MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Süper Gıdalarda Yeni Trend Spirulina

Spirulina; dünyada 3.5 milyar yıl geçmişi olan bir mavi yeşil alg grubuna ait bir yosun türüdür. Binlerce yıl önce Aztek diyetinin yapı taşını oluşturan spirulina yüksek protein, beta karoten, demir, C, E ve komplex B vitaminini içeriğinden dolayı günümüzde adından sıkça söz ettirmektedir.

Spirulina içerdiği yüksek besin oranlarıyla ‘’en yoğun besin içeriği olan gıda’’ ünvanına sahiptir ve bu ünvanını da sonuna kadar hak eder. Öyle ki günlük alınan 3-5 gr spirulina ile günlük demir, esansiyel mineraller, beta karoten, vitamin B12 ve vitamin B kompleks ihtiyacının tamamına yakını karşılanır.

Sağlık Üzerine Etkileri

1) Kan Şekerini Dengeler

Yapılan çalışmalarda spirulinanın kan şekerini dengeleyici etkisi görülmüştür. Bunun yanı sıra HbA1c değerini de düşürdüğü saptanmıştır. Yani insülin direnci veya diyabeti olan bireylerde tedaviye destek olarak kullanılabilir.

2) Kolesterolü Düşürür

Uzun dönemde günlük 10 gr spirulina tüketimi kötü kolesterol dediğimiz LDL’i düşürmekte, iyi kolesterolü yani HDL’i arttırmaktadır. Başka bir deyişle düşmeyen kolesterol değerlerini düşürmek için ideal bir besindir.

3) Kanserli Hücre Oluşumunu Engeller

İçerdiği yüksek beta karoten ve antioksidan değerleriyle anti tümör etkilidir. Günlük kullanımda yeni hücre oluşumunu desteklerken, malign denilen kötü huylu kanserli hücrelerin oluşumunu engeller. Zaten içerdiği yüksek miktarda A vitamini ile spirulinanın kanser önleyici etkisi sürpriz değildir.

4) Bağırsak Florasını Düzenler

Spirulina bağırsak florasındaki probiotik bakteri popülasyonunu arttırarak bağırsak hareketlerini düzenler. Diyetlerinde %5 oranda spirulina bulunan kişilerin 3 kat daha fazla probiotik bakteri içeriğine sahip olduğu da yapılan çalışmalarda görülmüştür.

5) Detox Etkisi Vardır

Yüksek klorofil, mineral ve antioksidan içeriğiyle vücuttan toksinlerin atılmasına ve vücut pH’ının alkaliye dönmesini sağlar. Bu de yaptığımız detox içeceklerinde veya çorbalarda destek olarak spirulinayı ekleyebileceğimiz anlamına gelmektedir.

6) İltihaplarla Savaşır

İçerdiği yüksek Gamalinoleik Asit, Omega3-6-9 sayesinde antienflamatuar özelliği vardır.

7) Alerji Karşıtıdır

Antienflamatuar özelliğinden dolayı alerjik reaksiyonları azaltır. Egzema, akne gibi dermatolojik kökenli sorunların çözümünde yardımcı olur.

Tüm bu özelliklere bakarsak, sizce de spirulina bir süper gıda değil mi? Spirulina gerçekten süper gıda tanımının hakkını verenlerden. Siz de bu faydalardan yararlanmak için, spirulinayı beslenmenize ekleyebilirsiniz. Ancak sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşam adına tek bir gıdaya bel bağlamamak gerektiğini, sağlıklı beslenmenin bir bütün olduğunu unutmamak gerek. Hiç bir gıda tek başına MÜKEMMEL değildir!

Yazının devamı...

Yeni Yılda Yeni Hedefler

İyisiyle, daha çok da kötüsüyle geçirdiğimiz 2016’a veda etmek üzereyiz! Yeni planlar yapacağımız, yeni işlere imza atacağımız, yeni yerler göreceğimiz, yeni insanlarla tanışacağımız yeni yıl geldi çattı! Çoğu insanın aksine ben yeni yılda dilek dilemekten hoşlanmıyorum. Bunun yerine hem iş yaşamım, hem de sağlığım için hedef belirlemeyi tercih edenlerdenim. Çünkü yeni yılda bir hedef koyup, o doğrultuda hareket etmek yeni yılın da verimli geçmesini sağlıyor bence. Ne demişler, rotası olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez!

Peki 2017’de ruh ve beden sağlığımızı korumak için beslenmemizi nasıl değiştirmeli, kendimize nasıl hedefler koymalıyız?

Öncelikle size tavsiyem hedefleriniz gerçekçi olmalı! Sizi strese sokmak yerine mutlu etmeli ve hedefinize doğru attığınız her adım size heyecan vermeli. Gelin birlikte bir kaç hedefinizi belirleyelim;

Kahvaltı; günün en önemli ama maalesef de en kıymet görmeyen öğünü. Biraz daha uyumak için feda ettiğimiz kahvaltıyı gelin 2017de her sabah edelim. Geç kaldığımız zamanlarda da pratik hazırlanacak bir seçenek yaratalım ki, bahanelere yer kalmasın!

Ne kadar basit bir hedef değil mi? Ama 1 sene içinde sağlığınızı o kadar pozitif etkileyecek ki! Vitamin ve mineral eksikliğinden kurtulacak, sindirim sisteminizi düzenleyecek ve kendinizi daha zinde hisseceksiniz!

Çantamızda küçük bir poşet içinde kuru yemiş, kuru meyve gibi sağlıklı atıştırmalıklar bulunduralım. 2017’de ‘’Ama sağlıklı bir şey bulamadım, yedim’’ bahanesini çöpe atalım.

Öğün atlamamak, kan şekeri dengemiz ve açlık kontrolümüz için önemli! İş toplantıları, sunumlar derken bir ana öğün kaçtıysa müsait olduğumuz ilk anda diğer öğünü beklemeden bulunması kolay, sağlıklı ve hızlı alternatiflerle ana öğünümüzü yapmalım.

Evet, hiç fast-food yemeyeceğim yazmadım. Çünkü hedeflerin gerçekçi olması, uygulanabilirliği açısından çok önemli. Bundan önce her hafta yediğiniz fast-food’u, 2017de ayda 1’e düşürseniz bile sağlığınız için kardır!

Evde olan gıdalar tüketilmeye mahkumdur derim her danışanıma. Bu nedenle evde bulundurmazsak, bir şey atıştırmak istediğimizde evdeki sağlıklı atıştırmalıklarla yetinecek ve zamanla paketli gıdalardan uzaklaşacağız!

Sanırım pek çoğumuz için en zorlayıcı hedeflerden biri:) Kefir ve probiotik yoğurtlar damak tadımıza biraz yabancı. Ancak bağırsak floramız için de bir o kadar gerekli. 2017de düzenli kullanımla bağırsak şikayetlerimizden kurtulabiliriz:)

Su olmadan, sağlıklı bir beden düşlemek mümkün değil. 2017de marketlerden bol bol su alalım, gözümüzün önünde sürekli su bulunduralım!

Nerede hareket, orada hızlı çalışan bir metabolizma! Evin içinde bile yürüsek, hareket berekettir. 10 bin adımı mutlaka tamamlayalım!

Zor zamanlardan geçsek de her fırsatta bir tebessüm edelim. Çevremize de ışık olalım. Gülümsememizin, karşımızdakine yarattığı etkiyi tahmin bile edemeyizJ

İşte size 2017 de 10 sağlıklı beslenme hedefi! Zor mu? Hayır! Farkındaysanız hedef kilo belirtmenizi istemedim, çünkü zaten bu basamakları uygularken kilo kaybı da yaşadığınızı, zamanla ideal kiloya geleceğinizi fark edeceksiniz.

Hepinize sağlıklı, huzurlu, başarılı, barış dolu bir 2017 dilerim.

Mutlu Yıllar!

Diyetisyen Nazlı Deniz AYYILDIZ

İnstagram: @dietonthestreet

https://www.instagram.com/dietonthestreet/

Facebook: Diyetisyen Nazlı Deniz AYYILDIZ

https://www.facebook.com/dietonthestreet/?ref=nf

Yazının devamı...

İş Hayatında Sağlıklı Beslenmenin Püf Noktaları

Çalışma hayatındaki yoğun iş temposu, uzun çalışma saatleri, yapılan iş seyahatleri çalışanların kendine vakit ayırmasına engel olmaktadır. Kendisiyle bile ilgilenemeyen bireyler beslenmeyi geri plana atmakta, bunun sonucunda yetersiz ve dengesiz beslenmektedir. Beslenme yetersizliği, motivasyon düşüklüğünü, motivasyon düşüklüğü de stresi beraberinde getirmekte ve sonucunda da başarısız bir çalışma ve beslenme tablosunu karşımıza çıkarmaktadır.

Nerede Yanlış Yapılıyor?

Yoğun çalışma temposunda beslenmeye ayrılan zaman kısıtlı olduğu için; yemek arasında bir fast food zincirine gidip 5-10 dkda hazırlanabilecek ve yine 5-10 dakikada tüketilebilecek doymuş yağdan zengin, hiçbir besin değeri olmayan gıdalar tercih edilmektedir. Zamandan kazanılsa bile bu kısa zaman diliminde tokluk duygusu oluşmamakta ve neredeyse günlük alınması gereken kalorinin yarısı tek bir öğünde alınmaktadır.

Suyun yerini çay/kahve/asitli içecekler dolduramaz. Aksine bu içecekler diüretik etkili olduğu için, dehidrasyona sebep olmakta ve vücut daha çok suya ihtiyaç duymaktadır.

Yeterli su içmeyen bireylerin; yeterli miktarda yağ yakamadıkları ve metabolizmalarının yeterli ölçüde çalışmadığını düşünürsek; hızlı kilo alımı su içmeyen ofis çalışanlarında bir sürpriz değil.

Ara öğün için çalışanlar hep aynı bahaneleri kullanmaktadır.‘’Zaman yok, iş yerinde bulamam, unutuyorum’’. Aslında evden getirilen porsiyonuna uygun bir kuruyemiş ya da bir kuru meyve ya da bir kutu süt bile sağlıklı bir ara öğün olabilir.

Sürekli oturarak çalışmak, hareketsizliği, hareketsizlik de metabolizma hızındaki düşüşü beraberinde getirmektedir. Bu da özellikle oturarak çalışanlarda bölgesel kilo şikayetini arttırmaktadır.

Çözüm Basit!

Ofis çalışanları gün içinde çok az adım atmaktadır. Otobüsten bir durak erken inmek veya arabayı uzağa park etmek gibi küçük değişiklikler gün içinde fazladan 1000-1500 adım atmalarını sağlamaktadır.

Siz de hayatınızda uygulayabileceğiniz bu küçük değişikliklerle ofis hayatınızı daha sağlıklı hale getirebilirsiniz! Hadi sağlıklı yaşama bir adım atın!

https://www.instagram.com/dietonthestreet/

Yazının devamı...

Bayramda neler yiyebiliriz?

Kurban Bayramı'na çok az kaldı. Çoğumuz şimdiden bayramda pişirilecek kavurmaları, açılacak baklavaları düşünmeye başladı bile. Bu lezzetleri hiç yememek, tamamen sınırlamak pek gerçekçi bir hedef değil maalesef. Bu nedenle bayram boyunca kendinize 1 ana öğün ve 1 ara öğün hakkı tanıyın ve en sevdiğiniz lezzetlerden mahrum kalmayın. Peki bu ödül öğünlerini nasıl düzenleyeceğiz? Ne zaman yiyeceğiz?

1. Ana öğün ödülünüzü et/kavurma/köfte gibi yüksek kalorili ama aynı zamanda besleyici bir yemekte kullanın. Ancak dikkat! Kurban Bayramında hemen kesilip, dinlendirilmeden pişirilen etler midede hazımsızlık ve sindirim zorluğu yapar. Bu nedenle bu öğününüzü ilk gün değil mümkünse bayramın diğer günlerinde kullanın.

2. Ara öğün ödülünüzde o çok sevdiğiniz baklavalardan yiyebilirsiniz. Ama bu sınırsız baklava hakkı demek değil. Tabağınızda 3 dilimden fazla baklava kesinlikle olmasın ve sonrasında kan şekerinizi dengelemek için yarım kase yoğurt tüketin.

3. Tabi ara öğünün zamanı da önemli. Tatlınızı en geç öğlen yemeğinden sonra yiyin, kesinlikle akşam yemeğinden sonrasına bırakmayın.

4. Ödül öğünlerinden sonra bol lifli beslenmeyi ihmal etmeyin. Kurban bayramı diye sebzelerden uzak durmayın!

5. Bir kere kaçamak yapmanız, tüm diyetin bozulduğu anlamına gelmez. Bu nedenle toplamdaki ödül öğünü hakkınızı geçmeyin ve sonrasında sağlıklı beslenmenize devam edin!

Tüm bunlara dikkat edersek hem midemiz bayram etmiş olur hem de bayram sonrasında kilo almamış oluruz. Hepinize sevdiklerinizle mutlu bayramlar!:)

Yazının devamı...

Karnınız mı aç? yoksa beyniniz mi?

