MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Ne Kadar Şeker Tüketmeliyiz?

Fazla şeker tüketmenin kilo almadan kansere, kronik hastalıklardan dişlerin zarar görmesine kadar birçok hastalığa neden olduğu herkes tarafından biliniyor. Bu durumda hepimizin sorması gereken şey ne kadar şeker tüketmemiz gerektiği ve bu yeter miktardan fazla şekeri nasıl azaltabileceğimiz olmalıdır.

Şeker tüketimi vücut sağlığımızı en başta ağız sağlığımızı etkileyerek bozuyor. Modern ve rafine diet ile insanoğlu 20. Yüzyılda daha önceden karşılaşmadığın şekilde şeker sebebiyle ciddi bir diş çürüğü ve birlikte gelen sorunlarıyla karşı karşıya kaldı. Bugün tükettiğimiz miktarlarda şeker insanların binlerce yıldır ulaşmaya alışık olmadığı kadar ciddi bir oranda vücudumuza yük bindirmektedir.

Amerikan Kalp Derneği (AHA) tarafından, yetişkinlerin tükettiği şekerin makul miktarlara düşürülmesi veya o miktarlarda tutulması öneriliyor. Bu kadınların için yaklaşık 6 çay kaşığı kadar şekerken erkekler için 9 çay kaşığı şeker demek. Bu miktarı hesaplarken süt ve meyve başta olmak üzere birçok gıda maddesinin şeker ihtiva ettiği, bununla beraber sık tükettiğimiz işlenmiş gıdalarda oldukça fazla miktarlarda şeker olduğu akıldan çıkarılmamalıdır.

Sağlıksız beslenme tarzında tüketilen şekerin büyük bir miktarı meyveli ya da asitli içeceklerden, kek, kurabiye gibi hamur işlerinden, dondurma gibi sütlü tatlılardan geliyor. Oldukça fazla miktarlarda şeker içeren bu gıdalara karşı tetikte olmak için satın alınan hazır gıdaların etiketlerini dikkatlice okumak gerekiyor. Bazı tahıl ürünlerine eklenen şeker o kadar fazla ki çubuk şeker kadar tatlı olabiliyor.

Şekerli gıdalar yendikten sonra ağızda tükürükle beraber diş minelerini aşındırmak için gerekli olan asitler için ideal bir ortam oluşturmaktadır. Şekerli gıda tüketimini azaltmakla beraber şekerli gıdalar tüketildikten sonra su içerek veya xylitollu (ksilitollü) sakız çiğneyerek ağız asiditesini düşürmeyi öneriyoruz. Sonrasında ise günlük bakım ve diş temizliğimizi ise aksatmadan yapmamız gerekiyor ki şekerli gıda artıklarının ağzımızda uzaklaştığına emin olalım.

Bu türde bir beslenme alışkanlığını değiştirmenin çözümü, basit ve pratik dokunuşlardan geçiyor. Yulaf ezmenizi hazırlarken bal ya da mevsiminde meyve ile tatlandırabilirsiniz. Benzer şekilde fazla şeker içerikli fırınlanmış ürünlere alternatif olarak meyvenizi dondurup tatlı olarak tüketebilirsiniz. Asitli içecekler, sporcu içecekleri, meyve suları ve fazla tatlandırılmış içecekleri bırakıp mineralli su tüketin. Dengeli ve yeterli bir beslenme alışkanlığı edinin. Sağlıklı karbonhidrat, yağ ve protein tüketmek, bunlara gerekli mineral ve vitamin kaynaklarını eklemek şeker arzunuzu dizginleyecek, sağlıklı bir yaşamın kapısını açacaktır.

Yazının devamı...

İyi Bir Diş Hekimi Bulmak İçin Nihai Rehber

Diş hekimi seçimi çok önemli bir konudur. Doktor seçimi yaparken işinde iyi olması dışında empati kurabileceğimiz birisi olması da önemlidir. Hadi, birlikle başka yerde kolaylıkla bulamayacağınız ipuçlarına bakalım!

Soru: Yaklaşık yedi ay önce başka bir yere taşındım ve düzenli olarak kontrole gitmek için bir diş hekimi bulmak istiyorum. Fakat problem şu ki, bir diş hekiminin iyi veya kötü olduğu kanısına nasıl varabileceğimi bilmiyorum. Hiçbir kriter olmadan bir diş hekiminin kalitesi hakkında nasıl fikir sahibi olabilirim?

Cevap: Yeni bir diş hekimi bulmak zor bir iştir. Yeni bir hastayla görüştüğümde şunu fark ettim ki; insanlar farklı bir şehre taşındıklarında, yeni bir diş hekimi arama işini en sona bırakıyorlar.

Çocuklar için yeni bir okul, kuru temizlemeci, aile doktoru ve hatta kaliteli bir restoran, kasap bulmak bile yeni bir diş hekimi bulmaktan önce hallediliyor.
Evet, yeni bir diş hekimi bulmak bu listenin en sonunda yer alıyor!

Seçeceğiniz diş hekiminin kalitesinin sağlığınız üzerinde –olumlu veya olumsuz- etkisi çok büyüktür.

