MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Duygusal Zekâsı Yüksek Çocuklar Nasıl Yetiştirebilirsiniz?

Duygusalzekası yüksek olan çocuklar sadece duyguları fark etme ve kontrol etmede başarılı değildirler, aynı zamanda diğer kişilerin duygu durumlarını da anlayabilmebecerisine sahiptirler. Bu beceriler çocuk tarafından uygun deneyimlerle öğrenilir ve ebeveyn rehberliğinde geliştirilebilir.
“Geçtiğimiz on senede bilim duyguların hayatlarımızdaki inanılmaz rolünü tekrar vurguladı. Araştırmacılar, IQ düzeyinden çok, duygusal farkındalığın, duygularla ile baş edebilme becerisinin hayatın tüm alanlarındaki (aile ilişkileri de dahil olmak üzere) mutluluğu ve başarıyı belirlediğini ortaya koymuştur.”–John Gottman,

Çocuklar kendi duygularını tanımlayabildiklerinde, sakin kalarak ihtiyaçlarını daha rahat ifade edebiliyorlar. Bu durum sadecesağlıklı gelişimin göstermesi değil aynı zamanda daha az öfke/ağlama krizleri ve güç savaşları anlamına gelir.

· Kendi duygularınıtanımlayabilmek ve onlar hakkında konuşabilmek

Duygusal zekası yüksek bir çocuk yetiştirerek, onun ufkunu genişletebilirsiniz:

o Kendi duygularını ve kararlarını yansıtabilme fırsatı

o Etkili problem çözmeyiöğrenme fırsatı

o Diğer kişilerin çeşitli duyguları deyimlediklerini gözlemleme, empati kurabilme becerisi

o Farklı sosyal durumlarda kendini ortaya koyabilme fırsatı

o Olumsuz duygularıhemen onarma teklifinde bulunmadan o anın içinde kalabilme becerisi ( ağlaması durması için şeker teklif edilmesi vb.)

Çocuklar sahici olarak duygularınıhissedebilme yetisini kazanmak hem de sosyal beklentilere uyum sağlayacak şekilde kendilerini kontrol edebilmeyi öğrenmek için ebeveynlerinin rehberliğine ihtiyaç duyarlar. Peki, ebeveynler çocuklarına duygularını düzenlemeye de nasıl yardımcı olabilir?

: Duygularortaya çıktığında onlar hakkında konuşun, öğüt verme niteliğinde değil ama onların hissettiklerine dahil olmaya, bu duyguya tepkileri neler olduğu üzerinde sohbet edin. Aynıduyguyu yaşayan farklı insanlar hakkında da konuşabilirsiniz. Duygusal zeka üzerine yapılan araştırmalar, duygulara sahip olma, duyguları hissetme ve bilişsel olarak duyguları tanımlayabilme arasında sağlıklı bir ilişki olduğunu ortaya koyuyor. Örneğin; Eğer bir çocuk kızgın olduğunu söyleyebiliyor ise, öfke patlama döngüsüne girme ihtimali daha düşük oluyor.

Herkesin duyguları ve tepkileri farklıdır ve geçerlidir. Çocuğunuza ne hissetmesi gerektiğini söylemekten kaçının. Örneğin; eğer çocuğunuz korktuğu için şikayet ediyor ise çocuğunuza korkacak bir şey olmadığını söylemeniz yardımcı olmayacaktır. Eğer çocuğunuza ne hissetmesi gerektiğini söylerseniz, o an hissettiği duygu ile çelişebilir ve bu kafa karışıklığına neden olabilir.

Çocuğunuza, karakterlerin çeşitli duygular deneyimledikleri zengin içerikli hikayeler okuyun. Çocuğunuzla karakterin nasıl hissettiğini, neler düşündüğünü, neye karar verdiği hakkında keyifli sohbetler edin. Örneğin; Ters Yüz (Inside Out) filmini çocuğunuzla birlikte izledikten sonra üzerinde konuşabilirsiniz.

Çocuklar duyguları oyun yolu ile çok doğal bir biçimde tanışır ve deneyimler. Hatta oyuncak bebek, kukla gibi figürleri kullanarak direk duygular üzerinde oyun kurabilirler. Bu oyun dolu anlar olumlu duygu kontrolüne örnek oluşturmak için kullanılabilir.

