreli seyahatler var.

Devam eden aşı çalışmaları ile ilgili görüşleriniz nelerdir?
Artık şunu söyleyebiliriz ki aşı çalışmalarında mutlu bir sona ulaşmak üzereyiz. Şu anda Rusya ve Çin tarafından geliştirilen aşılar sınırlı sayıda kişiye uygulanmıştır. Ancak etkinliği konusundaki bilimsel veriler henüz hazır değildir. Geçtiğimiz günlerde hepimizi gururlandıran, sahiplerinin Türk olduğu, Almanya kökenli bir firmanın geliştirmiş olduğu aşı COVID-19’a karşı yüzde 90’ların üzerinde bir etkinlik göstermiştir. Yine ABD kaynaklı bir aşı firmasının Faz 3 (insanlar üzerindeki deneme çalışmaları) sonuçları da benzer oranda koruyucu çıkmıştır. İngiltere kaynaklı başka bir aşı firmasının da yıl sonuna kadar Faz 3 çalışmalarının sonuçlarını açıklamasını bekliyoruz.

ÖNÜMÜZDE UZUN BİR YOL VAR

Elbette aşı ile ilgili bazı soru işaretleri de yok değil. Aşı yılda kaç kez yapılacak, uzun vadede koruyuculuk suresi ne kadar olacak, hangi yaş gruplarına ve risk gruplarına yapılacak, yine uzun vadede ciddi bir yan etkisi olacak mı? gibi sorular bizleri bekliyor olacak. Bu soruların cevaplarını alabilmek için önümüzde daha uzun bir yol olduğunu düşünüyorum. Ancak şuna inanıyorum ki özellikle çocukluk yaş grubunda uyguladığımız aşıların sık görülen, sakatlıklara ve hatta ölümlere yol açan birçok hastalığın bugün ya hiç görülmediğini ya da oldukça az görüldüğünü rahatlıkla söyleyebilirim. Bu nedenle bulunacak aşıların koruyuculuk oranının yüksek ve yan etkilerinin az olacağına inanıyorum.

Pandemi sizi özel hayatınızda nasıl etkiledi? Farkındalıklar ya da farklılıklar oldu mu?Bu süreçten elbete hepimiz etkilendik ve hayatı sorguladık. Ben de çalışma hayatının yoğunluğundan kendime, aileme ve sevdiklerime yeteri kadar vakit ayıramadığımı fark ettim. Ailemle daha çok vakit geçirme imkânım oldu. Okuyamadığım birçok kitabı bu dönemde okudum. Mesleki ve kişisel gelişimime zaman ayırdım. Mesela bu süreçte Yaşam Koçluğu Sertifikası aldım. İnsanı tanıma ve hayatı anlamlandırma konusunda farklı düşüncelere sahip oldum. Sağlığın, aile ve sevdiklerinle geçirilen zamanın ne kadar da kıymetli olduğunu bir kez daha görmüş oldum.

Koronavirüsten sonra yeni bir dünyaya adım atacağımız çokça konuşuluyor. Sağlık alanında gelişmeler ne yönde olur ya da olmalı?
Çok değil bir yıl önce tüm dünyayı etkileyecek böyle bir salgın belki de çoğumuzun aklına gelmeyecek bir durumdu. Ancak böyle bir gerçekle yüz yüzeyiz. Belki de uzun süredir ihmal edilen sağlık alanına ve sağlık çalışanlarına ilginin arttığını düşünüyorum. Teknolojik gelişmelerin yanında sağlık personeli kapasitesinde ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkmış durumda. Ülkemizin ve diğer ülkelerin nitelikli sağlık personeli sayısını artırması çok acil bir konu bence.