İlk randevuda edineceğiniz izlenimler, karar vermenize çok yardımcı olacaktır. Bu yüzden acele etmeyin. Daha sonra iyi bir kasap bulma işiyle ilgilenebilirsiniz. Mantığınızı, sağduyunuzu, bazen de içgüdülerinizi kullanın.

Diş hekimi tüm vücut sağlığıyla ilgilenir mi?
Doğru bir diş hekimi sadece dişlerle değil, vücutta ağız sağlığını etkileyebilecek her türlü şeyle ilgilenir. Ağızdaki problemler, kalp hastalığı, bunama, düşük tehlikesi veya şeker hastalığı riskini artırabilir. Bu yüzden doğru bir diş hekimi, vücudun geri kalan kısmının sağlığının ağız sağlığını ve yaşam eğrisini nasıl etkilediğini göz önünde bulundurur.

Mesela sadece çürük bir dişinizin sorununu çözmek için onu çekmek yerine mümkünse tedavi etmenin önerilmesi, eğer değilse ve diş çekilirse de yerine implant ya da köprü yaparak tüm ağız sağlığınızı koruyacak önerilerde bulunması önemlidir.

Eski diş hekiminize, yeni taşındığınız yerde tanıdığı bir diş hekimi olup olmadığını sorun.
Çoğu zaman, yeni taşındığınız yerde diş hekiminizin okuldan arkadaşı ya da uzmanlığıyla bilinen bir diş hekimi olan tanıdığı çıkabilir. Diş hekiminizden birkaç isim isteyin. Hastalardan tavsiye almak yerine işin mutfak kısmında birbirinin çalışma şeklini bilen bir profesyonelden tavsiye almak her zaman daha mantıklıdır.

Diş hekiminizin üye olduğu mesleki dernekleri ve mesleki eğitimi konusunda bilgi alın
Sürekli eğitim, kongre, seminer ve uygulamalı olarak becerileri geliştiren ve kendisine yatırım yapan bir diş hekiminin yenilikler ve uygulamalar konusunda daha yetkin olduğunu düşünebiliriz; bunun yanı sıra tecrübenin de önemi büyüktür.

Böyle bir seçeneğiniz yoksa Türk Diş Hekimleri Birliği’ne danışın.
Türk Diş Hekimleri Birliği size bulunduğunuz bölgeye yakın bir diş hekimi listesi sunacaktır. Hatta mevcut bir probleminiz sebebiyle diş hekimi arıyorsanız, bu sorununuzla ilgili “uzman” diş hekimi listesi de alabilirsiniz.

Ailenizden, arkadaşlarınızdan ya da iş arkadaşlarınızdan tavsiye alın.
Özellikle, daha önce temizleme işlemi dışında, köprü, porselen kuron, kanal tedavisi gibi tedaviler uygulatan yakınlarınıza tavsiyelerini sorun. Burada hiçbir zaman tam olarak emin olma şansınız olamaz ama önemli olabilecek iki husus vardır. Birden fazla insanın ya da arkadaşınızın memnun olduğu diş hekimi konusunda yanılma şansınız daha az olur. Diğer husus da tavsiye aldığınız kişinin beklentileri, yaşam şekli ve hassasiyetlerini göz önünde bulundurun! Önerdiği doktorun da kendi seçtiği kriterlere uygun olabileceği ihtimalini unutmayın.

Diş hekimini Google’layın, “en iyi diş hekimi” olarak arama yapmayın tabi
Parmaklarınızı çalıştırın!
İnternette araştırma yapın, fakat sarı sayfalar ve para ödenerek girilen rehber sayfalardan uzak durun.
“En iyi diş hekimi” olarak birçok arama yapıldığını biliyoruz ama böyle bir sonucun gerçek karşılığı olmadığını bilmelisiniz. İşini iyi hatta çok iyi yapan birçok meslektaşımız var ama eminim ki hiçbirisi kendisini “en iyi diş hekimi” olarak tanımlamaz. İşini severek, etik kurallar çerçevesinde yapan birçok diş hekimi olduğuna emin olun. Hatta bunların bir kısmını Google’da bulamayabilirsiniz.

İnternetteki yaşıtlarınızın yorumlarını okuyun fakat her yorumun adil olmayacağını da unutmayın. Tedavi süreçlerinden bahsedilen yorumlara odaklanın. Uygulamanın tüm yönlerine değinmeyen ve prosedürler hakkında ayrıntılara girmeyen yorumlara şüpheli yaklaşın.

Diş hekiminden ilk muayene randevusu alarak görüşün.
Bu sayede sağlıklı bir değerlendirme yapabilirsiniz. Yüz yüze görüşmek ve karşılıklı olarak edineceğiniz izlenim birçok yönlendirmeden daha olumlu sonuç verebilir.

Konsolosluğa danışın.
Eğer yurtdışına taşınıyorsanız (tatil için de olabilir), en yakın Türk konsolosluğuna gidin ve onların tavsiye ettiği diş hekimlerini öğrenin. Türk bir diş hekimiyle bile karşılaşabilirsiniz.

Yurtdışında diş hekiminin tutumu daha da önemli olacağından, bu işi asla acil durumlara bırakmayın.