: Çocuğunuza iyi davranışları öğretmek veya duygularını kontrol etme becerisini kazandırmak için ona vurmayın, onu dışlamayın veya onu utandırmayın. Bu tür bir disiplin çocuğunuzun duygularını fark etmesi, tanımlaması ve yönetmesi için yardımcı olmayacaktır. Üstelik çocuğunuza duyguları kontrol etme konusunda da uygun bir rol model olmamış olursunuz.

Çocuklar kaygılandıklarında, üzüldüklerinde veya kızdıklarında özellikle topluma açık alanlarda en fazlaempatiye ve onları sevdiğinizi duymaya ihtiyaç duyarlar. Çocuğunuz öfke patlaması yaşarken sakinleşme sürecini başlatabilmeleri için sizin şefkatinize ve empatinize ihtiyaç duyar. Çocuğunuzun öfkesi ile size ne anlatmaya çalıştığınız düşünerek ona göre tepkinizi belirleyebilirsiniz. Sizin bu durumlardaki tutumunuz da çocuğunuza örnek olacaktır.

Ayşe Başak Erk- Uzm. Gelişim Psikoloğu

Mika Psikoloji

cocuklaringelisimi.com

Yazının devamı...

Çocuklarda Ödev Sorumluluğunu Geliştirmek için 9 Öneri

Çocuklar ödev sorumlulukların kendilerinin alması önemlidir.
Ancak ebeveynlerin belli bir yaşa ve olgunluğa kadar ödev takibinde aktif rol alarak, çocuğuna organizasyon becerilerini öğretmede, çalışma düzenini kurmada ve sürdürmede, zorlandıkları bir alanda destek olmaları yararlıdır.

Çocuğunuzun öğretmenlerini iyi tanıyın. Öğretmenlerinin ödevlerden beklentilerini, tarzlarını bilmek kolaylaştırıcı bir etkendir.Öğretmenlerine de ödev konusunda ne kadar aktif olmanız gerektiği hakkında da bilgi alabilirsiniz.

Çalışma alanını düzenleyin. Çocuğunuza uygun bir çalışma alanı hazırlamanız hem dikkatini yoğunlaşırmada hem de planlama becerileri açısından önemlidir.Çalışma masası mümkünse boş bir duvara baksın, yeterli ışığının olması ve kalem, makas gibi kullanacağı malzemelerinin ulaşılabilirliği önemli ve ihtiyacı dışındaki malzemeleri çalışma sırasında çekemecesine kaldırın.

Çalışma sırasında dikkatini dağıtacak uyarınları en aza indirmeye çalışın.Televizyonun açık olmaması, kullanıyor ise cep telefonunun yanında olmaması, bilgisayarın kapalı olmaması gibi.

Belirli çalışma saatleri düzenleyin.Çocuğunuzun ne zaman çalışmaya daha yatkın olduğunu gözlemleyin ( eve gelir gelmez mi, bir şeyler atıştırıp dinlendikten sonra mı, akşam yemeğinden sonramı vb.), belirlediğiniz bu zaman diliminde tutarlı olarak her gün çalışma masasında olsun.

Çocuğunuzun organize olmasına yardımıcı olun.Normalden daha karmaşık bir projesi /ödevi var ise birlikte öncelik belirleyin ve bir sistem oluşturun. Hangi alandan başlayarak daha sonra yapacaklarınızı listeleyin.Her gün ödevlerini hangi sıra ile yapacağını da planlayabilirsiniz.

Ödevlerini yaparken çocuğunuza zorlandığı alanlarda yardımcı olurken, her ödevini /projesini sizin yapmamanız önemli. Çocuğunuzun elinden gelenin en iyisini yaptıktan sonra takıldığı alanlarda sizing devreye girmeniz daha uygun olacaktır.

Bazı durumlarda ödevini “yapmama” seçiminin sonuçlarına çocuğunuzun kendisi karşılamalıdır. Bu gibi durumlarda çocuğunuza hatırlatmanızı yaptıktan sonra, bir daha hatırlatma yapmayacağınızı ona iletin.Gerekli durumda öğretmenine neden ödevini tamamlamadığı açıklayabileceğini suçlayıcı ve öfkeli olmayan, nötr bir tonda ona iletin.

Çocuğunuzu motive edin ve yönlendirin.Çocuğunuzun akademik hayatındaki yeniliklerden haberdar olun. Hangi gün sınavları var hangi güne etkinliğini tamamlaması lazım vb.


Çocuğunuzun aldığı nottan çok çabasını takdir edin.


