Beyinle okumakda ne demek deyişinizi duyar gibiyim. Öyle ya bunca yıldır tüm eğitim sisteminin bize dayattığı  kelime kelime sesli okuma sistemini bir anda alaşağı edecek bir sistem hızla yayılıyor etrafımızda. Herkesin diline “hızlı okuma”, “dinamik okuma” ve “beyinle okuma” gibi  birkaç kelime plesenk olmuş gidiyor. İyi ama bunca senelik okuma sistemi neden şimdilerde gözden düştü ve bu yeni sistemlerin yıldızı neden parlıyor ? İsterseniz kısaca anlatalım.

Şimdiye kadar eğitim sisteminin bize dayattığı sesli kelime kelime okumak normal bir yaşantı için belkide yeterlidir. Ama işin içine eğitim sisteminde ilerlemek , sınavlara daha iyi ve kaliteli hazırlanmak, daha fazla kitap okumak yada kendini geliştirmek parolaları girince bu sistem size yetmez,  yavaş gelir, çünkü bu tip okuma beynin bir faaliyeti yerine konuşma sisteminin bir evresi gibi görülür ve kullanılır. Oysa “okumak” aslında beynin konuşma hızından yaklaşık 100 kat daha hızlı bir algılama sistemidir. Ama bunu kullanabilmek bir eğitim ister. Bunca sene konuşur gibi okumayı öğrenmiş olan beyin, gerçek manada “okur” gibi okumayı öğrenmek zorunda kalır.

Hızlı okuma ile başlayan ve okumayı 4-5 kat daha hızlı ve verimli hale getiren okuma sistemlerine yeni eklenen dinamik okumada bu hız 10 – 50 kat daha fazla arttırılabilir.  Dinamik okuma denen bu sistem  “tüm beyinle Hızlı Okuma Sistemi” olarak tanımlanan ve daha hızlı okumanızı sağlayan bir dizi teknik içerir. Bu teknikleri öğrendiğinizde hem okuma hızınız hemde okuma ve anlama kaliteniz kat be kat artar. Buda size hem rakiplerinizin bir adım önüne geçme hemde kariyerinizde daha hızlı yükselme imkanı sağlar.

Bu teknik şu an genelde öğrencilerimiz arasında hızla yayılıyor. Çünkü hem ders kitaplarını okumak hemde sınavlara hazırlanırken daha fazla materyalden faydalanmak anlamına geliyorki, bu da tüm sistemi sınavlar , seçme ve seçilme takvimine dayanan bir eğitim sistemi içinde sizi inanılmaz derecede yukarılara taşıyabilecek bir destek oluyor. Daha fazla kitap okumak, daha fazla problem ve soru çözmek, soruları hem hızlı hemde 1 kez okuyarak doğru anlamak sizi diğerlerinden bir adım öne geçirebilecek bir mucize.

“Yahu bana birkaç kat daha hızlı okumak ne kazandıracakki” diyen arkadaşlara benden bir örnek; Üniversite sınavında sırf zamanı yetmediği için soruların bir kısmını çözemeyen  ve bu yüzden yeterli puan alamadığı için istediği bölümü tutturamayan hem bir sene kaybedip hemde tekrar ev-dershane çıkmazı arasında mekik dokuyan gençlerimizi örnek göstermek isterim. Kaybolan bir sene ve kocaman umutlar. Sırf yeterli düzeyde okuyamadığı için... Ailesinin bir senelik ekstra masrafından bahsetmiyorum bile...  Aynı şey birkez okuyarak tam anlayamadığı soruları birkaç kez okumak zorunda kaldığı için diğer sorulara zaman yetiremeyen geçnçler içinde geçerli. Yada üniversitede okumak zorunda olduğu kitapları sırf yanlış okuma yöntemi nedeniyle körelttiği okuma isteği nedeniyle okuyamadığı için arkadaşlarının gerisinde kalan  öğrenciler içinde geçerli. Hedef sadece öğrencilermi ? mesela sektörüyle ilgili haberleri yeterince  okuyamadığı için sektörü geriden takip eden ve her sezonu zararla kapatan küçük esnafımızın hali... Okumak hayatımızın her anında faal bir eylem olduğu için son derece önemli.

Hızlı okuma tekniklerinin araştırılması ve kullanılmaya başlanması ikinci dünya savaşına kadar dayanan eski bir sistem. “İkinci Dünya Savaşı sıralarında, ordudaki pilotlara ve gözetleme kulesi görevlilerine, özellikle havadaki uçakları çabucak tanıyabilmeleri için süratli ve çevik görme alıştırmaları yaptırılarak başlanan bu sistem Ohio Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr.Renshaw “Tachistoscope” veya “Visualize” diye adlandırılan bir alet geliştirdmesiyle başka bir boyut kazanır. Saniyenin 1/25, 1/50, 1/100’üne ayarlanabilen her açılıp kapanmasında gitgide artan kelime veya kelime kümelerinin görme penceresinden göründüğü bu aletle Kara, Hava ve Deniz kuvvetlerindeki ilgili personeli çabuk, çevik ve daha geniş alanı görme eğitiminden geçirilirler. Önceleri gözün görme çabukluğunu, çevikliğini, atıl görme alanı (periferial alan) geliştirme çalışmaları olarak başlayan bu işlem, 1950’li yıllarda insan beyniyle ilgili bir takım bilinmezlerin çözümlenmesiyle eğitimciler tarafından, (Okuma-Göz, Okuma-Beyin ve okuma işleminde Göz-Beyin ilişkileri üzerinde çalışmaların da yoğunlaşmasıyla) Çok Hızlı Okuma tekniklerine uygulanıp sistemleştirilerek okullarda uygulanmaya başlanır. [1]

Bu sistemin eğitim sisteminde kullanılmaya başlamasıyla okuma eylemi sorgulanmaya başlıyor ve artık okumayı daha da hızlandıracak sistemlerin araştırılmasına destek oluyor. Bu araştırmalar sonunda da okumaların en afillis olan “dinamik okuma” sistemi ortaya çıkıyor. Bu sistem sayesinde okuma hızınızı konuşma hızının binlerce kat ötesindeki beyin faaliyetlerinize emanet ediyor ve ortaya çıkan mucizeye alışmaya çalışıyorsunuz. Tabi bu sistemi öğrenmek için bir kursa gidip kendinizi ve beyninizi bu öğrenim sistemine adapte etmeniz gerek. Beyninize bu işi öğrettikten sonra yaptıklarınıza kendiniz bile inanamayacaksınız.

Benden söylemesi, tercih sizin...



[1]Konu ile ilgili internet sitelerinden derlenmiştir.