Dışı çok süslü duran ama, içi bomboş kafaların cehaleti ile kuşatılmış durumdayız.

Bir restorana gittiğinizde çalışan veya yan masadaki insanlara gösterdiğiniz davranışlarınız; yemek yerken ve sonrasında, masanızı, tabağınızı nasıl bıraktığınız bile sizin karakterinizi, hangi insanlık düzeyinde biri olduğunuzu ele veriyor.

Son yıllarda toplumsal olarak büyük bir düzeysizlik ve cehaletin pençesinde kıvranıyoruz. İş, arkadaş ilişkileri, sosyal ve hatta akraba ortamlarında bile sıkça rastlanabilen türde sonradan görme, çıkara dayalı çirkin, çarpık ilişki ve davranışlar; aslında hiç insan olamamış ama, "mış" gibi davrananlar, gittikçe yayılan bir mikrobun kanıtı gibiler.

Özgüveni yerlerde sürünen, sosyal yaşamın içinde kendini ifade edemeyenler, patlamaya hazır hırslarıyla büyük birer bomba gibi aramızda dolaşıyorlar. Böylesi tiplerin, ancak dar çevrelerince kabul gören davranışlar sergilediklerini az çok tahmin edebiliriz elbette.

Bu tip insanların her şeye ben sahip olmalıyım duygusuyla sergilediği açgözlülük; sahip olmadığı veya asla sahip olamayacağı vizyona erişememesi, kendinde olmayanda bile kendinde hak görmek dürtüsü, normal davranış biçimi olarak boy gösteriyor.

Son yıllarda karşılaştığımız aşırı uç saçmalıkların, açıklamaların ve mantıksızca davranışların katlanarak çoğalmasının, bu gibi sebeplere dayalı biçimde artış gösterdiği de aşikar...

Böylesi sosyopat davranış biçimlerinde aileden gelen eğitim, öğretim ve değer yargılarının eksik ya da gelişmemiş olması temel nedenler. Sonuç olarak bu noktada yine cehalet, kısır döngü olarak karşımıza çıkıyor. Dini kavramlarla da pekiştirilen cehalet ise en tehlikeli boyuta ulaşmış insan modelini yaratıyor. Eğitim eksikliği ve fakirlik nedeniyle defolu modelleri sürekli üreten bir toplum haline hızla dönüşüyoruz. Büyük çoğunluğu bu şekle sokulan insanlar, asla düzelmeyecek biçimde aramızda hızla çoğalmayı sürdürüyor. Sosyal devlet olgusu olmayan bir düzende bilinçli fakirleştirilen büyük çaresiz çoğunluk, "seçeneği yoktu" cinsinden bahanelerle tarikatların yuvalarına itilerek, eritiliyor.

Tüm yukarıda sayılan tabloya bugüne dek asla sorgulamayı öğrenmemiş ve bunu hiç denememiş 0 km boş bir beyin eklendiğinde, tam anlamıyla ziyan edilmiş bir insan modeli yaratılmış oluyor.

Özellikle toplumun büyük bir kesimine bilinçli propaganda ve söylemlerle yayılan cehalet; bilgisizlik, düzeysizlik, sınıfsal ayırım gözetmeksizin her alanda karşımıza çıkıyor ve insanlığın gerektirdiği değerleri yutup, maalesef gün geçtikçe yok ediyor...

 

 

www.iceriksihirbazi.com