Eğer çocuğunuzun birçok dersin ödevini yapmada güçlük çektiğini veya dikkatini toparlamakta güçlük çektiğini gözlemliyor iseniz bir uzmandan öğrenme ve dikkat becerileri için destek almanız uygun olacaktır.

Ayşe Başak Erk/ Uzm. Gelişim Psikoloğu

cocuklaringelisimi.com

Mika Psikoloji

Yazının devamı...

Faydalı bir oyuncak üstelik çevre dostu: Karton oyuncak

Son dönemlerde ön plana çıkan karton oyuncaklar çevre dostu olmaları çocukta yaratıcılığı desteklemeleri ve çok amaçlı kullanımı açısından bilinçli ebeveynlerin ilgisini çekmeye başladı. Kartondan oyuncakların çocuğun eğlenmesinin yanı sıra çocuk gelişimine olan birçok katkısı da vardır.

Karton oyuncaklar aslında hazır alınan birçok oyuncağa göre daha sade, çok yönlü. Karton oyuncakları saklamak, tekrar kurmak oldukça pratik oluyor. Aynı zamanda çocuklar karton oyuncaklarla kendi oyunları kurgulayıp uygulayabildikleri için daha uzun süre konsantre oluyor ve emeğinin karşılığını görebiliyor.

Bu nedenle çocuğu kısa süreli meşgul edecek sonra sıkılıp kenara koyacağı bir hazır oyuncak yerine yerine tüm hayal gücünü kullanarak yaratıcılığı ile karton oyuncağı her gün farklı bir şeye dönüştürebilir, zihnindekini yansıtmakta özgür kalabilir.

Küçük yaş çocuklar, karton kutular/ karton oyuncaklar ile saklambaç oynamayı, karton kutuların etrafında emeklemeyi ve tünelmiş gibi içinden geçme oyunlarını özellikle çok severler. Bu sayede çocuk kendi bedeninin sınırlarını tanıyabilir, öz farkındalığı artar. Aynı zamanda çocuğun karton oyuncakları istediği manipüle edebilmesi de (yerini, şeklini, işlevini değiştirmesi) otonom hareket edebildiğini fark ettirir ve keyif verir.

Büyükçe olan karton oyuncaklar ile oynayan çocukların kaba motor becerileri de gelişir. Kutunun etrafında koşma, içine zıplama, üstünden zıplama, kutuyu taşıma gibi birçok etkinlik çocuğun gelişimine katkıda bulunur.

Güvenli alanları olabilecek karton kutu ve oyuncakların içine saklanarak güvende hissedebilirler. Sakinleşmeye ihtiyaç duyduklarında, biraz yalnız zaman geçirmek istediklerinde çocuğunuzu karton oyuncağının içinde kıvrılmış yatarken bulabilirsiniz. Çocuklar günlük hayatlarında yaşadıklarını oyunlar ile işler. Çocuğunuz yaşadığı hangi durumu işlemeye anlamaya ihtiyacı varsa karton kutu ve karton oyuncaklarını ona göre kullanabilir, şekillendirebilir. Örneğin, doktor ziyaretinden sonra eve geldiğinizde karton kutu bir hastane olabilir veya uzun bir yolcuğa çıkmadan önce bir uçağa dönüşebilir.

Karton oyuncaklar ile çocuklar yaratıcılıkları ve hayal güçlerini kullanarak birçok farklı maceraya atılabilir. Yapılandırılmamış oyun ile tüm kontrol çocuktadır; karton oyuncağı nasıl kullanacağına, oyunun kurallarına, oyunun sürecine tamamen kendi karar verir. Çocuğunuza ‘ Bu karton kutu/ karton oyuncak ile ne yapabiliriz acaba?’ diye sorun ve onu düşüncelerinde serbestçe dolaşmasına bir şeyler yaratmasına fırsat tanıyın.

Ayrıca karton kutular ve karton oyuncakların oldukça dayanıklı olduğunu ve çevre dostu olduğunu unutmamak lazım.

Karton oyuncaklarda birçok farklı materyali de çocuğunuza sunabilirsiniz. Yün ipler, kurdeleler, makas, battaniye, gazlı/kuru boya, dergi sayfaları (kolaj için), tahta çubuklar, tuvalet kağıdı ruloları, kuru yapraklar, sünger parçaları, pipetler, mandallar, renkli yapıştırmalar kullanabilirsiniz.

