Merhaba,

“Çalışan Bir Annenin Günlüğü” ile bundan böyle deneyimlerimi ve fikirlerimi Milliyet Gazetesi çatısı altında sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Tavsiyelerin hiçbirisi sıradan bir reçete değildir, hepsi denenmiş gerçek ürünlerdir.

Günlerdir kendime gelememiştim, ya ben bir bilgisayar oyununun içerisindeki bir figürandım yahut amana düşmüşlerin acziyetini yaşar gibiydim. Bağr-ı veran ve de feveran hallerinden çıkmaya çalışıyorum resmen. Birazdan bahsedeceğim konu eminim sizi de böylesi bir acziyete düşürecek. İzlediği çizgi filmden etkilenerek balkona çıkıp, hayal kahramanları gibi uçacağını düşünerek kendini boşluğa bırakan 6 yaşındaki yavrucağın annesinin yerine koydukça kendimi, nasıl iyi olayım? Düşünün ki, onca emek vererek dünyaya getirdiğiniz evladınız çizgi film izliyor, sonrasında onlar gibi olacağını düşünüyor. Böylesi haberleri okuyoruz sıkça, düşündükçe delirecek gibi oluyorum.  Ben bir anneyim ve izlediği filmlerden, çizgi filmlerden etkilenen bir çocuğun annesiyim, O sebeple içinde bulunduğum ziyan düşünceler bana hak!

Oğlum Toprak 5 yaşını henüz geçti, çalışan bir anne olarak ve eminim hepinizin yaptığı gibi, işten koştur koştur eve geldiğimde, azıcık huzur versin de şu akşam yemeğini hazırlayım diye, çizgi film açıp dakikalarca izlemesine izin veriyorum. Gözümden kaçan, kontrolüm dışı olaylara gebe olmayı göze alarak… Ancak işlerin bu raddeye gelmesine izin veremem. Zira çizgi filmlerden etkilendiğini sezinlediğim oğlum, izlediği çizgi filmlerin içerisindeki geçen olayları soruyor, onlar gibi konuşuyor, aynı diyalogları benimle yapmak istiyor. Hele ki içerisinde top, tüfek, kılıç, silah olan bir çizgi film izlemişse bir biçimde, hemen elindeki su şişesini silah yapıp bana doğrultuyor! Ha iyi örnekler de yok değil, mesela Kayu adında, her şeyi bilen, efendi, son derece sabırlı, kurallara uyan, nazik bir çizgi film kahramanı da var. Oğlum bayılıyor. Ancak bir sorun var bence! Kayu herkese iyi davranıyor ve herkes de ona… Anne ile babası asla tartışmıyor, arkadaşları ona hakaret etmiyor, kimse yemeğini önünden almıyor… İşte bence gerçeklikten uzaklaştığı bu noktalar zehirli bir sarmaşığın bedenimize dolaşması gibi… Kurtul kurtulabilirsen.

ÇOCUK SORGULAR!

Oysa çocuk sorgulayan bir varlıktır. İzlediğini kendi hayatıyla özdeşleştirir. Henüz ayrımına varamaz çünkü. Aynı şeyleri bulamayınca sorgular. Ya da bir sorunla karşılaştığında, nasıl başa çıkacağını bilemeyebilir. Çünkü işler her zaman Kayu’nun mükemmel ailesinde olduğu gibi iyi gitmeyebilir. Hadi itiraf edin, Kayu kadar nizam ve düzen içerisinde anlayışlı bir evlat beklentisiyle kaçımız izlettik… Hiç yoktan iyidir diyorum ama her şeyin fazlası zarardır. Peki ne yapmak gerekir? Oturup çocuklarımızla birlikte çizgi film izlemeliyiz. Tıpkı bir film eleştirmeni edasıyla… Eleştirel bakmalı, olabildiğince korumalıyız. Böyle şeylerin çizgi filmlerde olduğunu anlatmalıyız. Yöntemini sormayın bana. Herkesin bir yoğurdu yiğiş tarzı vardır, öyle değil mi? kimi konuşarak, kimi oynayarak… Ama anlatmalıyız bir biçimde.


ÇİZGİ FİLMLERDEKİ MESAJLAR

Sevgili anneler, Kanada’da yapılan bir araştırma beni adeta dehşete düşürdü, çünkü bizim bile çocukluğumuzda izlediğimiz ve halihazırda çocuklarımızın izlediği 50 ye yakın çizgi film incelenmiş. İncelemeyi yapan psikolog, sosyolog ve antropologlardan oluşan uzman araştırma grubu, çizgi filmlerin çoğunun çocuk istismarı içerdiğini tespit etmiş. Cinsel istismar, şiddete yönlendirme, aile bağlarını zedeleyici pek çok mesaja rastlamışlar. Tabii bunların bir kısmı subliminal olarak servis ediliyor. Ancak direkt olarak görünenleri okudukça, gerçekten tedirgin oldum. Pinokyo, Pamuk Prenses, Alice Harikalar Diyarı, Goofy, Robn Hood, Sindrella, Deniz Kızı başta olmak üzere birçok çizgi filmlerdeki pek çok sahnede, çocuk karakterlerin isteklerinin dışında yetişkin karakterlerle fiziksel temas halinde oldukları saptanmış. Yabancı karakterler çocuk karakterlere gizli niyetlerle yaklaşıyor, çocuk karakterlerden itaat etmeleri karşılığında ödüllendirildiği belirtiliyor. Ne kadar acı. Bizim yıllardır çocuklarımızın üzerinde tesis etmeye çalıştığımız şeyler, bir anda yıkıma uğruyor.

Sevgili anneler,

Hepimizin çocukları çok değerli, gözümüzün nuru onlar. Elbette dış faktörler sizden hep bir önde olacak. Ancak mümkün olduğunca engellemek için çaba göstermenin kendisi de, insani ve bir o kadar olası… Tv den alınan mesajlar elbette sosyalleşmelerine de katkı sunabilir. Paylaşmak, adil olmak gibi şeyleri öğrenebilirler. Ancak problemleri şiddetle çözen karakterlerin olduğu programlardan da yanlış mesajlar alabilirler. Tanımadıkları büyüklerin kendilerine fiziksel yaklaşımlarını normal karşılayabilir, fiziksel temaslarını hoş görebilirler. Oysa anlatmak, anlatmak, anlatmak bizim temel görevimiz.
Tom Jerry’deki sahneleri hatırlayın. Tom silahı doğrultur tam ateşleyeceği zaman Jerry ucunu parmağıyla kapatır ve silah Tom’un suratında patlar.

Oysa, parmağını silahın ucuna koyunca kurşunun silahın içinde patlamayacağını, uçurumdan düşülünce tekrar canlanılmayacağını, 1 düğme ile gökyüzüne çıkamayacaklarını anlatmamız gerekiyor. Bıkmadan, usanmadan… Onları başka türlü kötülüklerden korumamızın çaresi yok! Hadi bakalım hanımlar iş başa düştü yine….

AYŞEN ÇATAK YALMAN

Twitter; @aysencatak
İnstagram; @aysencatak