Bir sonraki adım: Kliniği ziyaret edin.
İlk ziyaretinizden sonra kendinize şu soruları sorun ve cevapları beğenmezseniz diş hekimi arayışınıza devam edin;


Bu konuda kafanızda soru işaretleri kaldıysa, bunları en başta diş hekiminizle konuşmanızı öneririm.


İçgüdülerinize güvenin.


İyi ve uygun bir diş hekimi bulmak zor olabilir. “Ne ekersen onu biçersin” atasözü, diş hekimliğinde her zaman geçerli değildir. Ucuz ve düşük kaliteli bir diş hekimliği hizmeti almak, uzun vadede (bazı durumlarda kısa vadede bile) daha yüksek fiyatlı ve kaliteli bir diş hekimine gitmekten çok daha pahalıya mal olacaktır.

Diş hekimliği işlemlerinin %60 ila 70’i genel olarak yüksek fiyatlıdır. Eğer tedavinizi yapan diş hekimi, işlem sırasında bazı aşamaları atlamıyorsa indirim yapma şansı da çok düşüktür. Tavsiyem güvendiğiniz diş hekimini bulduğunuzda tüm hayatınızın geri kalanında vücudunuzda taşıyacağınız bir tedavi için karşınızdaki insanı zorda bırakacak şekilde pazarlığa girmemeniz olur. Unutmayın ki standart bir ürün almıyor ya da tesisatınızı tamir ettirmiyorsunuz. Diş hekiminizin de yaptığı işi severek ve keyif alarak yapması gerekir. Fiyatları hiçbir şekilde sizin ödeyebileceğiniz aralığa girmiyorsa kendisinden başka bir tavsiye, alternatif bir tedavi yöntemi isteyebilir ya da diş hekimi arayışınızı biraz daha genişletebilirsiniz.

Kaliteli bir diş hekimine piyasaya göre normal bir ücret ödemenizin yıllar içinde size yapacağınız kar, kalitesiz bir diş hekimliği hizmetine az ödeyerek yapacağınızdan çok daha fazladır. Sağlığınız için bir yatırım yaptığınızı unutmayın.

Peki, “piyasaya göre adil” olan fiyat nedir? Bunun için bölgenizdeki dört ya da beş diş hekiminin temizleme, kompozit dolgu, kanal tedavisi gibi fiyatlarını karşılaştırın. Böylece piyasa hakkında bir fikir edinebilirsiniz. Fakat 2000 - 3000 TL‘lik ortalama bir işleme 500 TL ödemenin, uzun vadede çok daha maliyetli olacağını aklınızdan çıkarmayın. Burada önemli olan, ismi aynı bile olsa bazı işlemlerin ek materyal kullanımı, ayrı laboratuvar işlemleri veya öngörülen bazı ekstra işçilik masrafları olabilir. Bunlarda işini doğru yapan bir diş hekiminde kalitenin artması ama fiyatların da daha yüksek olarak size yansıması muhtemeldir. Doğru doktoru seçmek, “ucuza hallettirmekten” daha önemlidir.

Öngörülen başarı süresini sorun
Diş hekimliği gibi başarısı birçok faktöre bağlı bir tıp alanında yapılan tedavilerin net bir başarı ömürleri olmayabilir ama ortalamaları vardır. Diş hekiminize tahminini sorabilirsiniz ya da çok sorunlu bir dişi zorla ağızda tutmak yerine çekip sonrasında o boşluğu doldurmak, uzun dönemde daha rasyonel ve başarılı bir yöntem olabilir. Doktorunuzun tavsiyesini dikkate almanız daha önemlidir.

Sorunla karşılaştığınızda diş hekiminizin nasıl bir çözüm politikası olduğunu sorun. Bunları en başta konuşmak ilerde diş hekiminiz en doğru tedaviyi yapmış bile olsa, sistemik bazı sıkıntılardan dolayı sorun yaşadığınız dişiniz için diş hekiminize olan güveninizin boş yere kaybolmamasını sağlar veya en baştan alternatif bir tedavi yöntemi seçmenizi sağlayabilir.

Diğer yazılarım için; https://www.onurozturk.com/
İnstagram; https://www.instagram.com/dronurozturk/?hl=tr

Yazının devamı...

Gündelik Yaşamda Uygulayabileceğiniz Diş Beyazlatma Yöntemleri

Beyazlatma herkesle aynı şekilde uyum gösteren bir işlem değildir. Kimileri lise arkadaşlarıyla yapacağı bir buluşmada en iyi şekilde görünmek isterken, kiminin ise son dakikada beliren buluşmalarda güzel ve parlak gülüş elde etmek için 24 saatten az vakti vardır.

Sahip olduğunuz zaman aralığına göre dişlerini beyazlatmak için en iyi sonucu veren yöntemler mevcuttur.