Ayşe Başak Erk/ Uzm. Gelişim Psikoloğu

cocuklaringelisimi.com

Mika Psikoloji

Yazının devamı...

Yaz aylarında bebek arabalarındaki tehlike

Sıcaklarda bebeğinizi korumak için bebek arabasının üstünü bir örtü ile örtmenizin tehlikeli bir sonucu olabileceğini biliyor muydunuz?

Neredeyse tüm ebeveynler çocuklarını bir kaç dakika bile olsa sıcakta arabada bırakmamaları gerektiğinin bilincindedir. Ancak farkında olmadığımız ve sıklıkla yapılan bir hata ise bebek arabaları ile ilgilidir. Ebeveynlerin bebek arabasında uyuyan çocuklarını güneş gibi dış etkenlerden korumak için çok ince de olsa bir örtü ile örttüklerini görüyoruz. Ancak İsveçli araştırmacılarca hava akımı olmadığı için örtülü iç alanın ısısının bir anda çok yükselerek çocuk için tehlikeli olacağı belirtildi. Buna ek olarak örtülü olduğu anlarda bebeğin sıkıntıda olduğunu görmek ve müdahalede bulunmak daha güç oluyor.

Küçük çocuklar, büyük çocuklara göre sıcağa daha hassas olduğu gibi vücut ısıları 3-5 kat daha hızlı yükselebiliyor. Bu durum ise bebeklerde ve küçük çocuklarda sıcak çarpması, ani bebek ölümü sendromu gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor.

İsveçli araştırmacılar bebek arabasını ılık bir günde 11.30 ve 13.00 arasında güneşte bırakarak bir araştırma yapıyorlar. İlk olarak araştırmada sıcak havada üstü açık pusetin içinin 22 derece olduğu ölçülmüştür. İnce bir örtü ile 30 dakikada bebek arabasının iç ısısı 34 dereceye çıkmıştır, 1 saat sonra ise iç ısısı 37 derece olmuştur. Bu ısılarda çocuk hızla sıcak çarpması geçirebilir, 40 derecede ciddi böbrek ve beyin hasarları oluşabiliyor.

Çocuklarda sıcak çarpması belirtileri:

Çok sıcak havalar bebeğinizin veya çocuğunuzun fiziksel sağlığını etkiler çünkü bedenleri yetişkinler gibi ısıya kolay adapte olamaz. Bebekler ve çocuklar etkinlikler sırasında yetişkinlere göre daha az terledikleri için bedenlerini kolayca soğutamazlar. Bu nedenle sıcak havalarda sıcak çarpması veya kalp sorunları yaşayabilirler.

Böyle üzücü bir olayın bebeğinizin başına gelmemesi için sıcak havalarda çocuğunuza hafif, bol ve pamuklu giysiler giydirin. Çocuğunuzu özellikle gölgede gezdirin. Arabada iseniz çocuğunuzun aşırı ısınmadığını sık sık kontrol edin. Çocuğunuzun sıcak günlerde normal günlere göre daha fazla sıvı tüketmesine özen gösterin.

Ayşe Başak Erk/ Uzm. Gelişim Psikoloğu

Yazının devamı...

Oyun oynamanın çocuğunuza olan katkıları

Çocuklar kendilerini sözcükler ile ifade etmeye başlamadan oyun, hikaye anlatma, sanat yolu ile kendilerini ifade etmeye başlar.

Bilişsel Gelişime Olan Faydaları

Yaratıcılığını geliştirir.

Soyut düşünce gelişimine yardımcı olur.

Hayal gücünü kullanması için sınırsız fırsatlar sunar.

Sorun çözme becerisini geliştirir.

Empati becerisini pekiştirir.

Farklı bakış açılarını keşfetmesine fırsat tanır.

Yeni bilişsel yeteneklerini geliştirmesine ve üzerinde çalışmasına olanak sağlar.

Duygusal Gelişime Olan Faydaları

Gerçek hayattaki bir çok farklı sosyal rolü deneyimleyebilir.

-mış oyunlarında hayatı kontrol edilebilir olduğunu hisseder, rahatlar.

Yaşadığı çatışmaları oyun yolu ile ifade edebildiği gibi çözümlemeye adım atar.

Duygusal rahatlama, enerji boşaltımı, gerginliğin azalması.

Kendini ifade edebilmesine fırsat yaratır.

