Adet düzensizliği, hele bir de buna tüylenme, sivilceler, saçlarda seyrelme ve kilo vermekte güçlük eşlik ediyorsa ilk akla gelen hastalık, polikistik over sedromu. Peki bu hastalık kimleri, nasıl etkiliyor?

Son zamanlarda giderek daha fazla sayıda genç hanıma polikistik over hastalığı tanısı konduğunu duyar olduk. Geçenlerde Nişantaşı’nın yeni gözdesi, City’s Mahalle’de arkadaşlarla öğle yemeğinde buluşmuştuk. Sohbet esnasında bu konu açılınca endokrinoloji uzmanı meslektaşım Doç. Dr. Gökhan Özışık bunun üreme çağındaki hanımların neredeyse en sık endokrin problemi olduğundan bahsetti. Ben de kendisinden bu çok önemli hormonal hastalığı daha detaylı anlatmasını istedim. İşte, Gökhan Hoca’nın anlattıkları...
“Adet düzensizliği, hele bir de buna tüylenme, sivilceler, saçlarda seyrelme ve kilo vermekte güçlük eşlik ediyorsa ilk akla gelen polikistik over sedromudur.
35-40 yaşın altındaki kadınların korkulu rüyası olan bu hastalık, önceden adetler tamamen düzenliyken bir takvim yılında 9’dan az adet görmek anlamına gelen oligomenore’den tamamen farklıdır. (örneğin ağır egzersiz yapan, maraton vs. koşan atletlerde oligomenore yaygındır) Çoğu sağlıklı kadındanda iki adet arasında geçen gün sayısı hafif farklılık gösterebilir ancak 21 günden az veya 36 günden fazlaysa düzensiz adet görme olarak kabul edilir. Ergenliğe girişle birlikte ilk üç yıl adet düzensizliği normal kabul edilebilir ancak bilhassa tüylenme ve aşırı kilo alma da varsa bu süreyi beklemeden muhakkak bir hekime danışılmalıdır.

Yumurtalıklarda hiç kist olmayabilir
Polikistik over (yumurtalık) sendromu üreme çağında, yani 15-45 yaş arasındaki kadınların yüzde 5-10’unda görülen ve genetik kökenli olduğu düşünülen bir hastalıktır. Her ne kadar tanımında yumurtalıklarda birçok kist vurgusu olsa da hastaların yüzde 30’unda ultrasonda hiç kist görülmeyebilir. Bu polikistlerin kaynağıysa beyinden yumurtalıkların çalışmasını kontrol eden merkezle yumurtalık hücreleri arasında hormonlar aracılığıyla kurulan iletişimin bozulması ve adeta bu sinyal karmaşasının folikül adı verilen ve yumurta adayını içeren özel yapıların her ay beklenenden daha fazla sayıda ortaya çıkmasıdır. Yumurtalıklar üzerindeki hormonal kontrolün kaybolmasıysa aşırı erkeklik hormonu ve insülin üretimine yol açar. Bunlar da ciltte yağlanma, sivilce, tüylenme, insülin direnci, kilo alma (bazen de şeker düşmesi atakları) ve kolesterol yüksekliğine neden olur.

Her hastada farklı seyredebilir
Bu belirtilerin sayı ve şiddeti, her hastada oldukça farklı olabileceğinden kimi hasta sadece bir türlü geçmeyen ve ergenlik dönemi sonrasına sarkan sivilceler veya cildin katlantı yaptığı bölgelerde koyulaşma (hafif kadifemsi bir görünüm) nedeniyle dermatoloğa, kimi hasta bir türlü veremediği ve verse dahi çabucak geri aldığı kilolar ya da tüylenme artışı nedeniyle endokrinoloğa, kimi hasta da hiç adet göremediği ya da adetleri düzensiz olduğu için jinekoloğa başvurur.
Adet düzensizliği yumurtlamanın hiç olmaması veya zamanlamasının bozulmasından kaynaklanır, dolayısıyla gebe kalmayı güçleştirir. Polikistik yumurtalık hastalığı hiçbir zaman kalıcı bir kısırlık nedeni değildir ancak gebe kalmakta zorlanmanın en sık nedenidir. Gebe kalmakta hiç sıkıntı çekmeyen hastalar olabileceği gibi hamileliğin bu hastalığın düzelmesine katkısı olacağı düşünüldüğünden, gebelik planını ötelememek akıllıca olabilir.

Besin destekleri
Tedavinin başarısındaki en önemli iki faktör hasta ve yakınlarını tedaviyi düzenli, uygulamaya ikna etmek ve doğru ilaçları seçmektir. Gerekli tıbbi tedavinin yanında Omega-3 yağ asitleri bakımından zengin beslenmek (balık, tereyağı, yumurta, ceviz gibi) veya hekim tavsiyesiyle bunları içeren besin destekleri almak da düzensiz hormon üretiminin normale dönmesine yardımcı olabilir.”

Yen yılın hepimize sağlık, mutluluk ve başarılar getirmesini dilerim.