5 dakika, 7 gün veya 1 ayınız olabilir. İşte benim en iyi diş beyazlatma yöntemlerimi içeren liste:

5 dakikanız varsa:

Dudaklarınıza ruj sürün. Dudaklarınızın rengi, kontrast sayesinde dişlerimizin daha beyaz görünmesini sağlar. Eğer dişleriniz sarı görünüyorsa, kiraz veya çiklet pembesi renkleri tercih etmelisiniz. Bu renklerin içerdiği mavi alt tonlar dişlerinizdeki beyazlığı açığa çıkaracaktır. Dişleriniz grimsi görünüyorsa bakır veya bronz tonlarını deneyin; bu renkler gri dişlerdeki beyazlığı ortaya çıkarır.

Diş hekiminizle görüşün. Diş temizliği sırasında hekim dişleriniz üzerinde doğal yollarla oluşan bir film tabakasını temizler ve biriken plak varsa bunları da çıkarır. Temizlendikten sonra dişler daha temiz ve parlak görünür, ışığı farklı yansıtır.

Hastalarım evlenirken, küçük bir evlilik hediyesi olarak onları düğünden bir gün önce çağırıyor, dişlerini temizliyor ve hızlı bir cila yapıyorum. Bu sayede fotoğraflar için daha parlak gülüşlere sahip oluyorlar. Bu, önemli etkinliklerden bir gün önce yapabileceğiniz bir şey. Endişelenmeyin, diş temizleme işlemi tamamen doğal bir işlemdir.

Sabah kahvesinden sonra su ile çalkalamak. Kahve ve çay dişlerdeki renklenmenin çok büyük sebeplerindendir ve su ile ağız çalkalayarak bu renklenme minimuma indirilebilir. Daha da etkilisi, çantanızda her zaman diş fırçası ve diş ipi taşımaktır. Böylece, her kahveden veya çaydan ortalama 30 dakika sonra dişlerinizi fırçalayıp ara yüz temizliği yapabilirsiniz. Aksi takdirde kahvenin içindeki partiküller bir sonraki yemeğe kadar biofilme yapışır ve diş yüzeyinde renklenmeye sebep olur, ayrıca dentin içerisine de penetre olabilir.

7 gününüz varsa:

Ofis tipi beyazlatma için hekiminizle görüşün. Bu beyazlatma haftada bir kaç kez ortalama bir saatlik seanslarla sağlanır. Hekiminiz dişlerinize %35’lik Karbamid Peroksit jeli 30 – 45 dakika süreyle uygular. Bu uygulama dişlerinizin parlaklığında gözle görülebilir bir artışa neden olur. Bu beyazlatma size bir hafta içerisinde çok daha parlak ve güzel bir gülüş verir.

Elektrikli bir diş fırçası edinin. Elektrikli diş fırçasının sürtünme hareketi, renklenmeleri ortadan kaldırmakta ve dişlerin parlaklığını sağlamada çok efektif bir yardım sağlamaktadır. Fırçanın salınım yapan başlığını tutarak 2-3 dakika boyunca dişlerinizi fırçalayın. Bunu desteklemek için de diş beyazlatıcı bir macun kullanın. Bu konuda marka desteği için diş hekiminize danışabilirsiniz.

Bu fırçayı kullandığınız takdirde 1 hafta içinde dişlerinizin parlaklığındaki değişimi fark edeceksiniz.

Beyazlatma çubukları kullanın. Beyazlatma çubukları, dişlerinin şekli henüz bozulmaya uğramamış, yapısal bütünlüğü korunan gençlerde çok iyi sonuçlar vermektedir. Ancak beyazlatma çubuklarının dişeti ile temas etmemesine dikkat etmek gerekir. Aksi takdirde dişeti dokusu ile reaksiyon yaratır. Bu nedenle herkese tavsiye etmiyorum.

1 Ayınız Varsa:

Diş hekiminizden ofis tipi diş beyazlatma ile birlikte evde de uygulayabileceğiniz ev tipi diş beyazlatma sistemi için geliştirilmiş özel beyazlatma plakları edinin. Bu yöntem güvenli ve en efektif yöntemdir. Dişlerinize uyumlu ve yıllarca kullanabileceğiniz bir plağa sahip olursunuz.

Hekiminizin yukarda bahsettiğim ofis tipi diş beyazlatmadan sonra size verdiği plaklara %10 – 15’lik Karbamid Peroksit diş beyazlatma jeli uygulanır ve günde 1-2 saat kullanmanız gerekir. Kimi hastalar sonucu günler içerisinde görürken kimi hastada bu süre 2-3 haftayı bulabilir.

Dişler yaşla birlikte sararma gösterir. Bu nedenle beyazlatma plakları, ofis tipi diş beyazlatmayı destekleyici, kullanışlı ve işlevsel bir sistemdir. Aynı zamanda güvenli bir metottur. Beyazlatma jelinin ağız mukozasıyla teması daha sınırlıdır ama yine de kullanıcının jeli çok fazla uygulamaması ve tercihen yatarken takarak uyumaması gerekir.

Kozmetik işlemlere başvurun. Bu son çare olmalıdır. Lamina Venerler (Yaprak Porselenler) ile kusursuz şekle ve renge, doğallığa sahip dişler elde edebilirsiniz. Lamina venerler ince porselen yapılıp dişe yapıştırılan restorasyonlardır. Çoğu ünlü kişi porselen laminalar sayesinde kusursuz gülüşe sahiptir.