Eğlenme, keyif olma, yaşam enerjisinin artmasında etkilidir.

Öz güveni, benlik saygısının artmasına yardımcı olur.

Kaygı ve endişelerin azalmasında etkin rol oynar.

Terapötik etkisi vardır.

Sosyal Gelişime Olan Faydaları

Paylaşma, işbirliği, pazarlık yapma, anlaşma yapma gibi kavramların pekişmesine yardımcı olur.

Sabır, bekleme gibi kendini kontrol edebilme becerisine etkisi vardır.

Problem çözme becerisini destekler.

Sosyal ilişkiler kurmada, arkadaşlıkların erken yaşlarda başlamasında ilk aracıdır.

Liderlik becerisini destekler.

Dürtü kontrolü, agresif davranışları kontrol edebilmede yardımcı etkendir.

Fiziksel Gelişime Olan Faydaları

Kaba motor ve ince motor becerilerini destekler.

Fiziksel güçlüklere çözüm üretme, sabrederek uğraşmasına fırsat tanır.7

Günlük hayatta gerekli olan becerileri ( çatal ile yemek yeme vb.) çalışır ve gerçek hayatta uygularken daha rahat olur.

Dikkat Becerisine Olan Faydaları

Dikkat süresini uzatmaya yardımcı olur.

Konsantrasyon becerisini destekler.

Dil Gelişimine Olan Faydaları

Kelime haznesinin gelişimini destekler.

Hikaye anlatma, anlama becerilerini geliştirir.

İletişim becerilerinin gelişimini destekler.

The Journal Pediatrics’de yayınlanan makaleye göre çocuklardan ders arasında oyun oynamaya fırsatı olanların ders sırasında daha uygun davranışlarda bulundukları ortaya konmuştur. 8-9 yaş gurubunda yapılan bu araştırma, gün içinde 15 dakikadan daha fazla araya sahip çocukların akademik çalışmalar sırasında daha verimli oldukları belirlenmiştir .Ancak çalışmaya katılan 10,000 çocuktan %30 ‘u dışındakilerin oyun oynamak için gün içinde 15 dakikadan az vakitleri olduğu görülmüştür .

Early Childhood Education Journal yayınladığı araştırmada, okul öncesi çocukların serbest oyun ve yetişkin yönlendirmeli oyunlar sayesinde başkalarını duygu ve düşüncelerini fark edebilme becerilerinde etkili olduğu ortaya konmuştur. Oyunun çocuğun kendi duygu - düşüncelerini düzenlemede yardımcı olduğu ve bu becerilerin ileri yaşlarda da çok gerekli beceriler olduğu belirlenmiştir.

Ayşe Başak Erk/ Uzm. Gelişim Psikoloğu

cocuklaringelisimi.com

Mika Psikoloji

Yazının devamı...

Çocuklarda tuvalet eğitimi için ipuçları

Çocuğun tuvalet eğitimine hazır oluş becerilerinin kazanmış olması ile başlar. Çocuğunuzun fiziksel, davranışsal ve bilişsel olarak tuvalet eğitimine hazır olduğunu aşağıdaki maddelerden anlayabilirsiniz. Eğer çocuğunuz tuvalet eğitimine başlamaya hazır ise;

Ebeveynlerin ise tuvalet eğitimine ne zaman, nasıl başlanacağına dair ortak ve tutarlı fikirlerinin olması bu süreci kolaylaştıracaktır. Ebeveynlerin yapıcı, olumlu, anlayışlı ve sabırlı olmaları çok önemlidir.

Çocuğun hayatında büyük değişikliklerin olduğu bir dönem ise (kardeş doğumu, ev taşınma, ölüm vb.), tuvalet eğitimini verecek ebeveyn yeterli zaman ayıramayacaksa veya eğitim süreci kesintiye uğrama riski var ise eğitime başlanmamalı ve daha uygun bir zaman beklenmelidir.

Öncelikle çocuğun tuvalet eğitimine başlanırken çocuğun tuvalet kullanımı hakkında bilgilendirilmesi önemlidir. Ona ‘’ Sen artık büyüdün, büyükler gibi külot giyebilirsin. Bez yerine bundan sonra bizim gibi tuvalete gidebilirsin. Tuvalete kolay ulaşabilmen için basamak koyduk. Rahat oturabilmen için üstünde küçük çocuk adaptörü var. Onu kullanarak sende bizim gibi tuvaletini yapabileceksin.’’ gibi bir açıklama yapabilirsiniz. Daha sonra bezleri ortadan kaldırın ve deneme külotuna geçiş yapın. Çocuğunuz ile birlikte alışverişe çıkarak onunda beğendiği külotları almanız onun motivasyonunun yükseltecektir. Bu süreçte çocuğunuzun üzerine kolay çıkarılabilir kıyafetler seçin.

