MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Karbonhidrat Sayımı

Karbonhidrat sayımı diyabetin tıbbi beslenme tedavisinde, kan şekeri kontrolünün optimize edilmesine yardımcı olmak için kullanılan bir öğün planlama aracıdır. Diyabet tanısı konulduğu zamandan itibaren diğer besin öğelerinden çok daha fazla kan şekerimizi yükselten karbonhidratları sayma yaklaşımı ile glisemik kontrolü sağlayabilir, dışarıda besin seçiminde daha esnek olabilir ve komplikasyonlardan korunabiliriz. Tip 1 ve tip 2 diyabetliler, gestasyonel diyabetliler, insülin pompası kullananlar, hızlı ve kısa etkili insülin kullananlar için uygun bir yöntemdir.

Diyabetlinin boy-kilo ihtiyacına, yeme alışkanlıkları, fiziksel aktivite, egzersiz ve kullanılan ilaçlara göre planlanan karbonhidrat miktarı değişir. Temel karbonhidrat sayımı, orta ve ileri düzeyde eğitimler 4-6 seans arasında diyetisyen tarafından verilir. Başlangıç düzeyinde karbonhidrat miktarını ve porsiyon ölçüsü hesaplamayı, orta düzeyde besin tüketim ve ölçülen kan şekerleri kayıtları, besin etiketini okumayı öğrenme, 3.basamakta diyabetlinin kullandığı tükettiği insülin miktarı ile insülin oranının eşleşmesi ve insülin duyarlılık faktörü yani 1 ünite insülinin kaç gram karbonhidrat miktarını düşürdüğü hesaplanır.Besin öğelerinden protein, yağ ve posa miktarının da kan şekerimize hangi düzeyde etki ettiğini mutlaka öğrenmemiz gerekiyor. Öğrenme aşamasında mutfak tartısı, hesap makinesi ve güvenilir kaynak kitaplardan faydalanabiliriz.

Özetle, diyabet yönetiminde eğitim şart. Bilmediğimiz şeyden korkuyoruz. Ufak yanlışlar kan şekerimizde büyük dalgalanmalara neden olabilir. Diyabetle arkadaş olacak mıyız? Karar sizin.

Sağlıklı günler dilerim.

Yazının devamı...

Tatilde Diyabet

Yaz mevsimi gelmişken birçoğumuzu da tatil heyecanı sardı. Bu sürece bizimle eşlik eden yol arkadaşımız tip 1 diyabet ayrı bir renk katıyor çünkü onu yaşadığımız yerde bırakamıyoruz. Özellikle yeni diyabetlilere ve ailelere yurt içi ve yurt dışında uzun yıllardır seyahat deneyimi olan bir diyabetli olarak, önemli noktalardan bahsetmek isterim.

Tatiller gittiğimiz destinasyonlara göre, yemek alışkanlıklarımızın ve öğün saatlerimizin değişmesi, uyku düzeni, fiziksel aktivite, uzaklık, hava değişimi, sosyallik ve eğlence olarak biraz daha günlük rutinlerimizin dışına çıktığı için yönetebilmek adına stres yaratabilir. Paniklemenize gerek yok.Bu doğal bir süreç. Kendi diyabetimizi tanıyıp, deneyim arttıkça normalleşiyor.

Öncelikle planımızı yaparken, son sağlık kontrollerimizden geçtiğimizden emin olalım. Sonrasında diyabet malzemelerimizi unutmamak adına bir ihtiyaç listesi yapmamız faydalı olur. Doktorumuzdan enjeksiyon ya da insülin pompası yani tedavi şeklimizi ve insülin dozlarımızı belirten bir rapor isteyip, yanımızda bulunduralım. Tip 1 diyabetli kimlik kartımız da olsun. Eğer yabancı ülkeye gidiyorsak öncesinde sağlık sistemleri ve acil durumlar için araştırma yapıp,bilgi sahibi olabiliriz. Uçak ya da arabada insülinlerimizi kesinlikle bagaja ve bavula vermiyoruz.Uzun yolculuklarda ödem ve sıvı kaybı için bol su tüketelim.Çantamızda da her senaryoya karşı atıştırmalıklar olsun.Havalimanlarında bugüne kadar sensör ya da pompa ile ilgili sorunla hiç karşılaşmadım. X ray den geçtiğimizde de zarar görmüyorlar.