NE İLK NE DE SON

Teknik ve bilim insanı kapasitemizi artırmalıyız

Gerek hastane ve yoğun bakım yatak sayıları gerekse tıbbi malzeme konusunda kendi kendimize yeten bir ülke olmak durumundayız. Maalesef bu salgın süresince insanlığın yardımlaşma konusunda iyi bir sınav verdiğini söyleyemeyiz. Biyoteknoloji ve aşı konularında daha farklı gelişmelerin olacağını düşünüyorum. Çünkü bu salgın ne ilk ne de son salgın olacaktır. Bu nedenle kendi aşılarımızı üretecek teknik ve bilim insanı kapasitemizi artırmak önceliklerimiz arasında olmalı.

Endişeli anne ve babalar için koronavirüs enfeksiyonunun (COVID-19) çocuklar üzerindeki etkisi hakkında neler söylersiniz?
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki COVID-19 hem çocuk hem de yetişkinler için yeni bir hastalık. Bu nedenle her gün çok farklı klinik tablolarla hastalar karşımıza gelmekte. Tüm bu olumsuzluklara karşın salgının ilk günlerinden itibaren çok şükür ki çocuklar bu hastalığı genelde hafif atlatmakta ve ciddi klinik tablolar görülmemektedir. Normal bir gribal enfeksiyondan farklı bir tablo genellikle olmuyor. Ateş yüksekliği, öksürük, yaygın kas ve eklem ağrıları bazen tat ve koku alma bozuklukları ile karşılaşabiliyoruz. Ancak son aylarda nadiren de olsa Kawasaki hastalığı dediğimiz kalp damarlarının tutulumu ve çoklu organ yetmezliği dediğimiz ağır klinik tablolarla giden vakalar da görülmeye başlandı.

Okulların açılmasıyla birlikte hastalık belirtileri ya da seyrinde değişiklik söz konusu mu?
Okulların açılması ile birlikte hastalık belirtilerinde belirgin bir farklılık yok. Sadece grip dışında farklı klinik tablolarla da (ishal, döküntü, kalp-akciğer-böbrek ve beyin gibi organ tutulumları) hastaların gelmeye başladığını daha sık görmeye başladık. Bu konuda farkındalığımız mı arttı yoksa yeni bir mutasyon sonucu mu bu klinik tablolar görülmeye başlandı henüz net bilgilere sahip değiliz.

Kış ayları aynı zamanda soğuk algınlığı hastalıklarının da arttığı dönemler. Aile COVID-19 endişesi yaşamadan önce nelere dikkat etmeli?
Yeni bir solunum yolu virüsü olsa da bulaşıcılığını azaltılması konusundaki önlemler aslında diğer standart önlemlerden farklı değil. Öncelikle yaşına uygun bir şekilde sağlıklı ve dengeli bir beslenme yapılmalı, mutlaka bağışıklığı güçlendirici mevsimine uygun bol meyve ve sebze tüketimine dikkat edilmelidir. Olabildiğince kalabalık ortamlardan uzak durulmalı dışarı çıkmak gerekiyorsa çocuklara da 2 yaşın üstünde mutlaka maske takılmalıdır. Temas öyküsü varsa su ve sabunla eller ve yüz bölgesi yıkanmalı; bunların bulunamadığı durumda ise dezenfektan kullanılmalıdır. Yeteri kadar dinlenme ve uyku bağışıklık sisteminin en önemli bileşenleridir. Mutlaka çocukların uyku sürelerine dikkat edilmelidir.

Bağışıklığı artırmak için neler önerirsiniz?
Ailelerin biz çocuk hekimlerine sorduğu en sık sorulardan birisi de bu soru. Şu ana kadar yapılan çalışmalarda COVID-19’a karşı çok etkili bir ilaç ya da vitamin desteği bulunamamıştır. Sadece D vitamini eksikliği olan kişilerin hastalığı daha ağır geçirdiği gösterilmiştir. Bu nedenle eksikliği gösterilmiş olan çocuklara D vitamini takviyesi yapılması bağışıklık sistemini güçlendirecek ve hem hastalığa yakalanmayı azaltacak hem de hafif geçirme ihtimalini artıracaktır. Bunun dışında kullanılan bağışıklık güçlendiricilerin, C vitamini içeren ilaçların olumlu herhangi bir etkisi gösterilememiştir. Hepimizin bildiği gibi özellikle bol meyve ve sebze tüketimi bağışıklığı güçlendirici en önemli faktörlerdir.