Ancak porselen kaplamalar maliyetlidir ve ortalama 15 senede bir değiştirilmesi gerekmektedir. Bu seçeneğe çok hızlı geçmemek gerekir. Orijinal diş dokusu daima daha sağlıklıdır, bugünkü teknoloji ile dişleri aşındırmadan ya da minimum aşındırma ile uygulanabilen tarzda venerlerin tercih edilmesini öneririm.

Hayatınızın Kalanı Boyunca Gülüşünüzü Koruyun

Kendinize katı, kalıcı ağız hijyeni alışkanlıkları edinin. Genellikle 4 hafta alışkanlık edinmek için yeterli bir süredir.

Eğer dişlerinizi 5 haftadan kısa sürede daha parlak hale getirmek istiyorsanız fırçalama ve ip kullanma alışkanlıkları edinmeniz gerekir. Diş fırçalama, ip kullanımı ve düzenli diş hekimine görünmek ile bakteri gelişimini engeller ve dişlerinizin beyaz kalmasını sağlarsınız.

Ucuzu aramayın. Harcadığınız eforun ve paranın karşılığını alacağınızdan emin olun. Güzel bir gülüşe sahip olmak her şeye değer. Beyazlatma bunun sadece ufak bir kısmıdır.

Diğer yazılarım için; https://www.onurozturk.com/blog/

instagram: https://www.instagram.com/dronurozturk/

Yazının devamı...

Bakımsız Dişlerin Sebep Olduğu 13 Kötü Durum

Toplumda her beş kişiden biri dişlerini günde iki defadan az fırçalıyor, büyük bir kısmı ise temizliği ihmal ediyor. Siz de onlardan biriyseniz aşağıdaki yazıyı okumaya devam edin. Fikrinizi değiştirmek isteyebilirsiniz.

Diş ve dişetinizi ihmal etmek sadece çürüklere ve ağız kokusuna neden olmuyor. Kötü diş sağlığı ve ağız hijyeninin birçok hastalıkla ilişkili olduğu arasında güçlü kanıtlar da bulunuyor.

Dişeti Hastalığı
Dişlerin fırçalanırken ya da diş ipi ile temizlenirken kanaması ile karakterize diş eti hastalığı kötü ağız sağlığını işaret eden ve toplumda sık ihmal edilen bir bulgudur. Dişler ve diş etleri arasında bakteriyel tabaka oluşmasının neden olduğu bu durumun daha yumuşak bir formu olan diş eti iltihabında ise kızaran, şişen ve çabuk kanayan diş etleri görülür. Periodontitis denilen daha ağır formunda ise bakteriler plaklara yayılır ve daha derinlere inerek bağışıklık tepkisinin artmasına yol açar. Bu durum iltihaplı dişler, doku ve kemik kayıpları demektir.

Diş Kaybı
Size 20-64 yaş arasındaki yetişkinler, dişlerinin ortalama yedisini kaybediyor desem? Hatta 50-64 arasındaki grubun yüzde 10’unda doğal tek bir diş bile yok diye eklesem, tepkiniz ne olurdu? Diş çürükleri ve diş eti hastalığının neden olduğu başka bir dramatik durum da diş kaybıdır.

Ağız Kokusu
Kötü ağız hijyenin yol açtığı durumlardan biri de her üç kişinin ikisinde görülen ve halitoz da denilen ağız kokusu. Diş fırçalama ve temizlemenin ihmal edilmesi ağızda kötü kokulu bakterilerin oluşmasına neden olur. Bu kokuya yine dil üzerindeki örtü tabaka da sebep olabilir. Dişlerle beraber dilin de temizlenmesi bu durumun önüne geçebiliyor.

Bunama
Şaşırtıcı da olsa, yapılan araştırmalara göre her gün diş fırçalamayan insanların yüzde 22 ile 65’inde bunama riski mevcut. Yine farklı bir araştırma bize Alzheimer hastalarının beyinleri, diş eti hastalığıyla ilişik daha fazla miktarda bakteriye sahip.

Zatürre
Düşük ağız hijyeni, ağız mikroplarının nefesinizle birlikte doğrudan alt solunum yollarına erişmesine imkan tanıyabilir ve zatürreye yakalanma riskinizi yüzde 40 arttırabilir. Brezilya’da 315 hasta üzerinde yapılan bir araştırma, periodontitis hastalarının zatürreye yakalanma riskinin, periodontitis olmayan hastalara göre üç kat arttığını gösteriyor.

Sertleşme Bozukluğu
Aralarındaki ilişki gizemini korusa da diş hastalıkları ve sertleşme bozukluğu arasında bir bağlantı söz konusu. Aynı etkinin insanlarda olup olmadığı belirsiz olsa da farelerde yapılan bir araştırma periodontitisin, penisin işlevini azalttığı yönünde. Farklı bir çalışma, 30 ile 40 yaş aralığındaki bir hasta grubunda sertleşme bozukluğu yaşayanların yüzde 53’ü aynı zamanda ciddi derecede periodontitis hastası olduğunu gösteriyor.