Tip 1 diyabet tedavisinde, pankreasımız insülin üretmediği için tedavi şeklimiz ortak.Bunu dışarıdan almak. Sadece enjeksiyon ya da pompa olarak araçlarımız farklı.

O halde en temel ihtiyaçlar neler?

Yedekleri ile bolca,
Kısa ve Uzun etkili insülinler
Stripler
İğne Içları
Lancetler (Parmak delici)
Şeker aletleri
Piller ve sensör için bantlar
İnsülin pompa setleri ve Rezervuarları
Kesme şeker ve meyve suları
Glucagen Hypokit
Parmak dezenfektanı
İnsülin koruma çantası
Buz Kaseti
Özel İlaçlarınız
Özel tükettiğiniz besinler
Güneş Koruyucusu ve Nemlendirici Krem

Sanıyorum en ana araçlarımızla liste hazır. Gerisi kıyafetler, süsler, püsler:) Ve tabi en önemlilerinden biri de yanımızdaki kişilerin diyabetin ritmini bilmesi ve bilinçli olması.

Herkese keyif dolu bir yaz dilerim.

Yazının devamı...

Sensör Teknolojisi ile Diyabet

Günümüzde şeker ölçümlerimizi kolaylaştıran, parmak delmeden alınan şeker değerlerinden ve şeker günlüklerinden çok daha fazla veri sağlayan teknolojiler ön plana çıktı. Sensör teknolojisi kullanan diyabetliler, günlük şeker ölçümünün 5 katı kadar ölçüm yapabiliyor. HbA1c değerleri aynı olan iki ayrı diyabetlinin, günlük glukoz seyirleri birbirinden çok farklı olabilmekte, farklı glukoz değişkenlikleri, hipoglisemik ve hiperglisemik seyirleri olabilmektedir. Parmaktan ölçüm yaptığımızda anlık değerleri gördüğümüz için , genel diyabet profilimiz hakkında tam resmi görememekteyiz. Bu da tedavi kararlarının etkinliğinde zorlanmaya neden olmaktadır.

Sensör kullanımı kolaylığı sayesinde, tüm glisemik resmi görmemiz mümkündür. Yeni sensör teknolojilerinin sunduğu avantajlar arasında yazılımları aracılığı ile bilgisayara kolayca aktarılabilen raporlar yer almaktadır. Böylece hekimler klinik tedavide daha hızlı yorumlayabilmektedir. Özellikle parmak delmeyi ortadan kaldıran, basit bir uygulama aparatı ile herkes tarafından takılabilen, glukoz takip sistemleri de ülkemizde kullanıma giren teknolojiler arasındadır. Bu sensörler hem o andaki glukoz ölçüm sonucunu rakam olarak göstermekte hem de önceki ölçümleri grafik olarak okuyucunun ekranında göstermektedir.

Okuyucu son 90 günlük ölçüm kayıtlarını hafızasında saklayabilmektedir. Diyabetli çocukların sağlığı ve gece glukoz değerleri takibi , aileleri için uykusuz geceler demektir. Flash glukoz takip sistemi sayesinde, çocuklar uykularından uyandırılmadan, aileleri tarafından takip edilebilmektedir.

Sensörler ile ilgili yapılan tüm araştırmalar, daha iyi kan şekeri kontrolünün yanısıra biz diyabetlilerin en büyük korkusu olan hipoglisemilerin azalmasına da ciddi katkı sağlamaktadır.

Her Daim Sağlıkla

Yazının devamı...

Diyabetle Yaşam Koçluğu Seansı Nedir?

Herkese merhaba,

Bu ay gelen sorular üzerine tekrar koçluk kalemi ile yazmak istedim. Bildiğiniz üzere, geçtiğimiz Kasım Ayı, " Dünya Diyabet Günü " ve teması " Diyabet ve Aile " olduğundan , özellikle diyabetli çocuklar ve ailelere dokunma şansım çok fazla oldu.

