Geçtiğimiz günlerde Pembe Nar standında İBS Anne Bebek fuarındaydım. Fuar anne ve anne adaylarının gündemleri ile ilgili olarak tasarlanmış bir çok etkinliklerin, konuşmacıların ve sohbetlerin olduğu ufuk açıcı bir program ve içerikteydi. Uzun zamandır sosyal medyadan takip ediyordum. Ayrıca İBS Yazar Buluşmaları bölümüne de Fark Yaratan Anne Baba kitabım nedeniyle de bulundum.

Hem Pembe nar hem de buluşma standında  edindiğim izlenimleri  ve genel olarak gözlemlerimi, duygularımı paylaşmak istiyorum.

Gördüğüm şey öncelikle şuydu; hangi stantta ne dağılıyor, ne alabiliriz zihniyeti ile dolanan bir kesim vardı ya da onlar benim gözüme daha çok çarptı. Yarışmalar, yarışmalardan kazanılacak puanlar ödüller etrafında toplanmış meraklı bir kesim, konuşma alanındaki çok önemli  konuları kaçırıyorlardı.

Kaçırmak da demeyelim ya bilmiyorlardı ya da orada anlatılandan çok kazanılacakları önemliydi belki.

Bebek arabaları tıka basa dolmuş ellerde balonlar, şekerler ve daha ne alabiliriz duygusu ile etrafta dolaşma hali.

Oysa pek çok firma öyle değerli konular belirlemişler ve konuklar, konuşmacılar getirmişlerdi ki…

Elbette bunlardan yararlananlar da olmuştur. Ancak stantlardaki kişilerle de biraz sohbet edince aynı gözleme sahip olduklarını gördüm” bu sene değişik bir kitle var…” Bebeklik döneminin 2 ya da 3  yaşa kadar olduğunu düşünsek demek 1 ya da 2 yıl önceden farklı bir anne baba profili oluşuyor.

Aslında bu, benim genel gözlemimi de destekliyor.

Annelik bir furyaya ve sektöre de dönüştü aslında… Annelik deneyimlerinin paylaşılması üzerinden yürüyen bir sektör var. Dolayısıyla da anne ve anne adayları önemli bir potansiyel.

Heyecanlı, endişeli, meraklı ve özverili bir kitle. Bu kitle dış etkenler tarafından kolay manipüle edilebilecek durumda. Bu noktada anne ve babaların ve adaylarının biraz kendi ihtiyaç ve öncelikleri konusunda bilinçli olmaları önemli.

Örneğin fuara giden bir ailenin bugün neler dinleyebilirim ya da hangi stantta benim merakım, sorunum ya da sorularıma karşılık gelecek şeyler var demesi ile orada geçirilen zaman önceliklindip, sonrasında da denk gelen ilgi çeken şeylere yönelinebilirdi belki… Eminim böyle yapanlar da vardır.

Alış veriş ve bir şeyler edinme duygusunu da bizim çocuklarımıza geçirdiğimizi düşünü,  fark edip kendimize bakalım derim. Aslında her şey için önce anne baba olarak kendimize bakalım.

Çocuğumuz uyumuyorsa da yemek yemiyorsa da, tutturup kendini yerden  yere atıyorsa da. Dikkati çabuk dağılıyorsa da. Çok mu acaip  yazıyorum… Hayır ergenlik dönemine kadar çocuğun yaptığı yapmadığı pek çok şeyde sorumluluk anne babaya ait öncelikle. Ergenlikle sosyal etki ortaya çıkıyor çünkü…

Ancak 10 yaşındaki çocuğuna söz geçiremeyip “ne yapayım arkadaşında var” diye istediğini yapan aileye göre de etkilenmeden söz edilebilir. Bu etkilenmeyi kontrol edebilecek kişinin kendisi olduğunu farkında olmayan anne babaya göre ama.

Özetle söylemek istediğim şu ki; anne babaların önce kendilerine sonra  çocuklarına bakmaları önerimdir. Fuardan çıkıp beni buraya taşıyan şey ise çocukları suçlamak… Suçlamak yerine sorumluluk alın diyorum ben.

 Bir söz geldi aklıma.” Baba oğluna der ki; ayağını nereye koyduğuna dikkat et” çocuk babasına şöyle cevap verdi; “sen dikkat et çünkü ben seni izliyorum.”

https://www.instagram.com/neslihanerdogdu/

https://www.instagram.com/farkyaratanannebaba/