Beyin Apsesi
Ciddi beyin hasarlarına yol açan beyin apsesini kötü diş sağlığı ile ilişkilendiren bir çalışma olmasa da bu vakaların en az yüzde 12’sinde düşük diş hijyeni olası neden olarak gösteriliyor.

Şeker Hastalığı
Diyabetin, periodontitis için bir risk faktörü olduğu diş hekimleri tarafından uzun süredir biliniyor. Güncel araştırmalar bu ilişkinin iki taraflı olabileceği yönünde. Kötü diş sağlığı iltihabı arttırarak insülin direnci (prediyabet) için tehlike unsuru olabiliyor.

Böbrek Hastalığı
Farklı bir çalışma kronik böbrek hastalığına yakalanma riskinin diş etlerine ilişkin bir hastalığa sahip olanlarda 4,5 kat daha fazla olduğunu ispatlıyor. Başka bir çalışma ise dişi kalmamış yetişkinlerin kronik böbrek hastalığı riskini 11 kar arttırdığını gösteriyor. Yine farklı bir araştırma, periodontitisin böbrek hastalığı için tehlike unsuru olduğunu belirtiyor.

Kalp Hastalığı
Bir araştırma ağız sağlığına kişisel bakım eklenmesinin koroner kalp hastalığı riskini azalttığını gösteriyor. Amerikan Kalp Derneği ise 2012’de diş eti ve kalp hastalıklarının önemli risk unsurlarını paylaştığını belirtiyor.

Gebelik Komplikasyonları
Yetersiz kanıtlara rağmen annenin kötü diş sağlığı, düşük doğum tartısı ve erken doğum ile ilişkili. Araştırmalar, inflamasyonun ya da dolaşıma geçen ağzı bakterilerinin plasentada çoğaldığını ve iltihaba neden olduğunu gösteriyor.

Ülser
Oral-fekal bulaşı gösteren Helicobakter Pylori’ye bağlı gastrit ve ülser ile periodontitis arasında bir bağlantı olduğunu gösteren epidemiyolojik çalışmalar mevcut.

Kanser
Geçtiğimiz yıl yapılan bir çalışma, ağız kanserinin yüzde 80’ine yol açan HPV ile kötü ağız sağlığı arasında bir bağlantı olduğunu kanıtladı. Diğer araştırma bulguları da periodontitisin ağızdaki kanserli hücrelerinin büyümesine destek olduğunu gösteriyor.

Oldukça ciddi bu 13 hastalık göz önüne alındığında temel diş bakımı gibi basit önlemlerin önemi daha fazla anlaşılıyor. Yılda en az iki kez diş hekimi ziyareti, dişlerin iki defa ikişer dakika fırçalanması ve günde bir kez diş ipi kullanımı sizleri bakımsız dişlerin neden olduğu bu kötü durumlardan kurtarabilir. Basit ihmallerin büyük sonuçları olabilir, unutmayın.

Diğer blog yazıları için; https://www.onurozturk.com/blog/

İnstagram; https://www.instagram.com/dronurozturk/

Yazının devamı...

Ramazan Ayı ve Ağız Sağlığı

Ramazan ayı; biz diş hekimleri için ağız, diş ve diş eti sağlığı bozulan bir çok hastaya sık rastlamaya başladığımız bir ay. Sahur ve iftar arasında dişlerin fırçalanmadığı sürede ağızda kolayca üreyen bakteriler; diş çürüklerini, diş eti sorunlarını ve ağız kokusunu arttırıyor. Bu dönemde ağız ve diş sağlığınının normalden daha fazla dikkate alınması gerekiyor.

Bakteriler, yemeklerden sonraki 20-30 dakika içinde dişlerde asit oluşumuna yol açarak diş çürüğü yapmaya başladığından sahurda mutlaka dişlerin fırçalanması gerekiyor. Atlanırsa bu eylem gün içinde yapılmalı. Oruçluyken diş macunu yutmamak kaydıyla diş fırçalamanın orucu bozmadığı konusunda din adamlarının da mutabık olduğunu artık biliyoruz.

Özellikle iftar ve sahurlarda yemek yendikten sonra dişlerin daha özenli fırçalanması gerekiyor. Oruçlu iken yeme, içme fonksiyonlarımız azaldığından ağızdaki tükrük akış hızı oranı düşer. Tükürük bezlerinin ürettiği salgı ve tükürüğün yıkama kapasitesi azalır. Bu nedenle, bakteri varlığı açısından vücudun en zengin bölgesi olan ağzımız, temizlenemediği için sürekli kirli kalır. Bu da, zaten var olan ağız kokusunun şiddetini artırır ve onun çevreyi rahatsız edecek boyutlara ulaşmasına neden olur. Daha çok açken ortaya çıkıyor gibi görünen ağız kokusunun asıl nedeni budur.

Diğer taraftan bronşlar ve mideyle ilgili kokular da ağız kokusu ile karıştırılabilmektedir. Özellikle daha önce yediğimiz gıdalar ve midenin boş olması koku olasılığını artırabilir. Soğuk algınlıklarına bağlı enfeksiyonlar ve geniz akıntıları da koku yapabilir. Ayrıca ağız kokusunun bir diğer nedeni diş eti iltihabı ve protezler olabilir. Dişlerin fırçalanmaması sebebiyle dişlerin aralarında veya protez altlarında biriken yemek atıklarına bağlı olarak ağız kokusu olabilir. Oruçluyken ağzımızın bakımı çok iyi yapılmazsa bu koku daha da artabilir.