Koçluğun evrensel olarak metodolojisi aynıdır .Koçluk yapan kişinin, profesyonel bir eğitim sürecinden geçip, kendisini Koçluk mesleğini geliştirmeye adamış olan, Uluslararası Koçluk Federasyonuna üye olması, sürekli eğitimlerle kendini desteklemesi ve koçluk prensiplerini ,yaşam prensipleri haline getirmiş olması gerekir. Sonrasında kişiler, ilgi alanlarına göre spesifik konular seçip, uzmanlaşabiliyorlar.(Marka Koçluğu, iletişim koçluğu, spor koçluğu) gibi..

Diyabet yönetiminde özellikle Amerika'da merkezlerde " Diabetes Life Coach" takımın parçasıdır. Doktor tedavi sürecini yönetir, hemşire (consultant) , bu süreç ile ilgili eğitim verir, psikolog sorunlarla ilgilenebilir. Koç ise hedef_çözüm odaklı çalışır. Benim için önemli olan, karşı tarafı harekete geçirip, motive edebilmektir. Bu amaçla kişinin hem diyabet hem de diyabetle yaşam alanlarına bakılır. Hangi noktada? Neleri daha iyi yapmak istiyor? gibi güçlü sorularla, diyabetlinin ihtiyacı ve çalışmak istediği alana göre başlanır.

Koçlukta tanışma yani kimya seansı dediğimiz ilk seans ücretsizdir. Diyabetli koçluktan ne bekliyor, koç neler yapabilir? Bu yolda beraber çalışabilecekler mi? Bu noktalara bakılır.

Özetle, Diyabetle Yaşam Koçu, diyabeti anlatmaz, öğretmez. Kendi teknikleri ile öğrenmesi için ilgili kişilere gitmesini sağlayabilir. Onunla beraber bu yolculukta motivasyon arkadaşıdır. Sadece diyabetli isterse, koç izin alarak, kendi tecrübelerinden yine koçluk bakış açısı ile mentörlük yapabilir.

Belki siz, belki eşiniz belki de çocuğunuz.Yalnız değilsiniz. Misyonum, çocukluktan yetişkinliğe diyabetlilerin ve ailelerinin yanında olmak.

Neslihan@360derecediyabet.com

Sevgiler

Yazının devamı...

14 Kasım Dünya Diyabet Günü

Bildiğimiz gibi; Kasım Ayı diyabet farkındalık ayıdır. Birçok insan için soğuk bir sonbahar günü olsa da biz diyabetlilerin, diğer bir yaş günüdür. İnsülini bulan Kanadalı Doktor Frederick Banting'in doğduğu gündür. Dünya Diyabet Günü'nün sembolü "Mavi halkadır". (bluecircle). Mavi halka, yaşam ve sağlık döngüsünü anlatmakta, mavi renk ise gökyüzünü sembolize etmektedir. Bu ay içerisinde ülke genelinde, hastanelerde, organizasyonlar, yürüyüşler, diyabet seminerleri gibi pek çok etkinlik düzenlenir.

Yapılan araştırmalara göre, Dünyada diyabetli sayısı 500 milyona yaklaşmış durumdadır.Son 40 yılda, 6 kat artış göstermiştir. Türkiye, Diyabet Vakfı'nın verdiği bilgilere göre , tüm Avrupa ülkeleri arasında en hızlı artışı gösteriyormuş.Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) bu seneki Dünya Diyabet günü temasını " Diyabet ve Aile" olarak belirledi. Özellikle çocuk yaşta koyulan diyabet teşhisinde aile bireylerinin yaklaşımlarının rolü büyüktür.İnsülin enjeksiyonu yapılması dahil, tüm konularda anne, babanın rolü eşit olmalıdır.Diyabet kontrolünde, eğitim, diyet değişikliği, ilaç, fiziksel aktivite ve disiplinin sağlanmasında ailelerin diyabetli bireyi desteklemesi hayati önem taşıyor.Bunun yanında, motivasyonun sağlanması, psikolojik olarak destek olunması bekleniyor.

Bu ay özellikle diabetes coach (diyabetle yaşam koçu) olarak, aileler ile daha fazla temas etmek istiyorum. İlgilenen kişileri, tanışma seansına beklerim.

Tüm diyabetlilerin 2. yaş günlerini kutlarım.

Yazının devamı...