Çocuğunuzun kullanacağı adaptörü ve basamağı yerleştirin ve her zaman ulaşılabilir olmasına dikkat edin. Yetişkinlerin tuvaleti kullandıktan sonra mutlaka adaptörü yerine takmalıdır. Genelde tuvaletini yaptığı zamanları belirleyin ve o zamanlarda çocuğunuzu adaptörüne oturtun. Gün içinde tuvaletinin geldiğine dair ipuçlarını yakalayın ve hemen onu tuvalete götürün. Tuvaletinin azda olsa bir kısmını tuvalete yapması önemlidir. Tuvalete gittiğinde onu yalnız bırakmaktan çekinin, ona eşlik edin.

Tuvalete gitme için çiş/kaka yapma gibi kelimeler kullanın ve bu davranışları ifade edin (‘’Çiş mi yapacaksın?’’ vb.).

Bir önemli diğer nokta ise çocuğunuzu istemediği halde lazımlıkta/tuvalete oturtmaktan çekinin. Çocuğun tuvalet yapma ile olumsuz duyguları eşleştirmesine yol açabilir, bu durumda tuvalet eğitiminin verilmesini güçleştirir. Asla ceza olarak lazımlık/tuvalette oturmayı kullanmayın.

Eğer lazımlık kullanarak eğitime başlama ihtiyacı duyuyorsanız (çocuğunuzda klozeti kullanmada telkin ile geçmeyen bir endişe duyuyorsa) veya tercih ediyorsanız; çocuğunuz ile birlikte seçtiğiniz bir lazımlık ile başlayın. Lazımlığın ulaşılabilir olması ve esas evdeki tuvaletin bulunduğu odada olması önemlidir. Salonda, odasında veya televizyonun karşısında olması uygun olmayacaktır. Çocuğunuzun genellikle tuvaletini yaptığı zamanlarını belirleyin ve o zamanlarda çocuğunuzu lazımlığa oturtun. Gün içinde çocuğunuzun tuvalete gitme ihtiyacını belirten hareket ve sözlerine dikkat edin. Bu söz ve hareketleri gözlemlediğinizde çocuğunuzu lazımlığa oturtun. Böylece tuvalete oturma rutini geliştirmiş olacaksınız. Belli zamanlarda çocuğunuza tuvalete gitme ihtiyacının olup olmadığını sorun. Lazımlığını ve tuvalet kullanımda yanında olmaya özen gösterin.

Çocuğunuz lazımlığa alıştığından bir süre sonra yetişkinlerin kullandığı tuvalete geçişinde ona uygun aparat alınması ve tuvalete ulaşabilmesi için basamak alınması gerekir. Çocuğunuzun tuvaletini yaparken ayağının basamağa basması, bağırsak hareketleri için gereklidir.

Tuvaletini yaptıktan sonra sifonu çekme ve el yıkama rutini ile öz bakım becerilerini kazandırabilirsiniz. Kız çocuklarının tuvaletlerini yaptıktan sonra önden arkaya altını silmesini öğretilmesi sağlığı açısından çok önemlidir.

Zaman zaman kazalar olması çok normaldir. Bu tür kazalarda hiç tepki verilmemesi, ceza verilmemesi gerekir.

Ev içinde olan, çocuğunuz ile ilgilenen her kişinin (bakıcı, anneanne, babaanne vb.) tuvalet rutinini aynı olarak uygulamaya devam etmesi süreci hızlandırır ve kolaylaştırır.

Erkek çocuklarda tuvalet eğitimi, kız çocuklarından biraz daha farklıdır. Kız çocuklarının erkek çocuklara göre daha çabuk olgunlaştığına dair bilgiler olmasına rağmen her çocuğun kendi gelişimi olduğu unutulmamalıdır. Erkek çocukları da kızlar gibi öncelikle oturarak tuvalet eğitimini alırlar daha sonra bunu babasında, okulda arkadaşlarında gördüğü gibi ayakta denemek isteyebilir. Deneme isteğini reddetmeyin. Tuvalete, tuvaleti tıkamayacak şekilde küçük kağıt toplar yapıp, tuvalete atabilir ve onları hedef olarak kullanarak hedef denemeleri yaptırabilirisniz. Hemen başarmazsa ona kızmayın ve denemesi, öğrenmesi için fırsat ve zaman tanıyın.