İftarda ve sahurda yediğimiz yemeklerden sonra ağızdaki dengeler tamamen bozulur, asit oranı artar, bakteri çoğalması için uygun ortam oluşur. Sahurda yemek yenildikten sonra hemen yatıldığı için ağız içinde temizlenmeyen plaklar daha çok bakteri üremesine neden olabilir. Bu dönemde dikkat edilmezse, diş çürükleri de ağız kokusu ile birlikte artabilir. Gece yatmadan önce ağız ve diş temizliği çok iyi bir şekilde yapılmalıdır. Diş araları, kuron ve köprüler varsa altları diş ipiyle temizlenmelidir. Ağızda hareketli protezler varsa ağızdan çıkartılıp içleri fırçayla temizlenmelidir.

Ayrıca bu özen yediğimiz besinlerde de devam etmeli. Sebze ve meyve gibi lif yönünden zengin besinlerin tüketilmesi önemli. Yanlış beslenme alışkanlığının bir yandan dişte yarattığı hasarları arttırdığı, diğer yandan tükürüğün kalitesini ve savunma gücünü düşürerek ağız hijyenini bozduğu unutulmamalı.

Diğer blog yazılarım : https://www.onurozturk.com/blog/

İnstagram : https://www.instagram.com/dronurozturk/

Yazının devamı...

Dişleri Beyaz Tutmaya Yardımcı Olan Yiyecekler

Bazı yiyecek ve içeceklerdeki enzimlerin diş minesi üzerinde bulunan pelikıl proteinlerini etkileyerek dişlerde renklenmelere sebep olduğunu biliyoruz. Peki, bunun tersi etki yaratan yiyecekler mevcut mudur? Ya da başka bir ifade ile hangi yiyecekler bu lekeleri minimum düzeyde tutar? Bu sorulara gelin, beraber cevap arayalım.

Kabaca, renklenme ve tabaka birikimini azaltarak dişleri daha uzun süre beyaz tutabilen yiyecekler, pelikıl tabakasındaki lekeleri dağıtma özelliğine sahip yiyeceklerdir.

Asidik türde yiyecekler: Sitrik asit içeriğiyle turunçgiller, başlıca ananas olmak üzere, kalsiyumla birleşme özelliğine sahip, leke çıkaran özelliktedirler. Malik asit içeren çilek gibi meyveler de leke oranını azaltmaya yardımcı olur.

Aşındırıcı türde yiyecekler: Aşındırıcı özellikle kastedilen, diş minesini çizen abrasif maddeler değil; lif bakımından zengin, mekanik temizleme özelliğine sahip yiyeceklerdir. Misvak ağacı lifleri ya da köklü lif barındıran yiyecekler lekeleri uzaklaştırmaya yardımcı olur.

Protein parçalayıcı enzimler barındıran yiyecekler: Mekanik aşındırıcı zencefil kökü ya da sitrik asit içeren ananas, papaya mayası içeren papaya/kavun ağacı gibi yiyeceklerin aynı zamanda protein parçalayıcı özelliği nedeniyle diş lekelerini azaltmada yardımcı özelliği vardır.

Her ne kadar bu yiyecekler leke azaltmanın temel ilkelerine sahip olsalar da bugün için elimizde bunu destekleyen bilimsel bir kanıt maalesef bulunmamaktadır. Ağız ve diş bakımının mekanik temizlikten geçtiği düşünüldüğünde bu tip destekleyici beslenmenin ek fayda sağladığı unutulmamalı. Sonuçta dişlerimizi asit ve bakterilerden koruyan pelikıl denilen mine zarlarıdır ve bu zarın çözünmesi, dişlerimizde bakteri birikmesi, dolayısıyla çürük ve asit erozyonuna karşı savunmasız kalması demektir. Bahsi geçen yiyeceklerin diyete dengeli şekilde eklenmesi, bu zarın üzerinde birikecek lekeleri azaltarak daha sağlıklı bir ağız bakımına yardımcı olacaktır.

Website : www.onurozturk.com

İnstagram: dronurozturk

Yazının devamı...

Diş Hekimliğinde 3 Boyutlu Baskı Yöntemi

Üç Boyutlu yazıcıdan (3D printer) baskı ile alınan ve dişlerin ya da implantların üzerine yerleştirilen kuronlar (kaplama) günümüzde yeni bir dönüm noktasına ulaştı. Next Dent şirketi, 22 Ocak’ta düzenlenen bir konferansta 3D diş baskısı ile elde edilen kuronları sundu. Hollandalı bir hastaya “Micro Filled Hybrid” olarak bilinen özel bir malzeme kullanılarak basılmış dişler yerleştirildi.