Diyabetin Maddi Yükü

Diyabetin yaşam kalitesi ve artma oranının, tüm dünyada global bir tehdit olduğunu biliyoruz. Ülkemizde de sağlık harcamalarının dörtte birinden fazlası bu alana yapılıyor. SGK verilerine göre, diyabete ve buna bağlı komplikasyonların sağlık harcamalarının %20 den fazlası bu orana sahip. Biz diyabetlilerin kan şekerlerini iyi takip edebilmesi ve yönetebilmesi için, diğer ülkelerde devlet desteği geri ödemelerde ,ilaç ve striplerde çıkan fark ödemelerinde daha kolaylık sağlarken maalesef bizim ülkemizde böyle değil. Halbuki diyabetten dolayı,diyalize giren bir kişinin masrafı ,devlete ortalama 10-15 yıllık strip masrafına eşit geliyormuş.

Bu sabah eczaneden 3'er aylık periyot düzenimdeki yazdırdığım insülinler, stripler, iğne uçlarını alırken , (biz diyabetlilerin temel ihtiyaçları) cebimizdeki yükün arttığını tekrar gördüm. Türkiye Ekonomisinde ki daralma, döviz kurlarında olan artıştan dolayı, yurtdışından ithal gelen diyabet malzemeleri ve teknolojik sensörlere de yansıdı. Diyabetlilerde artan maddi endişeden dolayı, tedavi şeklini sadece insülin kalemine çevirmek zorunda kalanlar oluyor. Halk arasında kullanılan bir deyim vardır " Şeker hastalığı, zengin hastalığı " diye. Bunu bu ara sanki daha çok duyar gibiyim.

Diyabette teknolojik yeni gelişmelerin lansmanından evet mutluyuz. Ancak devlet desteğini de görmek istiyoruz. Dalgalı ve belirsiz ekonomik günlerden geçerken, benim sizlerle paylaşabileceğim şu; Hangi tedavi şeklini, teknolojiyi vs kullanırsak kullanalım ; Diyabet Yönetiminde direksiyon her zaman bizde.İyi bir metabolik kontrol, stres yönetimi, doğru beslenme olmadığı sürece, Mucize yok! Sahip olabildiklerimizle huzurumuzu ve sağlığımızı koruyabildiğimiz günler diliyorum.

Sevgi ile kalın.

Yazının devamı...

Diyabeti Kabullenmek

Herşey kabullenmekle başlar. Diyabeti iyi yönetebilmenin ilk altın kuralı, onunla hayat arkadaşı olduğumuzu ve sevip sayarak geçinmemiz gerektiğinin farkında olmaktır. Diyabet yaşım 20 yılı geçtiği ve çocukluğumdan beri bu alanda da sosyal bir çevrenin içerisinde olduğum için çok fazla gözleme ve diyabet öykülerini dinleme şansım oldu.Öyle ki en çok karşılaşılan duygusal tepkiler "inkar", "suçlama" ve bıkkınlık.Bazılarımız bu konuda destek almaya dahi kapalıyız. Diyabetli olduğumuzu söylerken, utanıp sıkılıyoruz. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre diyabet bulaşıcı olmayan salgın hastalıklar arasındadır.

Teşhis konduktan sonra kendilerinde ve yakınlarında şok etkisi yaratabiliyor. Neden ben?

Gelecekte beni neler bekliyor?

Hayatım nasıl değişecek? Diyabette kendi tepkilerimiz kadar, yakınlarımızın, ailemizin, sosyal çevremizin de tavırları kişiyi çok etkileyebiliyor. Maalesef toplumda insanların bazı kalıplaşmış inançları var.Bunlar kendi çevresindeki gördüğü bilinçsiz diyabetlilerin yaşam tarzından ve tamamen bilgi yetersizliğinden. Lütfen kimsenin yükünü almayalım.

Diyabeti yönetebilmeyi, hayatımızdaki karşılaştığımız sorunlarla başa çıkma yöntemlerine çok benzetiyorum. Stresi, korkuyu, endişeyi vs.Bütün bu faktörler kan şekeri düzeyimizi etkiliyor.

Motivasyonumuzu yüksek tutup, hayattan mutlaka keyif aldığımız alanlar yaratalım. Eğitim, doğru beslenme, spor, düzenli hekim kontrolü, doğru ilaç tedavisi ile diyabetinize neler kattığınız...

Sevgiler

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.