AĞIZ İÇİ SAĞLIĞINI UNUTMAMAK LAZIM

Ağız hastalıklarının erken tanısı için 3-5 günden uzun süren mukoza değişimleri, ağız içindeki kronik yaralar, tükürük salgısında artma ya da azalma, diş etlerinde kanama gbi belirtiler incelenmelidir

Ağzımız vücudumuzun dış dünyayla bağlantısını sağlayan giriş kapısıdır. Bu sebeple de çok değişik dış etkenlerle karşılaşır. Örneğin sıcak yiyecek ve içecekler, sert gıda parçacıkları, birbirinden farklı mikro-organizmalar... Bütün bunlarla başa çıkabilmek için ağzımızın içi tümüyle bir mukoza tabakasıyla kaplıdır. Yine de farklı nedenlere bağlı olarak ağız mukozasında bazı değişiklikler meydana gelebilir, bunlar bazen ciddi sorunlara yol açabilir veya ciddi sorunların ön belirtileri de olabilirler.

Risk faktörleri
Tütün kullananlarda, örneğin sigara içenlerde binlerce kanserojen kimyasal molekül ağza girer. Alkol alanlarda, özellikle sert alkollü içkilerin tahriş edici etkileri de bunlara eklenebilir. Tütün ve alkol tüketimi miktarına göre ağız içi kanserleri riski, bunları kullanmayan birine göre belirli bir şekilde artar. Meyve ve sebze tüketiminin az olduğu yani koruyucu anti-oksidanların az alındığı durumlar ve ağız hijyenine dikkat edilmemesi de risk faktörlerindendir. Ağız mukozasındaki kronik yara yerleri, keskin diş veya protez kenarları, ağızdaki kronik mantar enfeksiyonları, papilloma virüsleri ağız sağlığını tehdit eden oluşumlardandır. Diyabetiklerde ağız mukozası değişimleri sağlıklı kişilere göre daha sıktır. Deri, metabolizma, kan hastalığı gibi bazı hastalıklarda ve kemoterapi gibi tedavilerin yan etkisi olarak da ağız mukozası iltihapları (stomatit) görülebilir.

Enfeksiyon ve tümörlerin yanı sıra, ağız mukozasında değişimlere yol açan çeşitli nedenler vardır:

* Aft denilen beyaz, çevresi kırmızı mukoza lezyonları tek tek veya gruplar halinde görülebilir.
* Alerjik reaksiyonlar (ilaçlara, belirli gıdalara, protezlere veya ağız bakım ürünlerine bağlı)
* Plaklar, diş taşı, diş eti hastalıkları
* Ağıza iyi oturmayan protezler
* Çok sıcak yiyecek ve içeceklere bağlı yanıklar
* Vitamin (A, B ve C) noksanlıkları, demir veya folik asit noksanlığı
* Zehirlenmeler
* Ağız mukozasında kuruma (özellikle yaşlılarda, bazı kronik hastalıklarda)
* Hormonal değişimler (hamilelik, menopoz).

Ağız hastalıklarının erken tanısı için, 3-5 günden uzun süren mukoza değişimleri veya genel olarak bu zaman zarfında düzelmeyen değişikliklerle özellikle aşağıdaki belirtiler bir diş hekimi veya doktor tarafından incelenmelidir:

* Ağız mukozasının başka yerlerinden daha sert olduğu hissedilen beyaz veya kırmızı bölgeler
* Ağız içindeki kronik yaralar
* Kanayan yaralar
* Özellikle ekşi, sıcak veya baharatlı gıdalarla artan yanma hissi
* Tükürük salgısında artma ya da azalma
* Diş etlerinde kanama
* Yutma güçlükleri
* Ağız tabanında veya dilde ağrı, hareket kısıtlılığı, dolgunluk hissi
* Solunum güçlükleri
* Kronik ağız kokusu.

Ağız içinde lökoplaki denilen çokluk protez, diş tahrişi, tütün, alkol gibi nedenlerle oluşabilen, açık renkli (beyaz-sarı-gri) silinmekle geçmeyen mukoza değişimleri olabilir. Bunların bir ihtimalle ağızda tümöral oluşumların ön aşaması olabileceği bilinmeli ve fark edildiklerinde derhal diş hekimine veya doktora danışılmalıdır.
Ağız boşluğunun herkeste, ama özellikle sigara içenlerde altı ayda bir, diş hekimi veya doktor tarafından sistematik olarak kontrol edilmesi önerilir. Diş hekimi tarafından düzenli bir şekilde yapılacak diş temizliği de çok önemlidir. Bunlara ilaveten en geç ayda bir, iyi ışık koşulları altında herkesin düzenli olarak kendi ağız boşluğunu kontrol etmesi ve bir değişim fark ettiğinde diş hekimine veya doktoruna başvurması çok yararlı bir koruyucu önlemdir.