Üç Boyutlu Diş Baskısı
Normal şartlarda, bir kuron protezi için hastaların değişik tedavilerden geçmeleri gerekiyor. Ancak, üç boyutlu dijital iş akışı kullanımı sayesinde artık bu süre hatırı sayılır ölçüde azaltılabilecek. Günümüzde tek seansta diş hekimliği uygulaması, “milling” yani kazıma sistemleriyle (Sirona CEREC gibi) uygulanabilmektedir. Fakat kazıma ile ekleme olarak tanımlanabilecek üç boyutlu yazıcı (3D printing) teknolojileri arasında bazı farklar var.

Diş hekimliği ve diş teknolojilerinde sık tercih edilen kompozit esaslı bir materyal kullanan üç boyutlu baskı teknolojisi, üretim sürecinde hataların kayda değer şekilde azalmasını mümkün kılmaktadır. Bu sayede diş hekimleri günümüz işleme teknikleri tarafından sınırlandırılmayacak ve kullanılan takımlardan kaynaklanan geniş köşelerden kurtulmuş olacaklar. Bunların yanı sıra, bu teknoloji sayesinde boşa harcanan malzeme miktarı oldukça azalacak; çünkü kazıma teknolojisinde bloktan geri kalan malzeme tamamen atılırken, 3D printing teknolojisi ile üretilen kuronda sadece gerektiği kadar malzeme kullanılıyor.

Diş Hekimliğinin Geleceği
3D baskı pazarının dünya çapında 2020’ye kadar üçe katlanarak 3 milyar dolara (2,75 milyar euro) ulaşması bekleniyor. Bu teknolojinin diş hekimliğinin geleceğinin bir parçası olduğunu düşünebiliriz.

Bugün, diş hekimi olarak kazıma teknolojisi ile güncel olarak kullandığımız çeşitli porselen materyallerini klinikte aynı gün içinde hatta aynı seansta üretebilme şansına sahibiz. Üç boyutlu (3D) yazıcılar bize ortodontik plak veya benzer kalıpları üretmede büyük fayda sağlıyor. İlerde, protez işlerinde baskı teknolojisinin kazıma teknolojisinin yerini alabilmesi için biz diş hekimlerine en azından aynı malzeme alternatiflerini sunması gerekiyor. Bugün güncel materyallerle dijital olarak ürettiğimiz dizaynların prototiplerini ise bu yazıcılardan alarak kullanabilmekteyiz.

Benim kişisel görüşüm, baskı teknolojisinin de gelişmesiyle tek seansta diş hekimliği uygulamalarının derinlik kazanacağı yönünde; fakat kazıma teknolojisinin yerini tamamen alabilir mi, bunu göreceğiz.

instagram sayfa: https://www.instagram.com/dronurozturk/

website : https://www.onurozturk.com/

Yazının devamı...

Sigara İçenlerde Diş Beyazlatma Mümkün mü?

Kimi hastalar uzun zaman sigara kullandıkları için dişlerinin beyazlatılamayacağını düşünüyor. Peki, diş beyazlatma işlemi diş gözeneklerini açtığı için diş renklerinin daha kötü hale dönüşmesine ihtimal var mıdır?

Dişlerinizi sigara kullanıldığı süre içinde de beyazlatmanız mümkün. Fakat beyazlatma döneminde diş minesinin geçirgenliği arttığı için yaklaşık 2 hafta kadar “beyaz diş diyeti” denen bir rejim öneririz. Bu rejimde renklendirici etkisi olan yiyecekler, kırmızı şarap ya da kahve gibi içecekler ya da tütün ürünleri gibi alışkanlıklar yasaklanır. Çünkü dişler, pelikıl temizlendikten sonra tamamen açığa çıktığı için beyazlatma sonrası etkilere karşı daha hassas hale geliyor. Her ne kadar bu, diş beyazlatmayı tamamen etkisiz hale getirmese de etkisini azaltıyor.

Beyazlatma plakları, diş beyazlatmadan farklı olarak dişte yapısal olarak renk değişikliği sağlarlar. Bu renk değişikliği daha kalıcı ve güvenlidir. Diş hekiminizin önereceği şekilde belli aralıklarla beyazlatma, diş beyazlatma plakları ile desteklenirse diş renkleri tekrar açılacaktır.

Renklenmeyi önlemenin tek yolu hekiminize diş temizliği yaptırmaktır. Sigara kullananlara her 6 ayda bir diş hekimiyle görüşmesini ve dişlerini temizletmesini öneririm.

Özel beyazlatma plakları renk değişimi için en iyi seçenek olacaktır. Fakat en önemli sorun ağız kanseri ve erken ölümlere sebep olabilen sigaradır. Sigara içerisinde bulunan nikotin ağızdaki yıkımı arttıracak ve erken yaşta diş kayıplarına sebep olacaktır.

Sigara tiryakilerinin her 6 ayda bir muayene olarak diş, diş eti problemleri ve ağız kanseri açısından sahip oldukları riskleri inceletmelerini öneririm. Sigara yüzünden ağzınızda uzun dönemde beyazlatılması gereken diş kalmayabileceği akıldan çıkarılmamalıdır!

Diğer blog yazılarım için; https://www.onurozturk.com/blog/

instagram ; https://www.instagram.com/dronurozturk/

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.