Filanca hukuk üniversitesinin öğrencisiydin.

Sana önce iddia-savunma-karar mekanizmasını öğreteceklerdi.

Sen savunma kürsüsünde olacaktın.

Ama kader sana başka bir kimlik giydirdi.

Suçlanansın.

O okuldan hakkıyla mezun olabilseydin.

Hafifletici sebeplere sarılacaktın.

Ama o okulu zaten hakketmediğini sana anlattı kader.

Genç yaşında BMW sahibi olup hukuk okumak arasında tuhaf bir bağlantı var aslında.

Çok zengin bir avukat olup mazlumların canını yakacak bir avukat da olabilir insan.

Ya da adaleti ruhuna işlemiş, dünyevi zenginliği elinin tersiyle itmiş bir avukat da..

Sen zaten birincisi oldun öldürdüğün çocuğun olay yerinden tabanları yağlayıp kaçarken..

İyi  ki avukat olmamışsın.

Kimbilir ne canlar yakmaya devam edecektin..

Şu anda eğitimini aldığın kategorik yapıda sen bir sanıksın..

İyi biliyorsun ki, katilsin...

Hafifletici sebeplere kurardı onurlu bir savunma..

Eğer alkollü durumda ezerek yaraladığın çocuğu kollarına alıp hastaneye yetiştirmeye çalışsaydın iyi bir avukat olurdun.

Şu anda yalnızca bir katilsin..

Nereye kaçarsan kaç, nerede yaşamaya çalışırsan çalış...

O öldürdüğün çiçekçi Mehmet'in gözleri her gece kabusun olacak.

Hiçbir karar da bunu yok edemez göreceksin...