Diğer bulaşıcı hastalıklarla ilgili uyarılarınız var mı?
Çok önemli bir konunun da bu olduğunu düşünüyorum. Elbette ki kalabalık ortamlarda bulunmamak, maske takmak, hijyen kurallarına dikkat etmek hem mevsimsel hastalıkları (soğuk algınlığı, nezle ve diğer solunum yolu enfeksiyonları) hem de çocukluk yaş grubunda görülen su çiçeği, kızamık, kızamıkçık, kabakulak gibi bulaşıcı döküntülü hastalıkların da görülmesini azaltmıştır. Ancak hiç görülmüyor da diyemeyiz. Bu nedenle çocuklarımızın aşılarını kesinlikle ihmal etmemeliyiz. Üzülerek görüyorum ki salgın endişesi nedeniyle ailelerin bu konuda biraz rahat davrandıklarını düşünüyorum. Unutmamalıyız ki bir bulaşıcı hastalığa karşı aşılama ile oluşturduğumuz korumayı başka hiçbir şekilde sağlayamayız.

İHMAL ETMEMELİYİZ

Ülkemiz aşılama konusunda oldukça iyi bir konumdadır. Ancak son yıllarda aşı karşıtlığının artması ve bu salgın durumu nedeniyle aşılama oranlarında bir düşüş gözlenmektedir. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmamalıyız, yani COVID-19’dan korunacağız derken suçiçeği, kızamık ve zatürre gibi eskiye oranla çok az gördüğümüz hastalıkların tekrar hortlamasına neden olmamak için bebek ve çocuklarımızın aşılamasını kesinlikle ihmal etmemeliyiz. COVID-19 özelinde söyleyecek olur isek, yukarıda saymış olduğumuz hastalıklar çocuklarda hem daha sık görülmekte hem de daha ağır seyretmektedir.

Bir baba olarak çocuklar/çocuklarınız için bu süreçle ilgili gözlemleriniz, öngörüleriniz var mı?
Sanırım bu sürece en kolay adapte olan çocuklar oldu. Maske mesafe ve temizlik kurallarına uyum çocuklarda oldukça yüksek. Dikkat çekmek istediğim bazı hususlarda var elbette. Özellikle çocukların arkadaş ortamlarından uzak kalması sosyalleşme sorunlarını ortaya çıkardı. Ayrıca uzaktan eğitimin yaygınlaşması okul gibi çok önemli bir olgunun sanki değersizmiş gibi algılanmasına yol açmakta. Yine ekran başında geçirilen sürenin artması nedeniyle çocuklarda duruş bozuklukları, görme sorunları, baş ağrısı, migren gibi bazı sistemik hastalıkların daha sık görülmesine yol açmakta. Yine ekranda oynanan oyunların içeriği çocuklarda şiddet eğiliminin artmasına yol açmaktadır. Bu konuda ailelere çok önemli görevler düşmektedir. Ciddi vakalarda psikologlardan ya da pedagoglardan destek alınması gerekebilir.

Bundan sonraki süreç için ile ilgili aldığınız kararlar, planlar, projeleriniz var mı?
Öncelikle mesleğimi ve çocukları çok seviyorum. Hayata daha umutla bakmaya çalışıyorum ve bu konuda çocukları örnek alıyorum. Ailemle ve dostlarımla şartlar elverdiği ölçüde daha çok vakit geçirmeye ve mutlu anılar biriktirmeye çalışıyorum. Kendimi mesleki olarak geliştirmeyi planlıyorum. Ayrıca bazı sosyal projelerle çocuğa ve insana dokunmak işitiyorum. Ve doğada toprakla daha çok vakit geçirmek istiyorum. Umarım bu salgını tüm dünya olarak en az kayıpla en kısa süre atlatabiliriz. Bu birazda bizlere bağlı. Kurallara uyalım ve sağlık personelimize güvenelim.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber