
|

Akdamar Kilisesi’nin çığlıkları
Turizm sezonunda on binlerce yerli ve yabancı turistin akınına uğrayan, Van merkeze yaklaşık kırk beş kilometre uzaklıkta bulunan Akdamar Adası’ndaki tarihi kilise yok olmak üzere...
CEM DÜZOVA
Artos Dağı’nın o gece duyduğu çığlıkla uykusu bölündü. Dağ görkemine yakışmayacak bir tedirginlikle kulak kesildi havaya. Çığlık, göl tarafından geliyordu. Oysa o, yüzyıllar önce yine aynı çığlık tarafından uyandırılmıştı hemen hemen aynı saatlerde. "Tamara, ah Tamara" sesleri boğulan bir gencin acısını ele veriyordu.
Artos merakla başını uzattı serin ve sodalı dalgalara. "Yine bir genç mi ölüme yattı?" sorusu vardı bakışlarında. Hayır. Bu kez ses insan sesine benzemiyordu. Atılan çığlık, koparılan yaygara bir binadan, gölün iç kısımlarında Akdamar denilen adanın üstündeki tarihsel yapıdan geliyordu. Akdamar Kilisesi çığlık çığlığa kalmıştı o akşam.
Mimar keşiş Manuel tarafından 915 - 921 yılları arasında yapılan kilise, 1113 yılında manastıra çevrilmiş, 1895 yılına kadar Ermeni Patrikliği’nin merkezi olmuştu. Zamanın sanatçıları tarafından bir çizgi roman bandı gibi kilisenin dış duvarlarına süslemeler yapılmıştı.
Dış duvar süslemeleri dört kuşak halindeydi. Alttan birinci kuşakta İncil ve Tevrat’tan alınan konular, ikinci kuşakta geyik, kuş, balık gibi heykel figürleri, üçüncü kuşakta üzüm salkımları arasında insan ve hayvan tasvirleri, dördüncü kuşakta ise insan ve hayvan yüzü maskları taşlar yontularak kabartmalar halinde tasarlanmıştı.
Adem ile Havva’nın yasak meyveden yemelerinin tasviri ve Davut ile Golyat’ın savaşını anlatan figürlerde incelikli bir emek görülüyor. Yunus peygamberin denize atılması ve Daniel’in aslan inine girişi kabartmaları seyredenlere o anları yaşatırcasına heyecan verebiliyor. Kabartmalar uçlarından da olsa tek tek yıkılıyor şimdi ve yansıttıkları büyülü görüntüler yok oluyor birer birer.
Ada 1918 yılında terk edildiğinde manastır yapıları yıkılmıştı. Manastırdan geriye sadece kilise çevresindeki yıkıntılardan temel izler kaldı. Kilisenin içindeki duvar süslemeleri, freskler bu gün adeta birer gölge gibi belli belirsiz. Adaya geçen yaz sonu kullanılabilecek bir tuvalet yaptırıldı da, kilisenin karanlık bölümleri kirletilmekten kurtarıldı.
Yaklaşık iki yıl kadar önce İstanbul Ticaret Odası’ndan Akdamar Kilisesi’nin restorasyonu için kaynak ayrılmasına ve Van Valiliği’nin de projeye sıcak bakmasına karşın bir türlü bu çaba yaşama geçirilemedi. O dönemlerde gazetelere bu haberle ilgili küçük bir ayrıntı da yansımıştı: "Kültür Bakanlığı İTO’ya bu parayı bize verin, başka projelerde kullanalım teklifi getirmişti."
Artos’un uykusu kaçtı. Bin yıldan beri ayakta durmaya çalışan bu kutsal ve direngen yapının gücünün tükendiğini duyumsadı. Doğanın ve insanın yok ediciliğine daha fazla dayanamayacağını gördü. Yüz yıl önce yıkılan manastırların kaderi şimdi kiliseyi bekliyordu ve artık bekleyecek bir dakika bile yoktu.
Kilise çığlık çığlığa kalmıştı. Yıllar önce Ermenilerin en güzel kızına, Tamara’ya aşık olan gencin çığlığı gibi karanlığa karışmasın bu çığlık. Duyulsun artık ve ne yapılacaksa yapılsın. Hiç değilse döviz adına...
Tamara ile sevgilisinin aşkları hiçbir zaman destanlaşmadı. Onlar sadece kitap altlarında bir dipnot olabildiler.
KÜLTÜR & SANAT


Sansürlü festival
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Kuklalardan al haberi
Bağımsız kadınlar remix!
Herkesi yenen "Türk"
"Komiklik yapan bir komik değilim!"
Anadolu yollarında bir ‘dede’
Türk sinemasında şiddet
"Sömürenin cinsiyeti yok!"
Gerçeklik nerede başlıyor, hayal nerede?
Eski ama yepyeni...
Akdamar Kilisesi’nin çığlıkları
Keçileri kutsayan ressam
Irkçılık ve aşk
Mühim olan insanlık
Canavar A.Ş.
Porno yönetmeninin dramı
Üniversitede kütüphane komedyası
Tuvalde isyan
Sarayda aşk
Şiir bitti, fotoğraf sürüyor
Ağlaya ağlaya anlatıyor
Türünün tek örneği
Uçurtmayı 35 yıldır uçuruyor!
Bilgiye, İsfahan’a yolculuk
Siyasi kurullarda yeşil tehlike
Yaşamak şakaya gelmez
Haftanın albümleri
Geçen haftanın izleri...
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|