Unutulmamalıdır ki tuvalet eğitimi süreci aslında doğal bir süreçtir. Ebeveynden çok çocuğun kontrolünde olan bir gelişim evresidir. Bu nedenle ebeveynlerin eğitim sürecini tamamen üzerlerine almadan çocuklarını desteklemeleri ve cesaretlendirmeleri daha uygundur.

Ayşe Başak Erk - Uzm.Gelişim Psikoloğu

Mika Psikoloji

cocuklaringelisimi.com

Yazının devamı...

Çocuğumun sözcük dağarcığının artmasını nasıl sağlayabilirim?

Çocuğunuz ile sıkla konuşun. Birlikteyken gördüğünüz, yaptığınız, yapmakta olduğunuz şeyleri ona anlatın. Böylece sadece sözcük dağarcığını desteklemez, çocuğunuzun dinleme becerilerini de desteklemiş olursunuz. Çocuğunuz çevresinde ona yönelik konuşmalara ne kadar çok maruz kalırsa kendi dil gelişimi de o kadar olumlu yönde etkilenecektir.

Çocuğuna düzenli olarak yüksek sesle yaşına uygun hikaye kitapları okuyun. Çocuğunuza resimlerdeki karakterleri, nesneleri de göstererek isimlendirebilirsiniz.

Çocuğunuz bir şeyi göstererek istediğinde, bu nesneyi ona isimlendirerek verin. Örneğin, bardağı gösteriyor ise ’’Su mu istiyorsun? Al bakalım su.’’ gibi.

Çocuğunuzun kendini ifade edilmesine izin verin. Bir şeyi sözcükleri kullanarak ifade edebiliyor ise, gösterdiğinde(acil değil ise) hemen bunu sağlamayın, söylemesine fırsat tanıyın.

Çocuğunuzun sizinle sohbet etmesi için fırsatlar yaratın. Böylece hem aile içi iletişiminizi desteklersiniz hem de çocuğunuzun sözcük dağarcığının gelişmesine yardımcı olur,dil gelişimine fayda sağlarsınız.

Dışarı çıktığınızda onun için özel olan bireyi toplamasına /almasına yardımcı olun. Akşam yemekte aile üyelerine onun için özel olan bu parçayı anlatması için teşvik edin.

Çocuğunuz kendi okumaya başlasa da ona yüksek sesle kitap okumaya devam edin. Birlikte kitapevine giderek kitap seçebilirsiniz.

Çocuğunuzun sözcük dağarcığını geliştirmek için gördüğünüz ve onun sorduğu her şeyi isimlendirin. Çocuğunuz bu gelişim basamağında yeni bilgileri bir sünger gibi alabilir. Önemli olan bu sürecin zorlama değil doğal olmasıdır.

Bir kelime için kullanılabilecek farklı seçenekleri de kullanarak onun sözcük dağarcığını zenginleştirebilirsiniz (keyifli-zevkli-eğlenceli vb.)

İlgisini çeken her şeyi okumasına izin verin. Bu bir dergi, gazete yazısı da olabilir tabii bir kitap da olabilir.

İlgisini çeken bir konuda bir dergi çıkarması için ona yardımcı olabilirsiniz. Bu sayede hem yazılı ifadesi hem de okuma becerilerini desteklemiş olursunuz. Derginin resimlerini tamamlarken de yaratıcılığı gelişir.

Okuduğu kitaplar hakkında sohbet edin. Aynı şekilde ebeveynleri olarak sizde okuduğunuz bir yazıyı ona anlatın.

Çocuğunuzu günlük tutmasına teşvik edebilirsiniz.

Kelime bilgisi içeren kutu oyunlarından yararlanabilirsiniz (Scrabble, Tabu, Boogle vb.).Hem kaliteli zaman geçirir hem de sözcük dağarcığının gelişimine katkıda bulunmuş olursunuz.

Ayşe Başak Erk - Uzm.Gelişim Psikoloğu

Mika Psikoloji

cocuklaringelisimi.com

Yazının devamı...

Çocuk ve Yemek Yeme Alışkanlığı

Çocuğunuz süt sevmiyor ama yoğurt yiyorsa; 5 değil 3 köfteyi iştahla yiyorsa; brokoli sevmiyor yeşil fasulye seviyorsa bırakın çocuğunuz bildiği gibi yapsın! Yemek yemeyi sorun haline getiren sıklıkla çocuklar değil maalesef ebeveynleri oluyor.

Çocuklar doğal olarak 1 yaşında kendi yemeklerini yeme konusunda heveslenirler ve 3 yaş civarında kendi yemeklerini yeme becerisini kazanırlar. 2-5 yaş aralığında ise çocuklar özellikle birkaç favori yemeği tercih ederken farklı yiyecekleri deneme konusunda çok seçici olabilirler. Bu durumun gelişimlerinin bir parçası olduğunu unutmamak önemlidir. Yemek yeme veya yememe konusu aile içerisinde gündem halinde olmamalıdır. Çocuk ebeveynlerini yemek yememe yolu ile kontrol edebildiğini veya istediği ilgiyi elde edebildiğini fark ettiği an bu durumu çözümlemek daha güç hale gelir.

Bazı çocuklar ebeveyn tutumları veya geçirdikleri ağır bir hastalık sonrasında yemek yeme konusunda aşırı seçici hale gelebilir. Bazen ise ebeveynler çocuklarının yeterince yemek yemediği konusunda şikayetçi olduklarını duyarız. Ancak yapılan araştırmalarda ebeveynlerin iştahsız olarak tanımladığı çocuklarının boy ve kilolarının yaşlarına uygun olduğu bulunmuştur.

Çocuğunuzun masada bulunan yemeklerden ne kadar istediğine kendisinin karar vermesine ve tabağına koymasına izin verin. Dilerse bir kaşık daha istediği yemekten alabileceği tercihinin onda olması çocuğunuzu güçlü hissettirecektir. Çocuğunuz ile yemek konusu üzerinde bir güç savaşı içerisinde olmamak için sınırlı seçenek yöntemini her zaman kullanabilirsiniz.

Ebeveyn olarak çocuğunuza sağlıklı yiyecekleri ulaşılabilir hale getirmeye ve farklı yiyecekler ile erken yaşlardan tanıştırmaya başlayabilirsiniz. Ancak her zaman çocuğunuzun ağız tadına, yiyecek seçimlerine saygı duyun. Öncelikle eğer çocuğunuz aç değil ise onu yemek yemeye zorlamayın. Aynı zamanda yemekten sonra tatlı yiyeceklerini ödül olarak kullanmayın. Bu durumda çocuk yemek yemenin olumsuz bir şey olduğu bağlantısını kuracaktır. Çünkü ödül genellikle zor veya hoşlanılmayan bir durum sonrasında kazanılır.

Yeni yiyecekleri çocuğunuza tanıtırken yaratıcı ve sabırlı olmaya özen gösterin. Çocuğunuzun yeni yiyecekleri ellemesine, koklamasına izin verin. Birlikte yeni yiyeceğinizi nasıl hazırlayabileceğiniz üzerine birlikte fikirler üretebilirsiniz. Yeni yiyecekleri çocuğunuzun sevdiği bir tat ile birlikte sunmak etkili olur. Çocuğunuzun market alışverişinize ve sonrasında yemek hazırlama sürecine dahil etmeniz olumlu bir bağ kurmasına yardımcı olacaktır.

Unutmayın ki sağlıklı beslenme alışkanlıkları birkaç gün gibi kısa bir sürede yerleşmez bu nedenle uzun soluklu küçük değişiklikler yaparak başlayın. Yaptığınız sağlıklı değişimler çocuğunuzun yetişkinlik döneminde de devam edecektir. Bununla birlikte çocuğunuzun birçok konuda sizi model aldığını hatırlayarak siz de farklı yiyecekleri deneyin, sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığınıza özen gösterin.

Eğer çocuğunuzun beslenme düzeninin sağlığı ve gelişimi üzerinde ciddi olumsuz etkileri olduğunu görüyor iseniz mutlaka çocuk doktorunuza başvurun. Çocuğunuz sonrasında hala yemek sorunu yaşıyor ise çocuk psikoloğu ile görüşmeniz etkili olacaktır.

Ayşe Başak Erk - Uzm.Gelişim Psikoloğu

Mika Psikoloji

cocuklaringelisimi.com

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.