Ne garip bir soru değil mi? Pek çoğunuz içinizden ‘’Tabi ki karnımız aç’’ diyorsunuzdur. Ama maalesef yanılıyorsunuz. Araştırmalara göre yaşadığımız açlık krizlerinin %40’ı duygusal açlıktır. Sıkıntı, stres, üzüntü, sevdiğimiz bir yemeği görmek duygusal açlığı en çok tetikleyen etkenlerdendir.

Peki duygusal açlık yaşadığımızı nasıl anlayacağız? İşte duygusal açlığın en önemli belirtileri!

1. Duygusal açlıkta beynimiz tek bir besine odaklıdır. Yemek yemekten çok sadece istediği besini yemek ister.

2. Fiziksel açlık belirli bir zaman içinde yavaş yavaş ortaya çıkar. Ancak duygusal açlıkta kendinizi aniden kurt gibi kadar aç hissedersiniz.

3. Duygusal açlıkta beynimizin beklemeye tahammülü yoktur. Bir kriz anı gibi hemen istediği besine ulaşmak ister.

4. En önemli belirtisi ise; bir duygu durum bozukluğu sonucu ortaya çıkmasıdır. Mesela romantik komedi film izleyip dondurma yiyen kızlarımız fiziksel açlıktan değil, aşk acısından yemektedir.

Duygusal açlıktan nasıl kurtuluruz?

1. Bunun için öncelikle hangi durumlarda duygusal açlık yaşadığınızı ve neyi tükettiğinizi anlamanız gerekiyor. Örneğin stresli bir iş toplantısında çok tatlı tükettiğinizin farkındaysanız, çekmecenizdeki çikolataları stoklarını kaldırın.

2. Duygusal açlık sonucu geliştirdiğiniz şartlı refleksi kaldırıp, yeni bir refleks geliştirebilirsiniz. Örneğin; çikolata yemek yerine bir kaç kez üst üste havuç dilimleri ya da sevdiğiniz sağlıklı bir besini yerseniz beyniniz artık ona şartlanacak ve sizden onu isteyecektir.

3. Beyninizin şiddetli bi şekilde acıktığını ve ayaklarınızın sizi istemsiz olarak mutfağa sürüklediğini fark ettiğinizde kendinizi engellemek için sevdiğiniz işlerle ilgilenebilirsiniz. Arkadaşınızı arayabilir, küçük bir yürüyüş yapabilir, biraz internette takılabilirsiniz.

Yazının devamı...

Sebzeyi ana öğüne koymanız için 5 neden!

Toplum olarak ana yemekte bol karbonhidratlı, bol yağlı yemekler tüketmeyi seviyoruz. Pek çoğumuz ana yemekte sadece sebze yemeğini görünce ‘’Nasıl doyacağız?’’ endişesi yaşıyor. Sebzeye karşı bu önyargıyı kırmak ve ana yemeklerde şans vermek için sizlere 5 neden sıraladım.

1. Kalorileri Düşüktür!

Kalorisi tabağınızda görmek istediğiniz o karbonhidratlı yemeklerden çok daha düşüktür. Bu nedenle sınır koymadan, doyana kadar yeseniz bile çok daha az kalori almış olursunuz.

2. Lif İçerikleri Yüksektir!

Peki bu ne demek? Bir besinin lif içeriği ne kadar yüksekse, vücutta sindirimi de o kadar uzun sürer. Bu da tok kalma süremizin uzamasını sağlar. Makarnayı, pilavı yiyip 1 saatte acıkanlar hala sebzeye şans vermek istemiyor musunuz yoksa?

3. Hastalıklar için Güçlü Bir Kalkandır!

İçindeki vitaminler, mineraller ve antioksidanlar sayesinde bizi başta kanser olmak üzere birçok hastalıktan korurlar. Pek çok araştırma sebze tüketen toplumların, daha uzun ve kaliteli bir hayat sürdüğünü göstermektedir.

4. Su İçerikleri Yüksektir!

Karbonhidratlar gibi kendilerine su çekip ödem yapmak yerine, bol su içeriğiyle vücüdun su ihtiyacını karşılamasına destek olurlar. Günlük hayatta istenilen miktarda su tüketemeyen kişiler sebzelerin yardımına başvurabilirler.

5. Hücreleri Yeniler!

Bayanlar dikkat! Sebzedeki antioksidanlar, hücre yenilenmesine destek olur. Bu da yaşlanmayı geciktiriyor demek, kırışıklarınızın oluşumunu yavaşlatıyor demektir.

Saydığım 5 sebep umarım yeterince ikna edici olmuştur! Haydi sebze yemeye!

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.